tarifler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tarifler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ağustos 2013 Cumartesi

Hamarat günler



Kışlık hazırlıklarına başladım ufaktan. Çiftlikten sebzelerim geldi , peynirlerim shittake mantarım ..


Domates rendesine başladım ;



Yöntem basit. Kabuklarını soyup rondolayıp ateşte biraz kaynatıyorum .( Ne kadar kaynatırsanız o kadar koyu oluyor) içine de biraz turşu tuzu atarım kaynarken. Aynı anda sıfır kavanoz kapaklarını da ayrı tencerede kaynatıyorum ;


Kavanozlara sıcak sıcak doldurup kaynar sudan çıkardığım kapakları da sıkıca kapatıp ters çeviriveriyorum

Bu yöntemle kavanozları kaynatmaya gerek olmuyor .on kilo domatesten sekiz buçuk şişe çıktı , sulu oluyor fazla kaynatmıyorum.  Evet tembelim itiraf ediyorum. Ama inanın tiroidden :)


28 Temmuz 2013 Pazar

Yeni tarifler deneme

Bugün bizim evde bir faaliyet vardı ki ...
Malum ramazan ; sahura kadar yatmazsan öğlene anca uyanırsın misali ,bizim evde bir rehavet sormayın. Kalkıp ,ağzım burnum nerde diyesiye kadar öğlen ezanı okunuyor  zaten.
Akşam yemeğine karar verip ailece (goncam tatilde ve evde olunca mecburen) yapıp edip pişirip ,evi toparlayasıya kadar , saat  dört oluveriyor   İyihaber; iftara dört saat  , kötühaber ; pilim bitiyor.
Ama bazen de , bloglara bakarken canım bişey çekiveriyor. O zaman mutfağa dalıveriyorum. Tıpkı bugünkü gibi.
 Mesela bunu denedim bugün ;


Mahlepli felan , güzel oldu yumuşacık. Tarif burdan.
Malatyadan kayısı gönderdi  Z. Teyze bize . ezilenler marmelat oldu ;



Ig den bu tarif . Söylendiği gibi nefis oldu ;


13 Ekim 2011 Perşembe

geçen cuma,  nasıl da yorucuydu.     saat    12'den sonra,   tabanlarım şişmiş,  yere basarken ağrı veren iki yastık üzerinde yürüyor gibiydim .        mesaimin bitmesine epey olması ,    ağrıların şiddetini arttırıyordu sadece.     hiçbir zaman,    şunu da eleman yapsın diyen biri olmadığımdan,   onlarla omuz omuza çalışırım .  iş varsa yapılacak  düşüncesi,    sürünerek de olsa,   bitirmeye uğraşmama yol açar
( bak, bitiririm demiyorum)  belki de bu yüzden ,    çalışan kardeşlerimiz de     ellerinden geleni yaparlar, sağolsunlar.
ehh...   ama onlarda yaş,   20 'li -30'lu  ,  benimkine 10 yaş daha ekle.   sonuç;    ağrıyan boyun ve sırt , iki katı    şişmiş ayaklar..




uzattığım lafı toparlarsam,   işten geldiğimde ,    yere serilip orada uyuyacak durumdaydım.    yine de gönlümün pır pır eden minik köşesi,      sohbete gitmelisin diye çırpınıyordu.     şiş ayaklarımsa,    bu işe hiç de gönüllü değildi :(         erkekimin de işi vardı,   kim götürecekti iki adım yola ?     ama azmin elinden,  kim kurtulabilirki ? kurtulamadım.
geçenlerde,   bir  blogda görüp denediğim,  kahveli pastayı kapıp,  düştüm yola.   epeydir,    toplu ulaşım araçlarına   yüz vermediğimdendir ki,    kapının önünde kalıverdim bir an.     yürüsem iki adım,   lakin ayaklarım kazan kaldırmış ,   yeniçeri misali,   gitmez ki.       yere kök salmak üzereyken , ergenim geldi,   anne şu minibise bineceksin diye,   yol tarifledi de ,  harekete geçebildim.      minibüse dek,  mikron mikron adımlarla zar zor yürüyüp (aman ne ağlaştım bugün )   bindim de ,    ne kadar vereceğim ?    öff    dedim parayı uzattım,   nasılsa gerisini gönderir.

indiğimde ,    bahçenin en ucundaki blok olduğunu görünce, bir pöf daha koyverdim.       suzanın evine geldiğimde,    kendimi halının üzerine nasıl attığımı hatırlamıyorum .       on dakika sonra,      şeytanın işi yok,     çöktü mü bir gaflet üstüme.      bana bak dedim kendime,      bu kadar savaş verdin,     yaşlı kadınlar gibi uyuklayacakmısın  ?
çimdiği bastım ,  milletin göremeyeceği tek yere ;     inim inim inleyen, gariban ayaklarıma.   kaynanamın deyimiyle;    gözlerim perridek açılıverdi. sonra uyku felan kalmadı. yeme içme faslı  her zamanki ihtişamıyla oldu.çareyi  eve kadar yürümekte bulduk.
midem adeta şen bir dul gibi rahatlarken , ayaklarım sizlere ömür..

görsel

27 Ağustos 2011 Cumartesi

rehavet rehavet

sabah rehavetinden,   z.teyzenin telefonuyla uyandım sabah.    kızı sevde geldi almanyadan,  bir hafta önce felan.    sos çağrısı yapıyordu,  akşam gelecek kalabalık için.     elele verdik,   bişeyler hazırladık.    hesabıma kemalpaşa   ve alamanların deyimiyle,   fefe ayıklamak  ve   bol çene yapmak düştü.

sevde,   15 yıldır almanyada ,   savrulup duran bir can.     o kadar iyiniyetli ki;    bu yüzden herkes yararlanma çabasında .    eşi de buna dahil.    kızcağız üç işte birden çalışarak,    kocasının kumar borcunu ödüyor hala. hayat zaten böyle değilmi ?  birileri verdikçe,  diğerleri almaya sıraya girer.    sen tevazuyla eğilirsin,  üzerine binmeye kalkar birileri.

eve geldiğimde ,   boş mu durdum ?    nerde?    kavala kurabiyesi düştü aklıma ;




unu kavurdum yağsız,sonra malzemeleri ilave edip, yine kabukları soyulup kavrulmuş, bademleri ekledim ve yoğurdum;




işlem tamam.     tarif  ye-tur dan.
durup oturdum  mu ? hayır. bunları yaptım :)




bunları da yaktım :(


biraz müsaade;     bayram tatili için,     çoruma yeni meconlara gidiyorum:)

23 Ağustos 2011 Salı

buram buram tatil günlerinden,  herkese merhabalar.      aç- susuz da geçse  yine de güzel, tatil.    tek üzücü gerçek ,   yakında bitmek üzere olması  ve daha 1 kilocuk bile verememiş olmam.

günler,     tam bir rehavetle geçiyor,   bunun yanında, rutin annelik hizmetleriyle.       ergen boncuğumla uğraşıyoruz ,   bolca isyankar   ve başa çıkacak sabrımız var mı bilemiyorum.      geçen akşam,  sabır taşı goncamın çatlamasına az kaldığını gördüğümden beri,   pek emin değilim.

geçen akşam,   iftar yemeğine erkekimin arkadaşına gittik,   hanımıyla pek samimiyetimiz yok ,     her sene iftarlarda birer kere karşılaşmamızı saymazsak.      yanıma sokulmaya çalışmasından anlıyorum ki,    merak ediyor.       ahh..      zaten bahsetmiştim,     kaçındığım insanları çektiğimden şurada.    kadına  önyargılıyım biraz,    kabul ediyorum.    adamın  kendi ağzından arkadaşlarına ,      eşinin  evinde toplantı istemediğini duyduğumdan beri.      beyfendi diyemiyorum ,  bunu söylediği için .    konuyu kapatmak için,  iftar yüzünden bayağı uğraştığını söyleyebilirim.    dörtte birini tüketebilmemize rağmen.
dün akşam iftara misafirim vardı;



menü basitti; mercimek çorbası - fırında köfteli papates ,
iftariyelik   ve    sarımsaklı havuç salatası





közlenmiş biber ,tarif hünerli bayanlardan,
mücver ve börek




küçülen  mideleri düşünerek,  porsiyonları küçük tutsam da,    zeytinyağlı yapmasam da,  dünyalar kadar  arttı .
misafirlerimden bahsedersem ,   teyzemin oğlu ve ailesi.    yakın oturmamıza rağmen,   uzun zamandır ailece görüşememiştik    ve sorumlusu  biz değildik.    sanırım dayım (yaş farkından dolayı öyle deriz biz) , sırtında gezdirdiği yeğeninin,   kendisinden bir adım ötesine geçmesini hazmedemiyor    ya da,  bilmediğim nedenden dolayı kırgındı .    biraz da,     trakyalıların mesafeli akraba ilişkilerini katarsak işe, normal geliyor bu uzaklık.  gönül tersini istese de.
akşam güzel geçti,  yine de bir iki laf yedim, kafaya takmadığım.     az sırtında gezdirmemiştir beni .   lakin sevgili dayım ,     arkadaşlarından gelen kahve çağrısına dayanamadı,    kısa kesti ziyareti .
eşinin üzgünlüğünü görünce,   yine aşık oldum goncama,   evde bizimle olduğu için. 

22 Ağustos 2011 Pazartesi

yeni bir gün

bugün ,  dolu dolu geçti ;    akşama değişik çorba yaptım. tarif  hünerli müge hanımdan;



az tereyağ az sıvıyağ karışımında 1 kaşık unu biraz çevirdim,teflon tencerede.2 tane patates ve 1 havucu rendeleyip,azıcık da onları kavurdum. 1,5 litre tavuk suyu ilave edip,    patates pişene dek,    kısık ateşte kaynattım.    baharat olarak nane ve karabiber tercih ettim.
yanındaki, krep böreği ya da pastası.     4 tane krebi üstüste koydum.     üzerine kıymalı harcı yaydım.
sonra 4 krep daha .     en üste,    tabii ki kaşar rendesi  ve iftardan önce,    doğru fırına.    hem yemek, hem börek yerine geçiyor, tavsiye ederim.




zeytinyağlı poğaça yetur dan ,sağdaki sodalı poğaça , sanırım sevgiden.     hamurun artakalanını,    tavada peynirli içle pişirdim,  ne güzel oldu :)
ekler pasta;



yemek kitabımdan.
oğlumu yedekten kazandığı,     bir üst sıradaki okula kayıt ettirmeye götürdük.    hava nasıl da sıcaktı.
daha sonra erkekim boncuk kızımı alışverişe pelican mall a götürdü,ben de peşlerine takıldım,   bu yaz avm güzeli oldum ya ,   ondandır.      oruçlu olunca,  günler uzadı sanki.




pelicanı pek beğenmedim,      ortadaki genişlik epey çok.       mağazalardan ziyade,     cafe tarzı yerler fazla.  dedim ya;      bu milletin işi gücü yok,     habire oturup laflıyor biyerlerde.
orası kesmedi,     torıuma geçtik,     ilk defa gidiyorum  .     ahdettim;      gitmedik avm bırakmıycam bu gidişle.       gidenler bilir;     üst katlar otopark     ve mavi poşet geçirilmiş gibi duruyor,    en azından biz benzetiyoruz.    soldaki foto ,   meşhur,   fakat şu an terkedilmiş snowpark




işte o poşetin iç tarafına,     böyle orjinallik yapmak, kimin aklına gelirdi ki ? bknz sağdaki resim.
waikikide,   şu meşhur beyaz elbiseyi buldum,   yanında başka elbise ;




ve romantik eteğim;




aslında beyaz elbiseden vazgeçmiştim ama denemek için giyince  dayanamadım ,dantelli felan işte. dokundu vintage yüreğimin romantik katmanlarına..

20 Temmuz 2011 Çarşamba

bugün tamamen aklıma eseni yaptığım gündü,    kah yemek yaptım,    kah pasta- börek.    arada tamirci savuşturdum .     bütün bunları yaparken aslında temizlik yapıyordum .     oda oda temizlemeyi seviyorum.   bir oda baştan aşağı temizlendi.        camı,kapısı ve duvarları dahil.(evet duvar silenlerden biriyim)  .kollarım ta kökünden ağrıyor.     ahh          beni bir de halıları yıkayınca görün;      yemek yerken kollarımı kaldırmaktan acizim.        hatta ağladığım bile rivayet olunur.       gözyaşlarını silenlerin yalancısıyım.

tarif,    carte d'or çikolatalı puding paketinin arkasından;  kolay tiramisu.        1 paket petibör bisküvi kırılıp şekerli neskafeyle ıslatılır,      üzerine puding hazırlanıp dökülür.      bu aşamada pudinge isteyen, labne peyniri de katabilir.     bisküvilerin üzerine pudingi dökünce,      al sana kopkolay    tirammysu.





yorgan koyduğum hurçları boşalttım.    vakumlu poşetleyip dolaplara sığdırdım. yine her zamanki gibi bir poşet atılacak çıktı.    darısı diğer odaların başına.
aslında bütün mobilyayı atasım ya da satasım var ,20 yıldır bıktım aynı eşyalardan.    beyaz eşya değişiyor mecburen ama,  modokodan aldıysan eskitmek zor.
bu da  meşhur ve klasik,    ekşimikli gül böreğim ;





hiç unutmuyorum,evlenirken babamlarla yatak odası almaya çıktık     ,babam o zamanın parasıyla 12- 13 milyonluk takımlara bakıyor ışıklı felan,      bense onlar pahalı diye yüz vermiyorum hiç    .sonunda yarı fiyatına direne direne,    şimdiki takımı aldırdım.        rahmetli,         bunların çekmecelerine az bişey koysan çatlar demişti de,     inanmamıştım.        yine haklıydın baba,       iş işten geçince anlarız zaten büyüklerin kıymetini değilmi ?

10 Haziran 2011 Cuma

dün lise kankalarım geldiler nihayet ;     hani şu 16 yıl sonra felan,    tekrar arayıp bulduğumuz .   buruktu buluşmamız      işte bu yüzden .
doyasıya sohbet ,     güzel tadlarla buluşunca ,    güzel gündü;



sabah işe gitmedim ,    pazara felan çıkıp anca tamamladım soframı .      diyet olunca salatalar girdi  sahneye, işte yeşil salatam    nar ekşili ,sirkeli;





salatalık ve havuç rendesi, 1 kaşık mayonez ilaveli,   sarımsaklı yoğurtla birleşince...  ta taaam ;





nefis olmuş, en çok kim yedi dersiniz ?     ne yapayım diyetteyim , yani her daim aç.     galeta unlu poğaça ne kadar gevrekti .    tarifi buradan ;





bu kurabiyeyi tanıyorsunuz ,(sakın sıcakken pudra şekeri dökmeyin benim gibi)   tarifi sevgiden;





arkadaşlar gecikince   ve fırında unutulunca, evrim geçiren   mantarlarım;






yine de yendi,  afiyetle.
bu da ,   yalancı tiramisunun ardından gelen meyvemiz;





o el kadar mideye nasıl sığdırdık hepsini  bilemiycem
sonuç;    saadetin kompresörüne binip gitmesini, burnunu çeke çeke izleyen,   tırsık şoför...

31 Mayıs 2011 Salı

geçtiğimiz  cuma günü   mutfak ağrım tutmuş durumdayken      ortam müsaitti,   işi astım.      goncam ve oğlum da evdeydi,      kahvaltıda pizza yapasım geldi.        tarifsiz felan mayalayıverdim,     hoop fırına;





cuma sohbetine ,  son moda krem şantili kurabiyeden yaptım.    tarif    hünerli bayanlardan.    sonra koştura koştura,      ilçemizin yeni sitelerinden birine gittik   z.teyzeyle;





bu soframızın kuruluş aşaması.      humus,  yoğurtlu kırmızı biber,    kabak kavurması yoğurtlu,   tavuk kıymalı patatesli börek,      mısır gevreğinden peri bacaları,    revani,    piyaz,   yeşil salata,    krem şantili kurabiye,un kurabiyesi,    yalancı tiramisu.
fotoda gözükmeyen çorba,   ızgara tavuk ve bulgur pilavı sonradan geldi.    peri bacalarının tarifini aldık;
50 gr tereyağ eritilir,     eritilmiş metro çikolata katılır,   üç kaşık bal,      300 gr corn flakes karıştırılır.
huninin ağzına veya tırtıl kurabiye kalıbına  doldurulur ve  huni şekli verilir.
bu da bugünkü tefsir dersimizde öğrendiğimiz dua;


25 Mayıs 2011 Çarşamba

dün işten kaytardım,    bilerek ve isteyerek.      hiç yapmadığımı yaptım   ve   biraz tembellik edip, geç kalktım kahvaltıdan sonra da, mutfak macerama başladım.     bir yandan akşam yemeğini hazırladım .   bir yandan da ıslak kek yaptım.     hani şu sosu eritilmiş çikolata olan;    oppss     foto yok

herkes yaptı  ve  pek övdü.  tarif buradan.   yapıp da boncuğuma yolluk koymamak olmazdı şantili poğaçayı;





arada birisine yumurta sürmemişim,nasıl da belli.       tarifi yapanların istisnasız söylediği,     pişerken yayılan enfes koku ve anlatılamaz enfes tat .       övgüleri biraz fazla gelmişti ama,      yapınca gerçek payı anlaşılıyor normal poğaçaların pabucunu dama atacak bu tarif.

cuma sohbetine  barbunya salatası    hazırlandı , tarif  papatyam dan .     elimde barbunya kasesi,       hızlı hızlı gidiyorum.       tam geldim,  kapının önünde bir köpek !        beni görünce,   kuyruğunu sallayıp, ayağa kalkmazmı ?      ehh...   pek bir severim, dört ayaklıları zaten .     hemen tüydüm tabii.      kös kös giderken,    bari birisiyle salatayı       ulaştırabilsem diye de düşünüyorum.      aynı apartmandan çıkan kadınlarla karşılaştım,     biz yeni çıktık, köpek yok demezlermi ?          fırsattır deyip ,   hemen attım kendimi girişe.     ehh...     çıkarken de Allah kerim demi ?
tabii kapı önünde dolanırken   ,  sohbet bitmiş, kaynanam seviyor  usülü,  sofraya yetişmişim.
menümüz;      kısır,   haşhaşlı rulo,   yoğurtlu karışık kızartma,   kurabiye,   dev gibi bir kek,    siirt usülü kısır,   koca bir çanak salata   ve   benim salatam .    unutmadan söyleyeyim;  herkes çok beğendi,hatta içindekileri tahmin etme  yarışına girdiler.

çıkışta,   umreden gelmiş bir hanımı ziyaret ettik     ve derin derin çekilen     ahh   larla sonlandırdık ziyaretimizi. daha sonra da,   z.teyzeye geçtim bir saat kadar.     eve geldiğimde saat sekizbuçuktu
goncam gelmiş erkenden ,   hanım bekliyor gelsin de yemek koysun diye.        oğlum pc ye zom olmuş,yokluğumdan istifade.
kızım arkadaşlarıyla akşam yemeğinde,        annecik gezmede 3. kapıyı tamamlamış gelmiş.

yani erkekler evde ,kadınlar dışarda  tam da olması gerektiği gibi yani.    ahh  kıyamet alameti bunlar

7 Mayıs 2011 Cumartesi


nihayet pc yi ele geçirebilmişken,    cuma günkü mecon( bknz kaynanam)larımı anlatayım.
hayat erken başladı benim için,   sabah yedide rutin tahliller için,   hastane yollarına düştüm ;





şansıma çisil çisil yağmur   ve yine şemsiye özürlüydüm.    öğle civarı işimi bitirip,   attım kendimi pazara ;





çorapların dördü 5 tl ,  kuru kızıma hediye.  ihtiyacım olan hiç bir şey yoktu.        millet deli misali tezgahlara saldırırken,  aklıma geldi yine   zam isteriz- geçinemiyoruz diye,  uluorta çemkiren goygoycular, güldüm
bunlar da esse den bana hediye ;)





teflonu hayatımdan çıkarmaya uğraşıyorum .    bu fondü tavasını o yüzden aldım, bakalım işime yarayacak mı ? sütlük ve şekerlik ,ikisi 3 tl .  neskafe ikramında kullanmak için aldım.      minik tabaklar; ikisi 1,5 tl.    sofrada çekirdek vs. koymak için,     hep bakındığım bişeydi.      bunları defolu bölümden aldım.   seviyorum orada gezmeyi,   en az yarım saat harcamayı      .kenarda köşede kalmış bir güzelliği ortaya çıkarmayı,hele ihtiyacım varsa o şeye,  define bulmuş gibi oluyorum.  
alt katta da güzellikler vardı    ,ama indirimli olmasına rağmen bindirimliydi maalesef .    sırf dışı güzel, boyalı süslü diye bir teneke kutuya neden 20 yahut 30 tl vereyimki ?
dönüş yolunda trenle geldim,   işte küçük çekmece köprüsü;





eve geldimde,   rahat durdum mu ?     ne gezer ?    aklımda sohbete gitmek var,   girdim mutfağa ;





pastayı güzelce koydum tepsiye çıktım yola ; sonuç hüsran.     sohbet  uzakta, zaten geç kalmışım ,  o hızla  girdim mutfağa, pizzaya .  tarif sevginin sodalı poğaça tarifi.   bu tarifle mini fırın tepsisiyle bir tepsi pizza bir tepsi poğaça çıktı.
ahh bir de dün hıdrellezdi değilmi ?      
kim istemezki Mevlasından huzuru;





ya da güzel bir ev ;





iyi bir binek;





tatil olmazsa olmazımız oldu çıktı ;





gül dalını da unutmadım. bu sefer ali abi bulup atmasa bari.