bir bu eksikti .. akşam havuzda yine bayanlar matinesi hazırlığı varmış, felanca gelicekmiş, hazırlık yapılacakmış ışıklar felan herhalde. sırf ,orkestranın önüne çekilecek paravanı görmek için gitmeli...
zaten yüzme bilmediğimiz için, kenarda acemi ördek misali çırpındığımız havuzlarda , esamemiz okunmuyor. tatilden önce aldığım iki ders, buz gibi suya girerken attığım ikinci adımda, uçtu gitti aklımdan ve eski korkularla yüzyüze kalıverdim . gene aynı rutin başladı, azıcık suda debelen sonra büzüle büzüle duşa koş, iki saat yağlan sonra da, beş saat güneşte yatıp kurumaya çalış, aynı zamanda haşlanmadan
evet haşlanmadan çünkü; burada sıcaklık 47 ile 52 arasında seyrediyor, yağmur yüklü bulutları gözleriyle tarayıp, bir nebze güneş ışığı görmeye çalışan sayın istanbul ahalisi.
( nasıl da eziyorum de mi ? )
zaman, aynı aktivitelerle geçmesine rağmen, asla sıkıcı değil. uyku saatleri daha da kısaldı, fakat havanın nemi düşük olduğundan belki de , sabahları zinde kalkıyorsunuz .ehh bunun diğer sebebi de havuzda gölgede , şezlong kapma derdi. yanık ten aşığı değilseniz ve kremsiz çıkmayanlardansanız ,burada hayati bir önemi var gölgenin. güneşte kaldığınız an, 50 faktörlü krem de sürseniz, yanıyorsunuz o biçim.
işte burası, bizim hoplayıp zıpladığımız , derdimizi döküp,dünyayı kurtardığımız, en az sekiz saat geçirip asla bıkmadığımız, özgürlük bölgemiz , saçlarımızın yılda bir sefer, güneşle buluştuğu yer;
şezlonglarda ilginç insanlarla karşılaşıyorsunuz; kimisi yardımsever ve arkadaş canlısıyken, kimisi de kendi rahatını sağlarken , başkasının özgürlüğünü kısıtlayabiliyor; tıpkı dün güneşte yanıp, kendini pat diye havlumun üzerine atan, bayan gibi. sinirlerimi zıplattığımın, farkına vardığından mıdır? bakışlarım bir yerlerine battığından mıdır kalkıverdiyse de , yakınımda olması huzursuzluk sebebiydi, tutunamayıp gidene kadar. nasıl kinlendiysem, en son gördüğümde çocuk havuzunda debeleniyordu,layığını bulmuştu açıkçası.
işte şezlong arkadaşlıklarım sayesinde, bir sürü insanın tarihi aşk romanı okumaktan, hoşlandığını öğrendim ve onları bu konudaki engin bilgimle, aydınlattım hemen. değişik tarifler denemek isteyenleri , uygun bloglara yönlendirdim. hoş bir bayan doktorla tanıştım; onun bilinçli seçimle okuduğu kitabının yanında biraz da çekinerek açtım kitabımı. çevremde ünlü oldum; her gün bir kitap okuyan kadın diye.
aerobik yaptım ,acı çektim, yılmadım; devam ettim yapmaya ve yemeye. korkarım tatilden önce verdiğim kiloları geri aldım, çünkü bu kadar çeşit olan yerde, diet imkansız. zaten tek talan edilmeyen yer de, diet büfesi. burası sadece tatlı büfesi. çektiğim eziyeti tahmin edersiniz;
bugün kızımın tatili bitti ve ankaraya gönderdim, yine başladı içimin sızıltıları. havuzdaki curcuna sayesinde atlattım biraz . burası güzel, tatil güzel , sorumluluk sıfır. hele çocuklarınız kendi başlarının çaresine bakıyorlarsa. sabah yataktan kalkıp, gözlerinizi ovuşturarak mutfağa değil, havuza gidiyorsunuz, birileri gelip sizin adınıza odanızı topluyor, acıktığınızda istemediğiniz kadar çeşit önünüzde, tek derdiniz; ne yesem ya da havuza mı, denize mi gitsem ? bir şey bozuldu , tamirci hazır vs vs.acaba ne yapmalı etmeli, evi kiraya verip otelde mi yaşamalı?
işin güzeli de ne biliyormusunuz? tatil daha bitmedi :)
oteldeki miraç kandili programından;