domatesin kabuklarını her soyduğumda bu sabahki gibi ; büyükada aklıma gelir. sema ablanın , bahçeden topladığı domateslerin, kabuklarını soyması, dayımın midesine dokunduğu için.
yaş 16 felan , mide hastalıkları pek yaygın değil, hormon kavramı diye bişey yok zaten. organiğin kıymetini de bilmiyoruz, bu yüzden bizim için domatesin güzeli , cumartesi pazarında kabakçalı teyzelerin kasa kasa getirdiği mis kokulu minik domatesler, o da mevsiminde. herşeyi mevsiminde yerdik,seralar yoktu pek. evlendiğimde , evsahibimin gelini alırdı manavdan pahalıca, lezzetsiz ama isteniyor evde derdi, anlamazdım
hayat aslında alışkanlıklardan ibaret. bu sene herşeyi mevsiminde yedik biz, sera olarak sadece domates aldım. o da diğerleri gibi sadece çiftlikten.
büyükadayı ; ilk gençliğimdeki halini yazmak niyetim. dayım orada tarihi bir köşkü restore ettirip ,yazları yaşarken başladı, ada maceramız. her sene gider, bir hafta kalırdık; turist gibi günübirlik pikniklerle değil, ada sakini gibi tanıdım orayı.
sahildeki pastanesinde tanıştım ilk kez muffin keklerle ve aşık oldum. keklere tabii
gayrı müslimlerin, kocaman bahçeler içindeki köşklerini , gözlerim büyüyerek, hayal kapılarımı ardına kadar açarak seyrettim.
berrak denizinde yüzerdim olanca pervasızlığımla ,yanar soyulurdum. aya yorgi tepesinde dolunay pikniği yaptık bir kez adalılar gibi . hızlı metabolizmam yüzünden, hiç doymazdım. yengemin dikkatli bakışları altında ekmek yiyemiyordumki, doğru dürüst.
sema ablanın eğik çatılı odasında, tanıştım ilk kez beyaz dizilerin romantik dünyasıyla. çatı balkonunda güneşten kızmış, yerdeki metal kaplamalara ayaklarım yana yana basarken, boynumu uzatıp denizi görmeye çalışırdım
evlendikten sonra , eşim ve minik kızımla gittim en son. kendimiz turist gibi gezmek istedik, hiç tat vermedi. iskele meydanında başlamış olan , değişim içimize sinmedi . kaçarcasına ayrıldım, anılarımdaki tadı bozulmasın diye .
şimdilerde yine ada sevdası başgösterdi ,orayı keşfedesim, hatta yarım pansiyon takılasım var .yaparsam da haberiniz olur muhtemelen.
organik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
organik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Mayıs 2011 Pazar
2 Nisan 2011 Cumartesi
hamarat cumartesi
bugün kargo günümdü. neler neler geldi . önce aylık dergim ,sonra kitap siparişim okuokudan ;
sabah süpürgem için tamirci geldi . meğer havalı havalı çektiğim, kurumuş çiçek yaprakları tıkamış,adam temizledikçe utandım .
ankara böcüğüme kahvaltı için mahlepli poğaça yaptım;
hızımı alamadım ;
fırınımın bir tarafı daha hızlı pişiriyor
sorunlu pimapenlerimize tamirci avladım . malum ustalar ufak işe gelmezler , karşı apartmanda montaj yaptıklarını görünce , kamyonetlerindeki telefon numarasını ele geçirmeye uğraştım (dürbünüm olmayışına hayıflandım epey) sonra iş başa düştü , sıcacık evden ve sevgili eşofmanlarımdan, ayrı kalmak pahasına aşağı inmek zorunda kaldım . bu sefer de grandtuvalet, usta beklemek zorunda kaldım . çünkü kapıdan girdiği anda önce pardesü, sonra eşarbını atan biri olarak, bu da eziyet. zaten malumunuz ustalara gıcığım .
bu da en son gelen organik mamalar ;
peynir mantı ve sebzelerim (kesekağıtlarındakiler) ; ıspanak ,biber,kabak, kapya biber .
yarın da kısmetse alman pastası yapmak istiyorum.pek hamaratım ayol bugünlerde.
diyet yaptığım için olmasın ?
sabah süpürgem için tamirci geldi . meğer havalı havalı çektiğim, kurumuş çiçek yaprakları tıkamış,adam temizledikçe utandım .
ankara böcüğüme kahvaltı için mahlepli poğaça yaptım;
hızımı alamadım ;
fırınımın bir tarafı daha hızlı pişiriyor
sorunlu pimapenlerimize tamirci avladım . malum ustalar ufak işe gelmezler , karşı apartmanda montaj yaptıklarını görünce , kamyonetlerindeki telefon numarasını ele geçirmeye uğraştım (dürbünüm olmayışına hayıflandım epey) sonra iş başa düştü , sıcacık evden ve sevgili eşofmanlarımdan, ayrı kalmak pahasına aşağı inmek zorunda kaldım . bu sefer de grandtuvalet, usta beklemek zorunda kaldım . çünkü kapıdan girdiği anda önce pardesü, sonra eşarbını atan biri olarak, bu da eziyet. zaten malumunuz ustalara gıcığım .
bu da en son gelen organik mamalar ;
peynir mantı ve sebzelerim (kesekağıtlarındakiler) ; ıspanak ,biber,kabak, kapya biber .
yarın da kısmetse alman pastası yapmak istiyorum.pek hamaratım ayol bugünlerde.
diyet yaptığım için olmasın ?
11
yorumcu
Etiketler:
alışveriş,
kitap,
organik,
tatil
10 Mart 2011 Perşembe
bitmeyen bitmeyen işler ,uzun uzun emeller
mevlam bu havalarda kimseyi dışarlarda garip bırakmasın. yağsammı- yağmasammı kar'ını seyrederken sıcak evimin penceresinden , yarınki iş takvimimi düşünüyordum. iş derken ev işi tabii, öbürü nispeten kolay inanın.
hele ne yemek yapacağına karar verince, amiyane tabiriyle adını koyunca insan, kendini kaf dağının ardına ulaşmışcasına mutlu sanıyor.
neymiş programım ; öğleden sonra işten gelirken, hava muhalefetine takılmazsam , pazara uğranacak, çingene -dilenci çetesine bulaşmadan, pazar turlanacak ( balık alsammı ? özledimmi ? ıhh pas ) haftasonu kestane püreli pasta niyetim var; kestaneci ziyaret edilecek. yeşillik, belki biraz mantar ,ıspanak çiftlikten geldi , biraz da kuruyla felan bu haftayı çıkarırım aradan. tabiiki sera yasak.
z. teyzeye uğrarım belki. şansım varsa, malatyanın tadına doyulmaz lezzetlerinden birine rastlarım.
eve gelince, emektar eşofmanlara dönüş ritüelinin ardından, geri giden ayaklarla mutfağa giriş. ve günün menüsünü uygulama; büyük ihtimalle mantı, o da çiflikten .
ergenimin odasına giriş ve yarım saatte çıkış, o da söylene söylene. yarım saatte topladığım odayı on dakikada dağıtma kapasitesi olan başka çocuk var mı acaba ? vardır büyük ihtimalle. genlerinde var çünkü erkeklerin.
nihayet bloguma dönüş ve kumanda panelini turlayış. ahh bir de w.press çıktı başımıza, iki katı zaman demek bu. orada da blog listem var ,bir de orayı gez bakalım, kimisi oraya kimisi buraya yazıyor kitapyurdunda , yeni çıkan kitapları incelemesem olmaz tabii, zavallı gözlerim ve derecesi artmış gözlüklerim.
akşam saati = yemek saati, nasıl arıyorum böceğimin yemek seremonisindeki kıpırdanmalarını.
annem haklıymış; şimdiki kızların rahatını etmek, kelebeğin ömrü kadar ancak. evlenene dek okuyorlar garipler çünkü.
nihayet nihayet sevgili koltuğuma dönüş (yoksa çöküş mü demeliyim ?) bir günü daha bitirdim derken, sakın sevinme neval, yarın işgünü. hani sürüne sürüne kalkıp başladıklarından .
perşembeyi düşünmek bile istemiyorum ; cuma sohbetine, alengirli bişeyler yapma sevdasından vazgeçmediğim sürece
neyse bırak şımarıklığı (söylemiştim,şımarığım zaten ) hasta olup yapamamak da var işin ucunda, kıpırdan biraz, tembellik başka bahara kalsın.
hele ne yemek yapacağına karar verince, amiyane tabiriyle adını koyunca insan, kendini kaf dağının ardına ulaşmışcasına mutlu sanıyor.
neymiş programım ; öğleden sonra işten gelirken, hava muhalefetine takılmazsam , pazara uğranacak, çingene -dilenci çetesine bulaşmadan, pazar turlanacak ( balık alsammı ? özledimmi ? ıhh pas ) haftasonu kestane püreli pasta niyetim var; kestaneci ziyaret edilecek. yeşillik, belki biraz mantar ,ıspanak çiftlikten geldi , biraz da kuruyla felan bu haftayı çıkarırım aradan. tabiiki sera yasak.
z. teyzeye uğrarım belki. şansım varsa, malatyanın tadına doyulmaz lezzetlerinden birine rastlarım.
eve gelince, emektar eşofmanlara dönüş ritüelinin ardından, geri giden ayaklarla mutfağa giriş. ve günün menüsünü uygulama; büyük ihtimalle mantı, o da çiflikten .
ergenimin odasına giriş ve yarım saatte çıkış, o da söylene söylene. yarım saatte topladığım odayı on dakikada dağıtma kapasitesi olan başka çocuk var mı acaba ? vardır büyük ihtimalle. genlerinde var çünkü erkeklerin.
nihayet bloguma dönüş ve kumanda panelini turlayış. ahh bir de w.press çıktı başımıza, iki katı zaman demek bu. orada da blog listem var ,bir de orayı gez bakalım, kimisi oraya kimisi buraya yazıyor kitapyurdunda , yeni çıkan kitapları incelemesem olmaz tabii, zavallı gözlerim ve derecesi artmış gözlüklerim.
akşam saati = yemek saati, nasıl arıyorum böceğimin yemek seremonisindeki kıpırdanmalarını.
annem haklıymış; şimdiki kızların rahatını etmek, kelebeğin ömrü kadar ancak. evlenene dek okuyorlar garipler çünkü.
nihayet nihayet sevgili koltuğuma dönüş (yoksa çöküş mü demeliyim ?) bir günü daha bitirdim derken, sakın sevinme neval, yarın işgünü. hani sürüne sürüne kalkıp başladıklarından .
perşembeyi düşünmek bile istemiyorum ; cuma sohbetine, alengirli bişeyler yapma sevdasından vazgeçmediğim sürece
neyse bırak şımarıklığı (söylemiştim,şımarığım zaten ) hasta olup yapamamak da var işin ucunda, kıpırdan biraz, tembellik başka bahara kalsın.
12
yorumcu
Etiketler:
istekler,
iş,
organik
3 Aralık 2010 Cuma
23 Kasım 2010 Salı
bu akşam biz
iş çıkışı alışveriş seansından dolayı, bugün eve biraz geç geldim minik ergenimden yarım saat önce. gelir gelmez ;
-anne açım diye seslendi . böyle bir çağrıya, hangi ana yüreği dayanırki ? hemen daldım mutfağa , öğle yemeği yemedinmi ? diye söylenerekten kuru fasulye varmış da canı istememiş bak bak bak kuruyu bulmuş da beğenmiyor minnoş. halbuki tam gün okula vermemizin nedenlerinden biri, okulun yemeklerinin beşyıldızlı olması her ay gelen yemek listesini incelerken, ağzımın suyu akıyor adeta hele salata barı evlere şenlik ; kısır, mercimekli köfte, yaprak sarma, acılı ezme ... daha sayayımmı ?
işte bizim buldumcuk ; beğenip de yemiyor bazen o yüzden hemen mutfağa girip pratik tavuk döneri yaptım ;
( foto çekene kadar minik fare kemirdi tabii )
gerçekten pratik pide ekmeğini kesip, üzerine içine zeytinyağı damlatılıp, biraz kaynatılmış domates sosu döküyorum tavuk döneri üzerine yayıyorum ( donuk olarak satıldığı için ) dooğru fırına . kızarınca ; kızdırılmış tereyağı gezdir , servise hazır yanına da mis gibi ayran , yemek olmadığında kurtarıcım oldu artık
sonra da girdim mutfağa başlasın bakalım akşam hazırlığı ;
o zamana kadar mideyi yatıştırmak lazım gelsin nişastalı kurabiye ;
çorum ganimetlerinden bunlar . bu gidişimde tereyağ , kuşburnu marmelatı , kuru fasulye , nohut felan getirdim orada fiyatları daha uygun kuşburnu marmeladını annemler bu sene köyde yeni yeni yapmaya başladılar halbuki çorumda evlendiğimden beri görüyorum yapımı bayağı zahmetli, ayrıca meyvesini toplarken, çalılarındaki dikenlerden dolayı eldiven giyiliyorn uzun uzun kaynatılıp kevgirden geçiriliyor ya da robottan sonra elekten bir kez daha geçiriliyor ve tekrar kaynatılıyor ikinci kaynatmada şeker katarsanız, kiremit rengine bakan marmelat elde ediyorsunuz eğer pekmezle tatlandırırsanız, daha koyu ve buruk bir tada sahip oluyor kilosu 7 tl yapmaya değmez o yüzden aldık bol bol bir de bunlar var ;
beyaz pekmez ; normal pekmez ( zannederim üzüm ) yumurtayla çırpılıp beyazlatılıyor ,kremamsı bir tadı var sanki biz seviyoruz
yumurtalar köyden ; teyzemin tavuklarından % 200 organik un ise ekmeklik un karışımı , alışveriş yaptığım organik çiftlikten geldi muşmulalar anneciğimin bahçesinden olgunlaşmayı bekliyorlar
işte bugünün sorusu ;
ekmek yapma makinası almak istiyorum. aradığım özellikler ; haznesinin çok ufak olmaması ,bıçağının katlanması , üzerinin güzel kızarması .
bu özelliklere sahip iki marka buldum . morhpy richards ve breville bunlardan birini kullanan birileri varmı acaba ? ya da sizin tavsiyeniz ?
-anne açım diye seslendi . böyle bir çağrıya, hangi ana yüreği dayanırki ? hemen daldım mutfağa , öğle yemeği yemedinmi ? diye söylenerekten kuru fasulye varmış da canı istememiş bak bak bak kuruyu bulmuş da beğenmiyor minnoş. halbuki tam gün okula vermemizin nedenlerinden biri, okulun yemeklerinin beşyıldızlı olması her ay gelen yemek listesini incelerken, ağzımın suyu akıyor adeta hele salata barı evlere şenlik ; kısır, mercimekli köfte, yaprak sarma, acılı ezme ... daha sayayımmı ?
işte bizim buldumcuk ; beğenip de yemiyor bazen o yüzden hemen mutfağa girip pratik tavuk döneri yaptım ;
( foto çekene kadar minik fare kemirdi tabii )
gerçekten pratik pide ekmeğini kesip, üzerine içine zeytinyağı damlatılıp, biraz kaynatılmış domates sosu döküyorum tavuk döneri üzerine yayıyorum ( donuk olarak satıldığı için ) dooğru fırına . kızarınca ; kızdırılmış tereyağı gezdir , servise hazır yanına da mis gibi ayran , yemek olmadığında kurtarıcım oldu artık
sonra da girdim mutfağa başlasın bakalım akşam hazırlığı ;
o zamana kadar mideyi yatıştırmak lazım gelsin nişastalı kurabiye ;
çorum ganimetlerinden bunlar . bu gidişimde tereyağ , kuşburnu marmelatı , kuru fasulye , nohut felan getirdim orada fiyatları daha uygun kuşburnu marmeladını annemler bu sene köyde yeni yeni yapmaya başladılar halbuki çorumda evlendiğimden beri görüyorum yapımı bayağı zahmetli, ayrıca meyvesini toplarken, çalılarındaki dikenlerden dolayı eldiven giyiliyorn uzun uzun kaynatılıp kevgirden geçiriliyor ya da robottan sonra elekten bir kez daha geçiriliyor ve tekrar kaynatılıyor ikinci kaynatmada şeker katarsanız, kiremit rengine bakan marmelat elde ediyorsunuz eğer pekmezle tatlandırırsanız, daha koyu ve buruk bir tada sahip oluyor kilosu 7 tl yapmaya değmez o yüzden aldık bol bol bir de bunlar var ;
beyaz pekmez ; normal pekmez ( zannederim üzüm ) yumurtayla çırpılıp beyazlatılıyor ,kremamsı bir tadı var sanki biz seviyoruz
yumurtalar köyden ; teyzemin tavuklarından % 200 organik un ise ekmeklik un karışımı , alışveriş yaptığım organik çiftlikten geldi muşmulalar anneciğimin bahçesinden olgunlaşmayı bekliyorlar
işte bugünün sorusu ;
ekmek yapma makinası almak istiyorum. aradığım özellikler ; haznesinin çok ufak olmaması ,bıçağının katlanması , üzerinin güzel kızarması .
bu özelliklere sahip iki marka buldum . morhpy richards ve breville bunlardan birini kullanan birileri varmı acaba ? ya da sizin tavsiyeniz ?
10
yorumcu
Etiketler:
biz,
organik,
tarifler
10 Ekim 2010 Pazar
doktorumuz diyor ki;
onu yeme bunu yeme ondan uzak dur buna yan gözle bile bakma mazallah
ne yiyebiliriz ? milletçe ? hatta tüm insanlıkça ?
yahu içinizden birileri çıkıyor, şu faydalıdır diyor günlerce yazıyor gazeteler tam kafamıza yattı yiyecez hoop adını ilk defa ya da çok defa duyduğumuz enstitü doktorunun, olmaaaz o da zararlı açıklaması geliveriyor
örnek mi ? hemen vereyim; soya ürünlerini öve öve bitiremediler millet harıl harıl almaya başladı tabii, sonra da gdo lu ürün , zararlı deyip çıktılar ne yiyeceğimizi şaşırdık
hormon zaten ayrı dert başımızda hangi ürün hormonsuz diye internette hafiyecilik yapıyoruz yakında yeni doğan bebeler bile konuşacak hormonlu gıda yüzünden
kızartma şöyle zarar, böyle tıkanıklık yapar diye başımızı şişirdiler ızgaraya ikna ettiler bizi herkes iyi kötü bir ızgara edindi evine ( teyyare bile tefalden kapıp geldi )
bu sefer de ızgara da zararlı yeme bak ! yanık kanserojen dediniz ee ne yiyeceğiz ? ya hastane yemeği gibi haşlama ( mübarekle hiç aram yoktur ) ya da sepette buğulama yok artık ! şiddetle reddediyorum güzelim çelikler dururken, otumsu sepette pişirmeyi doğal olacam diye komik oluyorsunuz
sonra, bir gün bitkisel haplar boy gösterdi muhtelif fiyatlarda herkes kesesine göre aldı attı eve şimdi de benimki de dahil, bölüm başkanları ; ııh diyor hiç faydası yok ama ama köpek balığı gırtlağı yağı romatizmaya birebir dediydiniz ?
hastalıklara bitkisl tedavi diye yırttılar tvleri herbalistlerden gaza gelen aktarlar biraz destek de buldular dr lardan millet saldırdı yağmaladı aktarları hatta bekleme listesi bile olduğu rivayetler arasında tamam dedik ona da varız ; ne de olsa öksürünce anamızın içirdiği kocakarı ilaçlarına aşinayız.
ama olurmu ? bitki çayımızla mutlu mesut yaşarkene, çayır kokan yeşil çayı yutmaya çalışırken çıktı gene popülist birileri ; üzerini çiziverdi ; miktar önemli ! şuursuzca içersen zararlı diye
ee napıcaz peki ? dr. bilmemne nin şifalı bitkiler kitabı ne güne duruyor ? git biraz da ona bayıl mangır
yok yok piyonuz biz kesin ya da ortada sıçanın hep o köşe bu köşe ezeli koşanı . birileri düdüğü çalıyor, aktara koşuyoruz sonra öbürüne geçiyor top eczaneleri aşındırıyoruz derdimiz için
oysa ne kolay, sağlık için yapılacak şeyler doktorlara ve ilaçlara verdiğimizin binde biri bile değil ;
günde yarım saat hafif tempolu yürüyüş, akşam sekizden sonra bir şey yememek, 1 litre su ,bir elma 1 domates ( hormonsuz lütfen ) , yumuşatıcı ve parlatıcısız hayat, doğal deterjanlar , no çamaşır suyu, no stres
ehh bir de olmazsa olmazımız ; ibadet = very very huzur
fotolar netten alıntıdır
ne yiyebiliriz ? milletçe ? hatta tüm insanlıkça ?
yahu içinizden birileri çıkıyor, şu faydalıdır diyor günlerce yazıyor gazeteler tam kafamıza yattı yiyecez hoop adını ilk defa ya da çok defa duyduğumuz enstitü doktorunun, olmaaaz o da zararlı açıklaması geliveriyor
örnek mi ? hemen vereyim; soya ürünlerini öve öve bitiremediler millet harıl harıl almaya başladı tabii, sonra da gdo lu ürün , zararlı deyip çıktılar ne yiyeceğimizi şaşırdık
hormon zaten ayrı dert başımızda hangi ürün hormonsuz diye internette hafiyecilik yapıyoruz yakında yeni doğan bebeler bile konuşacak hormonlu gıda yüzünden
kızartma şöyle zarar, böyle tıkanıklık yapar diye başımızı şişirdiler ızgaraya ikna ettiler bizi herkes iyi kötü bir ızgara edindi evine ( teyyare bile tefalden kapıp geldi )
bu sefer de ızgara da zararlı yeme bak ! yanık kanserojen dediniz ee ne yiyeceğiz ? ya hastane yemeği gibi haşlama ( mübarekle hiç aram yoktur ) ya da sepette buğulama yok artık ! şiddetle reddediyorum güzelim çelikler dururken, otumsu sepette pişirmeyi doğal olacam diye komik oluyorsunuz
sonra, bir gün bitkisel haplar boy gösterdi muhtelif fiyatlarda herkes kesesine göre aldı attı eve şimdi de benimki de dahil, bölüm başkanları ; ııh diyor hiç faydası yok ama ama köpek balığı gırtlağı yağı romatizmaya birebir dediydiniz ?
hastalıklara bitkisl tedavi diye yırttılar tvleri herbalistlerden gaza gelen aktarlar biraz destek de buldular dr lardan millet saldırdı yağmaladı aktarları hatta bekleme listesi bile olduğu rivayetler arasında tamam dedik ona da varız ; ne de olsa öksürünce anamızın içirdiği kocakarı ilaçlarına aşinayız.
ama olurmu ? bitki çayımızla mutlu mesut yaşarkene, çayır kokan yeşil çayı yutmaya çalışırken çıktı gene popülist birileri ; üzerini çiziverdi ; miktar önemli ! şuursuzca içersen zararlı diye
ee napıcaz peki ? dr. bilmemne nin şifalı bitkiler kitabı ne güne duruyor ? git biraz da ona bayıl mangır
yok yok piyonuz biz kesin ya da ortada sıçanın hep o köşe bu köşe ezeli koşanı . birileri düdüğü çalıyor, aktara koşuyoruz sonra öbürüne geçiyor top eczaneleri aşındırıyoruz derdimiz için
oysa ne kolay, sağlık için yapılacak şeyler doktorlara ve ilaçlara verdiğimizin binde biri bile değil ;
günde yarım saat hafif tempolu yürüyüş, akşam sekizden sonra bir şey yememek, 1 litre su ,bir elma 1 domates ( hormonsuz lütfen ) , yumuşatıcı ve parlatıcısız hayat, doğal deterjanlar , no çamaşır suyu, no stres
ehh bir de olmazsa olmazımız ; ibadet = very very huzur
fotolar netten alıntıdır
24 Eylül 2010 Cuma
hayatımın en way ları
sıkı bir amway kullanıcısıyım sağlık için tabii ki altı yıl önce alışveriş şeklimi değiştirdim artık marketlerin deterjan bölümünü es geçiyorum siparişimi internetten veriyorum kapıma kadar geliyor üye oldum vaktiyle satış zorunluluğu olmadığı için sadece evimin ihtiyaçlarını alıyorum
bunlar ön planda olanlar ; temizleyici tonik nemlendirici üçlüsü
mavi ambalajlı ; peeling, ufak şişe meyve özlü serum, küçük tüpteki ise 30 koruma faktörlü nemlendirici yazın olmazsa olmazı
bunlar da arka planda çalışanlar ;
loc u herkes bilir ;
evimizin tabanından tavanına kadar temizliğinde kullanabileceğimiz tek ürün, içinde silikon olduğu için camlarınızı sildiğinizde geç tozlanmasını sağlıyor sprey şişeye 1 ölçeğe 9 ölçek ılık su koyuyorsunuz çalkalayıp toz almada kullanıyorsunuz . bir kova suya 2 pompa ( kendi özel pompası var konsantre ürün çünkü ) sıktığınızda temizliğe hazırsınız ;ister duvarları silin kurulamadan ,ister halınızı silin isterseniz makinaya bir pompa cırt sıkıverin öyle yıkayın
bu da yağ çözücü ; özel fırçasıyla ocak demirlerine ,aspiratöre sürüyorsunuz 10 dk.sonra sıcak suyun altına tutun yağların akıp gidişini izleyin
bu da zehirsiz çamaşır suyu ; çamaşır makinanıza bir kapak katın, çamaşırınızdaki lekeleri çıkarsın hemde makinanızı ( bulaşık ya da çamaşır ) temizlesin , lavabonuzu açsın , çay kaşıklarınızı , elbezlerinizi çaydanlıktaki kireci temizlesin ama sizi zehirlemeden . sıcak suda hemen köpürüyor mis gibi oksijen kokusuyla beraber (senihaya ve ozon tutkunlarına duyurulur )
bu elde bulaşık için ; diğerlerinin aksine elleri yumuşacık yapıyor egzemalılar kullansın özellikle 1 litreyi suyla seyrelterek 7 litre elde ediyorsunuz,o kadar ekonomik
ürünlerin ortak özelliği ; antialerjik ve bitkisel olmaları yani hesapladığımızda piyasadaki ürünlerle aynı fiyat ta çıkıyor amway pahalı diyenlere duyrulur ; 1 yemek kaşığını deterjandan arındırabilmek için 14 lt. su harcamamız lazım kimsenin buna ne zamanı ne de kesesi yeter işte bu yüzden yılda kişibaşı 1 litre deterjan ve çamaşır suyu içiyormuşuz sonra da diyoruz ki bu mel un hastalık niye artıyor ?
basit bir sorum var ; sağlık mı ? alışkanlıkları değiştirip doğal ürünler kullanmak mı ?
bunlar ön planda olanlar ; temizleyici tonik nemlendirici üçlüsü
mavi ambalajlı ; peeling, ufak şişe meyve özlü serum, küçük tüpteki ise 30 koruma faktörlü nemlendirici yazın olmazsa olmazı
bunlar da arka planda çalışanlar ;
loc u herkes bilir ;
evimizin tabanından tavanına kadar temizliğinde kullanabileceğimiz tek ürün, içinde silikon olduğu için camlarınızı sildiğinizde geç tozlanmasını sağlıyor sprey şişeye 1 ölçeğe 9 ölçek ılık su koyuyorsunuz çalkalayıp toz almada kullanıyorsunuz . bir kova suya 2 pompa ( kendi özel pompası var konsantre ürün çünkü ) sıktığınızda temizliğe hazırsınız ;ister duvarları silin kurulamadan ,ister halınızı silin isterseniz makinaya bir pompa cırt sıkıverin öyle yıkayın
bu da yağ çözücü ; özel fırçasıyla ocak demirlerine ,aspiratöre sürüyorsunuz 10 dk.sonra sıcak suyun altına tutun yağların akıp gidişini izleyin
bu da zehirsiz çamaşır suyu ; çamaşır makinanıza bir kapak katın, çamaşırınızdaki lekeleri çıkarsın hemde makinanızı ( bulaşık ya da çamaşır ) temizlesin , lavabonuzu açsın , çay kaşıklarınızı , elbezlerinizi çaydanlıktaki kireci temizlesin ama sizi zehirlemeden . sıcak suda hemen köpürüyor mis gibi oksijen kokusuyla beraber (senihaya ve ozon tutkunlarına duyurulur )
bu elde bulaşık için ; diğerlerinin aksine elleri yumuşacık yapıyor egzemalılar kullansın özellikle 1 litreyi suyla seyrelterek 7 litre elde ediyorsunuz,o kadar ekonomik
ürünlerin ortak özelliği ; antialerjik ve bitkisel olmaları yani hesapladığımızda piyasadaki ürünlerle aynı fiyat ta çıkıyor amway pahalı diyenlere duyrulur ; 1 yemek kaşığını deterjandan arındırabilmek için 14 lt. su harcamamız lazım kimsenin buna ne zamanı ne de kesesi yeter işte bu yüzden yılda kişibaşı 1 litre deterjan ve çamaşır suyu içiyormuşuz sonra da diyoruz ki bu mel un hastalık niye artıyor ?
basit bir sorum var ; sağlık mı ? alışkanlıkları değiştirip doğal ürünler kullanmak mı ?
15
yorumcu
Etiketler:
alışveriş,
organik
28 Ağustos 2010 Cumartesi
organik morganik
6 yıl önce babamı kaybettiğimizden beri organik takıntım olmuştur
zaten amway kullanıcısıydım ; bu olaydan sonra bütün ürünlerin , deterjanlarından tut cilt bakımıma kadar, hepsinin kullanıcısı oldum memnun olmadığım ürünü yok gibi ürünler konsantre olduğundan hesaplıyorum ; piyasadakiyle aynı fiyata geliyor artısı da sağlık ve kapıma kadar gelmesi satış yapmıyorum çevreme sadece kendi ihtiyacımı alıyorum
sevgili yaseminin blogunda , organik ürünler satan bir marketten bahsedince ; tamam dedim yediklerimiz organik olmalı ve araştırmaya başladım ki ; mevlam karşıma çıkardı bir dut masalında burasını pınar hanım ; kibar ve sorumluluk sahibi bir insan organik tarımı bilinçli yapıyor bir mail listesi var ; kendisine mail attığınızda o listeye dahil oluyorsunuz ve size her hafta ürünlerin listesini gönderiyor sipariş verdiğinizde ; iki gün sonra kargo kapınıza getiriveriyor kargo ücreti belirli tutarın üstünde olursa , fazlasını pınar hanım karşılıyor daha ne isteriz ? ambalajına kadar öyle özenli ki tamam pazardan aldığınız fiyata belki alamıyorsunuz ama bu zamana dek yediğimiz ilaç kokulu domateslerden sonra pınar hanımınkiler mis gibi geliyor, salatalıklar çıtır çıtır
hele bir fareden daha fazla peynire düşkün olduğum için peynirlere önyargılıydım her peyniri yiyemem hem koyun olacak, hem kokmayacak, hem de sert olacak çiftliğin ezine ve tulum peynirine bayılıyorum , herkese de tavsiye ediyorum sağlığın geri dönüşü yok çul çaputa vereceğime yediğime veririm tatlı tatlı yerim demi ?
hem de pazarda çürük çarık kavgası yapmam dilenciler tarfından da dürtülmem yahu sanki yolumu gözlüyorlar ne zaman meyvacıya gitsem omuzumda peydahlanıyor miskinler mafya bunlar herhalde kimsenin sesi çıkmıyor bunlar gibiler yüzünden gerçekten ihtiyacı olanı ayırdedemiyoruz
ahh bir de meyveci macerası var ; arada pazara giderim ama dönerken hep pişman olurum ahdederim bir daha gidersem diye kakaladıkları çarık çürükleri görünce evde sebzecide de böyleydi meyvacıda da
bir şey diyemiyordum goncam zaten başımda dikiliyor ; şu kaça ya da 1 kilonun haricinde bir laf ettirirmi ? bir oldu, beş oldu
yalnız çıktığım bir günde sebzeci çocuğa dedim ki ; kaç yıldır hep senden alıyorum bir kere de kötü koyma poşete bir utandı o zamandan beri o tezgahtaki çocuklar, bırak tezgahı, hep kasadan tek tek seçiyorlar bazen de abla o yaramaz sana diyorlar dı ta ki organik tarım çiftliğiyle tanışana dek şimdi sadece kıvırcık ve limon alıyorum onlardan çünkü en güzel ürünleri bile çiftliğinkilerle boy ölçüşemiyor
aynı gün tam meyvacının önünden pas geçiyordum ki, satıcı dedi ; abla çok güzel elma var hışımla döndüm ; hıı güzel, ama benim poşetten çıkanlar öyle değil aa olurmu abla ? dedi biz sana iyisini verelim adamına seslendi ; ablaya ver iki kilo yüz buldum ya yapıştırıverdim cevabı ; asla o vermesin, o kötüsünü veriyor meyvanın o zamandan beridir de, gelince kırmızı halı sermedikleri kalır bir tek zavallılar kirazı bile tek tek seçip veriyorlar
cadı mıyım neyim yoksa ?
zaten amway kullanıcısıydım ; bu olaydan sonra bütün ürünlerin , deterjanlarından tut cilt bakımıma kadar, hepsinin kullanıcısı oldum memnun olmadığım ürünü yok gibi ürünler konsantre olduğundan hesaplıyorum ; piyasadakiyle aynı fiyata geliyor artısı da sağlık ve kapıma kadar gelmesi satış yapmıyorum çevreme sadece kendi ihtiyacımı alıyorum
sevgili yaseminin blogunda , organik ürünler satan bir marketten bahsedince ; tamam dedim yediklerimiz organik olmalı ve araştırmaya başladım ki ; mevlam karşıma çıkardı bir dut masalında burasını pınar hanım ; kibar ve sorumluluk sahibi bir insan organik tarımı bilinçli yapıyor bir mail listesi var ; kendisine mail attığınızda o listeye dahil oluyorsunuz ve size her hafta ürünlerin listesini gönderiyor sipariş verdiğinizde ; iki gün sonra kargo kapınıza getiriveriyor kargo ücreti belirli tutarın üstünde olursa , fazlasını pınar hanım karşılıyor daha ne isteriz ? ambalajına kadar öyle özenli ki tamam pazardan aldığınız fiyata belki alamıyorsunuz ama bu zamana dek yediğimiz ilaç kokulu domateslerden sonra pınar hanımınkiler mis gibi geliyor, salatalıklar çıtır çıtır
hele bir fareden daha fazla peynire düşkün olduğum için peynirlere önyargılıydım her peyniri yiyemem hem koyun olacak, hem kokmayacak, hem de sert olacak çiftliğin ezine ve tulum peynirine bayılıyorum , herkese de tavsiye ediyorum sağlığın geri dönüşü yok çul çaputa vereceğime yediğime veririm tatlı tatlı yerim demi ?
hem de pazarda çürük çarık kavgası yapmam dilenciler tarfından da dürtülmem yahu sanki yolumu gözlüyorlar ne zaman meyvacıya gitsem omuzumda peydahlanıyor miskinler mafya bunlar herhalde kimsenin sesi çıkmıyor bunlar gibiler yüzünden gerçekten ihtiyacı olanı ayırdedemiyoruz
ahh bir de meyveci macerası var ; arada pazara giderim ama dönerken hep pişman olurum ahdederim bir daha gidersem diye kakaladıkları çarık çürükleri görünce evde sebzecide de böyleydi meyvacıda da
bir şey diyemiyordum goncam zaten başımda dikiliyor ; şu kaça ya da 1 kilonun haricinde bir laf ettirirmi ? bir oldu, beş oldu
yalnız çıktığım bir günde sebzeci çocuğa dedim ki ; kaç yıldır hep senden alıyorum bir kere de kötü koyma poşete bir utandı o zamandan beri o tezgahtaki çocuklar, bırak tezgahı, hep kasadan tek tek seçiyorlar bazen de abla o yaramaz sana diyorlar dı ta ki organik tarım çiftliğiyle tanışana dek şimdi sadece kıvırcık ve limon alıyorum onlardan çünkü en güzel ürünleri bile çiftliğinkilerle boy ölçüşemiyor
aynı gün tam meyvacının önünden pas geçiyordum ki, satıcı dedi ; abla çok güzel elma var hışımla döndüm ; hıı güzel, ama benim poşetten çıkanlar öyle değil aa olurmu abla ? dedi biz sana iyisini verelim adamına seslendi ; ablaya ver iki kilo yüz buldum ya yapıştırıverdim cevabı ; asla o vermesin, o kötüsünü veriyor meyvanın o zamandan beridir de, gelince kırmızı halı sermedikleri kalır bir tek zavallılar kirazı bile tek tek seçip veriyorlar
cadı mıyım neyim yoksa ?
22 Ağustos 2010 Pazar
bir sahur postu
gündüz yeni doğmuş bebeler gibi 3 saat uyursan
böyle apır sapır rüyalar görüverirsin;
rüyamda başbakan ve muhalafet lideri ( hani şu karikatürlerde kurbağa kermite benzettikleri ) iftara gelecekmiş ( ne alaka ya ) üstüm açık mı yattım ? ( tabiiki bu sıcakta nasıl yatılır ki ?)
işte habire mercimek çorbası yapmaya çalışıyorum onlar da karşılıklı oturmuş tayyip habire ikna etmeye uğraşıyor EVET demeye öbürü de itiraz ediyor başbakana dönüp ne desem beğenirsiniz ? aman boşver ikna edemezsin onu o zaten alevi ; gözü iktidarda geçime gönlü yokki işte böyle rüyalar görürsün
akşam da zombi gibi dikilir post üstüne post yazarsın hatta evde foto avına çıkarsın
işte bizim evden kış hazırlıkları ;
amuda kalkmış güzeller bu da saatli bomba ;
ya da zulam ;
bukka teşhircilik yeter biraz da kültür ;
iğrenç ötesi vampir kitabı yazıcam diye bu kadar zorlanmazki insan
not: ayrıca bu davulcular ya çalmayı bilmiyor ya da benim hala oynayasım var
böyle apır sapır rüyalar görüverirsin;
rüyamda başbakan ve muhalafet lideri ( hani şu karikatürlerde kurbağa kermite benzettikleri ) iftara gelecekmiş ( ne alaka ya ) üstüm açık mı yattım ? ( tabiiki bu sıcakta nasıl yatılır ki ?)
işte habire mercimek çorbası yapmaya çalışıyorum onlar da karşılıklı oturmuş tayyip habire ikna etmeye uğraşıyor EVET demeye öbürü de itiraz ediyor başbakana dönüp ne desem beğenirsiniz ? aman boşver ikna edemezsin onu o zaten alevi ; gözü iktidarda geçime gönlü yokki işte böyle rüyalar görürsün
akşam da zombi gibi dikilir post üstüne post yazarsın hatta evde foto avına çıkarsın
işte bizim evden kış hazırlıkları ;
amuda kalkmış güzeller bu da saatli bomba ;
ya da zulam ;
bukka teşhircilik yeter biraz da kültür ;
iğrenç ötesi vampir kitabı yazıcam diye bu kadar zorlanmazki insan
not: ayrıca bu davulcular ya çalmayı bilmiyor ya da benim hala oynayasım var
10
yorumcu
Etiketler:
kitap,
organik
29 Nisan 2010 Perşembe
buyrun yanık kestaneye
işten gelince bir heves kestane yiyesim geldi nasıl açım nasıl zaten arabaya tok binerim aç inerim öyle yaramıyor bana bir de yarım saat yoldan gelince karın doyurmak acil ihtiyaç oldu
bu mevsimde kestaneyi nerden buldun derseniz işte burdan
bu ara organiğe takmış durumdayız peynirden tut sebzeye hatta deterjana kadar organikçiyiz
kestaneleri atmamla maillerime bakmam bir oldu.tabii unutkan neval hoş ! bir koku eşliğinde hatırlayınca mutfağa doğru engelli bir koşu tutturdu sonuç;
eh işte yenmicek gibi değildi ve yedim de,tok tuttuğunu fark ettiğimden beri favorim zaten
kışın da dışardan aldığımızda renkleri böyle oluyor o kadar para verdik diye bayıla bayıla yiyoruz
blogları gezerken baktım çekiliş furyası gidiyor neden acaba? insanlar izleyicilerinin artması için
mi bu kadar uğraşıyorlar? tabii herkesin bu niyetle yaptığı söylenemez
izleyici artınca reklam felan sonra da gelsin tıklanma başına şu kadar dünyalık mı niyetler?
şurası bir gerçekki bu nasrettin hocanın koyun hikayesi gibi;uzun soluklu bir iş çook çook tıklanıcaksınız (blogunuzdaki reklamlar)ki kazanın. sabrı olana.
hiç cezbetmiyor beni kişisel günlük niyetiyle başladığım bu macera da kısa zamanda tatlı arkadaşlar buluverdim
ama şu da var ki incir çekirdeği kadar olmayan şeylerden kapışmalar,söz düelloları, ,çekemezlikler,tartışmalarda taraf tutma beklentisi,tanımadığın insanların yorumlarına tenezzül etmemek vs vs
ne oluyoruz? neyi paylaşamıyoruz? herkesin evi ayrı,kesesi ayrı,bir arkadaş heyecanla fotoğraf makinası lensi aldığından kızının odasından bahsediyor paylaşma adına biz bunların kaça malolduğunu mu hesaplıyoruz?sonra da çirkef çirkef yorumlar...
bize yakışmıyor hanımlar biz gelecek neslin anneleriyiz evlatlarımızı hangi değerlerle şekillendireceğiz?
hepimiz biliyoruz ki hastalıklı duygular insana hem dünyayı zehir eder hem ahiretini zindan eder,niye arkadaşımızın sevinciyle sevinip onun mutluluğunu ikiye katlamayı denemiyoruz?
söyleyen ne güzel söylemiş; güzel gören güzel düşünür...
sizi baharın nimetleriyle başbaşa bırakıyorum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






















