hafta sonu kar söylentisine inat sanki durgunmu durgundu hava lakin az önce sert bir rüzgar esmeye başladı bizim ellerde rüzgar sesi hep savunma sığınma içgüdüsü uyandırmıştır içimde sıcak bir yerlere sığınma ; kaloriferin ya da sobanın yanı ya da her daim bekleyen sevdiceğin sıcak sinesi ahh ne şımarıklık
şimdilerde şükürler olsunki ısınmak problem değil on yıl öncesine nazaran o zaman daha zordu herşey iki soba yakıp küçük çocuk büyüttüğüm zamanlar ne zordu ; hiç boş vaktin olmaz soba pisliğiyle uğraş istisnasız hergün, sil- süpür toz al bebeğe sebze çorbası, mama, kızıma derslerinde yardım hala da gezmeye çalışırdım pazar günleri (yirmili yaşlardaki bayanların yaptığı gibi ) eşimi mağaza gezmelerine sürüklerdim hani görür de güleriz ya ; a.v.m.lerde kadınlar mağazalarda erkekler bebek arabalarıyla mağaza önlerinde işte öyleydik
gençlik işte ; sonu tükenmeyen enerji tabii sonraları vücut intikamını alıyor yavaş yavaş 50 yaş üstü insanların, doktor kapılarında bekleşmesinin sebebi bu olsa gerek
şimdiler de hayat zorlaşsa da, zevkler ve ihtiyaçlar değişti canı sıkılan neval; pasta börek yapıp ağırlayacak misafir arar iken, artık randevu veriyor biri elinde, biri kucağında otobüslerle bakırköy yollarına düşmek mazide kalırken arabayla gitmek bile zul sayılıyor şimdilerde
alışverişse ; internete kaydı biraz biraz nadiren çıkılan zamanlarda, bir alacağına iki alırsan, her zaman giyecek birşeylerin olur zaten mağaza gezecek vakit ve heves uçtu gitti bir yerlere yok , en iyisi evdeki olanı giymek hergün avarelikten yapılan temizlik ; gerektiğinde yapılır oldu gezmeler, sadece yazları ve resmi tatillerde
yani evde durmak in ! gezmek out !
6 Aralık 2010 Pazartesi
5 Aralık 2010 Pazar
S.T.A.B
açılımı ; Sınır Tanımayan Anneler Birliği
bu anneler anneliği en uç noktalarda yaşarlar çok severler, çok kızarlar kendilerini adamışlardır çünkü
onlar için çırpınırlar her düşünceleri koca bebekleriyle doludur ; onlar yedikçe her lokmayı yutkunurlar onun yerine,
başkalarında görüp de kızdıkları, koşturmacaları seve seve yaparlar yanılıp da koca bebelerine birisi yaparsa yamuk , intikam naraları atıp, tepelerine biniverirler düşmanın
az ye de uşak tut deyip, kızacakları yerde; gönüllü uşaklık yaparlar farkında bile olmadan
yere atılmış pijamayı bile, öperler katlarken
sevgileri kadar hayalkırıklıkları da korkunçtur yangın gibi yayılır ,minik bir olayı , dağ gibi büyütüp zihninizde beni hiç sevmiyora bağlarsınız halbuki tedavisi ; minicik bir öpücüktür
surat asmalar, ateşe benzin atmaya benzerken , minik burunlarını boynunuza gömüp, sevilesi sesleriyle anne demeleriyse cennetten bir nida gibi gelir, küs kulaklara
STAB üyelik başvuruları kabul edilmeye başlanmıştır, acele ediniz sınır tanımayan eşlere de S.T.E.B diyoruz kısaca sevgili ikidirhembiçekirdek
günün merak edileni ; kavak yellerinin bebek yüzlü hatunu , bizim bildiğimiz hatalar kusurlar gizlenir ters alaka tombiş bacaklarını bol bol sergiledikçe hani şöyle milyon defa düzeleceğini felanmı sanıyor acaba ?
bu anneler anneliği en uç noktalarda yaşarlar çok severler, çok kızarlar kendilerini adamışlardır çünkü
onlar için çırpınırlar her düşünceleri koca bebekleriyle doludur ; onlar yedikçe her lokmayı yutkunurlar onun yerine,
başkalarında görüp de kızdıkları, koşturmacaları seve seve yaparlar yanılıp da koca bebelerine birisi yaparsa yamuk , intikam naraları atıp, tepelerine biniverirler düşmanın
az ye de uşak tut deyip, kızacakları yerde; gönüllü uşaklık yaparlar farkında bile olmadan
yere atılmış pijamayı bile, öperler katlarken
sevgileri kadar hayalkırıklıkları da korkunçtur yangın gibi yayılır ,minik bir olayı , dağ gibi büyütüp zihninizde beni hiç sevmiyora bağlarsınız halbuki tedavisi ; minicik bir öpücüktür
surat asmalar, ateşe benzin atmaya benzerken , minik burunlarını boynunuza gömüp, sevilesi sesleriyle anne demeleriyse cennetten bir nida gibi gelir, küs kulaklara
STAB üyelik başvuruları kabul edilmeye başlanmıştır, acele ediniz sınır tanımayan eşlere de S.T.E.B diyoruz kısaca sevgili ikidirhembiçekirdek
günün merak edileni ; kavak yellerinin bebek yüzlü hatunu , bizim bildiğimiz hatalar kusurlar gizlenir ters alaka tombiş bacaklarını bol bol sergiledikçe hani şöyle milyon defa düzeleceğini felanmı sanıyor acaba ?
4 Aralık 2010 Cumartesi
kırk yaşındayken
hem çok yaşlı hem de inadına genç hisseder insan
40 , 41 den iyidir diye teselli olursun sanki o bir sene hiç gelmeyecek gibi
büyüteç aynalardan edinirsin, kaçınılmaz olarak kırışık kovalamaca için tabii
parlak renklere özencin % 1500 artar
insanları çözmeye başlarsın başlarsın da, anlayamazsın hala
topuklu giyersin her daim; düşücem diye ödün kopsa da
kendini kapıp koyverirsen , 60 yaşına girmiş gibi hissedersin aman ha !
evliya çelebi olmak istersin aniden artan sorumluluklardan kaçmak için belki de
hormon sıkıntıları, yeniden yeniden dedim ya ikinci ergenlik gibi
kremlere servet harcamaya başlarsın renk renk tüp tüp dizersin
yaş konusunda kimse demesin hiçbir şey ! diyeni yakar kül edersin
saçmalıklara tahammül edemezsin asla ve asla
ne kadar uğraşsan da diyelim düştün nazikçe 15 gün tüm kemiklerin ağrır
bazen zihnin durur, çalışmayı reddeder ve sen orada kalakalırsın ne dediğini, diyeceğini unutaraktan
ergen psikolojisine geri dönüş ; ayna güzeli olursun sağdan soldan her cepheden poz verirsin
işte kırk yaşın farkı budur , yirmilerden otuzlardan
bir de derlerki ; 40 yaş ayrı güzeldir bu saydıklarım arasında güzel olan bir şey var da, ben mi kaçırıyorum acep ?
40 , 41 den iyidir diye teselli olursun sanki o bir sene hiç gelmeyecek gibi
büyüteç aynalardan edinirsin, kaçınılmaz olarak kırışık kovalamaca için tabii
parlak renklere özencin % 1500 artar
insanları çözmeye başlarsın başlarsın da, anlayamazsın hala
topuklu giyersin her daim; düşücem diye ödün kopsa da
kendini kapıp koyverirsen , 60 yaşına girmiş gibi hissedersin aman ha !
evliya çelebi olmak istersin aniden artan sorumluluklardan kaçmak için belki de
hormon sıkıntıları, yeniden yeniden dedim ya ikinci ergenlik gibi
kremlere servet harcamaya başlarsın renk renk tüp tüp dizersin
yaş konusunda kimse demesin hiçbir şey ! diyeni yakar kül edersin
saçmalıklara tahammül edemezsin asla ve asla
ne kadar uğraşsan da diyelim düştün nazikçe 15 gün tüm kemiklerin ağrır
bazen zihnin durur, çalışmayı reddeder ve sen orada kalakalırsın ne dediğini, diyeceğini unutaraktan
ergen psikolojisine geri dönüş ; ayna güzeli olursun sağdan soldan her cepheden poz verirsin
işte kırk yaşın farkı budur , yirmilerden otuzlardan
bir de derlerki ; 40 yaş ayrı güzeldir bu saydıklarım arasında güzel olan bir şey var da, ben mi kaçırıyorum acep ?
3 Aralık 2010 Cuma
2 Aralık 2010 Perşembe
kutu kutu pensee
göğe doğru dikilen yeni moda residanslar takıldı gözüme ; işten gelirken
acaba ? diye düşündüm yanyana dizilmiş kutu kutu 1+1 ler ya da stüdyolar veya biraz genişçe, iki oda salonlar, bekarlar cumhuriyetine bir hazırlık mı ? malum artık ; kimse kimsenin kahrını çekmiyor eşler de dahil
azıcık kızan , soluğu mahkemede alıyor sabır ve sebatla tanışmamış yeni nesiller çok kızan da kocam beni dövdü diye, kanal kanal geziyor nerdeyse
site ve apartman yaşamının, komşuluğu öldürdüğü malum asansör sayesinde, kimse kimsenin yüzünü görmeden evine giriyor cereyan kesildiğinde, birbirimizin yüzünü görüp şaşıyoruz, bunlar bizim bloktamı oturuyor diye ? yeni taşındığım blokta, karşı komşumun yüzünü altı ay görmemiştim , ikimizde evhanımı olduğumuz halde. artık kırk elli dairelik bloglarda, herkes iki komşuya fit, fazlasına gerek yok deniliyor doğrusu ; insanlar birbirinden korkuyor haklı olarak yeni tanıştığınız, güleryüzlü komşunuzun , psikopat ya da terörist olma riski daima vardır karşı komşum bayanı, kocasına naz eden biraz ince fikirli zannederdim doktor randevusunda, eşinin tavrını görene kadar ve on yıldır komşuyuz bu kadar tanımışız işte.
evlere dönersek, pırıl pırıl tanıtılıyor tv ve gazetelerde ; felan filan residense diye ama şöyle baktığımızda mimari yapısı itibariyle, yaşamak için değil, işten gelip bir iki saat tv ye takılıp uyumak için yapıldıklarını görüyoruz aidatları da nerdeyse aşağı semtlerdeki ev kiraları kadar var sosyallik istersen ne işin var sitede ? bin taksine, git istiklale ( bomba olmadığı zaman tabii ) börtü böcek istersen de, sitedeki yapay çimleri beğenmezsen at kendini yıldıza uzak dersen de ee napiyim canım ; metro- tramway ikilisi emrine amade
günün akıla takılan sorusu ; benzin istasyonlarında neler oluyor ? kazılıyor , çürütülüyor, tabelalar değişiyor felan ? acaba eskiler gibi, altınları toprağa gömdüler de vergileri ve cezaları ödeme için onlara mı başvuruyorlar dedim hani ? olur ya türkiye burası
acaba ? diye düşündüm yanyana dizilmiş kutu kutu 1+1 ler ya da stüdyolar veya biraz genişçe, iki oda salonlar, bekarlar cumhuriyetine bir hazırlık mı ? malum artık ; kimse kimsenin kahrını çekmiyor eşler de dahil
azıcık kızan , soluğu mahkemede alıyor sabır ve sebatla tanışmamış yeni nesiller çok kızan da kocam beni dövdü diye, kanal kanal geziyor nerdeyse
site ve apartman yaşamının, komşuluğu öldürdüğü malum asansör sayesinde, kimse kimsenin yüzünü görmeden evine giriyor cereyan kesildiğinde, birbirimizin yüzünü görüp şaşıyoruz, bunlar bizim bloktamı oturuyor diye ? yeni taşındığım blokta, karşı komşumun yüzünü altı ay görmemiştim , ikimizde evhanımı olduğumuz halde. artık kırk elli dairelik bloglarda, herkes iki komşuya fit, fazlasına gerek yok deniliyor doğrusu ; insanlar birbirinden korkuyor haklı olarak yeni tanıştığınız, güleryüzlü komşunuzun , psikopat ya da terörist olma riski daima vardır karşı komşum bayanı, kocasına naz eden biraz ince fikirli zannederdim doktor randevusunda, eşinin tavrını görene kadar ve on yıldır komşuyuz bu kadar tanımışız işte.
evlere dönersek, pırıl pırıl tanıtılıyor tv ve gazetelerde ; felan filan residense diye ama şöyle baktığımızda mimari yapısı itibariyle, yaşamak için değil, işten gelip bir iki saat tv ye takılıp uyumak için yapıldıklarını görüyoruz aidatları da nerdeyse aşağı semtlerdeki ev kiraları kadar var sosyallik istersen ne işin var sitede ? bin taksine, git istiklale ( bomba olmadığı zaman tabii ) börtü böcek istersen de, sitedeki yapay çimleri beğenmezsen at kendini yıldıza uzak dersen de ee napiyim canım ; metro- tramway ikilisi emrine amade
günün akıla takılan sorusu ; benzin istasyonlarında neler oluyor ? kazılıyor , çürütülüyor, tabelalar değişiyor felan ? acaba eskiler gibi, altınları toprağa gömdüler de vergileri ve cezaları ödeme için onlara mı başvuruyorlar dedim hani ? olur ya türkiye burası
1 Aralık 2010 Çarşamba
kediden korkan, köpekten tırsan neval
hatta kaldırım değiştiren demeliyim hemen de hissederim goncam der hep; radarın var sanki
bir sokakta yürürken, hemen görürüm her neredeyseler sonra başlasın kaçış . kaldırım değiştirmeler gerisingeri dönüp, aksi yöne doğru başlarım tin tin topuklu giymişsem de tık tık yanımdakini felan unutup, direk kaçmaya odaklanıyorum farkında bile değilim ; goncamı bırakıp kaçıyormuşum bozuluyor bayağı
7-8 yaşlarında, bakkaldan dönerken köpek kovalamıştı o zamandan beridir tırsarım hele de kaçmayıp paçaya sırnaşanlar en beteri havalara kalkarım değecek diye 12-13 yaşında babam zorla, kedinin tüylerini okşatmıştı öyle tiksinmiştimki ; o zamandan beri hiçbir hayvana dokunamıyorum civcive bile travma yaşamışım demekki
dışarı yemeğe gittiğimizde, bahçede yenecekse hemen bakınırım masa altlarında dolaşıyorlarmı diye ? üff anacım her yerdeler yazın hele geçen kızlarla gittik oturduk bir yere, kedi gözlemekten bir hal oldum elimde değil buluyorlar eyüp meydanında, bin kişinin içinde bile bizim sofraya dadanmışlardı yahu
aslında kedi köpek severim özellikle de yavru olanları resimlerde tabii
işte günün sorusu geliyor ; aldığınız gözlük sizi panda gibi gösteriyorsa iade etmeye de üşeniyorsanız ne yaparsınız ?
a) daracık streç pantolonun üzerine tunik giyip, gözlüğü takar kombin pozu verilir
b) g gde satıp, pandaları yaşatalım derneğine katkıda bulunulur
c) denemeden almaya tövbe edip pandalığa razı olunur
d) çöpe atarsınız
bir sokakta yürürken, hemen görürüm her neredeyseler sonra başlasın kaçış . kaldırım değiştirmeler gerisingeri dönüp, aksi yöne doğru başlarım tin tin topuklu giymişsem de tık tık yanımdakini felan unutup, direk kaçmaya odaklanıyorum farkında bile değilim ; goncamı bırakıp kaçıyormuşum bozuluyor bayağı
7-8 yaşlarında, bakkaldan dönerken köpek kovalamıştı o zamandan beridir tırsarım hele de kaçmayıp paçaya sırnaşanlar en beteri havalara kalkarım değecek diye 12-13 yaşında babam zorla, kedinin tüylerini okşatmıştı öyle tiksinmiştimki ; o zamandan beri hiçbir hayvana dokunamıyorum civcive bile travma yaşamışım demekki
dışarı yemeğe gittiğimizde, bahçede yenecekse hemen bakınırım masa altlarında dolaşıyorlarmı diye ? üff anacım her yerdeler yazın hele geçen kızlarla gittik oturduk bir yere, kedi gözlemekten bir hal oldum elimde değil buluyorlar eyüp meydanında, bin kişinin içinde bile bizim sofraya dadanmışlardı yahu
aslında kedi köpek severim özellikle de yavru olanları resimlerde tabii
işte günün sorusu geliyor ; aldığınız gözlük sizi panda gibi gösteriyorsa iade etmeye de üşeniyorsanız ne yaparsınız ?
a) daracık streç pantolonun üzerine tunik giyip, gözlüğü takar kombin pozu verilir
b) g gde satıp, pandaları yaşatalım derneğine katkıda bulunulur
c) denemeden almaya tövbe edip pandalığa razı olunur
d) çöpe atarsınız
tanıyamadım kimlerdensin ?
cahide&jibek 'i hepiniz bilirsiniz işte blogun cahide sultanı ara ara değinmeden duramadığım hassasiyetimizi ne güzel anlatmış izniyle bir kısmını yayınlıyorum ;
.Bu kez güya bizden olanları anlattım… **************************
Hani bazen söyleyecek çok sözünüz olmasına rağmen sözler boğazınıza acı ilaç gibi oturur ya,işte tam öyle bir durumun ortasındayım.Nereden başlasam,nasıl anlatsam karar veremediğim ama ille de yazıp rahatlamam gereken bir durum…
Müslüman bir kadın olmanın verdiği ağırlıktan habersiz,inadına hafifliğin sınırlarını zorlayan,düşebileceği en basit ve seviyesiz hallere düşmekten gocunmayan,esasen düştüğü bu halin farkında olmayan güya tesettürlü çoğu hanıma içim yanar yıllardır…
Önceleri eşarpları niye bu kadar küçük? Pardesüsü niye bu kadar kısa diye şimdilerde pek takıntı yapmadığımız giyimleri eleştirir, bunları tesettürün özüne ters bulurduk.
Yıllar geçtikçe tesettür konusunda nasıl değişimler yaşandığını,tesettür kıyafetlerinin,başörtülerinin modacılara nasıl ağızları sulandıran bir rant kazandırdığını hayretle izler olduk.
Pierre cardin bir yandan bikini mayo üretiyor,bir yandan çarpıcı (!) modellerle kızlarımızın marka egolarını tatmin ediyor.Tekbir,sakallı sahibiyle güven kazanıp,görkemli tesettür(!) defileleriyle hanımlarımıza o yılın tesettür modasını anlatıyor.
Zincirleme tesettür kazası devam ediyor…
Başı örtülü kızların hollywood artistlerine taş çıkartan edalarıyla yürümeleri,o tafralar,o kırıtmalar,ben burdayım diye bas bas bağıran giyimleri islami bilinç sahibi insanlara tam bir sinir harbi yaşatıyor.
Yay gibi, neredeyse kazırmışcasına aldığı ve kaldırdığı kaşları,bir deve hörgücü gibi güya örtüsünün altında topladığı saçları,üzerine yapışan,vücudunun santim santim her hattını, hatta iç çamaşırlarını belli eden kıyafetleriyle Yaradanına , Peygamberine kafa tutar gibiler adeta.
“Ateşlik iki sınıf insan ki ben onları henüz görmedim…… biride bir takım kadınlar topluluğudurki bunlar giyinik, çıplaktırlar. Görenleri yoldan saptıran ve kendileri de haktan sapanlardır. Başları bir tarafa sarkan deve hörgücü gibi olacaktır. Bunlar cennete giremiyecekler, kokusu şu kadar! Şukadar! Yürüme mesafesinden alındığı halde bunlar cennetin kokusunu da bulup alamıyacaklardır.” (Müslim – sahih bab:libas ve’l- zineh hadis nr.3971)
devamı da burada
uzun bir yazı ama okunması ve muhasebesi yapılması gereken ... başkasının söylemesine uyarmasına gerek olmadan açsak yüce mealimizi ; araştırsak ölçüyü sonra kayan hizamızı dengelesek nefsimize omuz silkerek
uzun sözün kısası ; herkes kendi kendisinin müfettişi olmalı
.Bu kez güya bizden olanları anlattım… **************************
Hani bazen söyleyecek çok sözünüz olmasına rağmen sözler boğazınıza acı ilaç gibi oturur ya,işte tam öyle bir durumun ortasındayım.Nereden başlasam,nasıl anlatsam karar veremediğim ama ille de yazıp rahatlamam gereken bir durum…
Müslüman bir kadın olmanın verdiği ağırlıktan habersiz,inadına hafifliğin sınırlarını zorlayan,düşebileceği en basit ve seviyesiz hallere düşmekten gocunmayan,esasen düştüğü bu halin farkında olmayan güya tesettürlü çoğu hanıma içim yanar yıllardır…
Önceleri eşarpları niye bu kadar küçük? Pardesüsü niye bu kadar kısa diye şimdilerde pek takıntı yapmadığımız giyimleri eleştirir, bunları tesettürün özüne ters bulurduk.
Yıllar geçtikçe tesettür konusunda nasıl değişimler yaşandığını,tesettür kıyafetlerinin,başörtülerinin modacılara nasıl ağızları sulandıran bir rant kazandırdığını hayretle izler olduk.
Pierre cardin bir yandan bikini mayo üretiyor,bir yandan çarpıcı (!) modellerle kızlarımızın marka egolarını tatmin ediyor.Tekbir,sakallı sahibiyle güven kazanıp,görkemli tesettür(!) defileleriyle hanımlarımıza o yılın tesettür modasını anlatıyor.
Zincirleme tesettür kazası devam ediyor…
Başı örtülü kızların hollywood artistlerine taş çıkartan edalarıyla yürümeleri,o tafralar,o kırıtmalar,ben burdayım diye bas bas bağıran giyimleri islami bilinç sahibi insanlara tam bir sinir harbi yaşatıyor.
Yay gibi, neredeyse kazırmışcasına aldığı ve kaldırdığı kaşları,bir deve hörgücü gibi güya örtüsünün altında topladığı saçları,üzerine yapışan,vücudunun santim santim her hattını, hatta iç çamaşırlarını belli eden kıyafetleriyle Yaradanına , Peygamberine kafa tutar gibiler adeta.
“Ateşlik iki sınıf insan ki ben onları henüz görmedim…… biride bir takım kadınlar topluluğudurki bunlar giyinik, çıplaktırlar. Görenleri yoldan saptıran ve kendileri de haktan sapanlardır. Başları bir tarafa sarkan deve hörgücü gibi olacaktır. Bunlar cennete giremiyecekler, kokusu şu kadar! Şukadar! Yürüme mesafesinden alındığı halde bunlar cennetin kokusunu da bulup alamıyacaklardır.” (Müslim – sahih bab:libas ve’l- zineh hadis nr.3971)
devamı da burada
uzun bir yazı ama okunması ve muhasebesi yapılması gereken ... başkasının söylemesine uyarmasına gerek olmadan açsak yüce mealimizi ; araştırsak ölçüyü sonra kayan hizamızı dengelesek nefsimize omuz silkerek
uzun sözün kısası ; herkes kendi kendisinin müfettişi olmalı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










