gezmecik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezmecik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ağustos 2014 Pazar

Eski Bursada ..

Az evvel Ig de gördüğüm bir kare yıllar yıllar evvel pireler tellal iken gittiğim Bursa kültürparkı hatırıma getirdi.   Akşamdı ; süslü Bursa'nın Ayseliyle beraber göletin kenarına oturmuş ,lunaparkın renkli ışıklarının suya vurmasını izlerken kimbilir  neler konuşuyorduk .  lisede felandım herhalde , ikimiz de bekar,  belki de hoşlandığımız çocuklardan bahsettik. Yok olsa olsa Aysel beni konuşturmuştur , iyi dinleyicidir kendisi.


O zamanlar misafir gezdirilirken parklara çay bahçelerine pikniklere götürülürdü. Çarşı pazar gezmesi bilinmezdi pek. İnsanlar ihtiyacı olduklarında çıkarlardı, bakınıp aslında hiç de ihtiyacı olmadıkları şeyi almak için değil.  Bugün buzdolabının üzerindeki dolabı boşalttıktan ve beş poşet ıvır zıvır attıktan sonra çöpçü olduğuma karar verdim. Eşim de altı ay mühlet verdi orasının tekrar dolması için.  toprak balık güvecini isteyen var mı ?

O geziden sonra epey uzun süre Bursaya gitmedik. Oğlum ufakken aneyleri oylata götürüp bıraktığımızda ,soluğu Bursada aldık Aysel ve eşiyle tanıştık , gezdirdiler bizi. O zamandan beridir görüşürüz ve Bursayı severim.  İstanbuldan sonra yaşayabileceğim şehirlerden biridir. Ama şimdiki gezilerimiz Ulucamiyle başlar ,çarşıda gezmeyle dizlere karasular iner , iskendercide son bulur.

Goncamla gittiğim her yeri severim ve zevk alırım ,ama yine de zihnimin gerisinde ilk gençlik yıllarının heyecanıyla gittiğim süslü Bursa göz kırpıp durur :/

27 Şubat 2014 Perşembe

Gittik geldik neresindeyiz hayatın ?


Henüz bir ay olmadı kuru kızım ve sinirli ergenimle umre yapalı.

Dokuz gün sürdü topu topu; rüya gördük sanki  . kendimize geldiğimizde istanbuldaydık. Ama sinir harbi daha uzun gitti.barut fıçısının üzerinde oturan bir ergenle ne kadar zor olabilirse o kadar zordu. Oralarda günaha girmemek ve girmesinler diye uğraşmak daha da zordu. Bazen yakvarmaktan içimin koptuğunu hissetsem de bitti geçti . Bünyede biraz daha alçakgönüllülük olsaydı daha kolay olacaktı eminim.



Mübarek Kabe 'de inşaat tam gaz devam ediyor. 2017 ye kadar süreceği ve bittiği zaman beş milyon kişinin aynı anda namaz kılacağı söyleniyor. Ömrümüz olursa görürüz inş. Bizim gittiğimiz aralık sömestre denk geldiği için ve inşa ettikleri yuvarlak metal katlar metaf alanını küçülttüğü için zordu tavaf , sakin zaman yoktu diyebilirim. Mescid kısmının üçte ikisini yıkmışlar hanımların Kabeyi seyredip namaz kılacağı alan yoktu nerdeyse . Namazlarda yer bulmak sorun , namazdan sonra mescidden çıkabilmek ayrı sorundu. Bir ara istanbula dönünce insan yüzü görmek istemiyorum diye çemkirdiğimi hatırlıyorum.



Ve şeytan.  İlk ziyaretimizde olmadığı kadar yanıbaşımızdaydı bütün maiyetiyle. Ah ne kadar uğraştı

bizimle. Rabbim affetsin , memleketimizde hiç aklımıza gelmeyen fitneler ve düşünceler zihnimizi bir anlığına da kirletmişse.

Bu kadar zorluğa rağmen tekrar tekrar oralara dönesim var ey millet ! Çünkü orası sebeb-i vücudumuz ,  ruhumuzun şarj olup Rahmanın nuruyla dopdolu iman depoladığımız tek yer ! Allah isteyen  istemeyen herkese gitmeyi nasip etsin. Amin.







30 Ağustos 2013 Cuma

Restoran meconlarım


Bilmeyenler için mecon macera demek, kaynanamca :)

Her aile gibi biz de dışarda yemeğe gideriz. Kuru kızım ankarada olduğundan ergen oğlum da bize takılmayı out gördüğünden genelde erkekimle beraber oluruz yemekte. Kendime saat aldım göstermesem olmaz ;


Gıda bizim işimiz olduğundan ve dönen dolaplardan haberdar olduğumuzdan sebeple her yerde yiyemez olduk ahali. Kebabı ziyada yeriz mesela. Eti temiz , çalışanları eğitimlidir, müşteri  velinimetimizdir odaklı çalışırlar.     Ama bazı şubelerde hüsrana uğradığımız doğrudur.   Mesela ramazanın ilk haftası karşıya gitmiştik eşimle elimdeki lekeler için. Ayrıntılar sonra.  Ordan iftar yapmak için dudullu şubesine geldik.      Tabii ramazandaki klasik doluluktan , kafe tarafında iki kişilik masaya alındık ve şaşırmalar başladı ; meşrubatlar bir saat önceden masada haliyle ılık , masalarda tuz , garsonlarda eğitim yok.  Bir standarda alıştığınızda hayalkırıklığı makus talihi oluyor çokca.

Neyse biz herhangi bir ocakbaşında iftar açtığımızı düşünerek yaptık iftarımızı. Lakin sonradan mail attım firmaya. On dakika sonra şube müdürü telefondaydı, bir sonraki gün de halkla ilişkiler müdürü. Söylemiştim müşteri odaklı çalıştıklarını.       Özürler dilendi , başka şubeye davet edildik; tabii ki fatih.

Orada yaptığımız iftar ilkinden o kadar farklıydı ki; pervanelerin sıçrattığı buharı tabağımızdan ve kaşığımızdan temizleyen, size yol veren ve göz göze gelmeyen elemanlar, tabağınızdaki bittiği anda diğer yemekle yanınızda beliren garson vs hepsi ziya farkını gösteriyordu.      Yok bildiğin yere gideceksin arkadaş. Floryaya gitmek isterdim aslında ama yazın terasta ağırlıyorlar ve masaların altında gezen kedilere hala bir çözüm bulamamışlar. Buldukları gün ordayım kısmetse.

Yazılarımı okuyanlar bilir kediden köpekten korkarım, hatta sıcakkanlı tavuklara da fazla yanaşmam. Aynı zamanda ,insan hariç kalbi atan hiç bir canlıya da dokunamam, ister kuş ister civciv   .  İşte bu yüzden. yazın masa altlarında gezen kediler kabusum.     MazaAllah değseler tavana zıplamakla beraber,  sesimin son perdesince cırlarım korkarım.   O yüzden içerilere  mahkumum.

Geçenlerde bayramda obaya gittik bir de. Manzar nefis , menü de fena değil , lakin yemekten sonra masayı karınca basması da neymiş ?    Yetkililer bir çare bulmalı kısa zamanda. Ordan istinye park avm  ye geçtiğimizde , yediğimiz sufleden mi , karıncalardan huylanmadan mı bilinmez kaşınan iki tiptik biz :)

21 Ağustos 2013 Çarşamba

İkea meconları


İkea ya gittik goncamla. Piknik sepeti oluşturmaya karar verdiğimdendir ki , umreye giderken uçakta verilen tepsi ve kahve fincanlarını atmadım, eşimin çöpçü diye takılmasına rağmen.
Sonra ikeadan rengarenk kaplar aldım ucuz ucuz 3 ya da 4 lira felan.


Sonra cumartesi pazarında bir amca satıyordu sepeti 10 liraya aldım.
Örtüyü kızım kapadokyadan almıştı, o da piknik örtüsü oldu ;


Aslında kapaklı sepetlerden istiyordum ama örtüyü üzerine kapatırsam gerek kalmayacak. Bu sepetlerden bir de ilaç sepeti yapmalıyım. Maalesef ilaçlarımız arttı bir sepet olmuştur sanırsam.
Elmalı kumaştan bişeyler dikilmiş arta kalandan sepetin içine örtü diktim acemice
İkeaya gidince forum istanbul vacib oluyor demi?


Bunlar da pembiş ciciler. Defteri kızıma gösterme gafletinde bulundum.


Kahve içmeden olmaz tabii;


Ergenimin doğumgününü kutladık bu arada
17 oldu ,bit ergenlik bittt

13 Ağustos 2013 Salı

Neler yapmışım acaba ?



Şu uzuun bayram telaşesinde ? Yani tatilinde.

Bayramdan önce malum gügünün abisiyle takıştık , iki günümü yedi onun moral bozukluğu. Neyse ki  içine atanlardan dğilim birşekilde dağıtıyorum mevzuyu. Pc sağolsun .

Arefe günleri etrafı toprlamak biraz da dışardaki işlerle geçti. Bayramın ilk günü.   köy    yolculuğu; malum aney orada. Köyde abimlerle buluşma. Yarım kilo lokumla elini kolunu sallaya sallaya gelen abiye gıcık olma ve hemen kendini eve atma. Erkek kardeşle görüşememe.

Bayramın ikinci günü bizim evde herkes kendi programına uydu; minnoşlarım arkadaşlarıyla biz de goncamla gezdik     eh biraz yıldönümümüzdü :)

İstanbulun yolları boştu hakkaten 20 dk. Mecidiyeköy ;


İstikamet oba restoran ;


Uzun uzun dalıp gittik boğaza öyle ki karıncalar bastı az sonraki postta.


Ordan istinyepark'a gitmedn olmaz tabii . Bunlar da tatlı son ;




17 Haziran 2013 Pazartesi

Bir tatlı haber vermeye geldim


Biz de oradaydık . Nasıl huzurlu bir ortamdı anlatamam. İnsanlar adeta oraya huzur bulmaya ve günler süren gerilimden kurtulmaya deşarj olmaya gelmişlerdi .oynamaya ve tezahürata hazırdılar yani. İtiraf ediyorum abarttım ben de :(

Yalnız ne kadar pamuk ipliğine bağlıymış toplumsal ilişkilerimiz onu gösterdi son yirmi günde yaşananlar . Hemen birbirimize yan gözle bakmaya yüzümüzü ekşitmeyebaşladık  siz ve biz diye safımızı aldık vakit kaybetmeden. Ne acı en ufak çabayla bölebilmeleri bir milleti. Gerçi yıllardır bize hissettirmeden yapmaya çalışıyorlar ya ; film karelerine sakladıkları 25. Kareyle beynimize komutlar vererek veya dizilerle filmlerle belli bir hayatı gözümüze soka soka işte böyle yaşa diye . Sapık mezhepleri , illumunaticileri hiç saymıyorum zaten. Sahi justin biber in illumunatinin önde gideni  olduğunu söylüyorlar çabuk yükselmesinin sebebi buymuş, inanırım doğrusu

Evet boykota devam ediyoruz hesabımızı devlet bankasına kaydırdık malumlarınkini iptal ettik kırdık attık şükür. Alışverişe içki satmayan marketlere gidiyoruz. Benzinde de durum aynı.

Olimpiyatlara misafir götüreceğimiz için mitinge katılamadım maalesef . Neyse Başbakanımız gelince arayı kapattık :)) Allah alnı secdeli ağzı dualı Başbakanımızı başımızdan eksik etmesin. Zalimlerin ve yardakçıların planlarını da başlarına geçirsin.

Babam rahmetli hep merhum Menderes i anlatırdı esefle bahsederdi astılar diye. Onu asan zihniyet maalesef aramızda hala , arada bir depreşiyor canavar misali ülkeyi karıştırıyor , olan cahil ve heyecanlı genç takımına oluyor. Parti fanatikliği ya da kişisel çıkarı ülke menfaatinin önüne geçmiş insandan korkacaksın arkadaş. Allah korkusu da yoktur onda herşeyi yapabilir yani.

Ya kandırılana ne demeli ?  yalan haberleri sıralayan kanalın müdavimiyse ya da pariste kafede oturup twitterda yalan haber pompalayan adı gazeteci kendi hain olan kişilere inanırsa ? O da kendi saflığı . Araştıracaksın bir haberi doğru mu diye.

Günübirliğine Bursaya gittim geldim bir ara ; röfle yaptırdım ve harika bir iskender yedim, deniz otobüsünü kaçırma pahasına.istanbulun karanlık ortamından sonra Bursa nasıl içimi açtı nasıl . İstanbula yahudiler büyü yapmış diyorlar; inanırım

 Tatildeyiz şükür ; haftaya caprise gidiyoruz :) full time şezlong ;)
Darısı başınıza

19 Nisan 2013 Cuma

Bahar mı geldi yoksa ?


                                             

Farketmeden , yeni sildiğim camın sağnak yağmurla ıslanmasını esefle seyrederken , ama yine de camı açıp mis gibi ıslanmış toprak kokusunu da koklamadan edemeyerek ...
Halbuki kombiye vahşi hayvan muamelesi yapıp yanaşamayan , aksine battaniyelerle aşk yaşayan zevatın tam tersi sıcak  evde hiç anlamadım kışın bittiğini 
Ta ki bugün dışarı çıkıp arabanın kapısını açana dek . Yüzüme vuran sıcak havayla amanin yaz mı geldi ?  diye bir çığırtı koparıverdim , camları sonuna dek açarken 


Niyetim çeyiz fuarına gitmekti , malum züccaciyeyi pek severim. Aklımda da yemek tabaklarımı değiştirmek vardı. Hevesle her standa gittiğimde perakende satışımız yoktur yazısına tosladım. 
Ah oysa ki ne ciciler vardı sayın okur , hani şu ev dekorasyon mağazalarında gördüğümüz ya da internette tıklayıpyakından baktığımız tepsiler , kupalar , bardaklar  hepsi hepsi vardı.resim çekeydim iyiydi :) 
 Ağzıma bir parmak bal sürüp geri döndüm kös kös   Seramik tabir edilen ama ciddi ciddi boyanmış teflon olduğundan kuşkulandığım her türlü tencere tava vardı uçukkaçık fiyatlarda tabii . Zaten bizleri teflonlarla da böyle böyle tanıştırmamışlar mıydı avrupada terk edilirken ?
 Niyeyse hep ecnebinin artığına layık görülüyor bu ülke .Özal ithalatı serbest bırakana dek tedavülden kalkmış  arabalara mahkumduk hatırlarsanız. 

Omuzlar düşük asık suratla ufak bir pazar alışverişi yaptım , bir Z. Teyze turu and kısa bir market derken akşam ezanına ramak eve girdim. 
Yorgun teyyareye güzel haber ; akşam yemekte ızgara var. Daha da güzeli Goncamın yapması 

25 Mart 2013 Pazartesi

bursaya gidek mi?


dedik ve gittik .
söylemişimdir kesin; pek severim bursayı.her gittiğimde de ayselde kalırımz.  o da bizi bir gezdirir sağolsun, feleğimiz şaşar,başımız döner. 

bu sefer goncamla ikimiz sessizce kaçtık ,çocukları birbirine bırakıp.ikinci bahara doğru gidiyoruz sanki ?
feribottan inince  asırlık  çınarın altında harika kahvaltı;


kafamızı dinlemek için oylat kaplıcalarına gittik,iyi de oldu iliğimiz kemiğimiz ısındı ayol. gidenler bilir aslanın kafasından gümbür gümbür akan suyun yaptığı masajı !


otel sakin mi sakindi ,iki gün kafa dinledik .hele odun ateşinde pişen çayı içerken,  yeşillikler arasında zihin detoksu yapmak .   hiç bir şey düşünmeden ve konuşmadan sadece yeşili seyretmenin insana verdiği dayanılmaz hafiflik güzeldi.     istanbulda ter dökerken otelde soba yaktık ,


dönüş gününde avm maceramız oldu ve evet yine bol bol aradık. 
bursaya gidilir e iskender yenmezmi? hem de menbaından yedik 
dönüş yolunda kahve molası;


dönüşteki zayiata bakarsak;
yanlış yapılmış internet alışverişi,iki gece arkadaş ağırlama...

11 Mart 2013 Pazartesi

gezelim biraz da


yeni çalışma programımız goncamla aynı gün tatile izin verdi vereli istanbul oldu kazan biz kepçe karıştırır durur olduk .   neresinin nesi meşhursa ( internet sağolsun ) arayıp bulur , ( navigasyona şükür ) gider olduk.

mesela durduk durduk çıkasımız geldi Çamlıca'ya;




















dönen terasta (şansımıza bozuktu o gün) bu manzara nasip oldu bize;


 bu da meşhur çiğbörekçi maceramızdan;

9 Mart 2013 Cumartesi

Şarj olmak lazım

  Sikayet ederim kendime ve cevremdekilere zihnimin acınacak halinden.    kabahati tiroid sapitmalarina atsam da goncam hep jet hızıyla okuduğum kitaplarıma bağlar konuyu , ara ver diye söylenir konu açıldıkca.

İki günlüğüne ara verdik biz hayata.yesil Bursa'ya gittik evi ve cocukları bosverip.butun amalara kulak tikayip.     hos giden bir memnunsa,kalan bes mutlu oldu.    eve arkadas çağırmalar,uçsuz bucaksız gezmeler oh oh her gün gitsek kalın  diyen  olmayacak belli ki.


Bursa'yı nasıl da severim,sık sık gidesim ve gezesim vardır,lakin hep lafta kalırdı.   bu sefer kaplıcayı bahane ettik,meşhur aslanın ağzına sırtımızı verelim de,   kulunclarimizi çözelim dedik.eh iyi de ettik galiba.

Oylat'ı gidenler bilir;dagın tepesinde sınırlı yerleşim ,mis gibi hava,billur gibi suyu ve hamamlarını,organik köylü pazarını.     gerci teyzeciklerin organik sattığına emin  değilim ya .  iki gunümüz hamam-dinlenme-yürüyüşle gecti.     siril siril akan su sesleri arasında burada oturduk.sessizliği dinledik huzur bulduk.

lk Bursa kahvaltımızı Türkiye'deki en yaşlı ağacın altında yaptık,   güzeldi.yine yapasım var bir koşu gidip.  donecegimiz gün ,otelden çıkış yapıp Bursa çarşılarına attık kendimizi.gidip de havlu almadan gelinir mı hiç ? eski kara tezgahta havlu dokuyan bir atölyeden havlularımızı da alıverik ne gam ne keer kaldı ne e kulunç
sanki eski bilgisayarım küsmüş de ddd lerde sapıtıyor gibi  :/

1 Mart 2013 Cuma

Gece yarısı haberleri

                                             

Ay buraya yazmayı nasıl özledim anlatamam. Ne kadar çok havadis birikti bilseniz. Malum umre ziyaretimiz oldu gittik pek kısa geldi doyamadık kalbimizi orada bıraktık geldik. Bir ay oldu şimdidn pek çok özledik. Gitme planları kurar olduk

Gitmeden önce eşimin istemedn kurduğu komployla düştüm ve omzumdaki kası yırttım. Ne beceri ne beceri .... Ve başladı doktor gezmeler sonrasında fizik tedavi seansları  şimdi daha iyi olsam da en az altı ayda geçebileceğini öğrendik hüsranla o da kollarsak  sağ el +telaşe memuru : ümitsiz vaka

Gelen gidenimiz fala oldu şükür sol elle  mutfaklara hapsolsam da misafir ağırlamak oraları anlatırken tekrar yaşamak her şeye değer.

Oğlumun doktor randevusu geldi bizde de başladı stres ; sonuçlara dair. Giderken babaannesine bırakmıştık iğnelerini aksattığından şüphelensek de yalana itmemek için üstelemiyoruz ama içim içimi yiyor.

Zorunlu tatil günlerimde tam bir gece kuşu oldum geç yatıp geç kalkan , kısacık kış günlerinde işini bitirmeye çalışan. Bol bol alışveriş seanslarım oldu , bir sürü etek blüz aldım  bir de hiç yanımdan ayırmadığım kaşmir bir şal. Bugün eşime alışveriş yaptık ona bişeyler almaya bayılsam da bazen çocuk gibi mızmızlık edip tepemi attırıyor doğrusu. Neymiş? Alışverişe çıktığında bişey görüp bunu alayım deyip almalıymış  fiyatı nasıl bedeni var mı diye düşünmek de bendenize  kalıyor herhalde
Aslında alışverişini yaparım da sonra olmayınca üstüne değiştirmek felan iki iş oluyor doğrusu ama böyle de onu denemem bu ne böyle diyen bebe avutuyoruz doğrusu


Bu akşam canım nasıl hamsi çekti alışverişten sonra balıkçıda aldım soluğu garson hamsi tatsız tuzsuz önermem diyivermez mi ? Çaresiz b ve c şıkkında karar kılsak da teşekkür edip kalkmak en iyisiymiş ,öğrendik.

Bir yaş daha aldım istemeden de olsa , goncam harika bir saat aldı bayıla bayıla takıyorum .   resmini koyaydım iyiydi , lakin pek hazetmediğim bloggerda aynısını kocam hediye etti diye görünce ürperip vazgeçtim doğruya doğru şimdi

Yarın akşam sinema gecemiz , bir film seçeceğim az sonra ama kelebeğin rüyası olmayacak , teşekkürler seyhancık . Kurukızım da stajda o da gelecek akşam değmeyin keyfime yani
 



26 Kasım 2012 Pazartesi

Ayağımın tozuyla fuar kitaplarım ;
Çoğunlukla tarihi romans az biraz da paranormal . Bana kalan hafifletmiş cüzdan , kabarmış ekstre sızlayan  ayacıklar...


150 tane felan da ayraç :))

13 Ağustos 2012 Pazartesi

hadi bize by

gidiyoruz biz,  mecbur olduğum yere.   tee ne baştan evet erken o masada,en az senede bir gitmen farz olan memlekete,sıla-i rahime; çoruma.


biliyormusunuz ,  uzaklığı bir kenara atalım, geçen seneki tavıra rağmen girmemek diye bir seçenek asla olamaz bizim için.    isterse,yeni ısmarlanan malzemeler biz yokken geledursunlar,   aman canım bizim istediğimiz gibi olmayıversinler,   bize ne ? gitmeliyiz acilen .bayram sonu gitme imkanımız olsa bile,şimdi gitmeliyiz.
aman yanılıp da istemiyorum deyiver hele, razıysan mahkeme duvarına ,bükülen dudaklara.bir de erkekler mantıklı olmakla geçinirler. pöh.

ah bir de kuş olup uçmak vardı şimdi.   (ne yalan söyliyim daha kolay olurdu azizim :)

görsel

8 Temmuz 2012 Pazar

ne kadar sıkıldıysam da ne yoğun günler geçiriyorum diye başlayan yazılar yazmaktan ve okumaktan , yine de  ah ne yoğun geçiyor günler bilseniz.(zaten bu yazının amacı da bildirmek değil mi?)

kendime kafa tatili verdiğimden bahsetmişimdir muhakkak,   herkese söylüyorum çünkü. bir hafta resmen yattım;  zorunlu pişir kotar temizle hariç hiç bir şeye kalkışmasam da tepemde duruyor demoklesin kılıcı gibi yaz temizliği.    demokles kim diye sorma sayın okur google'a sor o bilir.
niyetim yaz temizliğini günlere yaymak ve yorulmadan yapmak olsa da kendimi bildiğimdendir ki; ilk üç gün kendimi paralayıp, son üç gün de şişireceğimden eminim.    ama güzel olan odurki;  tatilde yorgunluğumu stresimi ,  kafa karışıklığımı, şemsiyenin gölgesinde bırakır gelirim


kızım aniden gelmeye karar verdi geçen hafta sonu   ve günlkerimiz onu yörüngesinde geçti biraz da . cumartesi ona bişeyler hazırladım.     bugünse otobüs saatine dek arkadaşlarıyla takıldı.biz de goncamla istanbul fuar merkezindeki türkçe olimpiyatlarına gelen dünya çocuklarını görmeye gittik.nasıl kalabalıktı nasıl.çoğu stantlara sokulamadık bile. afrika asya avrupa diye ayrılmış bölgelerden afrikada izdiham vardı kendimizi daha havadar olan avrupa kıtasına attık hemen. orasının tutukluğu'nun yanında asya bölgesi görsel şölendi yahu.


avrupa seyahati isteyen bünye,  rengarenk japon fenerlerine,  türkmen halılarına hint kınalarına, hatta herkesin kafasına geçirip, poz verdiği tiftik başlıklara tav oluverdi. minik şirin babaya 20 tl verdim, hala ona yanıyorum. bir de gıcır pardesüme döktüğüm çikolata sosuna .yok ters oldu; üzerine çikolata sosu döktüğüm gıcır pardesüme.

minik kızımı yolcu ettikten sonra, bikoşu tepe home'a geçtik. pek severim ordaki conconlu şeyleri.tam koltuk bakıyorduk ki ergenimin heyheyleri tuttu, çıkardı bizi ordan .bu çocuk ne zaman eski munis haline dönecek ? bilen ? duyan ? tahmin eden ?
oradan torium ve aymerkeze geçtik,  goncamla istediğimiz ayakkabıya kavuşamasak da ,erkekime kıyafet alışverişi yaptık.  ona bişeyler almayı seviyorum :)

kısa günün karı ; kızımın eve getirdiği ilk günden beri göz koyduğum çanta kolumda artık (paralanana dek takarım biline ! )     hep o aldıklarıma minik gözlerini, kocaman açarak   benimm diye ünlemiyecek ya .


eve geldiğimizde açlıktan ,yorgunluktan başımız döneniyordu ve hemen iş bölümü; salata malzemelerini yıkayıp hazırladım,erkekim de sandviç hazırladı ,inanın öğlen yediğimiz dürüm kepazeliğinden katkat güzeldi.

yarın temizliğe başlayacaktım ki,plan yapılıverdi. hep tv'den seyredip duygulandığımız türkçe olimpiyatlarına biletimiz var !    öncesinde kısa bir alışveriş molası belki :/

not: tatilden yeni dönmüş bünye ,ses vermek adına  önceden yazdığı yazıyı yayınlayıverdi işte :(

8 Haziran 2012 Cuma

ordaydım

tahmin ettiğiniz üzere,  pazartesi akşamı sinan erdem olimpiyat stadındaydık.    evimizden vakitlice çıkmış,anlık kapris uğruna bakırköye sapmış ( kumpir ve çiğköfte molası ),   hoş bir sürprizle yeni açılmış lokumcuya uğramış (seyrederken sıkça şükrettiğimiz bir tevafuk oldu bu ) soluğu salonda almış,    yerlerden yer beğenerek , tepelere konarak izledik .
senegalli kızlarla texaslı sarışın çocukları folklor gösterisi ne güzeldi ve ne kadar gururlandık;



her sene tv'de, sanki katkım varmışcasına yüzsüzce gururlanarak seyrettiğim programı, canlı izlemek pek keyifliydi.  bir de memleketimin insanı kımıl kımıl edip ,habire gezip durmasa süper olacaktı.

organizasyon profesyonelceydi.     düşüncesiz ana babaların çocukları , gene sahneye çıkmaya yeltense de dedim ya,   profesyonel tutum izin vermedi. o kadar çalışılmış emeğe olan ilginin dağılması, sadece can sıkardı zaten.

bir de kapanışta çocuklar sahnede şarkı söylerken işgüzar insanların erken çıkma telaşıyla koltukları boşaltma ayıbı olmasaydı. erken kalkanlar trafik ışıklarında bekledi oysa ki.demekki medeni olmak için bir kaç fırın ekmeğe daha ihtiyaç var :(

29 Nisan 2012 Pazar

sahilde bir gün

bugün kendimize izin verip  , boğaza gittik.



kızımın okula dönüş günü yaklaştıkça  yüreğimiz de yanmaya başladı,  ufaktan ufaktan. hele dönüşünün belli olduğu  ilk gün,nasıl ezik ezik olmuştum.     üç ayda nasıl alıştık ;  sanki hiç gitmemiş ve hep kalıcak gibi ,lakin bütün sayılı günler gibi geldi geçti .   ne kadar üzülsek de alışmalıyız artık ufaktan  onun yokluğuna ,yuvadan uçma alıştırmaları bunlar bizim için.
ah kızlar ne kadar tatlı ve vefakar,oğlanlarsa ömür törpüsü .Rabbim eksik etmesin başımızdan.

aslında sabah kahvaltıya dışarı gitmek  istesem de, erkekim ve boncuk kızım bizim balkondaki kahvaltının ziyanınkine beş basacağına ikna ettiler  ve sonuç;


bir iki yere uğrayıp,  sonunda akşamüstüne doğru mekanımıza vardık.    birbirine yer  darlığından yakın tutulmuş masalar,    o dar aralıklardan geçmeye çalışan garsonlar,   mis gibi boğaz havası  ve bunu perdeleyen yan taraftan gelen ağır ızgara kokusu...

her yaştan müşteri profili; genci- yaşlısı , çocuklu -çocuksuz ,istisnasız uzun uzun oturmak için gelmiş gruplar. pidelerinin ve sütlü tatlılarının methini duyarak gittik,    yanlış bir seçimle iskender yedik.    tatlıda kararsızdım kızımın tavuk göğsü tatlısından biraz,     goncamın kazandibinden biraz derken, krem şokolada karar kıldım. yanlış karar..



emirganda laleleri görelim diye niyetlensek de ,  yeterince üşüdüğümüze karar verdik ve yoğun istanbul trafiğine daldık.

demekki neymiş ? boğazda balık ya da iskender değil,   pide yenecekmiş.     mis gibi kaşarlı çıtır çıtır.

5 Mart 2012 Pazartesi

bu günler..

günler ,jet gibi geçse de ,    doğru düzgün kayda değer bişey yaptığım yok.     çalışan bütün kadınlar gibi,işten eve- evden işe.    sosyal hayat kar bahanesiyle sıfır,   yalnız arada bir sinema kaçamağı oldu



ne yalan söyleyim şimdi, film goncamla bize hitap etmedi.  seri filmiymiş , öncekileri seyretmemiştik,  belki ondan,   belki de vampir kitabı okumaktan öö geldiği için ..    zaten kadının,  olamaz incelikte beline bakmaktan dikkatimi hikayeye veremedim ki.

bütün anneler gibi eve gelince pür telaş ne yapsam derdi başlıyor ,bir de kızım arayıp,  şunu pişir bunu yap diye direktif veriyor .     oh ne ala  !   zaten dünyadaki en çok sevdiğim iştir,   yemek yapmak !  pasta yap desinler,yaparım  ;



ayakkabıya taktım bu  ara.    harıl harıl ,   sorunlu ayağımı acıtmayacak olanını arıyorum .ama ne çare ! gene de yılmadım takipteyim.

o yoğun kar günlerinde,  lise kankalarımızla buluşasımız geldi.    özlem arabasını çıkaramayınca ,  toplaşıp taksiyle gittik,tee halkalılara .    lakin saadetin evi tepede; çıkamadı araba .  kös kös geri döndük. kar kıyamette gezersen ,   olacağı budur teyyare

aney geldi. tam yoğun çalışma zamanımızda,hiç bir yere çıkamadık.sadece bugün  komşu avm'yi turladık biraz. aney'e nescafe takımı aldık,güzel ambalajı yüzünden resim yok maalesef. ihtiyarlamış annem bir saatin sonunda yoruluverdi. hoş,eskiden de vitrin gezmeyi sevmezdi ki.  galiba kaynanama benzemişim bu yüzden.

tutuk yazıyorum değil mi?  e bu kadar ara verirsen olacağı budur kardeş.

29 Ocak 2012 Pazar

ahh     ne kadar da yoruldum bugün.    bir günde iki mahalle bir de pazar gezerdim,  bana mısın demezdi ayol. ya paslandım,  ya da yaşlandım. hoşuna gideni seç artık,  neval hatun..
sabah kahvaltısını burada aldık;



önce gözümüz , sonra midemiz doydu,  akşama kadar gözümüz yemek görmesin dedik ,gezdik.
önce oğluma ders çalışma masası aldık.   odasıyla kel alaka renkte,  ama kendisinin beğendiği :(
ablası  kendi masasını vermedi,   makyaj masası olarak kullanıyor da.    ahh bir de o derdimiz var ,nasıl vazgeçireceğim bilmiyorum.     mis gibi cildini,  makyajla haşat edenlere dudak bükerdim,   ehh büyük söylemişim.
Amwayin makyaj ürünleri doğal,   onlara yöneltebilirim,   maalesef sponsoru da olurum bu arada,teşvik mahiyetinde olur  diye ,bir şey söylemiyorum.    sabırla makyajı bırakmasını ve tesettür şerefine nail olmasını bekliyorum.

yapı marketten sonra sıra geldi akbatı avm 'ye , oğlum merak ediyordu.     epey büyük ve dolambaçlı; capacity ve marmara forumdaki mağazalar var genelde.    oğluma biraz kıyafet aldık, arada kahve molası;




hiç sevmezken,   sohbet bahanesiyle ,bu gidişle kahvekolik olacağım.     tekrar ayakkabı bakma seansı ve hüzün yine.   ama biliyorum;  bir yerlerde bekliyor beni ,gönlümdeki ayakkabım.

bu mağazayı pek methettiler,  fethettim hemen. sanki biraz küçük ve tıkıştı.eli boş çıkmadım;




bu tepsilere bayıldım.zara home da kısmen indirime girmişti,  çerçeveleri pek beğenmedim,ikeadan aldığım daha güzel ve sade.   sadece kutular çeşitliydi,  ama albenili değildi.    servis sehpası baktık ama, mobilyayı değiştirme niyeti olunca alamadık bişey.  pöf pöf

velhasıl eve gelince yorgun ve baygındık.    minik kızım tabii  ki yemek hazırlamamış tembelim,akşam menümüz kıymalı yumurta oldu bu sefer.

şimdi mi ? erkekler ders masasını kuruyor,  bayanlar dinlenmede:(
ahh     pazar aile gezmelerini nasıl da özlemişim...

25 Ocak 2012 Çarşamba

tatil halleri . yine.

dün ,yine tatil günüydü ve biz miniklerimle !  kahvaltımızı aynı menüyle yaptık; krep,bilumum kahvaltılıklar,  salata vs vs.       goncamın yokluğu belliydi,sohbetle uzamadan, çabucak bitmesinden.    sonra herkes işine dağıldı; ergen pc başına,   kuru kızımla biz temizliğe .    işin içine bir de açma telaşı girince,  saat oldu mu dört ? lakin bu  bile depreşmiş gezme damarlarımızı yatıştıramadı.



forum istanbul rotamızdaydı,dışarda gezilecek saatleri kaçırdığımızdan.    erkekleri satürne gönderdik,biz kızkıza takıldık.     eskimeye yüz tutan ayakkabıma alternetif baksam da,   beğendiğim model az ,onların da kırk numarası kalmadığındandır ki,eli boş döndüm  ve farkettim ki,  alışverişten çok hoşlanan ve gördüğü her conconlu eşyaya kapılan bir kızım var.

avm nasıl da kalabalıktı,    mağaza çeşitliği bakımından güzeldi,    lakin vakit yetersizliğinden ve acıkan erkekleri zapt etmek   her dakika zorlaştığından,     body shop'u tam olarak fethedemedim. ortak noktada buluştuk ve karnımızı ikeada doyurduk.
bu sefer ikeadan eli dolu çıktım ,hayret !     resim çerçevesi , dvdler için kutular,  yeni kesme tahtam, nihale ve meşhur peçeteleri .     sanırsam yakın otursam sık sık gider,evi de ufak ufak değiştirirdim :)

yeni kitaplığımı sizinle paylaşmamıştım değil mi ?




bu da açık hali;




bu da banyo dolabımın deseni.    yanar döner bişey;




banyonun küçüklüğünden,   içimize sinen bir şey yaptıramadık.    minik bir lavabolu dolap,bir de resimdeki dolap,    okka.     aman canım iş görüyor ya,  yeter.

28 Kasım 2011 Pazartesi

torun seven bakacak arkadaş !

geçen ,cuma sohbetine gittim.    işten biraz erken çıkıp eve geldiğimde ,      yarım gün okul tatilini,   kafadan bir haftaya çeviren oğluma bravo;   evi de harp alanına çevirmişti.
işimi bitirip,oturduğumda     kek yapmak aklıma geldi.
klasik tarif;     3 yumurta,    1 bardak şeker,1 bardak süt 1 bardak sıvıyağ ve 3 bardak un.ekstra olarak limon suyu ,    tarçın ve yaban mersini kattım.    fena olmamış hani;




ev sahibi ,   çorba- tavuk- pilav yapmış.      cemaat;    turşu kavurması,    kıymalı pide,    tahinli kurabiye, karışık kızartma,      közlenmiş patlıcan- biber salatası,     zeytinyağlı enginar,     püreli yoğurtlu salata,tuzlu çubuk,    fırında patates getirmiş.     ne kadar açtım    ve ne kadar doydum yarebbim.
Rabbim yiyemeyenlere de yedirsin.
torun mevzuuna gelirsek,    z.teyzenin gelini bir kaç saatlik bir işe gidince,     kızını kaynanasına bırakmaya başladı.      karı koca severek baksalar da,    enerjisine yetişemiyorlar.     bebiş nasıl tatlı anlatamam,   bir lokmada yiyesim geliyor.        lakin her anlattıkça evde ,    kızım da taşı gediğine oturtuyor.   tamam anne,  benimkine de bakarsın diye.

ahh      herkes diyor,     torun evlattan tatlı diye.      lakin,bakacak olsam kızım,     kendim denerdim,diyorum kibarca.     evlatlarım sağolsunlar,    ne kadar yordularsa,yemek seçmeleriyle,   yabanilikleriyle üçüncüyü asla gözüm almadı.      hele oğlumun hastalığından sonra,    onu ihmal etme endişesiyle düşünmedik bile.   minişim başının çaresine bakabildiğinde,    annesi de iş hayatına atılmıştı zaten.
yalnız iki  sene önce,    goncam rüyasında mı gördü desem,     yoksa kırk yaş bunalımından mı bir kaç sefer bebiş olsa felan dedi ,    nasıl belerttiysem gözlerimi korktu adam.