biz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
biz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ağustos 2023 Pazartesi

Yaz halleri filan

 Acaibimsi bir yaz geciyor bu sene iki gun bunaltıcı güneş iki gun yağmur minvalinde gidiyor. Bahçeyi sulamadık hiç diyebilirim. Biberler bodur kaldı bu sene cinslerinden mi bilinmez.Günlerim asmaya ve ahududuya dayanan garip bir tur  böcekle savaşarak, diet ve yürüyüşle geciyor. Icerde desen çiçek saksılarındaki topraktan dogma siyah kor sinekler saldırır ağzına yüzüne. onlara da be sinek ilacı kullandım be kükürt tozu doktum nafile. Bir gun tepemi atttirip soğuk havada balkona kiskislanmayi bekliyorlar.


Uc ayda verebildiğim sadece hepi topu 5 kilo: ekmege ve tatlıya hasret gecen uc aydan bahsediyorum. ama vücuttan sekeri cikardiginda bi tadayım diyorsun çok yapay geliyor sana tattigin bundan da anlıyoruz ki seker bünyeye yabancı madde lazım da degil. sekerin mi dustu  meyve ye fruktoz enough sana.

Hala is bulamadım bunaldım o kadar ki, yetmiş km uzakliktakilere fln başvurmaya başladım.Evdeki her gun madden ve little manen bitiriyor beni.

It's been a strange summer, with two days of sweltering sun and two days of rain this year. I can say that we never watered the garden. I don't know if the peppers are stunted this year or not. My days are spent on diet and walking, fighting a strange kind of bug based on vine and raspberry. The dogma black core flies from the soil in the flower pots attack his mouth and face. I used insecticide on them too, and I poured sulfur powder on them, in vain. They are waiting for one day to throw my head up and get cold on the balcony in cold weather. All I can lose in three months is only 5 kilos: I'm talking about three months longing for bread and dessert. 
If you want sugar, eat fruit, eat fructose enough for you. I still couldn't find a job. I was so overwhelmed that I started to apply to those who are seventy km away. Every day at home is killing me materially and spiritually.

31 Aralık 2019 Salı

Ne yazacagimi nasil yazacagimi hic bilmiyorum daima isleyen cenemin tersine bugun.Ingilizce klavyeyle  de barisamadik hepten  ipad rahatligindan sonra ne kadar zor geliyor notebookla yazmak bir kere noktalari koymak bir de buyuk harf yazmak zor geliyor butun yazacagimi tek cumleyle yazabilsem noktasiz virgulsuz nekka kolaylik but impossible for now.
Bayadir ara verdigim icin birtakim aciklamalar yapmam lazim sanki ama hic gelmiyor icimden zamana birakalim deyip geciyorum.
Gecenlerde  bir goz gezdirdim bloggera ne goreyim hakkin rahmetine kavusan, acilip sacilan yeni yeni yazan ya da hic birakmayan everybody are here. sadece her gun post yazan  Neval ucmus gitmis dunyanin obur ucuna, artik esimin isi yuzunden Kanadada yasiyoruz.uzun bir alisma devresi gecirdik ve sosyal medya ile tek baglantim whatsapp oldu ama bloguma devam etmek hep vardi aklimda  kismet buguneymis
.

24 Nisan 2015 Cuma

Türkiye nereye gidiyor?

Başlığa bakıp aldanmayın bu siyasi bir yazı değildir. Şu aldatılmışlık duygusuyla başedebildiğim an gelecektir. Tamamen toplumsal bir yazı yazdım tam aşağıya.  Buyrun;
Son yılların popüler cevap beklenmeyen sorusu; cep yelefonu yokken ne yapıyormuşuz acaba?
Yanıt beklenmese de vereyim bir kaç cevap;
Eşe dosta oturmaya gidiyorduk
Cep telefonundan değil göre göre dokunarak alıyorduk ne alıcaksak artık
Parmaklarımız mesaj çekmekten değil dantel örmekten ağrıyordu
Arkadaşlar hiç bu kadarsık hatır sormamış,svgililer hiç bu kadar yüz göz olmamıştı
Hisler iletiler gibi anlık değil daha kalıcı idi
Kimse konum paylaşmadığından olsa gerek kimin nerede kimle olduğu bilinmiyordu. İyi mi kötü mü bilemedim
Daha çok aktivite vardı spor yapmak gibi.
Çocuklarımızı daha az merak ediyorduk çünkü birbirlerini dürtüp bu kadar gezmiyorlardı.
Ev ortak alandı şimdiki gibi bazı bünyeler için otel ve lokanta değil. Evet lokanta dedim restoran değil
Devamını sizden  alayım  dedimses çıkmadı blogger ölmüş galiba :)


8 Ocak 2015 Perşembe

Yirmili yaşlardayken bazen yaşlı insanlarla muhatap olduğumda sohbetlerini dinlediğimde aklıma o zamanlar benim yaşlarımda olan ama gayet dinç gözüken annemin ve babamın nasıl yaşlılar olacağı gelirdi merak ederdim. Yaşlanmanın hiç de merak edilesi yokmuş ! O ayrı mesele 

Ama onlardan birinin vefat edeceğini düşünmezdim düşünemezdim sadece yaşlanabileceklerini akıl edebilirdim. Babam amansız hastalıktan vefat ettiğinde toz duman olmamızın sebebi buydu bilmemize rağmen kabullenemedik. Hatta duyduğumuzda bile. 

Annemle babamın çevresi genelde kendilerinden yaşlı akraba ve tanıdıklarla doluydu. Babam rahmetli hasta olanları favori doktora götürür ve bol bol dua alırdı. Çoğunlukla her pazar arabamız olmamasına rağmen taksi tutulur bir akrabaya ziyarete gidilir , bizim gitmediğimiz sair günler onlar bize gelirdi zaten. Bayram gezmelerine yaşlılardan başlanır ve eski günler yadedilirdi. 


Bir de apartman komşularımızla çay içmeler vardı meşhur. genelde bendeniz gönderilirdi komşunun kapısına;   Tık tık .... Teyze müsaitseniz annemler bu akşam size oturmaya gelmek istiyorlar diye ünlerdim. Ve tabii peşlerine takılırdım. Bazen gitmezdik ve unutup kapıyı kilitlerdik. Annemle babam zili çalar çalar bize duyuramazlardı mecbur komşuda yatarlardı. Çat kapıydık kelimenin tam anlamıyla komşularla , hala da görüşürüz. 

Gelen her misafire yemek konurdu ,sormadan yoldan gelen aç olur misali. Yemek yoksa bir telaş mutfakta biri çorba biri pilav yapar, bir yandan patates kızarır köfte yoğrulur. Sonra gülüş cümbüş yenirdi. Ve acı son ; tezgah dolusu bulaşıkla başbaşa kalış. Olsun güzel günlerdi ,o kadar çekmeseydik bulaşıktan makinanın kıymetini bilirmiydik ? 

Eh bitsin konu artık burada demi ?

2 Eylül 2014 Salı

Aile manzaraları

Bir çocuk veya yetişkin için en büyük nimet  - tabii sağlıktan sonra -   huzur bence. İç huzuru ve bunun dışa yansıttığı dinginlik . Çağımız insanının  ne kadar ihtiyacı var değil mi ?
Çocukken ve daha da büyükken hep huzurlu bir yuva  özlemi çekmişimdir. Hepbaşka insanların evinde kalmak isterdim.  Dayımlarda teyzemlerde amcamlarda hatta komşu teyzelerde. Ha o zamanlar komşular akraba gibiydi tabii.
Her gittiğim aileyi çocukluğun verdiği sonsuz merakla incelerdim. Büyük dayımın -toprağı bol olsun- evinde herkesin ayrı su bardağı olmasını herkese ayrı sofra kurulmasını yadırgardım. Banyolarında herkesin ayrı şampuanı olduğunu görünce gözlerim kocaman olmuştu. İlk sıkma elma suyunu orda içtim ve aşık oldum bir gün bol bol içmeye ahdettim ( lakin insan çabuk bıkıyor)  ve birbirlerine sinirden gözlerini belerten insanlarla orda tanıştım. Yoktu  o evde huzur muzur.
Amcamın evi tam sofu evi;  tv yok akşamki eğlenceleri tarihi destanları okumak ve  amcamın davudi sesiyle yorum yapması. Fazla kalmadım ama sanırım orda da huzur yoktu ki kızları gencecik yaşta orta yaşlı adamlarla evlendiler.


Teyzemin evi hem sevdiğim hem de üzüldüğüm yerdi. Prensesler gibi ağırlanırdım orda. Teyzemin eniştemi ve kızını aşağılamasını seyretmek çaresizlikti tersti atik bünyeme. Eniştem sizlere ömür , teyzem hala aynı çizgide
Küçük dayımın evi en gitmek  istediğim yerdi. Orda babacığım yavrum hitapları içimi sızlatır yengemin tabakları (churchill) gönlümü oyalardı.
Büyük teyzemin evi tam bir köy evi ; kokusuyla, kerpiç duvarlarıyla gün ağarırken başlayan hayatla. Tek medya cızırtılı portatif sarı radyo , tek lüks bakkaldan alınan gevşemiş püskevitler -evet teyzem de böyle derdi ona-
Bizim evde her gün hır-gür var sanır insan, oysa değil. O zaman çoğu evdeki gibi annenin canına tak ettiren bizler   arada baba tarafında hizaya - popomuza atılan bir tepik olurdu -   çekilirdik o kadar. Şimdiki pedagogların demesiyle travma felan da yaşamazdık. Bir müddet sakin gider sonra haylazlıklara başlardık kaldığımız yerden. Annem tam bir sabır timsali , onu bile kızdırdığımıza göre baya haşarıymışız yahu.
Yok bizim ev suskundu genelde. Herkes kendi dünyasında yaşardı annem ya örgü ya da bana çeyiz yaparken alabildiğine astığı yüzünde ser verip sır vermezdi. Sahi annem güleç biridir , niye o kadar asıyordu  ki suratını ?  Babam ardı ardına sigara yakar ister istemez  biz de nasiplenirdik . açık oturum ,haber sinema velhasıl ne varsa seyrederdi ekranda. Bizler de sus pus otururduk. Şimdi düşünüyorum da hiç sohbet etmezdik biz. Bakmayın böyle yazdığıma hala sohbet özürlüyüm.

Hasbıhal niyetiylene zaman lafa girsem,Kendimi birilerine bişeyler öğütlerken buluyorum. (Bu da babamdan yadigar Rahmetli ne zaman birileriyle konuşsa ya siyaset ya  da dine getirirdi konuyu)

Goncamla bizim evimizse çok sesli tek kelimeyle. Herkes her şeye karışır herkesin her konuda söyleyecek sözü vardır bu yüzden  işler biraz zor yürür kararlar gecikir vs.

Olsun varsın ,arada ergenimin höykürüşleriyle bozulsa da sakin ve huzurlu evimiz. Bunda goncamın sabırlı  ve itidalli yapısının payı büyük  (%75  diyelim)
Yay burcu Nevale katlanmasından belli değil mi ?

31 Ağustos 2014 Pazar

Eski Bursada ..

Az evvel Ig de gördüğüm bir kare yıllar yıllar evvel pireler tellal iken gittiğim Bursa kültürparkı hatırıma getirdi.   Akşamdı ; süslü Bursa'nın Ayseliyle beraber göletin kenarına oturmuş ,lunaparkın renkli ışıklarının suya vurmasını izlerken kimbilir  neler konuşuyorduk .  lisede felandım herhalde , ikimiz de bekar,  belki de hoşlandığımız çocuklardan bahsettik. Yok olsa olsa Aysel beni konuşturmuştur , iyi dinleyicidir kendisi.


O zamanlar misafir gezdirilirken parklara çay bahçelerine pikniklere götürülürdü. Çarşı pazar gezmesi bilinmezdi pek. İnsanlar ihtiyacı olduklarında çıkarlardı, bakınıp aslında hiç de ihtiyacı olmadıkları şeyi almak için değil.  Bugün buzdolabının üzerindeki dolabı boşalttıktan ve beş poşet ıvır zıvır attıktan sonra çöpçü olduğuma karar verdim. Eşim de altı ay mühlet verdi orasının tekrar dolması için.  toprak balık güvecini isteyen var mı ?

O geziden sonra epey uzun süre Bursaya gitmedik. Oğlum ufakken aneyleri oylata götürüp bıraktığımızda ,soluğu Bursada aldık Aysel ve eşiyle tanıştık , gezdirdiler bizi. O zamandan beridir görüşürüz ve Bursayı severim.  İstanbuldan sonra yaşayabileceğim şehirlerden biridir. Ama şimdiki gezilerimiz Ulucamiyle başlar ,çarşıda gezmeyle dizlere karasular iner , iskendercide son bulur.

Goncamla gittiğim her yeri severim ve zevk alırım ,ama yine de zihnimin gerisinde ilk gençlik yıllarının heyecanıyla gittiğim süslü Bursa göz kırpıp durur :/

12 Şubat 2014 Çarşamba

Neden ?


Neden Türkiye  bu kadar üzerinde oyun kurulmaya müsait bir ülke ?
Bu kadar mezhebin ,milletin birarada birbirine girmeden yaşadığı başka ülke var mı bilmiyorum.

 Ya da milletimiz en ufak tahriğe açık ? Dün gülümsediği ya da en azından görmezden geldiğine bugün düşmanca bakıyor

Neden  kendimizi hep savunmak , alttan almak durumundayız ? Yanlış yapmıyoruz , bu düşmanlık niye ?
Tamam vurana elsiz , kızana dilsiz  ama bu da nefis bea !


Neden toplumda herkes birbirine inceden inceye laf sokmak derdinde ? Ig de biri kıyafet paylaşır hemen güzel ama biraz şöyle değil mi böyle değil mi ? Lafları.  bi sen biliyordun zaten.  Bazen bu kısım zevatın,  sırf tartışma çıkarma uğruna laf attığını düşünüyorum .önce sen o hotozunu çöz demezler mi adama ?

Neden bitmiyor şu ergenlik bi senede felan ? Biliyorum saçma oldu.

Neden yaktırdığım benin yeri iltihap toplayıp duruyor ?  Cevap cildiye polikliniğinde.

Neden pembeye hala ve hala  bayılıyorum ? Alay konusu oluyorum kızıma.

Neden ikeada gezmek bu kadar yorucu ? Ve ordan sadecepeçete alıp çıkıyorum acaba ? Alışveriş pek cezbetmiyor artık.

Nedn insanlara tahammül edemiyorum artık ? Her şey suni olduğu kadar hislerin de anlık ve yapay olmasından mı acaba ? Sevinç ,üzüntü , coşku  veya mihnet hepsi mi ?











30 Ağustos 2013 Cuma

Restoran meconlarım


Bilmeyenler için mecon macera demek, kaynanamca :)

Her aile gibi biz de dışarda yemeğe gideriz. Kuru kızım ankarada olduğundan ergen oğlum da bize takılmayı out gördüğünden genelde erkekimle beraber oluruz yemekte. Kendime saat aldım göstermesem olmaz ;


Gıda bizim işimiz olduğundan ve dönen dolaplardan haberdar olduğumuzdan sebeple her yerde yiyemez olduk ahali. Kebabı ziyada yeriz mesela. Eti temiz , çalışanları eğitimlidir, müşteri  velinimetimizdir odaklı çalışırlar.     Ama bazı şubelerde hüsrana uğradığımız doğrudur.   Mesela ramazanın ilk haftası karşıya gitmiştik eşimle elimdeki lekeler için. Ayrıntılar sonra.  Ordan iftar yapmak için dudullu şubesine geldik.      Tabii ramazandaki klasik doluluktan , kafe tarafında iki kişilik masaya alındık ve şaşırmalar başladı ; meşrubatlar bir saat önceden masada haliyle ılık , masalarda tuz , garsonlarda eğitim yok.  Bir standarda alıştığınızda hayalkırıklığı makus talihi oluyor çokca.

Neyse biz herhangi bir ocakbaşında iftar açtığımızı düşünerek yaptık iftarımızı. Lakin sonradan mail attım firmaya. On dakika sonra şube müdürü telefondaydı, bir sonraki gün de halkla ilişkiler müdürü. Söylemiştim müşteri odaklı çalıştıklarını.       Özürler dilendi , başka şubeye davet edildik; tabii ki fatih.

Orada yaptığımız iftar ilkinden o kadar farklıydı ki; pervanelerin sıçrattığı buharı tabağımızdan ve kaşığımızdan temizleyen, size yol veren ve göz göze gelmeyen elemanlar, tabağınızdaki bittiği anda diğer yemekle yanınızda beliren garson vs hepsi ziya farkını gösteriyordu.      Yok bildiğin yere gideceksin arkadaş. Floryaya gitmek isterdim aslında ama yazın terasta ağırlıyorlar ve masaların altında gezen kedilere hala bir çözüm bulamamışlar. Buldukları gün ordayım kısmetse.

Yazılarımı okuyanlar bilir kediden köpekten korkarım, hatta sıcakkanlı tavuklara da fazla yanaşmam. Aynı zamanda ,insan hariç kalbi atan hiç bir canlıya da dokunamam, ister kuş ister civciv   .  İşte bu yüzden. yazın masa altlarında gezen kediler kabusum.     MazaAllah değseler tavana zıplamakla beraber,  sesimin son perdesince cırlarım korkarım.   O yüzden içerilere  mahkumum.

Geçenlerde bayramda obaya gittik bir de. Manzar nefis , menü de fena değil , lakin yemekten sonra masayı karınca basması da neymiş ?    Yetkililer bir çare bulmalı kısa zamanda. Ordan istinye park avm  ye geçtiğimizde , yediğimiz sufleden mi , karıncalardan huylanmadan mı bilinmez kaşınan iki tiptik biz :)

21 Ağustos 2013 Çarşamba

İkea meconları


İkea ya gittik goncamla. Piknik sepeti oluşturmaya karar verdiğimdendir ki , umreye giderken uçakta verilen tepsi ve kahve fincanlarını atmadım, eşimin çöpçü diye takılmasına rağmen.
Sonra ikeadan rengarenk kaplar aldım ucuz ucuz 3 ya da 4 lira felan.


Sonra cumartesi pazarında bir amca satıyordu sepeti 10 liraya aldım.
Örtüyü kızım kapadokyadan almıştı, o da piknik örtüsü oldu ;


Aslında kapaklı sepetlerden istiyordum ama örtüyü üzerine kapatırsam gerek kalmayacak. Bu sepetlerden bir de ilaç sepeti yapmalıyım. Maalesef ilaçlarımız arttı bir sepet olmuştur sanırsam.
Elmalı kumaştan bişeyler dikilmiş arta kalandan sepetin içine örtü diktim acemice
İkeaya gidince forum istanbul vacib oluyor demi?


Bunlar da pembiş ciciler. Defteri kızıma gösterme gafletinde bulundum.


Kahve içmeden olmaz tabii;


Ergenimin doğumgününü kutladık bu arada
17 oldu ,bit ergenlik bittt

13 Ağustos 2013 Salı

Neler yapmışım acaba ?



Şu uzuun bayram telaşesinde ? Yani tatilinde.

Bayramdan önce malum gügünün abisiyle takıştık , iki günümü yedi onun moral bozukluğu. Neyse ki  içine atanlardan dğilim birşekilde dağıtıyorum mevzuyu. Pc sağolsun .

Arefe günleri etrafı toprlamak biraz da dışardaki işlerle geçti. Bayramın ilk günü.   köy    yolculuğu; malum aney orada. Köyde abimlerle buluşma. Yarım kilo lokumla elini kolunu sallaya sallaya gelen abiye gıcık olma ve hemen kendini eve atma. Erkek kardeşle görüşememe.

Bayramın ikinci günü bizim evde herkes kendi programına uydu; minnoşlarım arkadaşlarıyla biz de goncamla gezdik     eh biraz yıldönümümüzdü :)

İstanbulun yolları boştu hakkaten 20 dk. Mecidiyeköy ;


İstikamet oba restoran ;


Uzun uzun dalıp gittik boğaza öyle ki karıncalar bastı az sonraki postta.


Ordan istinyepark'a gitmedn olmaz tabii . Bunlar da tatlı son ;




4 Ağustos 2013 Pazar

Günlerden pazarmış , bilemedim


Aslında bugün güzel başladı sabah
Geç kalktık , azıcık sallandım sağda solda uyku sersemi gezindim   Sonra düştüm yollara. Teyzemin kızı gügü evleniyor.

Yardıma gittim ama geç. Saat üçte gelen yardımcıdan ne hayır olur ? İşte o yüzden misler gibi kavgamı da ettim evime geldim  . Gügü işlerden bunalmış, oruç başına vurmuş, teyzeme isyan hallerinde , teyzem sessiz ( hayret!)  arada kaldım tabii. Durum vahim ; gügü elden ayaktan düşmüş annesine bakmakta lakin o da çenesini tutamamakta. Velhasıl bunların rutin olmuş günlük doz tartışmaları. Arada kalana acısın Allah. İşte aradaki olarak bugün gerildim de gerildim onlara laf anlatayım derken . Sabır ise yay burcunun erdemlerinden değil maalesef.


Ha tetemin bir de oğlu var olmaz olası , bütün erkek evlatlar gibi duyarsız ve bencil olan. Emekli maaşıyla geçinen annesine bir somun ekmek alıp gelmeyen. Bugün liste yaptık aradık onu şunlar şunlar eksik diye , ne dese beğenirsin ?  Sokaktaymış kağıt kalemi yokmuş felan. Tüküreyim sana demediysem de suç bastırmak için , konuşurken abi dememişim diye çemkirince nefsime , ipler koptu  uğraşamam senle deyip çatladım telefonu. Vay efendim nasıl kapatırmışım zır zır arar anasını , duysun diye sayarım hatalarını odanın öte ucundan. Kandilin ecirlerini toz ettik mi acaba ?
Yok yok anasının altından evini alıp kendine ev almaya çalışan  evlada az bile saydıklarım.

İş büyüklerde bitiyor aslında onlar , göçüp gidince toprağa , meydan kalıyor çakallara. Eniştem olsaydı sağ yapamazdı o mendebur böyle tavır. Ya da babam olsaydı hayatta , ne annem olurdu boynu bükük , ne kardeşlerim sermayeyi kediye yüklerdi , teyzem bile böyle olmazdı , en azından oğlu böyle yapamazdı. Öyleydi babam; sert ama duyarlı.

Ey babalar ölmeyin vakitsizce !
 Bilin ki munis evlatlar aslan kesiliyor analarına eşlerine kuzu olsa da !

 sıcaktan mı ütüden mi ağzım kupkuru olmuştu vesselam. Yoksa yolda zaysız zaysız konuşan iki yeniyetmeye verilecek cevabım vardı şükür   ;İhtilal olsa bile türkiye on yılda düzelmezmiş :D  bak sen :D  adama sormazlar mı sen hiç ihtilal gördünmü ? Diye. Sorsan kendini çağdaş diye tanımlar eminim ; kaba güçle eşkıyalık da bir çağdaşlık sorma gitsin.

Yok yok alfabenin hangi harfiyle anılsa da bu nesil hiç zahmet çekmedi , o yüzden bu kadar ukalalar keşke , birazcık milliyetçi olabilseler , o tarafın çıkarı bu tarafın istekleri yerine ülkemizin diğer devletler karşısındaki yükselişine odaklansalar . Sağı solu hack edecek aklı olan bunu haydi haydi yapar ama ne çare ; iş sokaklarda çalgı çengi çalacak kadar aydın ve demokrasi aşığı ailelerde bitiyor kardaş.


1 Ağustos 2013 Perşembe

Kendimi kendime şikayet


Memnun değilim bugünlerde kendimden;
Anlık kararlarda ayyuka çıktım adeta . Bir an hevesle yaptığım teklife inat edercesine hevesimi almışcasına hemen çark ediyorum. Goncamın mızıkçı etiketini sonuna dek hakediyorum

Güzel olan her şeye bayılıyorum. Tersi itiyor da itiyor. Kalbi güzel olanın, yüzü de güzeldir diye düşünüyorum istemeden de olsa. Ya da gönül güzellerini bulacak dermanım ve hevesim yok

İnsan içine çıkasım gelmiyor. Hatta bir hafta inziva rekorum bile var :/  olumsuz auraya inanıyorum ve etkileniyorum , hele ki bugünlerde. O yüzden , siyah feraceme dudak bükene, empati bir kenara gerile gerile bi tane çakasım var.

Ramazanı daha fazla  değerlendirmek istiyorum da istiyorum , nefsimin elinden kurtarabildiğimi yapmaktan rahatsızım

İrrite oluyorum lafına da gıcığım arkadaş. Polat abi kullanınca parlayıverdi toplumda , kullanan da psikopatın teki. Mal bulmuş mağribiler gibi , yağmaladılar kelimeyi yahu

Bitmeyen ergenliğe sabrım bitti tükendi ,atıp satamayacağıma göre  yeni kaynak arayışındayım

Hergün uyandığımda kendime bisürü meşgale düşünüp onda birini yapmaktan şikayetçiyim. Böyle değildim oysaki  . tatil yaramıyor , eridim mayıştım.

28 Temmuz 2013 Pazar

Yeni tarifler deneme

Bugün bizim evde bir faaliyet vardı ki ...
Malum ramazan ; sahura kadar yatmazsan öğlene anca uyanırsın misali ,bizim evde bir rehavet sormayın. Kalkıp ,ağzım burnum nerde diyesiye kadar öğlen ezanı okunuyor  zaten.
Akşam yemeğine karar verip ailece (goncam tatilde ve evde olunca mecburen) yapıp edip pişirip ,evi toparlayasıya kadar , saat  dört oluveriyor   İyihaber; iftara dört saat  , kötühaber ; pilim bitiyor.
Ama bazen de , bloglara bakarken canım bişey çekiveriyor. O zaman mutfağa dalıveriyorum. Tıpkı bugünkü gibi.
 Mesela bunu denedim bugün ;


Mahlepli felan , güzel oldu yumuşacık. Tarif burdan.
Malatyadan kayısı gönderdi  Z. Teyze bize . ezilenler marmelat oldu ;



Ig den bu tarif . Söylendiği gibi nefis oldu ;


24 Temmuz 2013 Çarşamba

Tanıştırayım;




Yeni başbelam Güler bacı.
Kendisi Z. Bacının - nam-ı diğer kankamın eltisi olup , emekli gurbetçi olmak suretiyle yılın altı ayını Türkiyede geçirmeye,  azmı cezmi kasteylemiştir. Şimdiye kadar (40 sene felan)her yaz tatillerinin bir ayını zavallı z. Teyzede geçirdiklerindendir ki , kiradaki evlerini döşeyip oturmaya karar vermelerine en çok o sevinmiştir.

Seninle ne ilgisi var ? diye soranlara cevap vereyim üşenmeden ; Z. Teyzenin bütün akrabaları tanır teyyareyi ,okka yakınız . Ayrıca bir zamanlar evsahibimdi güler bacı. gönül rahatlığıyla oturdum ve her kiracı da ev aldı çıktı ordan , öyle bir evdi orası.

İşte bu yüzdendir ki , mutfağı takıldığı andan itibaren kendi evine geçen Güler bacı , sandı ki eltisi her gün onu gezdirecek , çağıracak. (Dedikodu mu yapıyorum ne ?) e bu da olmayınca veryansın etmelere başladı . Z teyze malatyaya gitti kurtuldu , ateş hattında bendeniz kalakaldım.

Bugün kapıya gelip sitem etti ,ne diyeceğimi bilemedim  .
 Kötü bir kadın mı ? Hayır. Yalancı mı ? Evet   Eli uzun mu? Evet.
Görüşmek isteyeceğim biri mi?  Hayır.

Ne yapmalı ne etmeli ?
 Teyyare çalıştır yavrum saksıyı

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Didimden merhaba ...

Adet olduğu üzre yıllık iznimizi didimde geçiriyoruz. Otelimiz islami otellerin ilki;  meşhur denizi de  bir zamanlar çevrelemiş olan otel. Kendi deyimleriyle misafirlerinin profilinin değişmesinden sebep bazen bizi huzursuz etse de denizinin temizliği , havasının dinlendiriciliği ve arkadaş grubundan dolayı vazgeçemediğimiz adres

Geçmiş tatil yazılarımı okuyanlar bilir rutinim sabah dokuz akşam beş full time şezlongda mesaideyim.   eh bizimkilerle yemek seanslarında biraradayız sadece ;günde üç defa  kırkbeşer dakka kafi  ona da gelmesem çıngar çıkar sanırsam
Gelirken bavula o kadar kitap koydum ve tek bavul inadıyla hıncahınç doldurdum ki iki tekerleği kırıldı Goncamın çatık kaşlarından korkuma havuzda sudan ucuza dağıttım  kitapları


Her zamanki kalabalık bunaltıyor , her şeyde sıra var ; yemek sırası- asansör sırası -havuza giriş sırası. Yine de hiç birşey bozamaz moralimizi ; havuz başında göbek de atarız vakti girince mescidde namazımızı da kılarız , akşama da dantelli blüzlerimiz yanar döner eteklerimiz çivi topuk ayakkabılarımızla tıkır mıkır yemekteyiz abi. Varsın olsun kocamız şort - tişört  hiç keyfimizi bozamayız.

En zoru da şemsiye altı yer bulmaca ; uyuyup kalırsan dokuzdan sonraya kalırsın bütün gün 45 derece güneşin altında. Sonuç; haşlanma
Yemekler fena değil bazen bıktırıcı arada hoş sürprizler olmasa ;geçenlerde piknik havasında tantuni , çiğköfte aşure , meyve vs servis edildi çimenlere yayılıp yedik.
Deniz temiz lakin biraz soğuk havuz keza öyle   Bir de yağlan -yuvarlan ,ıslan -kuru  uğraşırken akşamı ediyoruz işte.adı tatil ama safi yorgunluk arkadaş

Ahh şımarıyorum değil mi ?

17 Haziran 2013 Pazartesi

Bir tatlı haber vermeye geldim


Biz de oradaydık . Nasıl huzurlu bir ortamdı anlatamam. İnsanlar adeta oraya huzur bulmaya ve günler süren gerilimden kurtulmaya deşarj olmaya gelmişlerdi .oynamaya ve tezahürata hazırdılar yani. İtiraf ediyorum abarttım ben de :(

Yalnız ne kadar pamuk ipliğine bağlıymış toplumsal ilişkilerimiz onu gösterdi son yirmi günde yaşananlar . Hemen birbirimize yan gözle bakmaya yüzümüzü ekşitmeyebaşladık  siz ve biz diye safımızı aldık vakit kaybetmeden. Ne acı en ufak çabayla bölebilmeleri bir milleti. Gerçi yıllardır bize hissettirmeden yapmaya çalışıyorlar ya ; film karelerine sakladıkları 25. Kareyle beynimize komutlar vererek veya dizilerle filmlerle belli bir hayatı gözümüze soka soka işte böyle yaşa diye . Sapık mezhepleri , illumunaticileri hiç saymıyorum zaten. Sahi justin biber in illumunatinin önde gideni  olduğunu söylüyorlar çabuk yükselmesinin sebebi buymuş, inanırım doğrusu

Evet boykota devam ediyoruz hesabımızı devlet bankasına kaydırdık malumlarınkini iptal ettik kırdık attık şükür. Alışverişe içki satmayan marketlere gidiyoruz. Benzinde de durum aynı.

Olimpiyatlara misafir götüreceğimiz için mitinge katılamadım maalesef . Neyse Başbakanımız gelince arayı kapattık :)) Allah alnı secdeli ağzı dualı Başbakanımızı başımızdan eksik etmesin. Zalimlerin ve yardakçıların planlarını da başlarına geçirsin.

Babam rahmetli hep merhum Menderes i anlatırdı esefle bahsederdi astılar diye. Onu asan zihniyet maalesef aramızda hala , arada bir depreşiyor canavar misali ülkeyi karıştırıyor , olan cahil ve heyecanlı genç takımına oluyor. Parti fanatikliği ya da kişisel çıkarı ülke menfaatinin önüne geçmiş insandan korkacaksın arkadaş. Allah korkusu da yoktur onda herşeyi yapabilir yani.

Ya kandırılana ne demeli ?  yalan haberleri sıralayan kanalın müdavimiyse ya da pariste kafede oturup twitterda yalan haber pompalayan adı gazeteci kendi hain olan kişilere inanırsa ? O da kendi saflığı . Araştıracaksın bir haberi doğru mu diye.

Günübirliğine Bursaya gittim geldim bir ara ; röfle yaptırdım ve harika bir iskender yedim, deniz otobüsünü kaçırma pahasına.istanbulun karanlık ortamından sonra Bursa nasıl içimi açtı nasıl . İstanbula yahudiler büyü yapmış diyorlar; inanırım

 Tatildeyiz şükür ; haftaya caprise gidiyoruz :) full time şezlong ;)
Darısı başınıza

11 Haziran 2013 Salı

nasıl telaş içindeyim nasıl ;

akşama kuru kızım geliyor çok özledim kokusunu ,evimizin neşesi o bizim .evet bir de oğlumuz var şükür kendini hiç sevidirmeyen ,hiç konuşmayan (ama günde 1500 msj yazan) ve yanımıza hiç gelmeyen
kısaca ;ergen hala :(
taze yapraktan dolma sardım bir aceleyle,pişiyor ocakta  neyse ki içini dünden hazırlamışım .
yine dünden hazırladığım börek fırında.
ekmek makinada yoğruluyor harıl harıl .
emlak vergisini internetle ödedim de gitmekten kurtuldum :)
uygarlığın nimetlerine garkolmuş durumdayım ve hala iş bitmiyor ...
pc başında oturursan bitmez tabii diyenleri duyuyorum burdan
önce işe sonra sohbete
Hadi bakem

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Düğün Ola bayram ola hey !


Kaynanam gitti çünkü ..

Biliyorum bu kadarsevinmekle ayıp ediyorum. Ama yine de en ücra hücrelerimekadar sinenhuzur hissiyle hemhal olup gülücükler saçıyorum etrafa.

Bu kadar gıcık olmamıştım hiç şimdiye dek. Galiba yaşla beraber sabrın azaldığı doğruymuş. Nicenicekaynanalra nazaran masum kalır aslında. Sadece soğuktur. Ama yakınlık bekleyen soğuklardan. Konuyu sen açacaksın , sen götüreceksin konuşur ozaman. Eşim senden çekiniyor derdi iyi niyetiyle , ama bakıyorum da kendi çevresinde de öyle  konuşmaz pek. Öyle dedikse sanmayın boynu bükük mazlumlardan. İş kızını çıkarlarına geldiğinde aslan kesilir. Kızına vetorunlarona hizmeteder bu yaşta. Ama gelinden hizmet bekler.

En gıcık olduğum huyu da bir yere gidilsin ve kızı yada kendisi götürülmesin surat asar kocasına da astırır tam da burada anlattığım gibi  iki kere yaşamıştım bunu. Bu geldiğinde de üçüncüsünü yaşattı sağolsun.
Aslında kasıt yoktu ; onu gittiğim pazara götürmediğimde   Misafirim gelicektive işe de uğramak zorundaydım. Zorbir gün olacaktı ; o yüzdn işe gitmeden misafir soframı hazırladım. Hoş daha hazırlarken suratlar asılmaya başlandı. Anlamıyorum bu insanları ; gelen senin kardeşin ve eşi  güzel hazırlanıyorum diye sevineceğine kıskanırmış misali tavırlar niye ?  Yok yok iliğine kemiğine işlemiş kıskançlık. Canım sıkıldı duruma işim bitince hazırlanıp eşimi bekledim içerde gelince de hop atladım arabaya.
İşten sonra beş dk. Pazara uğradım deri koltuklarıma örtü bakmaya. Eve geldiğimizde asık yüzler kösele misali olmuştu ; haberim olsaydı ben de giderdim dedi sadece. Heveslendiği yer oysaki pazarcık lakin , suratını astıkça inadına hiç bir yere götürmem seni kaynanacık

Ah biliyorum yaptığım düpedüz dedikodu ve unutup gitsem de birileri atacak günün birinde benim için bu başlığı !

19 Nisan 2013 Cuma

Bahar mı geldi yoksa ?


                                             

Farketmeden , yeni sildiğim camın sağnak yağmurla ıslanmasını esefle seyrederken , ama yine de camı açıp mis gibi ıslanmış toprak kokusunu da koklamadan edemeyerek ...
Halbuki kombiye vahşi hayvan muamelesi yapıp yanaşamayan , aksine battaniyelerle aşk yaşayan zevatın tam tersi sıcak  evde hiç anlamadım kışın bittiğini 
Ta ki bugün dışarı çıkıp arabanın kapısını açana dek . Yüzüme vuran sıcak havayla amanin yaz mı geldi ?  diye bir çığırtı koparıverdim , camları sonuna dek açarken 


Niyetim çeyiz fuarına gitmekti , malum züccaciyeyi pek severim. Aklımda da yemek tabaklarımı değiştirmek vardı. Hevesle her standa gittiğimde perakende satışımız yoktur yazısına tosladım. 
Ah oysa ki ne ciciler vardı sayın okur , hani şu ev dekorasyon mağazalarında gördüğümüz ya da internette tıklayıpyakından baktığımız tepsiler , kupalar , bardaklar  hepsi hepsi vardı.resim çekeydim iyiydi :) 
 Ağzıma bir parmak bal sürüp geri döndüm kös kös   Seramik tabir edilen ama ciddi ciddi boyanmış teflon olduğundan kuşkulandığım her türlü tencere tava vardı uçukkaçık fiyatlarda tabii . Zaten bizleri teflonlarla da böyle böyle tanıştırmamışlar mıydı avrupada terk edilirken ?
 Niyeyse hep ecnebinin artığına layık görülüyor bu ülke .Özal ithalatı serbest bırakana dek tedavülden kalkmış  arabalara mahkumduk hatırlarsanız. 

Omuzlar düşük asık suratla ufak bir pazar alışverişi yaptım , bir Z. Teyze turu and kısa bir market derken akşam ezanına ramak eve girdim. 
Yorgun teyyareye güzel haber ; akşam yemekte ızgara var. Daha da güzeli Goncamın yapması 

25 Mart 2013 Pazartesi

bursaya gidek mi?


dedik ve gittik .
söylemişimdir kesin; pek severim bursayı.her gittiğimde de ayselde kalırımz.  o da bizi bir gezdirir sağolsun, feleğimiz şaşar,başımız döner. 

bu sefer goncamla ikimiz sessizce kaçtık ,çocukları birbirine bırakıp.ikinci bahara doğru gidiyoruz sanki ?
feribottan inince  asırlık  çınarın altında harika kahvaltı;


kafamızı dinlemek için oylat kaplıcalarına gittik,iyi de oldu iliğimiz kemiğimiz ısındı ayol. gidenler bilir aslanın kafasından gümbür gümbür akan suyun yaptığı masajı !


otel sakin mi sakindi ,iki gün kafa dinledik .hele odun ateşinde pişen çayı içerken,  yeşillikler arasında zihin detoksu yapmak .   hiç bir şey düşünmeden ve konuşmadan sadece yeşili seyretmenin insana verdiği dayanılmaz hafiflik güzeldi.     istanbulda ter dökerken otelde soba yaktık ,


dönüş gününde avm maceramız oldu ve evet yine bol bol aradık. 
bursaya gidilir e iskender yenmezmi? hem de menbaından yedik 
dönüş yolunda kahve molası;


dönüşteki zayiata bakarsak;
yanlış yapılmış internet alışverişi,iki gece arkadaş ağırlama...