Başlığa bakıp aldanmayın bu siyasi bir yazı değildir. Şu aldatılmışlık duygusuyla başedebildiğim an gelecektir. Tamamen toplumsal bir yazı yazdım tam aşağıya. Buyrun;
Son yılların popüler cevap beklenmeyen sorusu; cep yelefonu yokken ne yapıyormuşuz acaba?
Yanıt beklenmese de vereyim bir kaç cevap;
Eşe dosta oturmaya gidiyorduk
Cep telefonundan değil göre göre dokunarak alıyorduk ne alıcaksak artık
Parmaklarımız mesaj çekmekten değil dantel örmekten ağrıyordu
Arkadaşlar hiç bu kadarsık hatır sormamış,svgililer hiç bu kadar yüz göz olmamıştı
Hisler iletiler gibi anlık değil daha kalıcı idi
Kimse konum paylaşmadığından olsa gerek kimin nerede kimle olduğu bilinmiyordu. İyi mi kötü mü bilemedim
Daha çok aktivite vardı spor yapmak gibi.
Çocuklarımızı daha az merak ediyorduk çünkü birbirlerini dürtüp bu kadar gezmiyorlardı.
Ev ortak alandı şimdiki gibi bazı bünyeler için otel ve lokanta değil. Evet lokanta dedim restoran değil
Devamını sizden alayım dedimses çıkmadı blogger ölmüş galiba :)
dua etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dua etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Nisan 2015 Cuma
11 Haziran 2011 Cumartesi
minik minik dualar
Allahım;
uzun ömür değil, hayırlı uzun ömür ver (kör nefis işte)
rızkımızı helalinden ver,tatlı tatlı yemeyi de nasip et ( dedim ya nefis kör )
az verip el açtırma ,çok verip şımartma
son nefesimize kadar da senden başkasına muhtaç etme

sevdiklerimizle beraber firdevs cennetine girmeyi nasip et
duanın özü; bizi sev Rabbim
işte bunlar da hıdrellez dileklerim ;
yeni evim ;
kendi arabam,
çocuklarımın hayatta başarılı olması
eşyalarımı değiştirmek
uzun ömür değil, hayırlı uzun ömür ver (kör nefis işte)
rızkımızı helalinden ver,tatlı tatlı yemeyi de nasip et ( dedim ya nefis kör )
az verip el açtırma ,çok verip şımartma
son nefesimize kadar da senden başkasına muhtaç etme
sevdiklerimizle beraber firdevs cennetine girmeyi nasip et
duanın özü; bizi sev Rabbim
işte bunlar da hıdrellez dileklerim ;
yeni evim ;
kendi arabam,
çocuklarımın hayatta başarılı olması
eşyalarımı değiştirmek
2 Haziran 2011 Perşembe
31 Mayıs 2011 Salı
geçtiğimiz cuma günü mutfak ağrım tutmuş durumdayken ortam müsaitti, işi astım. goncam ve oğlum da evdeydi, kahvaltıda pizza yapasım geldi. tarifsiz felan mayalayıverdim, hoop fırına;
cuma sohbetine , son moda krem şantili kurabiyeden yaptım. tarif hünerli bayanlardan. sonra koştura koştura, ilçemizin yeni sitelerinden birine gittik z.teyzeyle;
bu soframızın kuruluş aşaması. humus, yoğurtlu kırmızı biber, kabak kavurması yoğurtlu, tavuk kıymalı patatesli börek, mısır gevreğinden peri bacaları, revani, piyaz, yeşil salata, krem şantili kurabiye,un kurabiyesi, yalancı tiramisu.
fotoda gözükmeyen çorba, ızgara tavuk ve bulgur pilavı sonradan geldi. peri bacalarının tarifini aldık;
50 gr tereyağ eritilir, eritilmiş metro çikolata katılır, üç kaşık bal, 300 gr corn flakes karıştırılır.
huninin ağzına veya tırtıl kurabiye kalıbına doldurulur ve huni şekli verilir.
bu da bugünkü tefsir dersimizde öğrendiğimiz dua;
cuma sohbetine , son moda krem şantili kurabiyeden yaptım. tarif hünerli bayanlardan. sonra koştura koştura, ilçemizin yeni sitelerinden birine gittik z.teyzeyle;
bu soframızın kuruluş aşaması. humus, yoğurtlu kırmızı biber, kabak kavurması yoğurtlu, tavuk kıymalı patatesli börek, mısır gevreğinden peri bacaları, revani, piyaz, yeşil salata, krem şantili kurabiye,un kurabiyesi, yalancı tiramisu.
fotoda gözükmeyen çorba, ızgara tavuk ve bulgur pilavı sonradan geldi. peri bacalarının tarifini aldık;
50 gr tereyağ eritilir, eritilmiş metro çikolata katılır, üç kaşık bal, 300 gr corn flakes karıştırılır.
huninin ağzına veya tırtıl kurabiye kalıbına doldurulur ve huni şekli verilir.
bu da bugünkü tefsir dersimizde öğrendiğimiz dua;
11
yorumcu
Etiketler:
dua,
sohbet,
tarifler
19 Mayıs 2011 Perşembe
tekerlenip gitmek, dünyayla beraber
alışkanlığı bilir misiniz ? insanın hayatına yön veren davranışlar. bunlar da ikiye ayrılır zannımca ;
olması gereken ya da kolayına gelen, yapmaya alıştığı .
ahh... ama ne kadar zor, bilirmisiniz alışkanlığı değiştirmenin ? marketten gidip, 1 ltlik bulaşık deterjanı almak işin kolayıdır mesela , doğal olanını konsantre de olsa, elimizle iteleriz pahalı diye. birileri paralasa da kendini , sulandırılınca aynı fiyata geliyor diye. ya inanamayız , ya da ilk kutudan sonra eski kankamıza geri döneriz , bizi kanser etse de . elin gavuru temizlik malzemesi satacağım diye, milyon dolar dökerken reklama bangır bangır , sağlık ? diye soran cılız sesi duymak, ne mümkün ?
en basit çöp meselesi . kaynakları doğru değerlendirmek, milli servetin korunması felan diye, çırpınırız tasarruf ampulleriyle , donuk donuk aydınlatırız yuvamızı. lakin geri dönüşümden bihaber; şişeler çöpe güm diye atılır kim şimdi ayıracak da atacak, onları kumbaralara ?
eğitim mesela , eğer çevrende çoğunluk lise mezunuysa, ygs de yüksekokullara tav olursun. dört yıllıklara geçemezsen, son sınıfta asgari ücret yolu gözüküverir. ama ufkun açıksa , varsa kendini kurtarmış bir örnek; hayallerinle de doğru orantılı ilerlersin hayat yolunda
nefse dokunan bir olay olduğunda, kızmak her zaman kolay yoldur, sakin olmaksa; ne kadar zor.
kitaplık dolusu kişisel gelişim de okusanız, uygulayamadıktan sonra , sadece bir kaç ağaç eksiltirsiniz doğadan.
az biraz da, şans mı desem ? nasip mi ? onun da etkisi var galiba, hayatta yolunu çizmende. yazılıysa kaderine , gözünün önündeki yardım elini görmezsin de, ötedeki belanın peşine düşersin.
önce ne olmak, nasıl yaşamak gerektiğine karar vermeli, sonra o amaç doğrultusunda, ilmek ilmek örmeli yaşamını ki, haybeye geçirmesin hayatı, bahçede yetişen ot misali.
asıl zor olan ; çevremizi sarmış , dikkat dağıtıcı bir sürü şeyin arasında ; tv,bilgisayar, çevre,hayat zorlukları, gezme tozma vs vs (aklımıza gelen her şey) asıl olanı unutmamak. gayeyi unuttunmu hengamenin ortasında kayboldun gittin . ama nereye ?
Mevlam sonumuzu hayreylesin, bizi nefsimizle başbaşa bırakmasın.
ama bir de yaşadık mı O'nun istediği gibi ,o zaman nasıl da kolaylaştıracak bizim için . o yola bir adım attık mı , hayat nasıl da basitleşecek . bir vakit üzen ,canımızdan bezdirenlere nasıl da gülüp geçeceğiz. korkutan karanlıklar, yüzümüzü güneşe doğru, O'na doğru döndüğümüzden, nasıl da arkamızda kalacak, unutup gideceğiz. peşinden koşarken , habire tökezleyip düşüren dünya , biz O'na koştukça gölge misali, nasıl da arkamızdan koşacak ?
olması gereken ya da kolayına gelen, yapmaya alıştığı .
ahh... ama ne kadar zor, bilirmisiniz alışkanlığı değiştirmenin ? marketten gidip, 1 ltlik bulaşık deterjanı almak işin kolayıdır mesela , doğal olanını konsantre de olsa, elimizle iteleriz pahalı diye. birileri paralasa da kendini , sulandırılınca aynı fiyata geliyor diye. ya inanamayız , ya da ilk kutudan sonra eski kankamıza geri döneriz , bizi kanser etse de . elin gavuru temizlik malzemesi satacağım diye, milyon dolar dökerken reklama bangır bangır , sağlık ? diye soran cılız sesi duymak, ne mümkün ?
en basit çöp meselesi . kaynakları doğru değerlendirmek, milli servetin korunması felan diye, çırpınırız tasarruf ampulleriyle , donuk donuk aydınlatırız yuvamızı. lakin geri dönüşümden bihaber; şişeler çöpe güm diye atılır kim şimdi ayıracak da atacak, onları kumbaralara ?
eğitim mesela , eğer çevrende çoğunluk lise mezunuysa, ygs de yüksekokullara tav olursun. dört yıllıklara geçemezsen, son sınıfta asgari ücret yolu gözüküverir. ama ufkun açıksa , varsa kendini kurtarmış bir örnek; hayallerinle de doğru orantılı ilerlersin hayat yolunda
nefse dokunan bir olay olduğunda, kızmak her zaman kolay yoldur, sakin olmaksa; ne kadar zor.
kitaplık dolusu kişisel gelişim de okusanız, uygulayamadıktan sonra , sadece bir kaç ağaç eksiltirsiniz doğadan.
az biraz da, şans mı desem ? nasip mi ? onun da etkisi var galiba, hayatta yolunu çizmende. yazılıysa kaderine , gözünün önündeki yardım elini görmezsin de, ötedeki belanın peşine düşersin.
önce ne olmak, nasıl yaşamak gerektiğine karar vermeli, sonra o amaç doğrultusunda, ilmek ilmek örmeli yaşamını ki, haybeye geçirmesin hayatı, bahçede yetişen ot misali.
asıl zor olan ; çevremizi sarmış , dikkat dağıtıcı bir sürü şeyin arasında ; tv,bilgisayar, çevre,hayat zorlukları, gezme tozma vs vs (aklımıza gelen her şey) asıl olanı unutmamak. gayeyi unuttunmu hengamenin ortasında kayboldun gittin . ama nereye ?
Mevlam sonumuzu hayreylesin, bizi nefsimizle başbaşa bırakmasın.
ama bir de yaşadık mı O'nun istediği gibi ,o zaman nasıl da kolaylaştıracak bizim için . o yola bir adım attık mı , hayat nasıl da basitleşecek . bir vakit üzen ,canımızdan bezdirenlere nasıl da gülüp geçeceğiz. korkutan karanlıklar, yüzümüzü güneşe doğru, O'na doğru döndüğümüzden, nasıl da arkamızda kalacak, unutup gideceğiz. peşinden koşarken , habire tökezleyip düşüren dünya , biz O'na koştukça gölge misali, nasıl da arkamızdan koşacak ?
5 Mayıs 2011 Perşembe
anaç anne
aslında hepimiz öyleyiz, bencil istisnalar dışında. hani şu filmlerde gördüğümüz, alkol içerken bebeğine sussun diye, verenlerden bahsediyorum
annem hep kendini paralamıştır bizim için ; bir derdimiz olur, üzmeyelim desek de kırk yaşına da gelsek, annemize anlatmadan paylaşmadan duramayız . en samimi duayı , onun edeceğini bildiğimiz için belki de
evrenden pozitif enerji avına çıkanlar ! üzgünüm dua etmek diyebir kavram var; vücudu tepeden tırnağa iyileştiren, pozitifliğin en uç noktası. inançla bezenmiş , etkileri kanıtlanmış
anne olduğunuzda ,bambaşka bir bakış açısı seriliyor önünüze. hani ; oflayıp- pufladığımız, her daim beni anlamıyor nidalarıyla eleştirdiğimiz, annelik bakışı ve değerleri. otomatikman vücudumuzda bazı varlığından haberdar olmadığınız, düğmelere basılıyor ilahi güç tarafından. O'nun ölçülemez şefkatinden, bir katre peydah oluyor sinemizde. içimizi evlat sevgisiyle taşıran, hep canparemizi düşünmeye sevkeden.
tatlı tatlı derin uykularımızdan, sadece onun nidalarıyla uyanabiliyoruz. o doyduğunda, açken tok olabiliyoruz . üşümesin diye nöbetler tutuluyor , sular ılıtılıyor, doktorlar bin türlü soruyla canından bezdiriliyor . ( en azından ben öyleydim ) düştüğümüz gafletler, vicdanımızda, derin yankılar uyandırıyor , deli annemin yaşadığı gibi
onlara , iki saatlik yoldan dondurma da getiririz. erise de, babanın alaycı bakışları altında . ahh bu annelik başa bela . bir yandan da , insani değerlerde ulaşılabilecek en yüksek makam
babalar evin direği; ama anneler de geri kalan her şeyi. tuğlası ; her açığı kapamaya çalışan. bacası ; her daim evladını tok tutmaya çalışan. kapısı ; o kapıdan zararı dokunacak, hiçbir şey girmesin diye uğraşan . penceresi; yavrusuna güzel ahlakı ,hep iyi şeyleri göstermeye uğraşan
direk orda dursun , evi ayakta tutsun .
evi ev , yuva yapan, bütünleyen bizleriz kimse kusura bakmasın please
.
annem hep kendini paralamıştır bizim için ; bir derdimiz olur, üzmeyelim desek de kırk yaşına da gelsek, annemize anlatmadan paylaşmadan duramayız . en samimi duayı , onun edeceğini bildiğimiz için belki de
evrenden pozitif enerji avına çıkanlar ! üzgünüm dua etmek diyebir kavram var; vücudu tepeden tırnağa iyileştiren, pozitifliğin en uç noktası. inançla bezenmiş , etkileri kanıtlanmış
anne olduğunuzda ,bambaşka bir bakış açısı seriliyor önünüze. hani ; oflayıp- pufladığımız, her daim beni anlamıyor nidalarıyla eleştirdiğimiz, annelik bakışı ve değerleri. otomatikman vücudumuzda bazı varlığından haberdar olmadığınız, düğmelere basılıyor ilahi güç tarafından. O'nun ölçülemez şefkatinden, bir katre peydah oluyor sinemizde. içimizi evlat sevgisiyle taşıran, hep canparemizi düşünmeye sevkeden.
tatlı tatlı derin uykularımızdan, sadece onun nidalarıyla uyanabiliyoruz. o doyduğunda, açken tok olabiliyoruz . üşümesin diye nöbetler tutuluyor , sular ılıtılıyor, doktorlar bin türlü soruyla canından bezdiriliyor . ( en azından ben öyleydim ) düştüğümüz gafletler, vicdanımızda, derin yankılar uyandırıyor , deli annemin yaşadığı gibi
onlara , iki saatlik yoldan dondurma da getiririz. erise de, babanın alaycı bakışları altında . ahh bu annelik başa bela . bir yandan da , insani değerlerde ulaşılabilecek en yüksek makam
babalar evin direği; ama anneler de geri kalan her şeyi. tuğlası ; her açığı kapamaya çalışan. bacası ; her daim evladını tok tutmaya çalışan. kapısı ; o kapıdan zararı dokunacak, hiçbir şey girmesin diye uğraşan . penceresi; yavrusuna güzel ahlakı ,hep iyi şeyleri göstermeye uğraşan
direk orda dursun , evi ayakta tutsun .
evi ev , yuva yapan, bütünleyen bizleriz kimse kusura bakmasın please
.
13
yorumcu
Etiketler:
aney,
dua,
felsefe
17 Nisan 2011 Pazar
teşekkür ve mimdirik
cuma gününden beri şekerle mücadelemiz devam ediyor , 200' ler den bir dondurmayla 450' lere uçuveriyor, canı isteyince ergenlik hırçınlığıyla dinlemiyor bizi
sinirlerimiz laçka oldu,vurduğumuz doz miktarı nerdeyse iki katına çıktı ama, ayarlayamıyoruz
derdime ortak olan ve dualarını esirgemeyen sevgili ülkü, küçük mucizem, sevgi, betül, aylin ,papatyam aynur, seyhan, selinka, benim dünyam, nabrut, şeyma, çocukça yaşamak,yaşamak güzeldir mi' den razıyım Mevlam da razı olsun. nabrutum un dediği gibi Rabbim beterinden korusun,dert verip derman aratmasın.
selinka'm dan, halet-i ruhiye mimdiriği geldi . arası açılmadan yanıtlayayım hemen
malum ; iki gündür telaş ve üzüntü arasında gidip geliyorum. sakin ve dertsiz tasasız, dünyanın tüm zamanı bize aitmişçesine, vakit geçirmeye ihtiyacım var.
tıpkı resimdekilerin yaptığı gibi;
sevgili ikiz annesi masa üstü mümdiği göndermiş,ikisi de çıksın aradan ;
fantastik kadınım vesselam, öyle çiçekli- böcekli arkaplanları sevmem
mimdirik tıkandı kaldı burada. olsun ,başkaları vasıtasıyla zaten dolaşacak, biraz soluklansın bakalım
sinirlerimiz laçka oldu,vurduğumuz doz miktarı nerdeyse iki katına çıktı ama, ayarlayamıyoruz
derdime ortak olan ve dualarını esirgemeyen sevgili ülkü, küçük mucizem, sevgi, betül, aylin ,papatyam aynur, seyhan, selinka, benim dünyam, nabrut, şeyma, çocukça yaşamak,yaşamak güzeldir mi' den razıyım Mevlam da razı olsun. nabrutum un dediği gibi Rabbim beterinden korusun,dert verip derman aratmasın.
selinka'm dan, halet-i ruhiye mimdiriği geldi . arası açılmadan yanıtlayayım hemen
malum ; iki gündür telaş ve üzüntü arasında gidip geliyorum. sakin ve dertsiz tasasız, dünyanın tüm zamanı bize aitmişçesine, vakit geçirmeye ihtiyacım var.
tıpkı resimdekilerin yaptığı gibi;
sevgili ikiz annesi masa üstü mümdiği göndermiş,ikisi de çıksın aradan ;
fantastik kadınım vesselam, öyle çiçekli- böcekli arkaplanları sevmem
mimdirik tıkandı kaldı burada. olsun ,başkaları vasıtasıyla zaten dolaşacak, biraz soluklansın bakalım
10
yorumcu
Etiketler:
biz,
dua,
hastalık,
mim
6 Mart 2011 Pazar
üzüntü nokta com
cumartesi günü, lise arkadaşlarımla kahvaltımız vardı. 10 küsür yıldır, ulaşamadığımız arkadaşımız geleceği için , ,hepimiz heyecanlıydık . tijene iki yıldır ulaşmaya çalışmak ve başaramamak, onu biraz da erişilemez kılmıştı gözümüzde. annesi ve kardeşleri, notumuzu ileteceklerini söylüyorlardı devamlı, ama tijen aramıyordu bir türlü.
sonunda , 15 gün önce bizi aradı ve sözleştik. özlemle arabadan inerken , karşıda görüverdik 20 yıl önceki arkadaşımızın kötü bir kopyasını.
yaşlılık çizgilerine hazırlıklıydım da, 50 yaşında gösteren tj 'ye hiç hazırlıklı değildim. hepimiz yanında taş bebek gibi kalıverdik. başına gelenleri öğrenmek , aç ve hevesli oturduğumuz sofradan, içimize koca bir taş oturmuş halde kalkmamıza sebep oldu.
hiç bir şey sormadık ona. kendi açıldı; ağzından dökülürken evliliği ,yaşadıkları, hastalığı.
hepimiz inanamayarak, birbirimize bakıyorduk. belki de kitaptan okur gibi, duygusuz bir sesle anlattığı için , belki de başkalarından ya da tv den duyduğumuz olayların, yakınımızdaki sevgi çemberi içindeki arkadaşımıza ulaşmasının şaşkınlığıydı.
tijen nam-ı diğer tj, on yıl önce evlenmiş ve yurtdışına yerleşmiş . üç sene sonra , eşinin uyuşturucu bağımlısı olduğunu farketmesiyle, peri masalı sona erivermiş. tedavi olması için iki sene uğraşmasına rağmen ,başarılı olamamış ve boşanmış.
kurtulmuş mu dertten ? hayır . türkiyede onu, boşanmış anne- baba ve hiç bilmediği bir semt bekliyormuş. neyse tam iş bulup, kendine ev tutup düzenini kurarken, o mel'un hastalıkla tanışmış. hem de son evresindeyken. üstelik düzenli check-up yaptırırken. 1 sene süren tedavisini anlatırken, bizim için satır aralarını okumak hiç de zor olmadı. tamamen morale dayalı tedavide, onun yanında sağlam durabilecek, elini tutacak kimseyi bir kenara bırak, onu getirip götürecek kimse bile yoktu.
arkadaşım, dostum ne kadar kuvvetli kişilikmiş ki üstesinden gelmiş. ama en zoru da kemoterapi sırasında saçının dökülmesi değil , kaşlarının kirpiklerinin dökülmesiymiş. onun verdiği ruhi çöküntüyü anlatamam diyor ve ekliyor ; doktorum tekrar radyoterapi olmam gerektiğini söyledi, ama olmayacağım .
ne ? nasıl yani ?
son evrede olan kişinin, böyle lüksü yok diyemiyorsunuz.
olmazsan ölürsün, diyemiyorsunuz.
hani yaşama sevincin ? diyemiyorsunuz. belli ki kalmamış, kalan ömrünü mutlu geçirmek istiyor.
lakin yürek nasıl dayansın, onun inançlı ,sevgili kalbinin durmasına ? Mevlam ona ve cümlesine şifalar versin.
ne için anlattım? tabii ki içimdeki yumruyu , yutulabilir hale gelecek şekilde küçütmek için . aynı zamanda mutluluk balonu içinde, yaşadığımızı hatırlatmak için. aslında ailemizle huzurlu yuvamızdaki saadetimizin ve sağlığımızın kıymetini bilmemiz için. önceliklerimizi hatırlayabilmek için.
gerisi fasa fiso.
sonunda , 15 gün önce bizi aradı ve sözleştik. özlemle arabadan inerken , karşıda görüverdik 20 yıl önceki arkadaşımızın kötü bir kopyasını.
yaşlılık çizgilerine hazırlıklıydım da, 50 yaşında gösteren tj 'ye hiç hazırlıklı değildim. hepimiz yanında taş bebek gibi kalıverdik. başına gelenleri öğrenmek , aç ve hevesli oturduğumuz sofradan, içimize koca bir taş oturmuş halde kalkmamıza sebep oldu.
hiç bir şey sormadık ona. kendi açıldı; ağzından dökülürken evliliği ,yaşadıkları, hastalığı.
hepimiz inanamayarak, birbirimize bakıyorduk. belki de kitaptan okur gibi, duygusuz bir sesle anlattığı için , belki de başkalarından ya da tv den duyduğumuz olayların, yakınımızdaki sevgi çemberi içindeki arkadaşımıza ulaşmasının şaşkınlığıydı.
tijen nam-ı diğer tj, on yıl önce evlenmiş ve yurtdışına yerleşmiş . üç sene sonra , eşinin uyuşturucu bağımlısı olduğunu farketmesiyle, peri masalı sona erivermiş. tedavi olması için iki sene uğraşmasına rağmen ,başarılı olamamış ve boşanmış.
kurtulmuş mu dertten ? hayır . türkiyede onu, boşanmış anne- baba ve hiç bilmediği bir semt bekliyormuş. neyse tam iş bulup, kendine ev tutup düzenini kurarken, o mel'un hastalıkla tanışmış. hem de son evresindeyken. üstelik düzenli check-up yaptırırken. 1 sene süren tedavisini anlatırken, bizim için satır aralarını okumak hiç de zor olmadı. tamamen morale dayalı tedavide, onun yanında sağlam durabilecek, elini tutacak kimseyi bir kenara bırak, onu getirip götürecek kimse bile yoktu.
arkadaşım, dostum ne kadar kuvvetli kişilikmiş ki üstesinden gelmiş. ama en zoru da kemoterapi sırasında saçının dökülmesi değil , kaşlarının kirpiklerinin dökülmesiymiş. onun verdiği ruhi çöküntüyü anlatamam diyor ve ekliyor ; doktorum tekrar radyoterapi olmam gerektiğini söyledi, ama olmayacağım .
ne ? nasıl yani ?
son evrede olan kişinin, böyle lüksü yok diyemiyorsunuz.
olmazsan ölürsün, diyemiyorsunuz.
hani yaşama sevincin ? diyemiyorsunuz. belli ki kalmamış, kalan ömrünü mutlu geçirmek istiyor.
lakin yürek nasıl dayansın, onun inançlı ,sevgili kalbinin durmasına ? Mevlam ona ve cümlesine şifalar versin.
ne için anlattım? tabii ki içimdeki yumruyu , yutulabilir hale gelecek şekilde küçütmek için . aynı zamanda mutluluk balonu içinde, yaşadığımızı hatırlatmak için. aslında ailemizle huzurlu yuvamızdaki saadetimizin ve sağlığımızın kıymetini bilmemiz için. önceliklerimizi hatırlayabilmek için.
gerisi fasa fiso.
12
yorumcu
Etiketler:
dua,
hastalık,
istekler
25 Şubat 2011 Cuma
hey dostum , iyiki varsın
meşhur z.teyzeden bahsetmişimdir ; evliliğimin ilk yıllarından beri, ablalık yapan . çaktırmadan tabii.
evlerinin neredeyse ferdi gibiyim, o kadarki ; işten gelirken bazen ararım; açım ne pişirdin diye , ondaki menü daha güzelse, takılırım çekinmeden.
aramızda 10 yaş var ama hep deliliklerime ayak uydurmuştur yeri geldiğinde de kulağımı çekmiştir. emniyet subaplarımdan biridir z.teyze .
oğluna kız bakmaya beraber gittik, bu konuda hiç bir fikrimiz yokken. ağlanacak şeylere beraber gülmeye çalıştık ,bazen de beraber güldük . ama geçinilmesi zor insanla, nasıl kanka olunacağını öğretti bana . hiç yargılamayarak. bana ettiği dualar kabul olmuştur hep.
on yıl önce felan alt komşumla sorun yaşamıştım. birbirimize gıcık kapıp ,uzak duruyorduk. kadının her yaptığı batıyordu; en çok da cimriliği. siz arkadaş olacaksınız bak ,dua ediyorum size derdi . dudak bükerdim, mümkün değil diye. komşum ev aldı taşındı, bir zaman geçti. amway işi yapıyorum, kişisel gelişim kitapları okuyoruz devamlı ; o zaman nerede yanlış yaptığımızı anladım ve okuduklarımı uyguladım . kadınla aramız düzeldi, hem de o da başladı satışa ve kullanmaya .
z.teyze bugün öğlene doğru sağlık ocağından geldi,çat kapı. kahvaltımızı ettik .
menü basit ; kahvaltılıklar artı ,elde açma yufkadan börek , tahinli kurabiye, tost,söğüş domates ve badem
malum cuma ; kur'anımızı okuduk .boş geçmedi ne güzel .
bu saydığım hasletler dost tarifime ne kadar da uyuyor.
7 Şubat 2011 Pazartesi
anne baba gözlüğü
gençlikte, çoğumuz şikayetçi olmuşuzdur ailemizden beğenmemişizdir; hele ergenlikte bol pöflemelerin ardından dert yanmışızdır arkadaşlarımıza. belki de gizlice içildiği için tatlı gelen sigara eşliğinde .anlatılanların sonu hep, beni anlamıyora bağlanırdı hele baskıcı babaya sahipseniz bencileyin, şikayet edecek daha fazla şeyiniz olurdu
ve erkekler... günler boyu konuşsanız bitiremeyeceğiniz konu , geçenlerde facede lisede ayılıp bayıldığım çocuğun kel- bira fıçısı ve hala arkadaşlık peşindeki resmini görünce ; verilmiş sadakam varmış dedim gençlik işte ; yeşil gözler havalı bakışlar nice kızın hayatını karartmamış mıdır ? ya da şimdiki deyişle ; engin tecrübeye.
biz safça yaklaşırdık; şimdikilerin tavrının yanında . ilk adımın onlardan gelmesini , kur yapılmasını isterdik, naza çekmeyi severdik en kibar tabirle; peşine düşmeyi değil . böyle olduğu için belki de eşime karşı içim bu kadar rahat. geri kafalı olduğumu düşünenler olabilir bunun anlamı ;sonradan hatırladığında, başını eğeceğin, pişman olacağın davranışlar yapmamaksa , evet öyleydim ve öyleyim .
lakin saf da değilim, karşımdakinden de aynısını beklerim
.
peki anne baba olunca, farklı davranmaya ne demeli ? sanırsın ki pembe gözlükleri çıkarıp karaları takmışız. her kapının ardında, bebeklerimizi ayartmaya ya da yutmaya hazır, hain kurtların gizlendiğini, iyi insanların çok azaldığını, hayatın zordan , üper zorötesine doğru kaydığını düşünmüyormuyuz bu yüzden ?
çözüm ve yürek oynamalarımızın sonu nasıl gelecek ?
dikkat , anlayış ve dua bol bol dua
annelerimizin yaptığı gibi.
.
ve erkekler... günler boyu konuşsanız bitiremeyeceğiniz konu , geçenlerde facede lisede ayılıp bayıldığım çocuğun kel- bira fıçısı ve hala arkadaşlık peşindeki resmini görünce ; verilmiş sadakam varmış dedim gençlik işte ; yeşil gözler havalı bakışlar nice kızın hayatını karartmamış mıdır ? ya da şimdiki deyişle ; engin tecrübeye.
biz safça yaklaşırdık; şimdikilerin tavrının yanında . ilk adımın onlardan gelmesini , kur yapılmasını isterdik, naza çekmeyi severdik en kibar tabirle; peşine düşmeyi değil . böyle olduğu için belki de eşime karşı içim bu kadar rahat. geri kafalı olduğumu düşünenler olabilir bunun anlamı ;sonradan hatırladığında, başını eğeceğin, pişman olacağın davranışlar yapmamaksa , evet öyleydim ve öyleyim .
lakin saf da değilim, karşımdakinden de aynısını beklerim
.
peki anne baba olunca, farklı davranmaya ne demeli ? sanırsın ki pembe gözlükleri çıkarıp karaları takmışız. her kapının ardında, bebeklerimizi ayartmaya ya da yutmaya hazır, hain kurtların gizlendiğini, iyi insanların çok azaldığını, hayatın zordan , üper zorötesine doğru kaydığını düşünmüyormuyuz bu yüzden ?
çözüm ve yürek oynamalarımızın sonu nasıl gelecek ?
dikkat , anlayış ve dua bol bol dua
annelerimizin yaptığı gibi.
.
12
yorumcu
Etiketler:
dua,
felsefe,
istekler
3 Ocak 2011 Pazartesi
mini mini dualar
ALLAHIM ;
şu boynu bükük kuluna da, bazı kullarına verdiğin yemek yapmayı sevme geninden verki ;
başkalarının yaptığı ( hem de severek) lezzetleri ağzı bir karış açık izlemekten kurtulsun derhal hoplaya zıplaya mutfağa dalsın ve yeni tarifler icat etsin
minik ergenim aç geçirmese günü (bknz.ergen inadı)
bir mucize olsa; çalışmadığı halde kazansa sınavı
aklıma mukayyet olki ; susayıp mutfağa gittiğimde susuz dönmeyeyim
pcyi tez vakitte bozki şişedibi gözlük almayayım
tatlıdan nefret ettirki; 1 ayda onkilo vereyim işin ucunda o pardesüye sığmak var çünkü
o kadar sıhhat verki doktora vereceğime eşarba vereyim kabul ediyorum eşarp hastasıyım
gömü felan bulup, erken emekli olayım
olayım da erkekimle seyahat edeyim
kızım gelse dizimin dibine, ayrılmasa su içmek için bile
hangi dağında kurt ölse, kardeşi olduğunu hatırlasa birisi
ağzımdan çıkarken bile inanamadığım dua ;
şu boynu bükük kuluna da, bazı kullarına verdiğin yemek yapmayı sevme geninden verki ;
başkalarının yaptığı ( hem de severek) lezzetleri ağzı bir karış açık izlemekten kurtulsun derhal hoplaya zıplaya mutfağa dalsın ve yeni tarifler icat etsin
minik ergenim aç geçirmese günü (bknz.ergen inadı)
bir mucize olsa; çalışmadığı halde kazansa sınavı
aklıma mukayyet olki ; susayıp mutfağa gittiğimde susuz dönmeyeyim
pcyi tez vakitte bozki şişedibi gözlük almayayım
tatlıdan nefret ettirki; 1 ayda onkilo vereyim işin ucunda o pardesüye sığmak var çünkü
o kadar sıhhat verki doktora vereceğime eşarba vereyim kabul ediyorum eşarp hastasıyım
gömü felan bulup, erken emekli olayım
olayım da erkekimle seyahat edeyim
kızım gelse dizimin dibine, ayrılmasa su içmek için bile
hangi dağında kurt ölse, kardeşi olduğunu hatırlasa birisi
ağzımdan çıkarken bile inanamadığım dua ;
14
yorumcu
Etiketler:
dua,
istekler
22 Aralık 2010 Çarşamba
tete mari kahvaltısı
hafta sonu ziyarete gelen teyzemle, kızı gügünün sabahın altısında zorlamamla yedikleri iki lokma yani malum trakyalıyız ; bizim köyde teyzeye tete der eskiler mari de moreden bozma mı acep ? aslında hani şu; ' abe gızanım' diye konuşulan bölgede değil köyümüz istanbula yaklaştıkça yumuşamış dil biraz annemle diğer teyze kızımın konuşmasını dinlemekse ; evlere şenlik eşimle boncuklara eğlencelik nasıl olmasınki ? şöyle yani ;
küçük ürkiye (rukiye) büyük ürkiye (sanki başka isim kalmamış gibi) küçük ürkiyenin ablası şöyle yapmış felan filan...
bunlar işin tatlı yüzü diğer yüzüyse ; bir zamanlar dimdik gezen akrabaların topallaya topallaya yürümeye başlamaları bazılarının gözden yavaş yavaş kaybolurken, diğerlerinin de evlatlarının teveccühlerini ihtiyaç içinde beklemeleri hele bunlar yeni bir yaş alınacak zamanda gözlendiğinde sonuç ; umutsuzluk
yaşlanma ve muhtaç olma korkusu kırklı yaşların en büyük kabusu galiba
12 Aralık 2010 Pazar
karlar düşer düşer
nihayet beklenen kar yağdı derken yağamadı rüzgardan sabah zilin sesiyle değil de , canımın istediğince uyandığımda azıcık tutmuştu bile, bizim ellerde sıcacık evden burnumu çıkarmayıp, seyhancığımın hasretle beklediği fincandan sıcak çikolatamı içerken, serpiştiren tanecikleri seyretmek ne kadar zevkli free takılmak, zamanla yarışmadan kahvaltımı etmek , camdan bakarak
özgürce, rabbimin inayetiyle birbirine değmeden inen zerrelere bakıp bakıp diledim muştulu haberleri bir zamanlar ihtiyacım olduğunda geliveren, sürprizlerden diledim birbiri ardına gelip, kapımı tıklatmasını istedim öyle işte... bir sürü sevinç diledim rabbimden , ama şaşkınlar gibi göğe bakarak değil, her yerde olduğunu hissederek diledim
özgürce, rabbimin inayetiyle birbirine değmeden inen zerrelere bakıp bakıp diledim muştulu haberleri bir zamanlar ihtiyacım olduğunda geliveren, sürprizlerden diledim birbiri ardına gelip, kapımı tıklatmasını istedim öyle işte... bir sürü sevinç diledim rabbimden , ama şaşkınlar gibi göğe bakarak değil, her yerde olduğunu hissederek diledim
10 Kasım 2010 Çarşamba
hatırla sevgili
gözümüzün önünde bayram öncesi bir film koydular , bir de oyun havası kendileri çalıp oynuyorlar ergenekonun büyük patronları;
bu iktidar bizi deşifre edicek ne etmeli ? ne yapmalı ? karşısına güçlü muhalafet koymalı tercihen bizim avukatımız olsun .
ne gerekirse yapılmalı, buna parti içi depremler de dahil her kesim seçmeni biraraya toplayacak lider olmalı ki iktidarımız kesinleşsin bak o zaman kim tutar bizi ? bunlara oy verenlerden başlamalı kıyıma hatta idam etsek daha iyi olur yok yok sınırdışı edelim de bize kalsın türkiye
sağa sola bomba atalım, milletin kafasını karıştıralım . üniversiteleri karıştırmak zaten var; söylemeye bile gerek yok yandaş basınımız da, çarpıta çarpıta veriyor haberleri sağolsun, milletin ahlakını bozmaktan vakit bulduğunda onları takibedenler ayrı dünyada yaşıyorlar zaten türkiyedeki ekonomi olsun , dış ilişkiler olsun, bütün gelişmelerden bihaberler onların kanalı neyi gösterirse ona inanıyor zavallılar ayy bak acıdım şimdi bari yabancı basını takibedin de bihaber olmayın ülkenizden ayol hoş zaten siz zaten ayrıcalıklıydınız ; özel güzel hastanelerde tedavi oluyordunuz devletin kesesinden , bayramlarda otobüs bedavaymış size neki ? siz otobüse ruhsal çalkantılarınızda değişiklik olsun diye binersiniz mersedesinizden inmeye tenezzül ettiğinizde.
yediniz iliğini kuruttunuz bu ülkeyi seneler seneler boyu hala da güç peşindesiniz defolun gidin başka diyarlara vardır muhakkak bir kaç ülke vatandaşlığınız minare kılıfında
Allah siz ve sizin gibi vatan ve millet düşmanlarından bu ülkeyi korusun !
bu iktidar bizi deşifre edicek ne etmeli ? ne yapmalı ? karşısına güçlü muhalafet koymalı tercihen bizim avukatımız olsun .
ne gerekirse yapılmalı, buna parti içi depremler de dahil her kesim seçmeni biraraya toplayacak lider olmalı ki iktidarımız kesinleşsin bak o zaman kim tutar bizi ? bunlara oy verenlerden başlamalı kıyıma hatta idam etsek daha iyi olur yok yok sınırdışı edelim de bize kalsın türkiye
sağa sola bomba atalım, milletin kafasını karıştıralım . üniversiteleri karıştırmak zaten var; söylemeye bile gerek yok yandaş basınımız da, çarpıta çarpıta veriyor haberleri sağolsun, milletin ahlakını bozmaktan vakit bulduğunda onları takibedenler ayrı dünyada yaşıyorlar zaten türkiyedeki ekonomi olsun , dış ilişkiler olsun, bütün gelişmelerden bihaberler onların kanalı neyi gösterirse ona inanıyor zavallılar ayy bak acıdım şimdi bari yabancı basını takibedin de bihaber olmayın ülkenizden ayol hoş zaten siz zaten ayrıcalıklıydınız ; özel güzel hastanelerde tedavi oluyordunuz devletin kesesinden , bayramlarda otobüs bedavaymış size neki ? siz otobüse ruhsal çalkantılarınızda değişiklik olsun diye binersiniz mersedesinizden inmeye tenezzül ettiğinizde.
yediniz iliğini kuruttunuz bu ülkeyi seneler seneler boyu hala da güç peşindesiniz defolun gidin başka diyarlara vardır muhakkak bir kaç ülke vatandaşlığınız minare kılıfında
Allah siz ve sizin gibi vatan ve millet düşmanlarından bu ülkeyi korusun !
28 Ekim 2010 Perşembe
bir uçtan diğer uca yağmurlusun istanbulum
iş çıkışı zorunlu bakırköy gezilerinden birindeydik bugün. eksik kitaplarımı tamamladım hemen ; diktim gene kitap kulesini ne zaman dağıtacaksam artık
daha sonra capacity ( yine ) yoksa avm güzellerinden mi oluyorum nedir ? benimki zoraki gezi çünkü goncamın işinin bitmesini beklerken takılıyorum buralara
burasını görünce dayanamam hiç ; elim boş çıktığım pek vaki olmamıştır da
bir çocuk için oyuncakçı neyse o işte naçizane teyyare için de burası öyle. bak bak ; defolusunu aldığım fiyatta inmiş döküm tencereler ;
ya bunlara ne demeli ? insanın kapıp hemen kahve pişiresi ya da mıhlama yapası geliyor değilmi ?
sonra koştur koştur kızımı yolcu etmeye gittik öptük kokladık abarttık herhalde ; baktım herkes bakıyor bir yerlerde kuru kemik bir kızı, sırayla bebek gibi sevip okşayan bir çift görürseniz ; heh işte onlar biziz.
eve dönüş yolunda minnoş aradı etüde kaldım okulda gelin alın hadi 33 km.daha eve sekizde sekiz olmuş halde geldik atıldık kaldık şimdi mi ? yemekten sonra, herkes mayışmış birbirine el sallıyor karşılıklı koltuklardan
Allah herkesi evinde mutlu huzurlu etsin ki bazıları, bazılarına haset edip saldırıp durmasın
demi bacılarım ?
4 Ekim 2010 Pazartesi
artık zaman hasret zamanı
boncuk kızımı bıraktık yadellerde ne zormuş yarebbim ardında bırakmak minik şımarığımı
ama sen şanslısın kızım şımarmayı erken yaşta öğrendin sana hayran bir baban var çünkü şımardıkça hoşuna giden senin yaşındayken nerde şımarmak ? annemin idare edebildiği kadar yaşıyordum genç kızlığımı ; gizlice yani
ne tatlı hazırladın eşyalarını titizlikle karar verdin bazen çıldırtsan da şuyum gelmedi buyum eksik diye vıdı vıdı ederken adım adım izledik yavru kuşumuzun uçma hazırlıklarını
neden bu kadar zor geliyor biliyormusun akıllı kızım ? biliyorum ki ; yuvadan uçma zamanının başlangıcı bu günler okuldu felan derken işte bu da arkadaşım deyip gelivereceksin belki de annenin yaptığı gibi işte o günlerin de çok uzak olmadığını hatırlatıyor bu ayrılık tabiiki de her zaman bizim küçük kızımız olacaksın lakin ; birisinin hanımı ve annesi olmak önde gelecek senin için
demiştim vesvese makinasıyım; kızı gönderdim bir çırpıda okudu evlendirdim hatta anne bile oldu ahhh ! klasik teyyare
küçük kedim belki de o kadar muhalefetime rağmen bu satırları okuyacaksın o zaman bil ki annenin yaptığı anlam veremediğin ani hırçınlıklar hep bu yüzden , seni görememe, sıska bedenini sıkıca kavrayamama korkusu yüzünden
yediğim her lezzette gezdiğim her manzarada aklımda ve dilimde olacaksın
annemin bir lafı vardı anlamını bebeğimin 4 yaşında kolu kırıldığında içim yana yana kavrayabilmiştim ancak;
kimseler anne olmasın ; doğru annelik demek gözyaşı demek hep endişeli olmak demek
ama sen şanslısın kızım şımarmayı erken yaşta öğrendin sana hayran bir baban var çünkü şımardıkça hoşuna giden senin yaşındayken nerde şımarmak ? annemin idare edebildiği kadar yaşıyordum genç kızlığımı ; gizlice yani
ne tatlı hazırladın eşyalarını titizlikle karar verdin bazen çıldırtsan da şuyum gelmedi buyum eksik diye vıdı vıdı ederken adım adım izledik yavru kuşumuzun uçma hazırlıklarını
neden bu kadar zor geliyor biliyormusun akıllı kızım ? biliyorum ki ; yuvadan uçma zamanının başlangıcı bu günler okuldu felan derken işte bu da arkadaşım deyip gelivereceksin belki de annenin yaptığı gibi işte o günlerin de çok uzak olmadığını hatırlatıyor bu ayrılık tabiiki de her zaman bizim küçük kızımız olacaksın lakin ; birisinin hanımı ve annesi olmak önde gelecek senin için
demiştim vesvese makinasıyım; kızı gönderdim bir çırpıda okudu evlendirdim hatta anne bile oldu ahhh ! klasik teyyare
küçük kedim belki de o kadar muhalefetime rağmen bu satırları okuyacaksın o zaman bil ki annenin yaptığı anlam veremediğin ani hırçınlıklar hep bu yüzden , seni görememe, sıska bedenini sıkıca kavrayamama korkusu yüzünden
yediğim her lezzette gezdiğim her manzarada aklımda ve dilimde olacaksın
annemin bir lafı vardı anlamını bebeğimin 4 yaşında kolu kırıldığında içim yana yana kavrayabilmiştim ancak;
kimseler anne olmasın ; doğru annelik demek gözyaşı demek hep endişeli olmak demek
16
yorumcu
Etiketler:
alışveriş,
biz,
dua,
istekler
3 Ekim 2010 Pazar
sarsılmaya başladığında yer, yemekteydik yürek çırpıntılarıyla, içeri gitti teyyare münasip hale gelebilmek için eteğini, başının örtüsünü koydu yanıbaşına acaba ulaşacak vakti olacak mı ?
yarabbi ne kadar aciziz gücün karşısında ve ne kadar zavallı geliyor başka her şey karşında
ne kadar korunmasız senin gazabın karşısında yıllarca süslemeye çalıştığımız my sweet evimiz
yarabbi ne kadar aciziz gücün karşısında ve ne kadar zavallı geliyor başka her şey karşında
ne kadar korunmasız senin gazabın karşısında yıllarca süslemeye çalıştığımız my sweet evimiz
7 Eylül 2010 Salı
iğneyi de kendime batırayım
evet zaman tefekkür zamanı mübarek günler kuş misali gelip geçiyor
yaradılış gayemiz neydi ? mevlaya ibadet bu gaye için günde ne kadar vakit ayırıyorum?
geri kalan zamanımı nasıl geçiriyorum ? hesabını verebilecekmiyim ?
Allahın sevgilisi bile, rahat yüzü görmemişken dünyada , biz hala yüzlü yüzlü iki cihan saadeti istiyoruz o kadar üstünüz ki ( haşa ) istemek hakkımız gibi lütfen dua ediyoruz ibadetimiz en çabuk tarafından işimiz var çünkü sevginin yumuşacık poğaçasından yapacağız namaz sonrası en kritik an ; iste diyor mevlam bırak kalbi, dil ile bir iki cümle yalap şap haydi kalk dünya gailesine eee dünya biz olmadan dönermi ?
peygamberimiz (s.a.v) bir kat elbiseyle gezerken bizim sıra sıra dizmemizdeki mana ne ? sadece manasızlık içimiz boşaldıkça, dışımızı parlatıyoruz önümüz bayram ; zengin fakir bütçesine göre bayramlık alma telaşında olacak almamak mı ? olur mu millet ne der ? ramazanı layıkıyla geçirip, bayramı hakettimmi ? diye soran varmı kendine
habibAllah; hasırda yattığı için mübarek sırtları nasır tutmuştu biz masaj yapan yatak arıyoruz nispet yapar gibi
başka bir soru ; Allah celle celalehü alemleri kimin için yarattı ? ne kadar hatırlıyoruz varoluş sebebimizi ? ona ne kadar sıklıkta selam gönderiyoruz ? anında aldığını ve hepsine mukabele ettiğini bildiğimiz halde
bunları bildiğimiz halde topuzumuzu ve burnumuzu havaya dikip nasıl dolaşabiliyoruz ?
her günah kalbe siyah bir nokta koyarmış simsiyah olmuş bir kalp ötelere ait nasıl endişe duyar ki ? yine de hissedersiniz ; bazı sevgili kulları vardır mevlanın onlar bayramı farklı kutlarlar itikafa girerler önce manen temizlenmek için bizler bayram temizliği diye ; kendimizi ve evimizi paralarken , çarşılarda çul çaput peşindeyken onlar hangi fakiri sevindirsem ? ya da zekat fitre derdindedirler bayram sabahı elini öptüğünüzde; belki yeni alınmış bayramlık yoktur üstlerinde ama yüzleri ibadet nuruyla parlamaktadır hiç bir çarşıda bulunmayan
hatalarımızın telafisi içten bir tevbeye bakarken ; mevlam bize tekrar yapmama iradesi vermişken , günahta ısrar niye ? arkadaşımızın yediğini, giydiğini istememek niye ? tevbe kapıları açıkken sonuna kadar , zaman geçirip dini yaşamak için yaşlanmayı beklemek niye ? azıcık kitap karıştırsan bilirdin ki ; gençlikte yapılan ibadetin sevabı, floresan ışığı gibi yaşlılıkta yapılan mum ışığı gibidir uğraş dur alacakaranlıkta
bu soruların sorgu melekleri tarafından sorulduğunu ve cevap veremediğimizi düşünmek ne kadar korkunç asıl korkunç olan ; vaktimizi zayi edip eli boş gitmek sonsuz hüsran asla geri adım atamazsın çünkü
bize verilenlerin , nankörlüğün hesabını nasıl vereceğiz ? nasıl ?
bir de bayılırız günmahımızı saymaya ; gavurların papaza itirafı misali söyleyince affedilecek sanki hayır hayır tam tersi ; mevlayla aranda kalmalı kimse şahit tutulmamalı ki; belki bir seher vaktinde affedilme şansı olsun
hiç bir kul , ibadetle ya da sevaplarıyla hesap veremeyecektir öyle olsa imamı rabbani ( k.s.) hazretleri endişelenirmiydi hiç ?
sadece ve sadece Allahın istediği ve peygamberimiz ( s.a.v ) şefaatiyle kurtulacağız inşAllah yapılan nafilelerse; derece yükseltici olacak işin özü bu bunu bile bile bu özgüven niye acaba ?
evet teyyare say say hatalar bitmiyor yollar ince nefis fena ne yapmalı ne etmeli ?
içses , ya da vicdan ya da sağdaki melek ( ne demek istersen adına ) :
- ettiğin lafa bak ; kır dizini otur seccadeye bük boynunu durduğun kabahat
gafil !
yaradılış gayemiz neydi ? mevlaya ibadet bu gaye için günde ne kadar vakit ayırıyorum?
geri kalan zamanımı nasıl geçiriyorum ? hesabını verebilecekmiyim ?
Allahın sevgilisi bile, rahat yüzü görmemişken dünyada , biz hala yüzlü yüzlü iki cihan saadeti istiyoruz o kadar üstünüz ki ( haşa ) istemek hakkımız gibi lütfen dua ediyoruz ibadetimiz en çabuk tarafından işimiz var çünkü sevginin yumuşacık poğaçasından yapacağız namaz sonrası en kritik an ; iste diyor mevlam bırak kalbi, dil ile bir iki cümle yalap şap haydi kalk dünya gailesine eee dünya biz olmadan dönermi ?
peygamberimiz (s.a.v) bir kat elbiseyle gezerken bizim sıra sıra dizmemizdeki mana ne ? sadece manasızlık içimiz boşaldıkça, dışımızı parlatıyoruz önümüz bayram ; zengin fakir bütçesine göre bayramlık alma telaşında olacak almamak mı ? olur mu millet ne der ? ramazanı layıkıyla geçirip, bayramı hakettimmi ? diye soran varmı kendine
habibAllah; hasırda yattığı için mübarek sırtları nasır tutmuştu biz masaj yapan yatak arıyoruz nispet yapar gibi
başka bir soru ; Allah celle celalehü alemleri kimin için yarattı ? ne kadar hatırlıyoruz varoluş sebebimizi ? ona ne kadar sıklıkta selam gönderiyoruz ? anında aldığını ve hepsine mukabele ettiğini bildiğimiz halde
bunları bildiğimiz halde topuzumuzu ve burnumuzu havaya dikip nasıl dolaşabiliyoruz ?
her günah kalbe siyah bir nokta koyarmış simsiyah olmuş bir kalp ötelere ait nasıl endişe duyar ki ? yine de hissedersiniz ; bazı sevgili kulları vardır mevlanın onlar bayramı farklı kutlarlar itikafa girerler önce manen temizlenmek için bizler bayram temizliği diye ; kendimizi ve evimizi paralarken , çarşılarda çul çaput peşindeyken onlar hangi fakiri sevindirsem ? ya da zekat fitre derdindedirler bayram sabahı elini öptüğünüzde; belki yeni alınmış bayramlık yoktur üstlerinde ama yüzleri ibadet nuruyla parlamaktadır hiç bir çarşıda bulunmayan
hatalarımızın telafisi içten bir tevbeye bakarken ; mevlam bize tekrar yapmama iradesi vermişken , günahta ısrar niye ? arkadaşımızın yediğini, giydiğini istememek niye ? tevbe kapıları açıkken sonuna kadar , zaman geçirip dini yaşamak için yaşlanmayı beklemek niye ? azıcık kitap karıştırsan bilirdin ki ; gençlikte yapılan ibadetin sevabı, floresan ışığı gibi yaşlılıkta yapılan mum ışığı gibidir uğraş dur alacakaranlıkta
bu soruların sorgu melekleri tarafından sorulduğunu ve cevap veremediğimizi düşünmek ne kadar korkunç asıl korkunç olan ; vaktimizi zayi edip eli boş gitmek sonsuz hüsran asla geri adım atamazsın çünkü
bize verilenlerin , nankörlüğün hesabını nasıl vereceğiz ? nasıl ?
bir de bayılırız günmahımızı saymaya ; gavurların papaza itirafı misali söyleyince affedilecek sanki hayır hayır tam tersi ; mevlayla aranda kalmalı kimse şahit tutulmamalı ki; belki bir seher vaktinde affedilme şansı olsun
hiç bir kul , ibadetle ya da sevaplarıyla hesap veremeyecektir öyle olsa imamı rabbani ( k.s.) hazretleri endişelenirmiydi hiç ?
sadece ve sadece Allahın istediği ve peygamberimiz ( s.a.v ) şefaatiyle kurtulacağız inşAllah yapılan nafilelerse; derece yükseltici olacak işin özü bu bunu bile bile bu özgüven niye acaba ?
evet teyyare say say hatalar bitmiyor yollar ince nefis fena ne yapmalı ne etmeli ?
içses , ya da vicdan ya da sağdaki melek ( ne demek istersen adına ) :
- ettiğin lafa bak ; kır dizini otur seccadeye bük boynunu durduğun kabahat
gafil !
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









































