dua etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dua etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2015 Cuma

Türkiye nereye gidiyor?

Başlığa bakıp aldanmayın bu siyasi bir yazı değildir. Şu aldatılmışlık duygusuyla başedebildiğim an gelecektir. Tamamen toplumsal bir yazı yazdım tam aşağıya.  Buyrun;
Son yılların popüler cevap beklenmeyen sorusu; cep yelefonu yokken ne yapıyormuşuz acaba?
Yanıt beklenmese de vereyim bir kaç cevap;
Eşe dosta oturmaya gidiyorduk
Cep telefonundan değil göre göre dokunarak alıyorduk ne alıcaksak artık
Parmaklarımız mesaj çekmekten değil dantel örmekten ağrıyordu
Arkadaşlar hiç bu kadarsık hatır sormamış,svgililer hiç bu kadar yüz göz olmamıştı
Hisler iletiler gibi anlık değil daha kalıcı idi
Kimse konum paylaşmadığından olsa gerek kimin nerede kimle olduğu bilinmiyordu. İyi mi kötü mü bilemedim
Daha çok aktivite vardı spor yapmak gibi.
Çocuklarımızı daha az merak ediyorduk çünkü birbirlerini dürtüp bu kadar gezmiyorlardı.
Ev ortak alandı şimdiki gibi bazı bünyeler için otel ve lokanta değil. Evet lokanta dedim restoran değil
Devamını sizden  alayım  dedimses çıkmadı blogger ölmüş galiba :)


11 Haziran 2011 Cumartesi

minik minik dualar

Allahım;
uzun ömür değil,  hayırlı uzun ömür ver (kör nefis işte)
rızkımızı helalinden ver,tatlı tatlı yemeyi de nasip et ( dedim ya nefis kör )

az verip el açtırma ,çok verip şımartma
son nefesimize kadar da senden başkasına muhtaç etme





sevdiklerimizle beraber firdevs cennetine girmeyi nasip et
duanın özü; bizi sev Rabbim


işte bunlar da hıdrellez dileklerim ;
yeni evim ;
kendi arabam,
çocuklarımın  hayatta başarılı olması
eşyalarımı değiştirmek

2 Haziran 2011 Perşembe




bu akşam mübarek regaib kandili.     herkesin   kandili mübarek olsun . Mevlam receb ayını layıkıyla geçirenlerden eylesin

      AMİN

31 Mayıs 2011 Salı

geçtiğimiz  cuma günü   mutfak ağrım tutmuş durumdayken      ortam müsaitti,   işi astım.      goncam ve oğlum da evdeydi,      kahvaltıda pizza yapasım geldi.        tarifsiz felan mayalayıverdim,     hoop fırına;





cuma sohbetine ,  son moda krem şantili kurabiyeden yaptım.    tarif    hünerli bayanlardan.    sonra koştura koştura,      ilçemizin yeni sitelerinden birine gittik   z.teyzeyle;





bu soframızın kuruluş aşaması.      humus,  yoğurtlu kırmızı biber,    kabak kavurması yoğurtlu,   tavuk kıymalı patatesli börek,      mısır gevreğinden peri bacaları,    revani,    piyaz,   yeşil salata,    krem şantili kurabiye,un kurabiyesi,    yalancı tiramisu.
fotoda gözükmeyen çorba,   ızgara tavuk ve bulgur pilavı sonradan geldi.    peri bacalarının tarifini aldık;
50 gr tereyağ eritilir,     eritilmiş metro çikolata katılır,   üç kaşık bal,      300 gr corn flakes karıştırılır.
huninin ağzına veya tırtıl kurabiye kalıbına  doldurulur ve  huni şekli verilir.
bu da bugünkü tefsir dersimizde öğrendiğimiz dua;


19 Mayıs 2011 Perşembe

tekerlenip gitmek, dünyayla beraber

alışkanlığı bilir misiniz ?       insanın hayatına yön veren davranışlar.   bunlar da ikiye ayrılır zannımca ;
olması gereken     ya da kolayına gelen, yapmaya alıştığı .

ahh...      ama ne kadar zor,   bilirmisiniz alışkanlığı değiştirmenin ?    marketten gidip, 1 ltlik bulaşık deterjanı almak işin kolayıdır mesela ,      doğal olanını konsantre de olsa,   elimizle iteleriz pahalı diye.   birileri paralasa da kendini ,   sulandırılınca aynı fiyata geliyor diye.         ya inanamayız  ,        ya  da ilk kutudan sonra eski kankamıza  geri döneriz ,    bizi kanser etse de .       elin gavuru temizlik malzemesi satacağım diye,   milyon dolar dökerken reklama bangır bangır  , sağlık ?     diye soran cılız sesi duymak,    ne mümkün ?

en basit  çöp meselesi .     kaynakları doğru değerlendirmek,  milli servetin korunması felan diye, çırpınırız  tasarruf ampulleriyle , donuk donuk aydınlatırız yuvamızı.     lakin geri dönüşümden bihaber;  şişeler çöpe güm diye atılır        kim şimdi ayıracak da atacak,   onları kumbaralara ?





eğitim mesela ,    eğer çevrende çoğunluk lise mezunuysa,     ygs de  yüksekokullara tav olursun.      dört yıllıklara geçemezsen,     son sınıfta asgari ücret yolu gözüküverir.        ama ufkun açıksa ,  varsa kendini kurtarmış bir örnek;  hayallerinle de doğru orantılı ilerlersin     hayat yolunda

nefse dokunan bir olay olduğunda, kızmak     her zaman kolay yoldur,    sakin olmaksa;   ne kadar zor.
kitaplık dolusu kişisel gelişim de okusanız,    uygulayamadıktan sonra ,  sadece bir kaç ağaç eksiltirsiniz  doğadan.

az biraz da,  şans mı desem ?  nasip mi  ? onun da etkisi var galiba,  hayatta yolunu çizmende.     yazılıysa kaderine ,  gözünün önündeki yardım elini  görmezsin de,     ötedeki belanın peşine düşersin.
önce ne olmak,    nasıl yaşamak gerektiğine karar vermeli,       sonra o amaç doğrultusunda,    ilmek ilmek örmeli yaşamını ki,   haybeye  geçirmesin hayatı,      bahçede yetişen ot misali.





asıl zor olan  ;     çevremizi sarmış ,      dikkat dağıtıcı bir sürü şeyin arasında ;   tv,bilgisayar,  çevre,hayat zorlukları,  gezme tozma   vs vs (aklımıza gelen her şey)    asıl olanı unutmamak.        gayeyi unuttunmu hengamenin ortasında kayboldun gittin .   ama nereye ?
Mevlam sonumuzu hayreylesin,     bizi nefsimizle başbaşa bırakmasın.

ama bir de yaşadık mı     O'nun istediği gibi ,o zaman nasıl da    kolaylaştıracak bizim için .     o yola bir adım attık mı ,    hayat nasıl da basitleşecek .           bir vakit  üzen ,canımızdan bezdirenlere     nasıl da gülüp geçeceğiz.        korkutan karanlıklar,     yüzümüzü  güneşe doğru,  O'na doğru döndüğümüzden,   nasıl da arkamızda kalacak,        unutup gideceğiz.        peşinden koşarken ,    habire tökezleyip düşüren dünya , biz O'na koştukça gölge misali,    nasıl da arkamızdan koşacak ?

5 Mayıs 2011 Perşembe

anaç anne

aslında hepimiz öyleyiz,   bencil istisnalar dışında.     hani şu filmlerde gördüğümüz,   alkol içerken bebeğine sussun diye,   verenlerden bahsediyorum

annem hep kendini paralamıştır bizim için ;   bir derdimiz olur,      üzmeyelim desek de  kırk yaşına da gelsek,    annemize anlatmadan paylaşmadan duramayız .     en samimi duayı ,  onun edeceğini bildiğimiz için belki de




evrenden pozitif enerji avına çıkanlar !      üzgünüm  dua etmek diyebir kavram var;   vücudu tepeden tırnağa iyileştiren,   pozitifliğin en uç noktası.     inançla bezenmiş , etkileri kanıtlanmış

anne olduğunuzda ,bambaşka bir bakış açısı seriliyor önünüze.      hani ;   oflayıp- pufladığımız, her daim  beni anlamıyor nidalarıyla eleştirdiğimiz,    annelik bakışı ve değerleri.   otomatikman vücudumuzda bazı varlığından haberdar olmadığınız,   düğmelere basılıyor ilahi güç tarafından.       O'nun  ölçülemez şefkatinden,  bir katre peydah oluyor sinemizde.     içimizi  evlat sevgisiyle taşıran,    hep canparemizi  düşünmeye sevkeden.




tatlı tatlı derin uykularımızdan,    sadece onun nidalarıyla uyanabiliyoruz.    o doyduğunda,    açken tok olabiliyoruz .       üşümesin diye nöbetler tutuluyor ,    sular ılıtılıyor,      doktorlar bin türlü soruyla canından bezdiriliyor .  ( en azından ben öyleydim )         düştüğümüz  gafletler,   vicdanımızda, derin yankılar uyandırıyor ,   deli annemin yaşadığı gibi
onlara ,  iki saatlik yoldan dondurma da getiririz.    erise de, babanın alaycı bakışları altında . ahh  bu annelik başa bela .       bir yandan da ,   insani değerlerde ulaşılabilecek en yüksek makam





babalar   evin direği;     ama anneler de geri kalan her şeyi.    tuğlası  ;   her açığı    kapamaya çalışan.      bacası  ;    her daim evladını tok tutmaya çalışan.        kapısı ;  o kapıdan zararı dokunacak, hiçbir şey girmesin diye uğraşan .       penceresi;       yavrusuna güzel ahlakı  ,hep iyi şeyleri göstermeye uğraşan

direk orda dursun ,    evi ayakta tutsun .
evi ev , yuva yapan,     bütünleyen bizleriz       kimse kusura bakmasın  please



.

17 Nisan 2011 Pazar

teşekkür ve mimdirik

cuma gününden beri şekerle mücadelemiz devam ediyor , 200' ler den bir      dondurmayla  450' lere uçuveriyor,  canı isteyince ergenlik hırçınlığıyla dinlemiyor bizi  
sinirlerimiz laçka oldu,vurduğumuz doz miktarı nerdeyse iki katına çıktı ama,   ayarlayamıyoruz 

derdime ortak olan ve   dualarını esirgemeyen  sevgili ülkü,  küçük mucizem,   sevgi,   betül,  aylin  ,papatyam aynur,  seyhan,  selinka,  benim dünyam,  nabrut,  şeyma,  çocukça yaşamak,yaşamak güzeldir mi' den razıyım Mevlam da razı olsun. nabrutum un dediği gibi Rabbim beterinden korusun,dert verip derman aratmasın.

selinka'm dan,     halet-i ruhiye mimdiriği geldi .      arası açılmadan yanıtlayayım hemen
malum ;    iki gündür telaş ve üzüntü arasında gidip geliyorum.      sakin ve dertsiz tasasız,     dünyanın tüm zamanı bize aitmişçesine,    vakit geçirmeye ihtiyacım var.
tıpkı resimdekilerin yaptığı gibi;





sevgili ikiz annesi masa üstü mümdiği göndermiş,ikisi de çıksın aradan ;





fantastik kadınım vesselam,  öyle çiçekli- böcekli arkaplanları   sevmem

mimdirik tıkandı kaldı burada.        olsun ,başkaları vasıtasıyla zaten dolaşacak, biraz soluklansın bakalım

6 Mart 2011 Pazar

üzüntü nokta com

cumartesi günü,    lise arkadaşlarımla kahvaltımız vardı.         10 küsür yıldır,     ulaşamadığımız arkadaşımız geleceği için ,   ,hepimiz heyecanlıydık .         tijene iki yıldır ulaşmaya çalışmak ve başaramamak,   onu biraz da erişilemez kılmıştı gözümüzde.        annesi ve kardeşleri,   notumuzu ileteceklerini  söylüyorlardı devamlı, ama tijen aramıyordu bir türlü.
sonunda ,    15 gün önce bizi aradı ve sözleştik.         özlemle arabadan inerken , karşıda görüverdik 20 yıl önceki arkadaşımızın kötü bir kopyasını.

yaşlılık çizgilerine hazırlıklıydım da,    50 yaşında gösteren tj  'ye hiç hazırlıklı değildim.      hepimiz yanında taş bebek gibi kalıverdik.         başına gelenleri öğrenmek ,      aç ve hevesli  oturduğumuz sofradan,       içimize koca bir taş oturmuş halde kalkmamıza sebep oldu.




hiç bir şey sormadık ona.           kendi açıldı; ağzından dökülürken evliliği ,yaşadıkları,    hastalığı.  
hepimiz inanamayarak,     birbirimize bakıyorduk.      belki de kitaptan okur gibi,    duygusuz bir sesle anlattığı için ,      belki de başkalarından ya da tv den duyduğumuz olayların,      yakınımızdaki  sevgi çemberi içindeki arkadaşımıza ulaşmasının şaşkınlığıydı.

tijen nam-ı diğer tj,     on yıl önce evlenmiş    ve yurtdışına  yerleşmiş .        üç sene sonra ,  eşinin uyuşturucu bağımlısı olduğunu farketmesiyle,   peri masalı sona erivermiş.        tedavi olması için  iki sene uğraşmasına rağmen ,başarılı olamamış    ve boşanmış.

kurtulmuş mu dertten ?      hayır .        türkiyede onu,    boşanmış anne- baba   ve     hiç bilmediği bir semt bekliyormuş.        neyse tam iş bulup,     kendine ev tutup düzenini kurarken,    o  mel'un hastalıkla tanışmış.      hem de son evresindeyken.      üstelik düzenli check-up yaptırırken.      1 sene süren tedavisini anlatırken, bizim için satır aralarını okumak hiç de zor olmadı.     tamamen morale dayalı tedavide,   onun yanında sağlam durabilecek,     elini tutacak      kimseyi bir kenara bırak,     onu getirip götürecek kimse bile yoktu.
arkadaşım, dostum ne kadar kuvvetli kişilikmiş   ki üstesinden gelmiş.       ama en zoru da kemoterapi sırasında saçının dökülmesi değil ,   kaşlarının kirpiklerinin dökülmesiymiş.         onun verdiği ruhi çöküntüyü anlatamam diyor   ve ekliyor ;    doktorum tekrar radyoterapi olmam gerektiğini söyledi, ama olmayacağım .





ne ?    nasıl yani ?
son evrede olan kişinin,   böyle lüksü yok diyemiyorsunuz.
olmazsan ölürsün, diyemiyorsunuz.
hani yaşama sevincin ?    diyemiyorsunuz.       belli ki kalmamış,    kalan ömrünü mutlu geçirmek istiyor.
lakin yürek nasıl dayansın,     onun inançlı ,sevgili kalbinin durmasına ?    Mevlam ona ve cümlesine şifalar versin.

ne için anlattım?           tabii ki içimdeki yumruyu ,   yutulabilir hale gelecek şekilde küçütmek için .    aynı zamanda mutluluk balonu içinde, yaşadığımızı hatırlatmak için.           aslında  ailemizle  huzurlu yuvamızdaki saadetimizin ve sağlığımızın kıymetini bilmemiz için.      önceliklerimizi  hatırlayabilmek için.

gerisi  fasa fiso.

25 Şubat 2011 Cuma

hey dostum , iyiki varsın

 
meşhur z.teyzeden bahsetmişimdir ;  evliliğimin ilk yıllarından beri, ablalık yapan   .   çaktırmadan tabii.
evlerinin neredeyse ferdi gibiyim,     o kadarki ;       işten gelirken bazen  ararım; açım ne pişirdin diye , ondaki menü daha  güzelse, takılırım  çekinmeden.





aramızda 10 yaş var ama hep deliliklerime ayak uydurmuştur      yeri geldiğinde de kulağımı çekmiştir.  emniyet subaplarımdan biridir  z.teyze .

oğluna kız bakmaya beraber gittik,   bu konuda hiç bir fikrimiz yokken.     ağlanacak şeylere beraber gülmeye çalıştık ,bazen de beraber güldük .    ama geçinilmesi zor insanla,    nasıl kanka olunacağını öğretti bana .   hiç yargılamayarak.    bana ettiği dualar kabul olmuştur hep.

on yıl önce felan  alt komşumla sorun yaşamıştım. birbirimize gıcık kapıp ,uzak duruyorduk. kadının her yaptığı batıyordu;  en çok da cimriliği.     siz  arkadaş olacaksınız bak ,dua ediyorum size derdi .      dudak bükerdim,   mümkün değil diye.      komşum ev aldı taşındı,    bir zaman geçti.       amway işi yapıyorum,    kişisel gelişim kitapları okuyoruz devamlı ;   o zaman nerede yanlış yaptığımızı anladım        ve okuduklarımı uyguladım .         kadınla aramız düzeldi,   hem de o da başladı satışa ve kullanmaya .





z.teyze  bugün öğlene doğru sağlık ocağından  geldi,çat kapı.        kahvaltımızı ettik .
menü basit ; kahvaltılıklar  artı ,elde açma yufkadan  börek ,  tahinli kurabiye, tost,söğüş domates ve badem
malum cuma ; kur'anımızı okuduk .boş   geçmedi        ne güzel .

bu     saydığım hasletler dost tarifime ne kadar da uyuyor.

7 Şubat 2011 Pazartesi

anne baba gözlüğü

 gençlikte,    çoğumuz şikayetçi olmuşuzdur ailemizden         beğenmemişizdir;   hele ergenlikte bol pöflemelerin ardından     dert yanmışızdır arkadaşlarımıza.            belki de gizlice içildiği için tatlı gelen  sigara eşliğinde        .anlatılanların sonu hep,     beni anlamıyora bağlanırdı         hele baskıcı babaya sahipseniz bencileyin,    şikayet edecek daha fazla şeyiniz olurdu





ve erkekler...    günler boyu konuşsanız bitiremeyeceğiniz konu ,       geçenlerde facede lisede ayılıp bayıldığım çocuğun  kel- bira fıçısı ve hala arkadaşlık  peşindeki resmini görünce ; verilmiş sadakam varmış dedim  gençlik işte ; yeşil gözler  havalı bakışlar  nice kızın  hayatını karartmamış mıdır ?     ya da şimdiki deyişle ; engin tecrübeye.
biz safça yaklaşırdık;    şimdikilerin tavrının yanında .      ilk adımın onlardan gelmesini ,     kur yapılmasını isterdik,    naza çekmeyi severdik     en kibar tabirle;    peşine düşmeyi değil .   böyle olduğu için belki de  eşime karşı içim  bu kadar rahat.        geri kafalı olduğumu düşünenler olabilir     bunun    anlamı ;sonradan hatırladığında, başını eğeceğin,    pişman olacağın  davranışlar yapmamaksa  ,  evet öyleydim ve öyleyim .
lakin saf da değilim,   karşımdakinden de aynısını beklerim

.




peki anne baba olunca,  farklı  davranmaya ne demeli ?      sanırsın    ki pembe gözlükleri çıkarıp karaları takmışız.       her kapının ardında,    bebeklerimizi ayartmaya     ya da yutmaya hazır,  hain kurtların gizlendiğini, iyi insanların     çok azaldığını,  hayatın zordan  ,  üper  zorötesine doğru kaydığını düşünmüyormuyuz bu yüzden ?
çözüm ve yürek oynamalarımızın sonu nasıl gelecek ?
dikkat , anlayış ve dua    bol bol dua
annelerimizin yaptığı gibi.


.

3 Ocak 2011 Pazartesi

mini mini dualar

ALLAHIM ;

şu boynu bükük kuluna da, bazı kullarına verdiğin    yemek yapmayı sevme geninden verki ;





başkalarının yaptığı  ( hem de severek)      lezzetleri    ağzı bir karış açık izlemekten kurtulsun        derhal hoplaya zıplaya mutfağa dalsın     ve    yeni tarifler icat etsin





minik ergenim aç geçirmese günü        (bknz.ergen inadı)


bir mucize olsa;     çalışmadığı halde       kazansa sınavı





aklıma mukayyet olki ;      susayıp        mutfağa gittiğimde     susuz dönmeyeyim


pcyi tez vakitte bozki şişedibi  gözlük almayayım




tatlıdan nefret ettirki;   1 ayda onkilo vereyim        işin ucunda  o pardesüye sığmak var çünkü





o kadar sıhhat verki doktora vereceğime   eşarba   vereyim kabul ediyorum eşarp hastasıyım





gömü  felan bulup,     erken emekli olayım





olayım da erkekimle seyahat edeyim

kızım gelse dizimin dibine,   ayrılmasa su içmek için bile





hangi dağında  kurt ölse, kardeşi olduğunu hatırlasa birisi

ağzımdan çıkarken bile inanamadığım dua ;


22 Aralık 2010 Çarşamba

tete mari kahvaltısı





hafta sonu   ziyarete gelen teyzemle, kızı gügünün     sabahın altısında zorlamamla   yedikleri      iki lokma yani                 malum trakyalıyız ;   bizim köyde teyzeye  tete der eskiler       mari de moreden bozma mı    acep ? aslında        hani şu;      ' abe gızanım'    diye konuşulan bölgede değil köyümüz          istanbula yaklaştıkça    yumuşamış dil biraz        annemle diğer teyze kızımın    konuşmasını dinlemekse ; evlere şenlik         eşimle boncuklara eğlencelik          nasıl olmasınki ?       şöyle yani ;

küçük ürkiye (rukiye)    büyük ürkiye (sanki başka isim kalmamış gibi)     küçük ürkiyenin ablası   şöyle yapmış felan filan...

bunlar işin tatlı yüzü      diğer yüzüyse ; bir zamanlar dimdik gezen akrabaların topallaya topallaya yürümeye başlamaları          bazılarının gözden yavaş yavaş kaybolurken,      diğerlerinin de      evlatlarının teveccühlerini ihtiyaç içinde beklemeleri            hele bunlar        yeni bir yaş alınacak      zamanda gözlendiğinde    sonuç  ;     umutsuzluk





yaşlanma ve muhtaç olma korkusu   kırklı yaşların en büyük kabusu galiba

12 Aralık 2010 Pazar

karlar düşer düşer

nihayet beklenen kar yağdı  derken yağamadı  rüzgardan       sabah zilin sesiyle değil de , canımın istediğince uyandığımda azıcık tutmuştu bile, bizim ellerde             sıcacık evden burnumu çıkarmayıp,     seyhancığımın hasretle beklediği  fincandan        sıcak çikolatamı içerken,       serpiştiren tanecikleri seyretmek ne kadar  zevkli        free takılmak, zamanla yarışmadan     kahvaltımı etmek ,   camdan bakarak




özgürce,    rabbimin inayetiyle    birbirine değmeden inen zerrelere bakıp  bakıp diledim     muştulu haberleri bir zamanlar ihtiyacım olduğunda geliveren,   sürprizlerden diledim          birbiri   ardına gelip,       kapımı tıklatmasını  istedim       öyle işte...       bir sürü sevinç diledim rabbimden  ,    ama  şaşkınlar  gibi göğe bakarak değil,     her yerde olduğunu hissederek  diledim

10 Kasım 2010 Çarşamba

hatırla sevgili

gözümüzün  önünde    bayram öncesi bir film koydular  ,   bir de oyun havası     kendileri çalıp oynuyorlar ergenekonun büyük patronları;





bu iktidar bizi deşifre edicek  ne etmeli  ?  ne yapmalı ?  karşısına güçlü muhalafet koymalı  tercihen bizim avukatımız olsun .

ne gerekirse yapılmalı,    buna parti içi depremler de dahil         her kesim seçmeni   biraraya toplayacak lider olmalı ki    iktidarımız  kesinleşsin      bak o zaman kim tutar bizi ?    bunlara oy verenlerden başlamalı kıyıma  hatta  idam etsek daha iyi olur   yok yok sınırdışı edelim de bize kalsın türkiye





sağa sola bomba atalım, milletin kafasını karıştıralım .       üniversiteleri karıştırmak zaten var; söylemeye bile gerek yok          yandaş basınımız da,   çarpıta çarpıta veriyor haberleri sağolsun,     milletin ahlakını bozmaktan vakit bulduğunda          onları takibedenler ayrı dünyada yaşıyorlar zaten         türkiyedeki ekonomi olsun ,  dış ilişkiler olsun,   bütün gelişmelerden bihaberler      onların kanalı neyi gösterirse ona inanıyor zavallılar           ayy bak acıdım şimdi         bari yabancı basını takibedin de bihaber olmayın ülkenizden ayol        hoş zaten  siz zaten ayrıcalıklıydınız ;    özel güzel hastanelerde tedavi oluyordunuz  devletin kesesinden ,     bayramlarda otobüs bedavaymış      size neki ?     siz otobüse  ruhsal çalkantılarınızda  değişiklik olsun diye binersiniz   mersedesinizden inmeye tenezzül ettiğinizde.

yediniz iliğini kuruttunuz bu ülkeyi  seneler seneler boyu hala da güç peşindesiniz  defolun gidin başka diyarlara  vardır muhakkak bir kaç ülke vatandaşlığınız  minare kılıfında






                           Allah siz ve sizin gibi  vatan ve millet düşmanlarından bu ülkeyi korusun !

28 Ekim 2010 Perşembe

bir uçtan diğer uca yağmurlusun istanbulum


iş çıkışı        zorunlu bakırköy gezilerinden birindeydik bugün.   eksik kitaplarımı tamamladım hemen ;  diktim gene kitap kulesini            ne zaman dağıtacaksam artık
 




 daha sonra capacity  ( yine )    yoksa avm güzellerinden mi oluyorum nedir ?     benimki zoraki gezi   çünkü goncamın işinin bitmesini beklerken  takılıyorum  buralara




burasını görünce dayanamam hiç ; elim boş çıktığım pek vaki olmamıştır  da


bir çocuk için oyuncakçı neyse  o işte naçizane teyyare için de burası öyle.   bak bak ; defolusunu aldığım fiyatta inmiş döküm tencereler ;




ya bunlara ne demeli   ?   insanın kapıp hemen kahve pişiresi ya da mıhlama yapası geliyor değilmi ?



sonra koştur koştur kızımı yolcu etmeye gittik         öptük     kokladık      abarttık herhalde ;  baktım herkes bakıyor              bir yerlerde kuru kemik bir kızı,    sırayla bebek gibi sevip okşayan bir çift görürseniz ; heh işte onlar biziz.
eve dönüş yolunda        minnoş aradı         etüde kaldım okulda gelin alın          hadi 33 km.daha        eve sekizde  sekiz olmuş halde geldik         atıldık kaldık       şimdi mi   ?     yemekten sonra,  herkes mayışmış birbirine el sallıyor karşılıklı   koltuklardan

Allah herkesi evinde mutlu huzurlu etsin          ki     bazıları,     bazılarına haset edip     saldırıp durmasın
demi    bacılarım ?

4 Ekim 2010 Pazartesi

artık zaman hasret zamanı

boncuk kızımı bıraktık  yadellerde      ne zormuş yarebbim   ardında bırakmak  minik şımarığımı



ama sen şanslısın kızım      şımarmayı erken yaşta öğrendin        sana hayran bir baban var çünkü şımardıkça hoşuna giden           senin yaşındayken nerde şımarmak   ?      annemin idare edebildiği kadar yaşıyordum genç kızlığımı ;    gizlice yani




ne tatlı hazırladın eşyalarını        titizlikle karar verdin           bazen çıldırtsan da şuyum gelmedi     buyum eksik   diye     vıdı vıdı ederken            adım adım izledik       yavru kuşumuzun uçma hazırlıklarını




neden bu kadar     zor geliyor biliyormusun     akıllı kızım  ?        biliyorum ki ;  yuvadan uçma zamanının başlangıcı bu günler            okuldu felan derken         işte bu da arkadaşım deyip gelivereceksin belki de  annenin yaptığı   gibi                işte o günlerin  de çok uzak olmadığını    hatırlatıyor bu ayrılık       tabiiki de her zaman    bizim küçük kızımız olacaksın             lakin ;     birisinin hanımı  ve annesi olmak  önde gelecek senin için       
demiştim  vesvese makinasıyım;        kızı gönderdim  bir çırpıda okudu     evlendirdim  hatta anne bile oldu       ahhh  !     klasik teyyare





küçük kedim          belki de o kadar muhalefetime rağmen      bu satırları okuyacaksın  o zaman bil ki annenin yaptığı anlam veremediğin ani hırçınlıklar    hep bu yüzden , seni görememe,      sıska bedenini sıkıca kavrayamama korkusu yüzünden
yediğim her lezzette     gezdiğim her manzarada     aklımda ve dilimde olacaksın
  



annemin bir lafı vardı              anlamını  bebeğimin   4 yaşında kolu kırıldığında      içim yana yana kavrayabilmiştim ancak;

        kimseler   anne  olmasın   ; doğru   annelik demek gözyaşı demek hep endişeli olmak demek

3 Ekim 2010 Pazar

sarsılmaya başladığında yer,   yemekteydik              yürek çırpıntılarıyla,   içeri gitti teyyare     münasip hale gelebilmek için           eteğini, başının   örtüsünü koydu yanıbaşına           acaba ulaşacak vakti olacak mı ?


yarabbi      ne kadar aciziz      gücün karşısında       ve ne kadar zavallı geliyor      başka her şey karşında
ne kadar korunmasız   senin gazabın karşısında      yıllarca süslemeye çalıştığımız  my sweet evimiz

7 Eylül 2010 Salı

iğneyi de kendime batırayım

evet zaman tefekkür zamanı          mübarek günler kuş misali gelip geçiyor


yaradılış gayemiz neydi ?       mevlaya ibadet        bu gaye için günde ne kadar vakit ayırıyorum?

geri kalan zamanımı nasıl geçiriyorum ?            hesabını verebilecekmiyim ?

Allahın sevgilisi bile,     rahat  yüzü görmemişken dünyada  ,       biz hala yüzlü yüzlü iki cihan saadeti istiyoruz  o kadar üstünüz ki ( haşa )        istemek hakkımız gibi lütfen dua ediyoruz          ibadetimiz en çabuk tarafından    işimiz var çünkü         sevginin yumuşacık poğaçasından yapacağız                namaz sonrası en kritik an ; iste diyor mevlam               bırak kalbi,    dil ile bir iki cümle      yalap şap                haydi kalk dünya gailesine   eee         dünya biz olmadan dönermi ?



peygamberimiz (s.a.v)        bir kat elbiseyle gezerken              bizim sıra sıra dizmemizdeki mana ne ?     sadece manasızlık          içimiz boşaldıkça,      dışımızı parlatıyoruz                  önümüz bayram   ;     zengin fakir     bütçesine göre       bayramlık alma telaşında olacak             almamak mı   ?    olur mu millet ne der ?     ramazanı layıkıyla geçirip,        bayramı hakettimmi   ?            diye soran  varmı kendine

habibAllah;        hasırda yattığı için    mübarek sırtları nasır tutmuştu          biz masaj yapan yatak arıyoruz nispet yapar gibi


başka bir soru  ;  Allah celle celalehü alemleri kimin için yarattı ?             ne kadar hatırlıyoruz varoluş sebebimizi ?         ona ne kadar sıklıkta selam gönderiyoruz ?          anında aldığını  ve hepsine mukabele ettiğini bildiğimiz halde

bunları bildiğimiz halde        topuzumuzu ve burnumuzu havaya dikip nasıl dolaşabiliyoruz ?


her günah    kalbe siyah bir nokta koyarmış            simsiyah olmuş bir kalp ötelere ait nasıl endişe duyar ki ? yine   de hissedersiniz ;     bazı sevgili kulları vardır mevlanın             onlar bayramı farklı kutlarlar    itikafa girerler       önce manen temizlenmek için              bizler bayram temizliği diye ;      kendimizi ve evimizi paralarken  ,      çarşılarda çul çaput peşindeyken          onlar  hangi fakiri sevindirsem  ?     ya da zekat fitre derdindedirler                bayram sabahı elini öptüğünüzde;       belki yeni alınmış bayramlık yoktur üstlerinde ama yüzleri ibadet nuruyla parlamaktadır     hiç bir çarşıda bulunmayan

hatalarımızın telafisi        içten bir tevbeye bakarken   ;      mevlam bize tekrar yapmama iradesi vermişken , günahta ısrar niye ?             arkadaşımızın yediğini,    giydiğini istememek niye ?            tevbe kapıları açıkken sonuna kadar ,          zaman geçirip dini yaşamak için yaşlanmayı beklemek niye ?         azıcık kitap karıştırsan bilirdin ki  ;     gençlikte yapılan ibadetin sevabı,    floresan ışığı gibi       yaşlılıkta yapılan mum ışığı gibidir  uğraş dur    alacakaranlıkta



bu soruların         sorgu melekleri tarafından sorulduğunu      ve cevap veremediğimizi düşünmek  ne kadar korkunç        asıl korkunç olan        ; vaktimizi zayi edip eli boş gitmek          sonsuz hüsran          asla geri adım atamazsın    çünkü

bize verilenlerin ,         nankörlüğün hesabını nasıl      vereceğiz ?            nasıl ?

bir de bayılırız günmahımızı saymaya  ;       gavurların papaza itirafı misali       söyleyince affedilecek sanki    hayır       hayır        tam tersi   ;      mevlayla aranda kalmalı             kimse     şahit tutulmamalı ki;      belki bir seher vaktinde      affedilme şansı olsun


hiç bir kul ,       ibadetle ya da sevaplarıyla hesap veremeyecektir          öyle olsa imamı rabbani  ( k.s.) hazretleri endişelenirmiydi hiç ?          
sadece       ve sadece        Allahın istediği ve peygamberimiz ( s.a.v ) şefaatiyle kurtulacağız     inşAllah                     yapılan nafilelerse;     derece yükseltici olacak          işin özü bu          bunu bile bile bu özgüven niye acaba ?

evet teyyare           say say hatalar bitmiyor            yollar ince          nefis fena       ne yapmalı    ne etmeli ?




içses ,     ya da vicdan      ya da     sağdaki melek   ( ne demek istersen adına )  :


- ettiğin lafa bak ;       kır dizini       otur seccadeye       bük boynunu       durduğun kabahat      


                     gafil  !