kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Haziran 2013 Çarşamba



Ne kadar istiyorum bazen aldırmaz bir insan olmayı  hani şu dünya yansa hasırı ısınmayan cinsten
O zaman üst kattaki komşumun   kepçe tava konçertosunu  duymazdım (kapı pencere kapatacağıma ) Goncama kırgınlığımı   dert etmezdim. Hoş kırgın da olmazdım öyle biri olsaydım.
 ergen oğlum sesini yükseltti diye üzülmezdim ( ne zaman bitecek bu ergenlik yahu ?)
Ya da gügü nişanlısıyla ve onun kızıyla yazlığa gittiler diye endişelenmezdim ( annesi bile aldırmazken sana ne ?
Yapmam gerekenleri ihmal edip suçluluk duygusuyla cebelleşmezdim
Ne yapmalı ne etmeli ? Şu mis gibi havada kendini içeri kaparsan olacağı bu deyip geçmek lazım ama ah işte onu da yapamıyorum
Çözüm sinirleri aldırmak galiba , ya da bir sürü insanın yaptığı gibi depresyon hapı içip hissetmemeyi öğrenmeli
Yok yok uyuşmuş ya da uyuşturulmuş topluma karşıyım. Sonucu ne olursa olsun.
Örgü mü örsem acaba ? Hoş adını söyleyemediğim o şeye de karşıyım
Ne kadar çok şeye karşıymışım :) ama kitap okumaya değil ;

8 Nisan 2013 Pazartesi

Yorgun bugün



Böyle yolda geçen günleri sevmiyorum hiç. Hele yağmur yaşlık  ve trafik felç olursa oh ne ala hiç yüzüm gülmez. İşim rast gitmezse bir de oh la la ...

Bugün eşime check up yaptırmaya gittik bir saatlik iş sarktı da sarktı saat üçlere dek. Tabii suç yine teyyarede. İki işi sığdırmaya  çalışır bir güne.

Klinik leventte -biz beylikdüzünde!-  olunca günümüz yolda geçti bitti , sabah trafiği bizi mest etti. Böyle zamanlarda şehrin göbeğinde oturmayı nasıl da arzu ederim ; mümkünse tramway , metrobüs , otobüs ve hatta minibüsle ulaşabileyim her yere , hatta seçmece olsun ulaşım biçimim.

Ama yok biz benzin ne kadar zamlansa da özel arabamızla çıkarız trafiğe ; her arabada tek kişi olaraktan. Maksat trafiği zenginleştirmek demi?

Öğle tatilinde o taraflarda staj yapan kuru kızımla buluştuk  - evet şimdi daha da kuru oldu -  bişeyler yedik. Etli yaprak sarması yemek istedim yanında salatayla. Sarmaları dondurucudan çıkarıp pişirince iğrenç oluyorlar ; bir iki kere denemiş ve ürpererek vazgeçmiştim. Ziyafetten aldığım sarmalar da böyleydi maalesef. Nerde kırıktabağın sarmaları ah ! Salata aldığım mekanda karışık kızartma ve patates salatası ekşimişti. Patlıcan dolması fena değildi , en taze mercimekli köfteydi. Sonuç ; yine hüsran düştü eyvah !  Tabii kaşık-la nın sayfasına bildirdim memnuniyetsizliğimi




Eve geldiğimizde saat dörtbuçuktu ; yatsan yatılmayacak , yatılsa da sağlam kalkılmayacak saat . Zombi gibi ayaktayım hala yani. Yeni çıkan kitaplarımla haşır neşir oldum biraz. Okuyup yine çoğunu satışa koyacağım. Sevdim bu işi ; evde kalabalık etmiyorlar

                                             



26 Kasım 2012 Pazartesi

Ayağımın tozuyla fuar kitaplarım ;
Çoğunlukla tarihi romans az biraz da paranormal . Bana kalan hafifletmiş cüzdan , kabarmış ekstre sızlayan  ayacıklar...


150 tane felan da ayraç :))

19 Temmuz 2012 Perşembe

ergenimle başbaşa tatil

yorucu yorucu yorucu
geçen sene,    pc den ayırırp ,odadan çıkaramazken,    bu sene başka bir gıcıklık buldu sinir küpü ergenim.   sanırsam iki nolu kız arkadaştan ayrıldı ve dünyası zindan oldu.   tabii bizim de.
ne kadar konuşsak da,   ıhh bana mısın demedi . acıyasım oluyorsa da ,iki numarayı hatırlayıp diş gıcırdattım sıpaya.
nerden mi vakıfım lüzumsuz bilgilere ? tabiiki gizlice okumak zorunda kaldığım küfürle harmanlanmış zırva mesajlardan.    bir de kız arkadaşı -sabık !-  mesaj atmış haspam ki,   kulaklarıma dek kızardım okurken. kız anneleri    -bendeniz dahil -   dikkatli olun,    erkekler daha edepli kızlardan.    ar diye bişey kalmamış bazı kızlarda .
mesajı kopyalayıp babasına atasım geldi,öyle sinirlendim.    değil onaltı yaş,   kaşarpeyniri olmuş bayan. Mevlam sapıtanlardan korusun cümlemizi.

zaten oldum olası heyecanlıydı oğlum,   şimdiyse saatli bomba ,bize sabır lazım bolcana .  yok yok dayanma gücü diyelim ..ahh bunlar da bu hengamede okumaya çalıştığım kitaplarım;


bu da sakız gibi uzayan;

9 Nisan 2012 Pazartesi

baharın tatlı kokusunu farketiniz mi?   yeşeren otların kokusu mu desem ? yoksa umutların mı ? sıcaklığın artmasıyla cesaretlenen bahar çiçeklerinin mi,  yoksa yeniden dirilişin taptaze soluğu mu ?

ya insana verdiği yaşam sevincine ne demeli ?   insanları iyimser düşünmeye  sevk eden kış güneşinin iliğimiz, kemiğimizle beraber kalplerimizi ısıtması ?


tam piknik havası ...diye yazacaktım ki,hava bozuverdi,kombi  mesaisine başladı,arap kızı da  camdan bakmaya.

yine ara verdim epey,   lakin  yoğun günler geçirmekteyiz .  doktor amcaya kontrole gittik.gene azarı yedim ve anladım bu kadar iyi doktor olmasına rağmen,neden bu kadar az hastası olduğunu.üstüne üstlük 20 günde bir muayene ücreti istiyor zat-ı şahane.vermeyerek öcümü aldım.

oğlum okulda sorun yaşıyor ,sık sık oradayız bu yüzden.kızımın da aynı yaştayken böyle otorite kabul etmez olduğunu düşünüp teselli etmeye çalışıyorum kendimi.işin kötüsü  kızım hala başına buyruk :(

bir hafta işe ara verdim ne mi yaptım ?


kendimi kitaba verdim.ejderin aşkı ; paranormal bir kitap.savaşçı bir prensesin kurtarıcısı ejderhaya olan aşkını anlatıyor ve kesinlikle  +18  .    ejderha da , yakışıklı bir prense dönüşebiliyor tabii ki. yoksa ağzı alevli,  pullu kuyruklu ejderi ,  kim ne yapsın demi ?

diğer bitirdiğim kitapsa;   hayallerimin arka bahçesi.     bir güneyli bayanın çocukluğundan başlayıp, olgunluk dönemine uzanan hikayesi.     aile ilişkileri ve unutulmaz aşkı.
ahh seviyorum güneyli romanları;    güneyli vampir serisi, meşhur rüzgar gibi geçti kitabı ve deanne gıst'in kalbimin sahibisin 'i. herkese tavsiyemdir.
okuyun ve dertlerinizi unutun

27 Ocak 2012 Cuma

bugünlerde biz;

tatilde bir yere gitmeye heveslenip yine, geç kalmış bir aileyiz.   çünkü her tatili fırsat bilip bir yerlere tüyen aziz milletim,  - uçmuş sömestre fiyatlarına rağmen- her yeri kapatmış,  her odayı doldurmuş. o kadar ki,    taş atımlık mesafedeki büyükada bile dolmuş.     o yüzden siz siz olun,   para yok, falan filan teraneleriyle başınızı ağlatan, yan komşunuza bile kanmayın anacım.    hele böyle tatillerde, esrarengiz biçimde ortadan yok oluyorsa.

Bursaya gidelim dedik önce;  hem yakın,  hem de erkekimin eklem ağrılarına çözüm olur diye.   hem bursayı da pek severim,meşhur köftecisine gideriz diye de hevesliydim.gidelim gitmeyelim kararını verene dek yer kalmamış.

aradığımız sakinlik olunca ,  afyona bile razı olur gibiydik  ,orası da dolmasaydı.
hey Yarebbim !    hesabımıza yine beylikdüzü palas düştü desene.     lakin nasıl da gezesim var .ne yapsak acep ?    günlük turlarla mı telafi etsek, bu gezinti aşkını ?

yoksa uslu uslu oturup kitap mı okusam,rutin annelik vazifelerimin yanında ?

22 Aralık 2011 Perşembe

yakamı bırakmayan nezleden bunaldığım şu günlerin,   nasıl geçtiğini anlayamadım bir türlü.  hele bugün... iş çıkışı ,   goncama doğum günü hediyesi için  avm ye gittim ( mecburen ! ) işte hediyem ;




belediye başkanı oradaydı ,dileklerimizi ilettik kendisine :)
oradayken mecburi alışverişe devam ettim .       eve geldiğimde ergenim aç bilaç bekliyordu,   karnını doyurduğumdaysa        oldu sanki kedi; mırıl mırıl..
herkesin vardı,özendim ;



yanındaki de fuardan toplayıp eritemediğim kitap kulem. okuyamıyorum arkadaş. nazar mı değdi ne ?

bunlar da yeni tupperlarım;




öndeki minnoş kızıma anahtarlık. bu da, kokoş annesinin;




ama kocaman çantada şıp diye buluyorum :)

 üzümlü kekten biscotti denemem;




sonuç :   ehhh

19 Kasım 2011 Cumartesi

ayağımın tozuyla kitap fuarından geldim az önce.      ilk defa ,  bir saatte  fuarı gezdim,jet gibi.
aslında , hesapta bugün değil,pazar günü gitmek vardı.    bir anda daha fazla dayanamadım,  iki adım ötedeki kitapların cazibesine ,    attım kendimi otobüse,     hoop tüyaptayım.     hem de topuklu ayakkabıyla.  nasıl gözüm dönmüşse.



yeni bir sürü salon açılmış.      test ve ders kitapları yayınlayanlar ayrı salondaydı.     önceden liste yapıp, internet fiyatlarını da yazmıştım.     aynı fiyatlarla alamayacağımı düşünüyorsam da,   ona yakın bedel ödemeyi gözüme kestirmiştim artık.       bugün alabildiğimi alırım,  pazar günü de hepsini gezerim diye hayalleniyordum ki,   bir de baktım hepsini yüklenmişim .       en güzeli de, çoğunu internet fiyatının da altına aldım   mutluyum :)





pazar gününe kitap okumaktan fuara bir daha gidermiyim ?     bilmem :/
tahmin edileceği üzere sohbeti  asmış bulunuyorum

29 Eylül 2011 Perşembe

siz de, bööğreğe börek, piiğdeye pide diyenlerdenmisiniz ?

tıpkı  ayşegül  gibi,     ya da bennu.     havalıcaysan hele,   daha mı göze batıyor aceb?     acaba  beyinde bir nöğron eksik de ,  ondan mı söyleyemiyor   bu tazeler ?
ya da kendini beğenmenin bir tezahürü;   türkçeye yön mü vermeye çalışıyorlar ?     en hoşuma giden tahmin budur elbet;    Yaradanın cezası mı,    büyük burunlarına ?

hadi diyemiyor da,    karşısındaki söylediğinde niye düzeltmiyor ?     o ayrı muamma,    aşıyor beni.   birisi yanlış telaffuz ettiğinde,    elimde olmadan düzeltiyorum.     rahatsız ediyor sanki öyle kalırsa.     güzel ve doğru cümleler kurmaya çalışırım,      her ne kadar z. müren gibi,   vurgulayarak konuşmasam da.       bazen de  düşüncelerimi  dile dökemem,     kalırım   eee   diye.       öyle karışıktır zihnim .     doktorum,     b-12 eksikliğinden   dese de,   galiba ailemizdeki ırsi unutkanlıktan,    ya da kafamdaki başıboş tilkilerden.    bir yakalasam ,    kuyruklarını bağlayıvericem.     iyotlu tuzun,   alzheimera davetiye çıkardığını da öğrendim  ,      ne güzel .     lay lay lom



türkçeyi severim.        hep sevmişimdir,  taa orta ikide  cümlenin yapısı konusuna girdiğimizde,  sınıfın çoğunun döküldüğünü görüp , çok kolay geldiğini farkettiğimden beri.      bunda küçük yaşlardan itibaren, kitap faresi olmamın payı,  kaçınılmaz tabii.     ehh       kütüphanenin  arka sokağımızda olmasını da,  yabana atamam bu arada.       herhalde bütün romanları,   elden geçirmişimdir.     kibritçi kızdan , hüseyin rahminin romanlarına kadar.       bir tek pardayanlara bulaşmadım ,      gözüm   yemedi   doğrusu.

ayrıca,    bakmayın siz  cümlelerimin     devrikliğine,  savrulup duran   teyyarenin,     daldan dala    uçan düşüncelerini,       onlardan daha iyi yansıtan başka ne olabilir ?

21 Ağustos 2011 Pazar

sabah sabah çıktık yola;




oğlumun rutin göz muayenesine doğru.      fırsattan istifade,      ben de muayene oldum,       malum fazla kitap ve pc gözlerimi yoruyor.      geceleri bilhassa,  yarasa gibi oluyorum,   asla yakını göremiyorum.       tatile çıktığımızda,    okuma lambasıyla haritaya bakmam gerektiğinde,   fark ettim .

oradan,    koştura koştura eşimin mide doktoruna.  gide gele,  nişantaşı çocuğu olduk biz.     sahilden bakırköye giderken,    önce dolmabahçeden  sonra,     eminönünden geçtik;




saat beş civarı  ve trafik şimdiden yoğun.     nolacak bu yollar böyle ?
trafikte  giderken ,bizim lise kankalarıyla,    iftar buluşması ayarladık haftaya ,kızkıza.     tek kriterimiz var;  kedisiz bahçe olmalı.     bakalım nereyi bulacağız ?
en son kitap molası;




kitapsız saat geçmek bilmiyor beya.     artık mama resmi yok.      neden acaba?

24 Haziran 2011 Cuma

haydin gidiyik

ev baştan aşağı temizlendi,     hatta ileri gidilip ,   duvarlar da silindi.   neme lazım ,badana yaptırmaktan usta derdi çekmekten,     evladır kolların ağrısını çekmek.

halılar ve koltuklar     goncaya yıkatıldı  ( sitare duy beni !özenmiştim hani sana  )    yazlık-kışlık devr-i daimi yapıldı        koca bir poşet ıvır zıvır atıldı.    alışverişe çıkıldı ;





esse ganimetleri.       artık hergün, ekmek yapan tiplerden oldum .      bakalım maymun iştahım ne zaman doyacak ?        tabağın midye formlu olanını , arkadaşıma hediye aldım.

o hengamede ,bavulu da hazırladım .         önce bursaya gidip can arkadaşımla hasret gidereceğim ,hem de röflemi de yaptırıveririm,       havlu alışverimi de çıkarırım aradan.       bursadan sonra izmire   geçmek istiyoruz oradan da ,  ver elini didim  .      işi azıtıp antalya, adana,malatya mardin felan düşünüyorduk  lakin, o tarihlerde   sbs sonuçlarının  açıklanıp,    tercihlerin başlaması planları bozdu.       iyiki de bozdu,    işin ucunda çorum ve     henüz zırnık özlenmemiş,   kaynana vardı
yazılara ara vermek yok tabii ki. laptopumla vedalaştım. tatilde goncamınkine misafirim artık     bir bavul daha  mı lazım tatil kitaplarıma ?





fazla  gözükse de şezlong gülüysen , anca yetiyor cicim.


.

11 Mayıs 2011 Çarşamba

başlığın şamatasına aldanmayın  çaresizlik ne zor bir şey
elinin ermemesi gücünün yetmemesi




bazen canının parçasına gücün yetmez acısını dindirmeye
bazen göz görerekten bir yola sapar, bilirsin; sonu hüsrandır.        ne kadar paralasan da kendini gitme  diye  yazılmış alnına çekecek
çaresizsin demektir
bunlar da yeni gelen kitaplarım ;






4 Mayıs 2011 Çarşamba

pazar pazar neval gezer



nihayet pazar kahvaltısında maaile biraraya gelebildik,uzun zamandan beri ilk defa. boncuğum tatilde,ergenim ve biz resmi tatilden istifade ettik ;





işte her zamanki  haliyle soframız,    fotolayacağımız için extra süslenmemiş.      belki dikkat çekmiştir ;herkesin bardağı farklı .     ergenim (kimseler duymasın) süt içtiğinden,  onun bardağı cam .    goncam ,tiryakiler gibi ince ağızlı bardaktan içer,   tadını öyle alabiliyormuş.      minnoşumla biz her bardaktan içeriz abla.
pankekler şeymadan yine. maydanoz ve roka ,domatesler çiftlikten ,kuşburnu marmelatı aneyden (içinde kaşık olan kase)
daha sonra  istanbul gezmesi yaptık goncamla;





nerelere gitmedik ki ;    mahmutbeyden girdik,    bakırköyden çıktık . ikinci resim motorize olmuş hurdacı .
bu da bakırköydeki tren üstü kitapçılarından,      bahsetmiştim bir ara fiyatların nasıl uygun olduğundan;




sevdiğin bir   tatlı bakışınla kalbini çarptırabiliyorsa,    uzatığın eline her zaman uzanıyorsa nereye gittiğinin ne önemi var ?              ister komşu köy  ,   ister paris





yine de güzel yerlere gitmeli hatta güzel yemeli ;



bakmayın derbeder göründüğüne tiramisunun , çatalımın darbeleriyle tarumar oldu,   nefisti .

3 Mayıs 2011 Salı

haydin kalkın , hıdrellez geliyor

6 mayıs cuma hıdrellez günü       hazırlık yaptınız mı ?
ateş yakıp üzerinden atlama talimlerinden bahsetmiyorum tabii..      geçti bizden artık.    zıplayacak hali olan buyursun .





bizim hazırlığımız,   canlandırma .       yani ne istiyorsan;     onu  ister çizerek ,ister çocuklarımızın oyuncaklarıyla     ,istersek de dergilerden kestiğimiz resimlerle   kompozisyon oluşturmak ,  evimizin sakin bir köşesinde.     geçen seneki hıdrellez hazırlığım işte burada

o zamanlar,    çaylak bloggermişim.       parlayan resimler çeken ,    resimleri çevirmeyi bilmeyen
gül dalına resim bağlamak da var tabii,   muhtelif dualar eşliğinde.      dedelerin mezarı başında,    bebek diye göbek atan halkıma  zor gelmez bunlar

büyük ihtimalle bid'at ,    lakin oyun oynar gibi hazırlamak hoşuma gidiyor .bakalım bu sene neler yapacağım ?

 bu da en son okuduğum kitap;





kahramanları iskoçlar     ve kızılderililer olan bir tarihi romans ,yani en sevdiğim tür.     vampir kitaplarının ani yükselişinden sonra,       bencileyin  iflah olmaz romantikler , bu tarz kitaplar okumak istiyor,     bu istikamette kitaplar çıkarılmaya başlandı.      misal vermem gerekirse ;

maskesiz - asi -kalbimin tek  sahibi       koridor yayınları



bir avuç aşk         pegasus yayınları;
    
                               

gelin-düğün (julıa garwood);



judıth mc naught un romanları               epsilon yayınları ;



sabrina jeffries  kitapları                      epsilon yayınevi;




epsilon bu aralar kitap kapaklarında sırt gösterme hevesinde      romantik akşamlar herkese .

9 Nisan 2011 Cumartesi

alabildiğine     tembel cumartesiden,    herkese merhaba.
dünyanın bütün işi bekliyor,    camlar feryatta,    sil beni- sil beni diye.     yarın yağmur yağacak diye,   ikna ediyorum kendimi    zar zor.





içimdeki ana,    akşam yemeği yok diye hatırlatıyor.     akşama çok var,     zaten fasulyeyi de ısladım,  düdüklüyle yarım saatte hazır olur diye söyleniyorum.       uysalca çekiyor kendini geriye.

evi süpürme günüydü,   hani bugün ?  diyor , arada bir kendini gösteren,  içimdeki  temizlik cadısı .   bugün tembellik edeyim,   yarın yaparım diye ikna etmeye  çalışıyorum, ama nafile ;    bilirim rahat bırakmaz o.
peki ,   ne yapıyorum ?     cevap basit ; tembellik.           öğlene doğru uyanmak ve olabildiğince sağlıksız kahvaltıdan sonra,   az biraz sörf ve sevgili kitabıma geri dönüş;





bu yazarın daha önce de umutsuz aşkın gözyaşları  adlı kitabını  okumuştum.  isminin çağrıştırdıklarından farklı olarak aşk,   gerçeklerle harmanlanarak veriliyordu.         yazar bu kitabında da aynı yolu izliyor,  mümkün  aşkı veriyor okuyucusuna.      essie gibi ayaklarım yere bassın istiyorum,   aşıkken bile. melvin dayı gibi dayım olsun sahip çıksın,     esas oğlan    esas kızı üzmesin istiyorum .    her iki kitabında da ,  sonuna  bakma isteğimi zor zaptettim .  konusu da burada

eğer kitabımı bitirebilirsem,    akşamüzeri goncamı yürüyüşe davet etmek istiyorum ,  göbeğiyle beraber.





size güllerimden bahsetmişmiydim  ?  en umulmadık anda geliveren .