hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2014 Perşembe

Gittik geldik neresindeyiz hayatın ?


Henüz bir ay olmadı kuru kızım ve sinirli ergenimle umre yapalı.

Dokuz gün sürdü topu topu; rüya gördük sanki  . kendimize geldiğimizde istanbuldaydık. Ama sinir harbi daha uzun gitti.barut fıçısının üzerinde oturan bir ergenle ne kadar zor olabilirse o kadar zordu. Oralarda günaha girmemek ve girmesinler diye uğraşmak daha da zordu. Bazen yakvarmaktan içimin koptuğunu hissetsem de bitti geçti . Bünyede biraz daha alçakgönüllülük olsaydı daha kolay olacaktı eminim.



Mübarek Kabe 'de inşaat tam gaz devam ediyor. 2017 ye kadar süreceği ve bittiği zaman beş milyon kişinin aynı anda namaz kılacağı söyleniyor. Ömrümüz olursa görürüz inş. Bizim gittiğimiz aralık sömestre denk geldiği için ve inşa ettikleri yuvarlak metal katlar metaf alanını küçülttüğü için zordu tavaf , sakin zaman yoktu diyebilirim. Mescid kısmının üçte ikisini yıkmışlar hanımların Kabeyi seyredip namaz kılacağı alan yoktu nerdeyse . Namazlarda yer bulmak sorun , namazdan sonra mescidden çıkabilmek ayrı sorundu. Bir ara istanbula dönünce insan yüzü görmek istemiyorum diye çemkirdiğimi hatırlıyorum.



Ve şeytan.  İlk ziyaretimizde olmadığı kadar yanıbaşımızdaydı bütün maiyetiyle. Ah ne kadar uğraştı

bizimle. Rabbim affetsin , memleketimizde hiç aklımıza gelmeyen fitneler ve düşünceler zihnimizi bir anlığına da kirletmişse.

Bu kadar zorluğa rağmen tekrar tekrar oralara dönesim var ey millet ! Çünkü orası sebeb-i vücudumuz ,  ruhumuzun şarj olup Rahmanın nuruyla dopdolu iman depoladığımız tek yer ! Allah isteyen  istemeyen herkese gitmeyi nasip etsin. Amin.







6 Mayıs 2013 Pazartesi



En son ne zaman böyle avare takılmıştım acep ?
Demekki bütün vaktimi sen alıyormuşsun  ey goncam.

Kızım ankaraya döndü okulu başladı . Erkekim onu okuluna bıraktı , annesiyle babasını da çoruma. Hani burada sevinmiştim ya

Boncuk oğlumla üç gün beraber kaldık hayret!  biribirimizi yemeden.
İlk gün gezdi o , annesi bir heves titizlenirken. İkinci gün de gezdi , annesi nezle olmuş işe giderken. Üçüncü gün  yine gezmelerdeydi , annesi koltukta tılhımış yatarken instagram face arasında gezi dururken.

Ne resimler boyadım eskittim , avarelik de iyiymiş arada. Mayıs ayını pek severim. Önemli kararlar almak istesem de bahar ayları elimden uçup gider her seferinde.

Neyse sırayla ; başlasın hıdrellez hazırlıkları.

8 Nisan 2013 Pazartesi

Yorgun bugün



Böyle yolda geçen günleri sevmiyorum hiç. Hele yağmur yaşlık  ve trafik felç olursa oh ne ala hiç yüzüm gülmez. İşim rast gitmezse bir de oh la la ...

Bugün eşime check up yaptırmaya gittik bir saatlik iş sarktı da sarktı saat üçlere dek. Tabii suç yine teyyarede. İki işi sığdırmaya  çalışır bir güne.

Klinik leventte -biz beylikdüzünde!-  olunca günümüz yolda geçti bitti , sabah trafiği bizi mest etti. Böyle zamanlarda şehrin göbeğinde oturmayı nasıl da arzu ederim ; mümkünse tramway , metrobüs , otobüs ve hatta minibüsle ulaşabileyim her yere , hatta seçmece olsun ulaşım biçimim.

Ama yok biz benzin ne kadar zamlansa da özel arabamızla çıkarız trafiğe ; her arabada tek kişi olaraktan. Maksat trafiği zenginleştirmek demi?

Öğle tatilinde o taraflarda staj yapan kuru kızımla buluştuk  - evet şimdi daha da kuru oldu -  bişeyler yedik. Etli yaprak sarması yemek istedim yanında salatayla. Sarmaları dondurucudan çıkarıp pişirince iğrenç oluyorlar ; bir iki kere denemiş ve ürpererek vazgeçmiştim. Ziyafetten aldığım sarmalar da böyleydi maalesef. Nerde kırıktabağın sarmaları ah ! Salata aldığım mekanda karışık kızartma ve patates salatası ekşimişti. Patlıcan dolması fena değildi , en taze mercimekli köfteydi. Sonuç ; yine hüsran düştü eyvah !  Tabii kaşık-la nın sayfasına bildirdim memnuniyetsizliğimi




Eve geldiğimizde saat dörtbuçuktu ; yatsan yatılmayacak , yatılsa da sağlam kalkılmayacak saat . Zombi gibi ayaktayım hala yani. Yeni çıkan kitaplarımla haşır neşir oldum biraz. Okuyup yine çoğunu satışa koyacağım. Sevdim bu işi ; evde kalabalık etmiyorlar

                                             



1 Mart 2013 Cuma

Gece yarısı haberleri

                                             

Ay buraya yazmayı nasıl özledim anlatamam. Ne kadar çok havadis birikti bilseniz. Malum umre ziyaretimiz oldu gittik pek kısa geldi doyamadık kalbimizi orada bıraktık geldik. Bir ay oldu şimdidn pek çok özledik. Gitme planları kurar olduk

Gitmeden önce eşimin istemedn kurduğu komployla düştüm ve omzumdaki kası yırttım. Ne beceri ne beceri .... Ve başladı doktor gezmeler sonrasında fizik tedavi seansları  şimdi daha iyi olsam da en az altı ayda geçebileceğini öğrendik hüsranla o da kollarsak  sağ el +telaşe memuru : ümitsiz vaka

Gelen gidenimiz fala oldu şükür sol elle  mutfaklara hapsolsam da misafir ağırlamak oraları anlatırken tekrar yaşamak her şeye değer.

Oğlumun doktor randevusu geldi bizde de başladı stres ; sonuçlara dair. Giderken babaannesine bırakmıştık iğnelerini aksattığından şüphelensek de yalana itmemek için üstelemiyoruz ama içim içimi yiyor.

Zorunlu tatil günlerimde tam bir gece kuşu oldum geç yatıp geç kalkan , kısacık kış günlerinde işini bitirmeye çalışan. Bol bol alışveriş seanslarım oldu , bir sürü etek blüz aldım  bir de hiç yanımdan ayırmadığım kaşmir bir şal. Bugün eşime alışveriş yaptık ona bişeyler almaya bayılsam da bazen çocuk gibi mızmızlık edip tepemi attırıyor doğrusu. Neymiş? Alışverişe çıktığında bişey görüp bunu alayım deyip almalıymış  fiyatı nasıl bedeni var mı diye düşünmek de bendenize  kalıyor herhalde
Aslında alışverişini yaparım da sonra olmayınca üstüne değiştirmek felan iki iş oluyor doğrusu ama böyle de onu denemem bu ne böyle diyen bebe avutuyoruz doğrusu


Bu akşam canım nasıl hamsi çekti alışverişten sonra balıkçıda aldım soluğu garson hamsi tatsız tuzsuz önermem diyivermez mi ? Çaresiz b ve c şıkkında karar kılsak da teşekkür edip kalkmak en iyisiymiş ,öğrendik.

Bir yaş daha aldım istemeden de olsa , goncam harika bir saat aldı bayıla bayıla takıyorum .   resmini koyaydım iyiydi , lakin pek hazetmediğim bloggerda aynısını kocam hediye etti diye görünce ürperip vazgeçtim doğruya doğru şimdi

Yarın akşam sinema gecemiz , bir film seçeceğim az sonra ama kelebeğin rüyası olmayacak , teşekkürler seyhancık . Kurukızım da stajda o da gelecek akşam değmeyin keyfime yani
 



4 Şubat 2013 Pazartesi

Gittik gördük yandık



İki gün oluyor döneli. Henüz uyum sağlayamadık  rutin hayata ve sorumluluklarla dolu ebeveyn yaşamına.     Kalp yangınlarından  ocağı yakıp yemek yapmalara.   Ruhu doyurmaya çalışmaktan malayani sohbetlere      Geçiş yapamadık daha
 Ve evet yüzde seksenin olduğu gibi hastalık vaki oldu bütün can sıkıcı ayrıntılarıyla beraber

Ama biliyormusunuz değerdi her şeye her sıkıntıya çok daha fazlasına. Ne güzeldi nefsin sesine kulakları tıkayıp sana dirsek atan kardeşine dönüp gülümseyebilmek ya da şeytana içinden dil çıkarıp başkası geçebilsin diye yol vermek mahşeri andıran kalabalıkta. Ve ne güzeldi binlerin rutini andırsa da umulur ki arşa ulaşan döngüsünü ürpererek ve içlerinde olmayı özleyerek izlemek Ne doyurucuydu
Ya Rabbim  bizi gene doyur

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Z.teyzenin kocası kemal abi,   ağır ameliyat geçirdi.   büyük korku atlattılar,  patoloji sonuçlarını beklerken..
sık sık ziyaret edemesem de , herşeyden haberdar oldum.     fazla müdahil olamıyor insan,  ailesinden bir kişiyi aynı dertten kaybettiğinde.   teselli kelimeleri ne kadar iğreti duruyor ağzında bilseniz. teselli edeyim ederken edilen durumuna düşmesiyse an meselesi,     acı ne kadar küllense de  kanatıveriyor yüreği bir anda.

karşı taraftaki bir hastanede ameliyat olduğu için , ziyarete gidelim dedik.    lakin ah o 2,5 saatlik trafik canımıza yetti.    acılı endişeli    z.teyze ve kızını görünce,     fazlasıyla aç olan mideme koca bir taş oturuverdi. yara sarmaya uğraşırken,   sesimin ağlamaklı çıktığını farkedince ,kısa kestik ziyareti   ve nice zamandır gitmek istediğimiz mekanı denedik,    istanbulun meşhur rüzgarlı akşam üstünde;


bir de misafir vardı; arada toplanmamış masalardan nasiplenen.
menü güzel ,tatlı berbat manzara şahane ortam sakindi ;


goncamla başbaşa geçirdiğimiz günde,     eş dost dayanışmasının ne kadar önemli olduğunu bir kez   daha anladım.      iki adım ötedeki teyze oğlumu,   her telefonuyla inciten karındaşımı  düşündüm
insan keşke akrabalarını seçebilseydi....

28 Mayıs 2012 Pazartesi

hestayım çorbam nerde ?

kulak asmayın,ağrıyan boğazımın gazıyla sarfettiğim cümlelere.

hastalıklar devam ediyor,   felaket tellalı gibiyim son günlerde zaten,haber verip kaçıryorum.   tam bu sene hasta olmadım derken,   önce evin içinde düştüm ,salakça hem de.    ayağımı kaldırmam gereken yerde beynim ayaklarıma emir göndermedi zannımca ki;    lobut gibi devriliverdim.   tutunmaya çalışsam da ne mümkün ?     bir baktım yerdeyim. sonrası şekil değiştirmiş ayağımla bakışıverdik.
hastane felan derken ,   buz küpleriyle sarmaş dolaş yattım bir iki gün.    gözüm açılmışken bir pazara gideyim dedim .   hani malum hepimizin sezonluk çorap çamaşır alışverişi için,üşütmüşüm ki öksürük tıksırık başlayıverdi.
kızıma her geldiğinde bir iki sürpriz yaparım, minik şeyler işte ;



meselenin vehametini anlamamışım ki,lise arkadaşlarımı ağırlayasım geldi.  şak ! diye ertesi gün yataktayım.o gün bugündür böyle.
bugün biraz açıldım da sohbete gittim,iyi ki de gitmişim.   dünyadaki bütün kötülüklerin babası olan ırkın hakettikleri belayı bulacaklarını öğrendim ,soğuk soğuk sular  sular serpildi yüreğime.

ah sohbet grubumuzun  çaçaronundan bahsetmeliyim size;    geçen hafta yediği herzeden de.
bu hatun hanım hanımcık gözükmekle beraber,   sohbeti kaynatmakla muhalefet olmak arasında gidip gelmekte aslında düzenli bir öğrenci.lakin baştan beri kanım ısımamaktaydı kendisine,bak sebebi varmış işte. hocamız takva ehli olmakla beraber,asri gelişimlerden ve haberlerden asla uzak olmayan bir bayan.aynı böyleydi çemkirirken;


bir ara memleketi birbirine düşürenlerin neseplerinden bahsederken ,bizimki bir hışımla söze karışıverdi.sanırsın ki , onlardan.   halbuki iktidara hasret kalıp da ,   ağzı köpürenlerdenmiş ki,ne söylediğinin, daha önemlisi nasıl söylediğinin farkında değil.  hoca hanım,islami terbiyeyi nasıl da sindirmiş içine;  hiç uymadı onun tükürüklü sataşmalarına,tatlılıkla halletti meseleyi, asla ve asla yapamayacağım şeklide.
ah hasta yatağının vazgeçilmezleri;



ayıplayan ve hor gören bakışlarım çarpmış ki gözüne ,surat asılan oldum bugün.terbiyesiz biri olsaydım diyecek lafım vardı,   lakin bloggerde küfredip rahatlayanlardan değilim.
hani hiçbir şey sebepsiz olmazmış ya;    islamı hayatına uyarlamanın ne demek olduğunu ve insanların nasıl bir anda değişebildiğini öğretti bu olay.sevmiyorum seni insanoğlu,çok kaypaksın bea !

25 Mart 2012 Pazar

YAREBBİM ne yorucuydu günler..
aney hasta,   goncam bel ağrısından yamuk,    minik oğlumda mide ağrıları,   geç gelen ve bizden uzaklaşan kuru kızım..
hiç birine yetişemeyen lakin bol bol üzülen teyyare...




anneme doktor tedavisine başladığımızı anlatmıştım ;   hani şu celalli doktor.   bir kamyon dolusu ilacı aneye ve erkekime dayamıştı.    10 tane felan içiyorlardı günde.    sonra gelsin yan etkiler;    uykusuzluk ,mide bulantısı vs vs           üzüntüyle pek de başedemeyen bünyem,     geceleri de bu minvalde rüyalar görüyor,    bazen de ergenimin başında nöbet tututyordum.    kas gevşeticiler yüzünden,   nerdeyse elleri tutmayan goncama mı,  yoksa iki lokma yiyemeyen oğluma mı ,    uykuları heba olan aneye mi üzüleyim,   şaştım.

annem ; evladı gülünce gülen,    çocuk gibi avutulmak isteyen,  ağzı dualı annem.    hayatı hep koşturmak ve telaştan ibaret olan,   neşeli ve huzurlu anları ne kadar da az yaşamış olan ,iyilik timsali  bir hanımcık.  bu yaşında bile,   yanyana geldiğimizde istisnasız ,    annen senden daha güzelmiş yakıştırmasını duyduğumda alınmadığım tek kişi.    hep vermeye alışık olduğundan ,istemeye alışık olmayan bir kişilik.



genç kızken,hep koşturmacasını hafifletmeye uğraşırdım,  bir gün biter ümüdini  hep taşıdım.   bitmedi,hala da bitmiyor.     gençliğimizde evimiz kalabalıkken,  -herşeyin otomatikleşmediği zamanlardan bahsediyorum-evin işi hiç bitmezdi de,   gene de gezmeyi sıkıştırırdık araya.
hepimiz ev bark sahibi olduk,  ayrıldık,   lakin aney hala koşturnacalarda oldu.    aniden karar verilen,zorunlu kaplıca gezileri,yazlığın inşaatı derken,babamın hastalığı.      vefatının akabinde,şaşkın ve yaralı bir kimsesiz kuş misali,güvensiz birine dönüştü annem.

yeteri kadar ziyaret edemedim,çalıştığım için.    oğulcuklarıysa yakında,    lakin ihmalkar.   her işini kendi gördü,durdu.  yetmezmiş gibi,  miras anlaşmazlıklarıyla yıprandı. tam sular durulmuşken kardeşimin vukuatları başladı, annemde de titremeler.

hakikaten de dünya güzel bir yer değilmiş
ve günden güne de kötüleşiyor sanki

22 Mart 2012 Perşembe

dövme beni doktor amca

pazartesi günkü doktor maceramızın ortasında,    nerdeyse ağzımdan çıkıverecek bir söz oldu bu, goncamla bizi azarlayan doktora karşı.
malum ,   goncamın midesi,tiroidim derken ,sık gideriz doktora.    bu sefer goncamın rutin bacak ağrılarına bel ağrısı da eklenince,    aneyin el titremeleri artınca, şişlideki yaşlı bir doktora gider bulduk kendimizi.
iyi ki de gitmişiz, neler bulmadı ki ?    sol bacakta güçsüzlük belde fıtık ( bunu cem yılmazın söylediği şekilde telaffuz ettiğimi düşünün),   dizlerde menüsküs,ileri derecede üre bulundu.    aynı tahlillere bakan ve bize birşey yok diyen, cerrahpaşa profesörünü buradan selamlıyorum , güzel (!) dileklerimi sunuyorum kendisine ..


aneye gelince, yıllar süren üzüntü ve babamın hastalığı süresince,  içe atılan gözyaşları yüksek tansiyon ve elinde titremelere yolaçtı.     doktorun detaylı incelemesi sonucu ,adını telaffuz etmeye niyet bile etmeyeceğim bir hastalıktan bahsetti .    neyse ki,parkinson değilmiş.    kötü haber;   ilaçları über pahalı.

yaşlı doktor iyi hoş da, iki de bir azarlamasa ,tonton bile diyebilirim.    bir de taktı ,  şamar oğlanı yaptı nerdeyse  .   gel buraya diye çağırıp,    o meşhur kırmızı  ilaç kitabında verdiği ilacı buluyor, teyit ettiriyor .doktorum sanki de,   konsültasyon yapıyoruz.     isteseydim öss'ye çalışır,  olurdum bi doktorcuk  bea.

arada gönderiyor yerime ,  beş dakka sonra çağırmak üzere.   hayır, odada üç kişiyiz, soruları niye bana soruyor ,bilemedim gitti.
goncam çözdü adamı;   ne dese hı diyor,kurtuluyor.    oysa akıllanmadığımdandır ki, duramayıp karışıyorum azarı yiyip oturuyorum.
ah bir de demez mi çıkarken,   kocana da anana da iyi bakamamışsın diye.
hıh tamam, suçlu bulundu.

22 Aralık 2011 Perşembe

yakamı bırakmayan nezleden bunaldığım şu günlerin,   nasıl geçtiğini anlayamadım bir türlü.  hele bugün... iş çıkışı ,   goncama doğum günü hediyesi için  avm ye gittim ( mecburen ! ) işte hediyem ;




belediye başkanı oradaydı ,dileklerimizi ilettik kendisine :)
oradayken mecburi alışverişe devam ettim .       eve geldiğimde ergenim aç bilaç bekliyordu,   karnını doyurduğumdaysa        oldu sanki kedi; mırıl mırıl..
herkesin vardı,özendim ;



yanındaki de fuardan toplayıp eritemediğim kitap kulem. okuyamıyorum arkadaş. nazar mı değdi ne ?

bunlar da yeni tupperlarım;




öndeki minnoş kızıma anahtarlık. bu da, kokoş annesinin;




ama kocaman çantada şıp diye buluyorum :)

 üzümlü kekten biscotti denemem;




sonuç :   ehhh

2 Aralık 2011 Cuma

yıllar yıllar önce    ,ilçe bile olamamış beldemizin     tek polikliğine ayakta bile duramaz halde götürüldüğümde, göçmen doktor  sormuştu ;
şikayetin ne ?
hangi birini sayayım  ?     demiştim .( hastalığın dilimi etkilemediği belli ) .öksürük,boğaz ağrısı, hapşırmak, hapşıramamak.     ( burada bir gülücük koparmıştım, asık suratlı doktordan ) 

bu arada,    doktorlar neden hiç gülmez ? zihinleri çook çook önemli tıp  tezleriyle mi meşgul olduğundan ya da geçim (!) derdinden mi ,   ya da akşama ne yapsam , ne pişirsem gibi mühim mevzulara mı kayıktır acep kafaları ?




neyse...     doktorun o zaman teşhisi,domuz gribi olmuştu.     tee 15 yıl önce de varmış bu meret demek. ama nasıl grip;   baş dönmesinden ayakta duramıyor insan.       5 çeşit ilaç verdi ve  gribe ilaç mı olurmuş ?  diye dalga geçen bendeniz,      beşini de kullanmadan ayağa kalkamadım.   

bazen,    bu sıkıntıları sırf büyük konuştuğum için yaşadığımı düşünsem de,    ufak günahlarımıza kefaret olsun diye  çektiğimizi düşünmek,   daha hoşuma gider haliyle.
anlamışsınızdır artık,bu kadar hastalık muhabbetinden ;

teyyare hasta ,ama yalnızca bedeni.    dili ve eli sapasağlam :)     dahası yarın bir kutlaması var;   tez vakitte iyileşmek zorunda

görsel

24 Ekim 2011 Pazartesi

kısa... kısa...

bir önceki postta,     pazar günkü halim malum;      evdeyken tv'yi hiç açmadığımdan,  felaketten eşim akşam gelince haberim oldu.       sabah da oğlumla beraber,      rutin kontrolü için hastane yollarındaydım.
hastane gene tıklım tıklım,     sinirler havada,      insanlar bencil.     çaçaron çingene kırmasıyla,   papaz olacakken ,sağduyunun sesini mi dinledim,halim mi yoktu,    bilinmez, uymadım.     ya da goncamın demesi; sinirlerimi aldırmışım.     gelince de,     nezle biraz halsizleştirdi .   bu da hasta hasta neval sofrası;
(tabaklar bardaklar her çeşitten,biberler yanmış nerdeyse )




sağdaki yeşil tabaktaki çikolatamsı şey;  kuşburnu marmelatı,çorum ganimeti.
felaketin ardından,    facedeki bazı şapşalların marifetlerini duydum.     ve enkaz soyguncularının hainliklerini.  gerçi gölcük depreminde,    fırsattan istifade çocuk kaçıranları da duymuştuk.    insan var,    insan tenine bürünmüş hayvanlar var, her ırkta ve dinde,      dünyanın her bir yerinde.

tv deki haber goygoycularını da gördüm.     bardağın boş tarafını gözümüze sokmaya çalışan.   binlerce binanın yıkıldığı yerleşimde,     kazarak gece gündüz çalışan insanlardan değil de,     yetmeyen çadırlardan,sokakta yatanlardan bahseden.      
kayıp fazla olunca,    yardımların koordineli şekilde ulaşması da,    vakit alıyor haliyle.     99 depreminde çoğunluk sokakta yattı,o zaman kızılayda bile çadır yoktu (mevzu burada derinleşiyor) .
yabancı ülkelerin yardımı olmasaydı, ne olurdu milletin hali acaba ? mecbur bırakıldığımız iktidar ne kadar acizdi.  o zaman sadece edebiyat yapıyordunuz oturduğunuz yerden haberci kumkuması .

Van'da deprem afetiyle savaşan kardeşlerimize,  geçmiş olsun.     ruhunu teslim edenlerin Allah taksiratını affetsin,yakınlarına dayanma gücü versin .     Amin.

hastaya ne lazım ?

12 Eylül 2011 Pazartesi

hayallenmeler

ramazanda,   sahurda karşılıklı haplarımızı  içerken,   bir baktım,    ninelerimiz gibi sayıyoruz;   şu midem için, şu bacağım,   şu da kolestrol için ... diye.    eşim 6 tane içerken,    onunla yarışa girmişim adeta, dört hapla.
şaka maka derken ,    kırkı geçince yaşlılık psikolojisine giriyor insan ,  ondan mı acaba,   çıkıyor bütün hastalıklar ?     kaptırmasak zihnimizi ona,   yaklaşamazmı illetler bize ?

nedeni ne olursa olsun , yenilerini sıraya dizmemek lazım.    bunun için de ;
stressiz hayat ,    kaliteli beslenme    ve önceden teşhis,  yani check up,    acil eylem planımıza girdi bile.
alt başlık açarsak;

stressiz hayat; kafaya hiç bir düşünce takmamak   ( bu piyasada mı ?)

kaliteli beslenme = bilinçli beslenme ,organik olmalı aynı zamanda.   çiftliğe devam o zaman.    varsın file ,iki katına dolsun,   ilaca vermekten iyidir.

check up,   zincirdeki zayıf halka.        çünkü    toprağı bol olsun, tijene son yaptırdığı check uptan,   sadece altı ay sonra piyango vurmuştu.       hiç yaptırmadım amacheck up ama, jinekoloji muayenesinin dahil olduğunu biliyorum paketlere.
geçen sevginin sayfasında,    görüp aklıma takmıştım. yanayazmış nerdeyse.    Yarebbim bu nasıl bir tat?     hemen deneyin,haşhaş ve tahinle aranız iyiyse;





eşim son zamanlarda ,   ayvalık tarafında bir yer alıp,    yazları orada geçirmekten söz eder olduysa da, son çorum ziyaretinden sonra ,   rotayı oraya çevirdi.         el atmazsam eğer,   bu gidişle ,     ya iki ay orada kalacağız yazın,      ya da biz,      birbirimize hasret olacağız ,bir ay felan.  
aşağıda bıyık,  yukarda sakal.
gönlün asıl istediğiyse,    toprağımda minik bir yer , ev yapacak kadar.      lakin, kardeşlerim  babamın vasiyetini yok saydı  vermedi baba toprağından  .     
görelim Mevlam neyler...

21 Ağustos 2011 Pazar

sabah sabah çıktık yola;




oğlumun rutin göz muayenesine doğru.      fırsattan istifade,      ben de muayene oldum,       malum fazla kitap ve pc gözlerimi yoruyor.      geceleri bilhassa,  yarasa gibi oluyorum,   asla yakını göremiyorum.       tatile çıktığımızda,    okuma lambasıyla haritaya bakmam gerektiğinde,   fark ettim .

oradan,    koştura koştura eşimin mide doktoruna.  gide gele,  nişantaşı çocuğu olduk biz.     sahilden bakırköye giderken,    önce dolmabahçeden  sonra,     eminönünden geçtik;




saat beş civarı  ve trafik şimdiden yoğun.     nolacak bu yollar böyle ?
trafikte  giderken ,bizim lise kankalarıyla,    iftar buluşması ayarladık haftaya ,kızkıza.     tek kriterimiz var;  kedisiz bahçe olmalı.     bakalım nereyi bulacağız ?
en son kitap molası;




kitapsız saat geçmek bilmiyor beya.     artık mama resmi yok.      neden acaba?

21 Temmuz 2011 Perşembe

ekg rezilliği

bir süre  önce , yine hastane kapılarındaydık   ,     mevlam oraya giden herkesin yardımcısı olsun.
bu sefer sebeb-i ziyaretimiz ;    son günlerde fazlaca pıt pıt eden,    kalbimin tıkırtılarını saymaktı.   doktorun yönlendirmesiyle  ,   ekg birimine gittiğimizde,   korktuğuma uğradım    ve tabii ki o birimde,   sadece erkek hemşirenin,   ya da doktor ( neyse artık ) çalıştığını  öğrendim .

1 saat ,    dahiliyesinden kardiyosuna   kadar servisler de dahil  ,  ayıplamadan,    dudak ısırmaya     kadar değişik tepkiler eşliğinde,     hastaneyi turlamama rağmen ,    bu işlemi yapacak bir bayan bulamadım . çareyi şadiye hatun tıp merkezinde buldum.     bahsi geçen tetkiki yaptıran bayanlar,    hassasiyetimi anlayacaklardır.





neyseki; doktorum yorgunluğuma tüy dikecek bir  yorum yapmadı,       hatta  beğendi ,nerede yaptırdığımı sordu.       bardağın dolu tarafına baktığımda gördüğüm şey ;    7-8 yıl önce,   şimdi aldığım     aaa menşeli  sessiz tepkiler,    o zaman muhakkak bolca aşağılayıcı tarzda olurdu.        sessiz kalamayan  teyyare de cevap vereceğinden ,     her iki tarafı da rencide edecek düzeyde,     tartışma uzar dururdu..

ya insan hakları ilerlemede,     ya     iki kişi olduğumuzdan gözleri yemedi,      ya da eşarbın boş beyni saklamak için takılmadığı,   anlaşıldı artık.

öğleden sonra capacitye gittik ,   yemek ve kitap alışverişi  için.her seferinde bu sefer farklı birşey yiyelim   diyorum       ama ayaklarım hep oraya götürüyor,    bir de geçim gönüllüsü aşkım  ;





oradan da kurtarılmış bölgeye doğru yola çıktık,      malum özel muayenehaneleri ordadır profların ;






dr ilgiliydi   , ama yanlış hastaya.         eşim için gitmemize rağmen,     tuttu kolumdan gel evladım (!) diye.
can havliyle,    ama hasta ben değilim deyince herkes şaşırdı,    ne kadar hasta gibi gözüküyorsam artık

istanbulun nadide molozlarından  ;





ve neresi  olduğunu anlamadan geçip ,gidiverdiğimiz güzellik ;


7 Haziran 2011 Salı

yine doktora giden yolculuk ;





ve endişeler...





zavallı kaplumbağanın bir bacağı yok artık
kaldım iki arada bir derede ;






sonuç ,şekere yatkınlık ve diyet listesi. başlasın eziyet;





sağdaki mi ? soldaki mi ? diye.   sağdaki ,   tabiiki
bu da teselli ödülüm kendime;


7 Mayıs 2011 Cumartesi


nihayet pc yi ele geçirebilmişken,    cuma günkü mecon( bknz kaynanam)larımı anlatayım.
hayat erken başladı benim için,   sabah yedide rutin tahliller için,   hastane yollarına düştüm ;





şansıma çisil çisil yağmur   ve yine şemsiye özürlüydüm.    öğle civarı işimi bitirip,   attım kendimi pazara ;





çorapların dördü 5 tl ,  kuru kızıma hediye.  ihtiyacım olan hiç bir şey yoktu.        millet deli misali tezgahlara saldırırken,  aklıma geldi yine   zam isteriz- geçinemiyoruz diye,  uluorta çemkiren goygoycular, güldüm
bunlar da esse den bana hediye ;)





teflonu hayatımdan çıkarmaya uğraşıyorum .    bu fondü tavasını o yüzden aldım, bakalım işime yarayacak mı ? sütlük ve şekerlik ,ikisi 3 tl .  neskafe ikramında kullanmak için aldım.      minik tabaklar; ikisi 1,5 tl.    sofrada çekirdek vs. koymak için,     hep bakındığım bişeydi.      bunları defolu bölümden aldım.   seviyorum orada gezmeyi,   en az yarım saat harcamayı      .kenarda köşede kalmış bir güzelliği ortaya çıkarmayı,hele ihtiyacım varsa o şeye,  define bulmuş gibi oluyorum.  
alt katta da güzellikler vardı    ,ama indirimli olmasına rağmen bindirimliydi maalesef .    sırf dışı güzel, boyalı süslü diye bir teneke kutuya neden 20 yahut 30 tl vereyimki ?
dönüş yolunda trenle geldim,   işte küçük çekmece köprüsü;





eve geldimde,   rahat durdum mu ?     ne gezer ?    aklımda sohbete gitmek var,   girdim mutfağa ;





pastayı güzelce koydum tepsiye çıktım yola ; sonuç hüsran.     sohbet  uzakta, zaten geç kalmışım ,  o hızla  girdim mutfağa, pizzaya .  tarif sevginin sodalı poğaça tarifi.   bu tarifle mini fırın tepsisiyle bir tepsi pizza bir tepsi poğaça çıktı.
ahh bir de dün hıdrellezdi değilmi ?      
kim istemezki Mevlasından huzuru;





ya da güzel bir ev ;





iyi bir binek;





tatil olmazsa olmazımız oldu çıktı ;





gül dalını da unutmadım. bu sefer ali abi bulup atmasa bari.