6 Aralık 2010 Pazartesi

hani kar ?

hafta sonu kar söylentisine inat     sanki durgunmu durgundu hava        lakin az önce sert bir rüzgar esmeye başladı bizim ellerde           rüzgar sesi   hep savunma sığınma içgüdüsü uyandırmıştır   içimde      sıcak bir yerlere sığınma ;      kaloriferin   ya da sobanın yanı      ya da      her daim bekleyen sevdiceğin sıcak sinesi      ahh ne şımarıklık




şimdilerde şükürler olsunki    ısınmak problem değil       on yıl öncesine nazaran        o zaman daha zordu herşey           iki soba yakıp      küçük çocuk büyüttüğüm zamanlar     ne zordu  ;     hiç boş vaktin olmaz soba pisliğiyle uğraş           istisnasız hergün,      sil- süpür     toz al       bebeğe sebze çorbası, mama,      kızıma derslerinde yardım             hala da   gezmeye çalışırdım   pazar günleri  (yirmili yaşlardaki bayanların yaptığı gibi ) eşimi    mağaza gezmelerine sürüklerdim              hani görür de güleriz ya ;      a.v.m.lerde kadınlar mağazalarda         erkekler bebek arabalarıyla mağaza önlerinde           işte öyleydik

 gençlik işte  ;   sonu tükenmeyen enerji           tabii sonraları    vücut intikamını alıyor yavaş yavaş        50 yaş üstü insanların,     doktor kapılarında bekleşmesinin sebebi       bu olsa gerek

şimdiler de hayat zorlaşsa da,     zevkler ve ihtiyaçlar değişti         canı sıkılan neval;       pasta börek yapıp ağırlayacak misafir  arar iken,     artık randevu veriyor            biri elinde,     biri kucağında       otobüslerle bakırköy yollarına düşmek     mazide kalırken          arabayla gitmek bile zul sayılıyor şimdilerde





alışverişse ;    internete kaydı biraz biraz         nadiren çıkılan zamanlarda,      bir alacağına iki  alırsan,      her zaman giyecek birşeylerin olur             zaten  mağaza gezecek vakit        ve heves uçtu gitti    bir yerlere     yok ,   en iyisi evdeki olanı giymek               hergün avarelikten yapılan temizlik ;    gerektiğinde yapılır oldu   gezmeler,      sadece yazları ve resmi  tatillerde

                           yani evde durmak   in  !     gezmek out   !

5 Aralık 2010 Pazar

S.T.A.B

açılımı ;  Sınır Tanımayan Anneler Birliği

bu anneler   anneliği en uç noktalarda yaşarlar       çok severler,  çok kızarlar       kendilerini adamışlardır çünkü
onlar için çırpınırlar        her düşünceleri koca bebekleriyle doludur ; onlar yedikçe her lokmayı yutkunurlar onun yerine,

başkalarında görüp de kızdıkları,   koşturmacaları seve seve yaparlar           yanılıp da koca bebelerine birisi yaparsa yamuk ,     intikam naraları atıp,     tepelerine biniverirler  düşmanın
az ye de uşak tut deyip,   kızacakları yerde;    gönüllü uşaklık yaparlar     farkında bile olmadan
yere atılmış pijamayı bile,   öperler katlarken





sevgileri kadar hayalkırıklıkları da korkunçtur           yangın gibi yayılır ,minik bir olayı ,  dağ gibi büyütüp zihninizde    beni hiç sevmiyora bağlarsınız            halbuki tedavisi ;    minicik bir öpücüktür
surat asmalar, ateşe benzin atmaya benzerken ,    minik burunlarını boynunuza gömüp, sevilesi sesleriyle anne demeleriyse        cennetten bir nida gibi gelir,     küs kulaklara

 STAB   üyelik başvuruları  kabul edilmeye başlanmıştır, acele ediniz       sınır tanımayan eşlere de  S.T.E.B diyoruz kısaca      sevgili ikidirhembiçekirdek

günün merak edileni ;    kavak yellerinin    bebek yüzlü hatunu   ,  bizim bildiğimiz     hatalar kusurlar gizlenir   ters alaka      tombiş bacaklarını  bol bol sergiledikçe         hani şöyle milyon defa      düzeleceğini felanmı sanıyor acaba ?

4 Aralık 2010 Cumartesi

kırk yaşındayken

hem çok yaşlı     hem de inadına genç      hisseder insan

40 , 41 den iyidir diye teselli olursun        sanki o bir sene hiç gelmeyecek gibi


büyüteç aynalardan edinirsin, kaçınılmaz olarak              kırışık kovalamaca için tabii





parlak renklere özencin  % 1500   artar

insanları çözmeye başlarsın         başlarsın da,  anlayamazsın hala

topuklu giyersin her daim;  düşücem diye ödün kopsa da

kendini kapıp  koyverirsen ,   60 yaşına girmiş gibi hissedersin      aman ha  !

evliya çelebi olmak istersin aniden   artan sorumluluklardan kaçmak için   belki de

hormon sıkıntıları, yeniden    yeniden            dedim ya ikinci ergenlik gibi

kremlere servet harcamaya başlarsın          renk renk tüp tüp dizersin

yaş konusunda kimse demesin hiçbir şey !      diyeni yakar kül edersin

saçmalıklara tahammül edemezsin        asla ve asla





ne kadar uğraşsan da diyelim düştün nazikçe    15 gün tüm kemiklerin ağrır

bazen zihnin durur,  çalışmayı reddeder  ve sen orada kalakalırsın   ne dediğini,  diyeceğini  unutaraktan

ergen psikolojisine geri dönüş ; ayna güzeli olursun      sağdan soldan her cepheden poz verirsin

işte kırk yaşın farkı budur ,     yirmilerden   otuzlardan    

bir de derlerki ;   40 yaş ayrı güzeldir    bu saydıklarım arasında    güzel olan bir şey var da,  ben mi kaçırıyorum acep ?

3 Aralık 2010 Cuma

pc başındasınız   akşam yemeğine daha  iki saat var    ve      açsınız   en iyi ne gider ?








      bildiniz ;  ten puan   akşam akşam canınızı istettim demi ?       çok    fenayım      çok



2 Aralık 2010 Perşembe

kutu kutu pensee

göğe doğru dikilen     yeni moda residanslar takıldı gözüme ;   işten gelirken





 acaba  ?    diye düşündüm yanyana dizilmiş     kutu kutu 1+1 ler     ya da     stüdyolar     veya biraz genişçe,    iki oda salonlar,  bekarlar cumhuriyetine bir hazırlık mı ?         malum artık ;    kimse kimsenin kahrını çekmiyor   eşler de dahil    
azıcık kızan ,   soluğu mahkemede alıyor        sabır ve sebatla tanışmamış yeni nesiller       çok kızan da kocam beni dövdü diye,     kanal kanal geziyor nerdeyse





site ve apartman yaşamının,    komşuluğu öldürdüğü malum         asansör sayesinde,     kimse kimsenin yüzünü görmeden evine giriyor              cereyan kesildiğinde,     birbirimizin yüzünü görüp şaşıyoruz,  bunlar bizim bloktamı oturuyor diye ?       yeni taşındığım     blokta,        karşı komşumun yüzünü altı ay görmemiştim  , ikimizde evhanımı olduğumuz halde.           artık kırk elli dairelik bloglarda,   herkes iki komşuya fit,      fazlasına gerek yok deniliyor          doğrusu ;   insanlar birbirinden korkuyor haklı olarak    yeni tanıştığınız, güleryüzlü komşunuzun ,    psikopat  ya da terörist olma riski daima vardır       karşı komşum bayanı,     kocasına naz eden    biraz ince fikirli zannederdim          doktor randevusunda, eşinin tavrını görene kadar    ve     on yıldır komşuyuz       bu kadar tanımışız işte.




evlere dönersek, pırıl pırıl tanıtılıyor   tv ve gazetelerde ;  felan filan residense diye       ama şöyle baktığımızda mimari yapısı itibariyle, yaşamak için değil,    işten gelip    bir iki saat tv ye takılıp    uyumak için yapıldıklarını görüyoruz        aidatları da nerdeyse aşağı semtlerdeki    ev kiraları kadar var        sosyallik istersen ne işin var sitede ?       bin taksine,   git  istiklale ( bomba olmadığı zaman  tabii )     börtü böcek istersen de,  sitedeki yapay çimleri beğenmezsen     at kendini yıldıza       uzak dersen de  ee napiyim canım ;   metro- tramway ikilisi   emrine amade





günün akıla takılan sorusu ;  benzin istasyonlarında neler oluyor ?      kazılıyor ,  çürütülüyor,   tabelalar değişiyor    felan ?       acaba eskiler gibi,   altınları toprağa gömdüler    de    vergileri  ve cezaları  ödeme için onlara mı başvuruyorlar dedim hani ?        olur ya türkiye burası

1 Aralık 2010 Çarşamba

kediden korkan, köpekten tırsan neval

hatta kaldırım değiştiren demeliyim       hemen de hissederim       goncam der hep;  radarın var sanki




bir sokakta yürürken,  hemen görürüm   her neredeyseler          sonra başlasın kaçış .          kaldırım değiştirmeler gerisingeri dönüp,   aksi yöne doğru başlarım   tin tin          topuklu giymişsem de  tık tık         yanımdakini felan unutup,   direk kaçmaya odaklanıyorum       farkında bile değilim ; goncamı bırakıp kaçıyormuşum bozuluyor bayağı

7-8 yaşlarında,   bakkaldan dönerken köpek kovalamıştı            o zamandan beridir  tırsarım       hele de kaçmayıp   paçaya sırnaşanlar   en beteri            havalara kalkarım değecek diye            12-13 yaşında babam zorla,   kedinin tüylerini okşatmıştı                öyle tiksinmiştimki ;    o zamandan beri hiçbir hayvana dokunamıyorum          civcive bile          travma yaşamışım demekki




dışarı yemeğe gittiğimizde,    bahçede yenecekse        hemen bakınırım masa altlarında dolaşıyorlarmı diye ? üff      anacım her yerdeler      yazın hele            geçen kızlarla gittik oturduk bir yere,   kedi gözlemekten bir hal oldum          elimde değil      buluyorlar           eyüp meydanında,     bin kişinin içinde bile bizim sofraya dadanmışlardı yahu

aslında kedi köpek severim        özellikle de yavru olanları         resimlerde tabii




   işte günün sorusu geliyor ; aldığınız  gözlük sizi panda gibi gösteriyorsa  iade etmeye de üşeniyorsanız ne yaparsınız ?

a) daracık streç pantolonun üzerine tunik giyip,   gözlüğü takar kombin pozu verilir

b) g gde  satıp,  pandaları yaşatalım derneğine katkıda bulunulur

c) denemeden almaya tövbe edip  pandalığa razı olunur

d) çöpe atarsınız

tanıyamadım kimlerdensin ?

cahide&jibek 'i hepiniz bilirsiniz   işte blogun cahide sultanı     ara ara değinmeden duramadığım hassasiyetimizi      ne güzel  anlatmış        izniyle  bir kısmını    yayınlıyorum ;


.Bu kez  güya bizden olanları anlattım… **************************
Hani bazen söyleyecek çok sözünüz olmasına rağmen sözler boğazınıza acı ilaç gibi oturur ya,işte tam öyle bir durumun ortasındayım.Nereden başlasam,nasıl anlatsam karar veremediğim ama ille de yazıp rahatlamam gereken bir durum…
Müslüman bir kadın olmanın verdiği ağırlıktan habersiz,inadına hafifliğin sınırlarını zorlayan,düşebileceği en basit ve seviyesiz hallere düşmekten gocunmayan,esasen düştüğü bu halin farkında olmayan güya tesettürlü çoğu hanıma içim yanar yıllardır…
Önceleri eşarpları niye bu kadar küçük? Pardesüsü niye bu kadar kısa diye şimdilerde pek takıntı yapmadığımız giyimleri eleştirir, bunları tesettürün özüne ters bulurduk.
Yıllar geçtikçe tesettür konusunda nasıl değişimler yaşandığını,tesettür kıyafetlerinin,başörtülerinin modacılara nasıl ağızları sulandıran bir rant kazandırdığını hayretle izler olduk.
Pierre cardin bir yandan bikini mayo üretiyor,bir yandan çarpıcı (!) modellerle kızlarımızın marka egolarını tatmin ediyor.Tekbir,sakallı sahibiyle güven kazanıp,görkemli tesettür(!) defileleriyle hanımlarımıza o yılın tesettür modasını anlatıyor.
Zincirleme tesettür kazası devam ediyor…
 Başı örtülü kızların hollywood artistlerine taş çıkartan edalarıyla yürümeleri,o tafralar,o kırıtmalar,ben burdayım diye bas bas bağıran giyimleri islami bilinç sahibi insanlara tam bir sinir harbi yaşatıyor.
Yay gibi, neredeyse kazırmışcasına aldığı ve kaldırdığı  kaşları,bir deve hörgücü gibi güya örtüsünün altında topladığı saçları,üzerine yapışan,vücudunun santim santim her hattını, hatta iç çamaşırlarını belli eden  kıyafetleriyle  Yaradanına , Peygamberine kafa tutar gibiler adeta.
“Ateşlik iki sınıf insan ki ben onları henüz görmedim…… biride bir takım kadınlar topluluğudurki bunlar giyinik, çıplaktırlar. Görenleri yoldan saptıran ve kendileri de haktan sapanlardır. Başları bir tarafa sarkan deve hörgücü gibi olacaktır. Bunlar cennete giremiyecekler, kokusu şu kadar! Şukadar! Yürüme mesafesinden alındığı halde bunlar cennetin kokusunu da bulup alamıyacaklardır.” (Müslim – sahih bab:libas ve’l- zineh hadis nr.3971)


devamı da burada

uzun bir yazı      ama okunması ve muhasebesi yapılması gereken ... başkasının söylemesine uyarmasına gerek olmadan      açsak  yüce mealimizi ;    araştırsak ölçüyü         sonra  kayan hizamızı dengelesek  nefsimize omuz silkerek

uzun sözün kısası  ;  herkes  kendi kendisinin müfettişi olmalı