Ne yazacagimi nasil yazacagimi hic bilmiyorum daima isleyen cenemin tersine bugun.Ingilizce klavyeyle de barisamadik hepten ipad rahatligindan sonra ne kadar zor geliyor notebookla yazmak bir kere noktalari koymak bir de buyuk harf yazmak zor geliyor butun yazacagimi tek cumleyle yazabilsem noktasiz virgulsuz nekka kolaylik but impossible for now.
Bayadir ara verdigim icin birtakim aciklamalar yapmam lazim sanki ama hic gelmiyor icimden zamana birakalim deyip geciyorum.
Gecenlerde bir goz gezdirdim bloggera ne goreyim hakkin rahmetine kavusan, acilip sacilan yeni yeni yazan ya da hic birakmayan everybody are here. sadece her gun post yazan Neval ucmus gitmis dunyanin obur ucuna, artik esimin isi yuzunden Kanadada yasiyoruz.uzun bir alisma devresi gecirdik ve sosyal medya ile tek baglantim whatsapp oldu ama bloguma devam etmek hep vardi aklimda kismet buguneymis
.
iş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Haziran 2013 Salı
nasıl telaş içindeyim nasıl ;
akşama kuru kızım geliyor çok özledim kokusunu ,evimizin neşesi o bizim .evet bir de oğlumuz var şükür kendini hiç sevidirmeyen ,hiç konuşmayan (ama günde 1500 msj yazan) ve yanımıza hiç gelmeyen
kısaca ;ergen hala :(
taze yapraktan dolma sardım bir aceleyle,pişiyor ocakta neyse ki içini dünden hazırlamışım .
yine dünden hazırladığım börek fırında.
ekmek makinada yoğruluyor harıl harıl .
emlak vergisini internetle ödedim de gitmekten kurtuldum :)
uygarlığın nimetlerine garkolmuş durumdayım ve hala iş bitmiyor ...
pc başında oturursan bitmez tabii diyenleri duyuyorum burdan
önce işe sonra sohbete
Hadi bakem
akşama kuru kızım geliyor çok özledim kokusunu ,evimizin neşesi o bizim .evet bir de oğlumuz var şükür kendini hiç sevidirmeyen ,hiç konuşmayan (ama günde 1500 msj yazan) ve yanımıza hiç gelmeyen
kısaca ;ergen hala :(
taze yapraktan dolma sardım bir aceleyle,pişiyor ocakta neyse ki içini dünden hazırlamışım .
yine dünden hazırladığım börek fırında.
ekmek makinada yoğruluyor harıl harıl .
emlak vergisini internetle ödedim de gitmekten kurtuldum :)
uygarlığın nimetlerine garkolmuş durumdayım ve hala iş bitmiyor ...
pc başında oturursan bitmez tabii diyenleri duyuyorum burdan
önce işe sonra sohbete
Hadi bakem
10 Mart 2012 Cumartesi
bugün
ah bugün.. teyyare neler yapmadı ki ?
işten ayrılmak için kapris yapana, dilinin ucunda buyur kapı lafı sallanıp dururken, çıkmasın diye bin dereden sular mı getirmedi ?
sezonun en civcivli zamanı ve hazırda yerine koyacak kimse yok şu an. onun işini azaltmak için iki katı mı çalışmadı ? şartlarını iyileştirelim diye mi çırpınmadı? acaba kalbini mi kırdık bilmeden diye, ağızlar mı aramadı ? halbuki geçen gün istemenin zorluğundan bahsetmiştim değil mi ? kimseden bişey istememenin verdiği güvenle. aldın mı cevabını ?
kendimi biraz tanıyorsam, ya bu kızla iyi anlaşacağız herşeyi unutup, ya da sezon sonu kapıyı gösterip, içimi ferahlatacağım. korkarım kırmızı halı müptelası oldu şapşal.
işten ayrılmak için kapris yapana, dilinin ucunda buyur kapı lafı sallanıp dururken, çıkmasın diye bin dereden sular mı getirmedi ?
sezonun en civcivli zamanı ve hazırda yerine koyacak kimse yok şu an. onun işini azaltmak için iki katı mı çalışmadı ? şartlarını iyileştirelim diye mi çırpınmadı? acaba kalbini mi kırdık bilmeden diye, ağızlar mı aramadı ? halbuki geçen gün istemenin zorluğundan bahsetmiştim değil mi ? kimseden bişey istememenin verdiği güvenle. aldın mı cevabını ?
kendimi biraz tanıyorsam, ya bu kızla iyi anlaşacağız herşeyi unutup, ya da sezon sonu kapıyı gösterip, içimi ferahlatacağım. korkarım kırmızı halı müptelası oldu şapşal.
18 Ocak 2012 Çarşamba
hafta sonu nefis geçti ve nefaset devam ediyor.
malum cumartesileri yoğun çalışıyorum, goncamın aksine. akşam eve geldiğimdeyse tam bir kraliçe karşılaması bekliyor zatımı :)
yemek işi bir şekilde halledilmiş oluyor , azıcık oflayıp puflarsam da, ayak masaj aleti konuyor önüme. şımarmayım da ne yapayım ,sorarım size ?
bu cumartesi akşamı, işten almaya goncamın gelmesini ise, serpiştiren kara borçluyum.eve geldiğimizde yaptıkları ev tipi döner biraz kuruyup , sosu sonradan katılmış olsa da, hazır sofra gibisi var mı ?
pazar günü pek çabuk geçti. akşama doğru bu sefer erkekimi almaya ben gittim. minibüsle! sesimi duyduğunda sesinin aldığı ton, o soğuğu çekmeye değerdi.
sevmek güzel şey,sevilmek daha da güzel bea !
banyoyu değiştirmek istediğimden şurada bahsetmiştim. dekorasyon şirketi kocaman fatura çıkarınca alternatif olsun diye , yapı markete baktık biraz. baktık da ne değişti ? yine onlara verdik, biz böyleyiz anacım.
eşim yine küveti değiştirelim diye tuttursa da, şurada kocaman kocaman yazdığım gibi, aman usta girmesin deyip, geri püskürttüm kendisini.
pazartesiyse kuru kızımla öğlene dek uyumuşuz, ayıptır söylemesi. sallana sallana kahvaltı yapınca, yemek hazırlığı da aksadı tabii. öğleden sonra banyo siparişi vermeye gidince de , kıymalı yumurtaya talim ettik. yanında salata- ayran- tatlı dil, daha ne olsun demi ?
velhasıl haftaya güzel başladık bakalım...
malum cumartesileri yoğun çalışıyorum, goncamın aksine. akşam eve geldiğimdeyse tam bir kraliçe karşılaması bekliyor zatımı :)
yemek işi bir şekilde halledilmiş oluyor , azıcık oflayıp puflarsam da, ayak masaj aleti konuyor önüme. şımarmayım da ne yapayım ,sorarım size ?
bu cumartesi akşamı, işten almaya goncamın gelmesini ise, serpiştiren kara borçluyum.eve geldiğimizde yaptıkları ev tipi döner biraz kuruyup , sosu sonradan katılmış olsa da, hazır sofra gibisi var mı ?
pazar günü pek çabuk geçti. akşama doğru bu sefer erkekimi almaya ben gittim. minibüsle! sesimi duyduğunda sesinin aldığı ton, o soğuğu çekmeye değerdi.
sevmek güzel şey,sevilmek daha da güzel bea !
banyoyu değiştirmek istediğimden şurada bahsetmiştim. dekorasyon şirketi kocaman fatura çıkarınca alternatif olsun diye , yapı markete baktık biraz. baktık da ne değişti ? yine onlara verdik, biz böyleyiz anacım.
eşim yine küveti değiştirelim diye tuttursa da, şurada kocaman kocaman yazdığım gibi, aman usta girmesin deyip, geri püskürttüm kendisini.
pazartesiyse kuru kızımla öğlene dek uyumuşuz, ayıptır söylemesi. sallana sallana kahvaltı yapınca, yemek hazırlığı da aksadı tabii. öğleden sonra banyo siparişi vermeye gidince de , kıymalı yumurtaya talim ettik. yanında salata- ayran- tatlı dil, daha ne olsun demi ?
velhasıl haftaya güzel başladık bakalım...
13 Ocak 2012 Cuma
iyidir çalışmak
düzenli olursun. her işe ayıracağın vakit sınırlıdır , uzun uzun düşünme ve niyet değiştirme lüksün yoktur .
ne zaman ne yapacağın bellidir. yemeğinin adını , alışverişin listesini işe gidip gelirken yapmış, hazırlamışsındır.
sabah eşinle çıkıp, akşam onunla girersin eve. erkek gibi yani. sonra bir gün bakmışsın , lazım gelen hormonların bitmiş ,gelsin takviye ilaç .
ahh yine de iyidir çalışmak; zihnini örgü dantel evlilik programlarıyla değil, hesap kitapla yorar,çalıştırırsın. bir de bakmışsın ki markette kasiyerden önce hesaplar olmuşsun tutarı iyibişey tabii
günün birinde emekli olursun ve alınterinle ödendiğindendir ki , bir de bereketli olur , sorma gitsin.
( harcayanların yalancısıyım)
ne zaman ne yapacağın bellidir. yemeğinin adını , alışverişin listesini işe gidip gelirken yapmış, hazırlamışsındır.
sabah eşinle çıkıp, akşam onunla girersin eve. erkek gibi yani. sonra bir gün bakmışsın , lazım gelen hormonların bitmiş ,gelsin takviye ilaç .
ahh yine de iyidir çalışmak; zihnini örgü dantel evlilik programlarıyla değil, hesap kitapla yorar,çalıştırırsın. bir de bakmışsın ki markette kasiyerden önce hesaplar olmuşsun tutarı iyibişey tabii
günün birinde emekli olursun ve alınterinle ödendiğindendir ki , bir de bereketli olur , sorma gitsin.
( harcayanların yalancısıyım)
23 Ekim 2011 Pazar
28 Eylül 2011 Çarşamba
bizim evde bu aralar
herkes bunalımda..
minik ergenim, özel okuldan , anadolu lisesi de olsa , devlet okuluna geçme şokunda. gözünde inkar ettiği yaşlarla ve bükük boyunla geziyor. özel okul ona epey artı kazandırdı. bunların arasında, kendine güven başta geliyor.
her gün koşa koşa gitti adeta, biraz uzak olmasına rağmen. sbs yi kazandırdı sonra ; hiç çalışmayan çocuğu kazandırdıysa, o okul amacına ulaşmış demektir. dünyası kararmış oğlum, düz liseden sıyırdığının farkında değil hala
goncam , rutin iş temposuna girdi bile. her zamanki gibi, unutkan ve kafası karışık çoğunlukla.
uzun süren tatilin ardından , ilk haftanın yıpratıcı etkisini , iliklerime kadar hissediyorum. öyle ki öğleden sonra işten geldiğimde , evimin erkeklerine, gecikmiş öğünlerini hazırlama telaşı içinde kıpırdanırken, gücümün son demlerinde oluyorum sanki.
ortalık sakinleşip, akşamki yemeğin adı konulunca, beynimin dinlen emriyle salıveriyorum kendimi koltuğa. öyle halsizleşiyorum ki, hapımın dozunu artırmak gerektiğini düşünmüyor değilim. aksi,bir yaş daha yaşlanıp, yorulduğum düşüncesi oluyor ki, kabul etmeye hazır değilim.
bunun üstüne , bir aylık tatilin ardından , okuluna dönen minik kızımı, hepimiz çok özlüyoruz. yorgunlukla ağırlaşan akşamlarımızı , kendini zorla sevdiren cıvıtmalarıyla şenlendirmesine, nasıl da ihtiyacımız var.
ne yapmalı etmeli ? bu havayı atmalı ,kapıdan pencereden . yoksa, ortadan patladığımızın resmini koyarım artık buraya
not; neyseki , eleman bunalımını işten çıkarma olmadan çözdük. eski şubeye geçtim,oranın elemanı da yeni şubeye .eğer geçmeseydi ne yaparız ? diye düşünmekten helak olmuştum.
görsel
minik ergenim, özel okuldan , anadolu lisesi de olsa , devlet okuluna geçme şokunda. gözünde inkar ettiği yaşlarla ve bükük boyunla geziyor. özel okul ona epey artı kazandırdı. bunların arasında, kendine güven başta geliyor.
her gün koşa koşa gitti adeta, biraz uzak olmasına rağmen. sbs yi kazandırdı sonra ; hiç çalışmayan çocuğu kazandırdıysa, o okul amacına ulaşmış demektir. dünyası kararmış oğlum, düz liseden sıyırdığının farkında değil hala
goncam , rutin iş temposuna girdi bile. her zamanki gibi, unutkan ve kafası karışık çoğunlukla.
uzun süren tatilin ardından , ilk haftanın yıpratıcı etkisini , iliklerime kadar hissediyorum. öyle ki öğleden sonra işten geldiğimde , evimin erkeklerine, gecikmiş öğünlerini hazırlama telaşı içinde kıpırdanırken, gücümün son demlerinde oluyorum sanki.
ortalık sakinleşip, akşamki yemeğin adı konulunca, beynimin dinlen emriyle salıveriyorum kendimi koltuğa. öyle halsizleşiyorum ki, hapımın dozunu artırmak gerektiğini düşünmüyor değilim. aksi,bir yaş daha yaşlanıp, yorulduğum düşüncesi oluyor ki, kabul etmeye hazır değilim.
bunun üstüne , bir aylık tatilin ardından , okuluna dönen minik kızımı, hepimiz çok özlüyoruz. yorgunlukla ağırlaşan akşamlarımızı , kendini zorla sevdiren cıvıtmalarıyla şenlendirmesine, nasıl da ihtiyacımız var.
ne yapmalı etmeli ? bu havayı atmalı ,kapıdan pencereden . yoksa, ortadan patladığımızın resmini koyarım artık buraya
not; neyseki , eleman bunalımını işten çıkarma olmadan çözdük. eski şubeye geçtim,oranın elemanı da yeni şubeye .eğer geçmeseydi ne yaparız ? diye düşünmekten helak olmuştum.
görsel
18
yorumcu
Etiketler:
biz,
istekler,
iş
21 Eylül 2011 Çarşamba
yol vermek
ya da yoluna göndermek . istemediğim ama, yapmak zorunda olduğum şeyin adı bu.
bahsettim mi bilmiyorum, çalışan kızlarımızla aile gibiyiz, ikisiyle özellikle. onları ben işe aldığım için belki de , sahip çıktık birbirimize. sağolsunlar, kendi iş yerleri gibi sahip çıktılar her zaman .
ikinci iş yerimizi açtığımızda ,eleman sıkıntısını yaşadık hep, belki de her başvuranı ve çalışanı onlarla kıyasladığımız için
sorun , eşimle aynı işyerinde, artık çalışmak istemememizden kaynaklandı. iş ortamı stresli ve taraflardan biri tezcanlı, öbürü Mevla adamı olunca, kararların ve tepkilerin aynı olması, mümkün değil. bu yüzden, öbür şubeye geçmek istedim ama, yerime sağlam bir eleman bulmak lazım geldi. bizim hatunlar , yoğun iş temposuna geçmek istemediler , yeni işe alınmış birine de ne kadar güvenilebilir ki ? tek çare, birisini işe alıştırana dek , eski duruma devam edip sonra ,öbür tarafa geçmek. o zaman da, o taraftaki eski elemanlardan birini , çıkarmak zorundayım. pöfff.
kızkardeş yerine koyduğunuz birine, nasıl git dersiniz ki? pööff çarpı iki.
ohh erkekim gayet rahat, topu attı bu yana doğru çünkü. zalim rolü yine bana düştü
görsel
bahsettim mi bilmiyorum, çalışan kızlarımızla aile gibiyiz, ikisiyle özellikle. onları ben işe aldığım için belki de , sahip çıktık birbirimize. sağolsunlar, kendi iş yerleri gibi sahip çıktılar her zaman .
ikinci iş yerimizi açtığımızda ,eleman sıkıntısını yaşadık hep, belki de her başvuranı ve çalışanı onlarla kıyasladığımız için
sorun , eşimle aynı işyerinde, artık çalışmak istemememizden kaynaklandı. iş ortamı stresli ve taraflardan biri tezcanlı, öbürü Mevla adamı olunca, kararların ve tepkilerin aynı olması, mümkün değil. bu yüzden, öbür şubeye geçmek istedim ama, yerime sağlam bir eleman bulmak lazım geldi. bizim hatunlar , yoğun iş temposuna geçmek istemediler , yeni işe alınmış birine de ne kadar güvenilebilir ki ? tek çare, birisini işe alıştırana dek , eski duruma devam edip sonra ,öbür tarafa geçmek. o zaman da, o taraftaki eski elemanlardan birini , çıkarmak zorundayım. pöfff.
kızkardeş yerine koyduğunuz birine, nasıl git dersiniz ki? pööff çarpı iki.
ohh erkekim gayet rahat, topu attı bu yana doğru çünkü. zalim rolü yine bana düştü
görsel
14
yorumcu
Etiketler:
iş,
üzüntü
27 Haziran 2011 Pazartesi
sandviç mağduruyem
yemem etmem. o halde sabahın yedisinden beri, ne kendine mahkum edersin, bre Mevlamın nimeti ? hem de üçbuçuğa kadar, günümü yiyerek.
hikaye, her zamanki neval hanım klasiği. yani işi usulüne uygun yönetme derdi. malum erkekimle beraber omuz omuza, bazen de şiddet görerek çalıştığım bir işimiz var, şükür.
aynı yerde çalışmanın, artıları kadar eksilerini bu sene de yaşayınca, kendime yeni bir yer açma isteği kök salmaya başladı.
ahh... aslında biliyorum içten içe başıma dert açtığımı, güzelim uykularımın zamanla delik deşik olacağını, belki de stresle çarpık çurpuk gezeceğimi. hatta bahsettiğim ilk adımları attığımda , emin oldum diyebilirim.
ama içimdeki, girişimci ve idealist kadını susurabildimmi ? hayır . sen 15 yıl evde otur ,çocuk büyüt sonra coş. ama bunu hep yapıyorum kendime ; geç açılıyorum napayım ?
velhasıl, aşçılık ve serviste eğitim görmeye talip oldum, işim azmış gibi. ve bir belgeyle başlamak istedim . işte şenlik o zaman başladı. güzel yurdumdaki bütün belgeler sınavla verildiği için, sınavlarım sökün ediverdi ardarda. bahsettiğim canıım soğuk sandviç de işte tam burada devreye, sınav sorum olarak giriyor.
hele ki yetkili; sandviçle bana kıyak yaptığını düşünüyorsa. sınav heyecanı öyle ki, her zaman yaptığınız en basit şeyi bile şaşırtıyor , bünyede varsa telaşe memurluğu, illa bir yerde yanlış yapıyor insan.
kendimi şaşırtmadım, yanlışları yaptım. maskemi takmayı unuttum,hem de çenemin altında duruyordu ! misler gibi domatesimi, kıvırcığımı yıkadım. sirkeli suda beklettim sonra salata kurutucusunda kuruttum. kaşarı üçgen kestim, kesebildiğim kadar düzgün. domates de fena olmadı. hatta salamı makine kadar düzgün kestiğimi söylediler. tabii önce bulamadım ve onlara sordum nerde diye ? ahh ahh hata üstüne hata
belki yine şaşırmayacaktım bu kadar, her kestiğim şeyden sonra, bıçağı gidip gidip yıkama zorunluğum olmasaydı. .hatta epey yakışıklı olmuştu sandviçim, afiyetle mideye indiriren eşimin demesi. bir an evvel kendimi dışarı atma telaşım olmasaydı da, işe başlarken ortalığı yana yakıla toplayan ben, çıkarken herşeyi yamyassı bırakıp gitmezdim. hem de bunu yarıyolda hatırladım. bak bak bak
yok, yok adam olmam ben. kadınım çok şükür de; eğer kalırsam pratik uygulamadan, bu stresi tekrar çekicem, ona yanarım.
şansıma bu sefer döner felan kestirirlerse o zaman naparım ?
hikaye, her zamanki neval hanım klasiği. yani işi usulüne uygun yönetme derdi. malum erkekimle beraber omuz omuza, bazen de şiddet görerek çalıştığım bir işimiz var, şükür.
aynı yerde çalışmanın, artıları kadar eksilerini bu sene de yaşayınca, kendime yeni bir yer açma isteği kök salmaya başladı.
ahh... aslında biliyorum içten içe başıma dert açtığımı, güzelim uykularımın zamanla delik deşik olacağını, belki de stresle çarpık çurpuk gezeceğimi. hatta bahsettiğim ilk adımları attığımda , emin oldum diyebilirim.
ama içimdeki, girişimci ve idealist kadını susurabildimmi ? hayır . sen 15 yıl evde otur ,çocuk büyüt sonra coş. ama bunu hep yapıyorum kendime ; geç açılıyorum napayım ?
velhasıl, aşçılık ve serviste eğitim görmeye talip oldum, işim azmış gibi. ve bir belgeyle başlamak istedim . işte şenlik o zaman başladı. güzel yurdumdaki bütün belgeler sınavla verildiği için, sınavlarım sökün ediverdi ardarda. bahsettiğim canıım soğuk sandviç de işte tam burada devreye, sınav sorum olarak giriyor.
hele ki yetkili; sandviçle bana kıyak yaptığını düşünüyorsa. sınav heyecanı öyle ki, her zaman yaptığınız en basit şeyi bile şaşırtıyor , bünyede varsa telaşe memurluğu, illa bir yerde yanlış yapıyor insan.
kendimi şaşırtmadım, yanlışları yaptım. maskemi takmayı unuttum,hem de çenemin altında duruyordu ! misler gibi domatesimi, kıvırcığımı yıkadım. sirkeli suda beklettim sonra salata kurutucusunda kuruttum. kaşarı üçgen kestim, kesebildiğim kadar düzgün. domates de fena olmadı. hatta salamı makine kadar düzgün kestiğimi söylediler. tabii önce bulamadım ve onlara sordum nerde diye ? ahh ahh hata üstüne hata
belki yine şaşırmayacaktım bu kadar, her kestiğim şeyden sonra, bıçağı gidip gidip yıkama zorunluğum olmasaydı. .hatta epey yakışıklı olmuştu sandviçim, afiyetle mideye indiriren eşimin demesi. bir an evvel kendimi dışarı atma telaşım olmasaydı da, işe başlarken ortalığı yana yakıla toplayan ben, çıkarken herşeyi yamyassı bırakıp gitmezdim. hem de bunu yarıyolda hatırladım. bak bak bak
yok, yok adam olmam ben. kadınım çok şükür de; eğer kalırsam pratik uygulamadan, bu stresi tekrar çekicem, ona yanarım.
şansıma bu sefer döner felan kestirirlerse o zaman naparım ?
24 Mayıs 2011 Salı
bahar havadisleri
senenin en güzel zamanı; havalar yanar döner de olsa, arada yüzünü gösteren güneşle, cıvıldaşıyor rüzgarda bir kenara saklanmış kuşlar. gözlerimizi okşuyor çimenlerin yeşili , ağaçların pembiş tomurcukları
bahar; kıştan sonra alışma devremiz. ne giyeceğimizi, diyeceğimizi bilemediğimiz , genellikle kışa elveda nezlesiyle buluştuğumuz zaman.
yine de yüreğimizin kıpırdadığı,mis gibi taze çimen kokulu havayı, her içimize çekişte yenilendiğimizi hissettiğimiz mevsim
bahar ; zihnimde, yeni ümitlerin, fikirlerin imbikten süzülüp, kalbime yerleştiği ,kıpır kıpır ettiği dönem .yeni heveslerle adımların neşeyle dolduğu , alabildiğine pozitifliğe açık olduğum evre.
yaz tatil planlarının yapıldığı, ümit denizinde hayal gemilerimin pupa yelken gezdiği zaman
lakin, saydıklarıma ilaveten , işlerimizin yavaşlamasıyla muhasebemizin hızlanması, hesaplarımızın sonuçlandığı zaman. yani hesap kitap devri.
elinden kalemi bırak , gel de doya doya yaşa bakalım baharı. nerdeee ? bizde bu dönem zor, sıyrılana kadar bir de bakmışız, pat diye yaz gelmiş, hatta temmuz ortası oluvermiş bile.
not; geçen hafta bloglarımıza ulaşamadığımız gün arada kaynayan yazım. bir kenarda kalmasına, razı olmadı içim
bahar; kıştan sonra alışma devremiz. ne giyeceğimizi, diyeceğimizi bilemediğimiz , genellikle kışa elveda nezlesiyle buluştuğumuz zaman.
yine de yüreğimizin kıpırdadığı,mis gibi taze çimen kokulu havayı, her içimize çekişte yenilendiğimizi hissettiğimiz mevsim
bahar ; zihnimde, yeni ümitlerin, fikirlerin imbikten süzülüp, kalbime yerleştiği ,kıpır kıpır ettiği dönem .yeni heveslerle adımların neşeyle dolduğu , alabildiğine pozitifliğe açık olduğum evre.
yaz tatil planlarının yapıldığı, ümit denizinde hayal gemilerimin pupa yelken gezdiği zaman
lakin, saydıklarıma ilaveten , işlerimizin yavaşlamasıyla muhasebemizin hızlanması, hesaplarımızın sonuçlandığı zaman. yani hesap kitap devri.
elinden kalemi bırak , gel de doya doya yaşa bakalım baharı. nerdeee ? bizde bu dönem zor, sıyrılana kadar bir de bakmışız, pat diye yaz gelmiş, hatta temmuz ortası oluvermiş bile.
not; geçen hafta bloglarımıza ulaşamadığımız gün arada kaynayan yazım. bir kenarda kalmasına, razı olmadı içim
11
yorumcu
Etiketler:
bahar,
iş
16 Mayıs 2011 Pazartesi
develer tellal, pireler berber iken,
pazar sabahı herkes uyur iken işe giden neval ... hadi cumartesi neyse de, pazar günü çalışmak ne zormuş, ne zor. Allah goncama kolaylık versin. bir daha eve gelince, ızgaraları ona yaptırmamaya karar verdim. hatta ayaklarını bile ovarım çok isterse, ölüyorum ayaklarımdan şu an
herkes ailece pazar kahvaltısı yaparken ya da olası gezme planları , bir gözü açık bir gözü kapalı koşturan divane neval .. goncasız hayat ,iki gün olsa da ne kadar acayip , yediğin yemekte bile aynı tat yok sanki. adımların tereddütlü gibi. şımartacak insan da yok. oğlumla garip garip oturduk akşam. sabah beraber çıktık, o dersaneye ben işe
pikniğe ve envai çeşit gezme planına hasret neval.. pazar günleri çalışmanın en kötü yanı da bu zaten. ailece gezmeler hayal oluyor . herkesin yiyip içip, gezmeden döndüğü saatte eve gelmenin en kötü yanıysa , o yorgunlukla mutfağa girmek ya da aslında basit olan, ama o anda zul gelen, sağı solu toplama ,ya da ütü vs. gibi işleri yapmak zorunda olmaktır. hatta düşününce bile yorulur insan
onu bunu bırakalım ; uykudan bayılan neval.. sosyal haklarımı istiyorum ! pazarları çalışmam ! diye sokağa inebilirim her an,kork benden erkekim !
herkes ailece pazar kahvaltısı yaparken ya da olası gezme planları , bir gözü açık bir gözü kapalı koşturan divane neval .. goncasız hayat ,iki gün olsa da ne kadar acayip , yediğin yemekte bile aynı tat yok sanki. adımların tereddütlü gibi. şımartacak insan da yok. oğlumla garip garip oturduk akşam. sabah beraber çıktık, o dersaneye ben işe
pikniğe ve envai çeşit gezme planına hasret neval.. pazar günleri çalışmanın en kötü yanı da bu zaten. ailece gezmeler hayal oluyor . herkesin yiyip içip, gezmeden döndüğü saatte eve gelmenin en kötü yanıysa , o yorgunlukla mutfağa girmek ya da aslında basit olan, ama o anda zul gelen, sağı solu toplama ,ya da ütü vs. gibi işleri yapmak zorunda olmaktır. hatta düşününce bile yorulur insan
onu bunu bırakalım ; uykudan bayılan neval.. sosyal haklarımı istiyorum ! pazarları çalışmam ! diye sokağa inebilirim her an,kork benden erkekim !
15 Nisan 2011 Cuma
edi büdü günü
bizim başbaşa günümüzdür kendisi . oğlumun haftada bir gün okulunda etüde kalması, bizim için soluklanma oluyor, onun için de tabii
no iğne, no yemek, no eve vakitli gelmek. kısacası ; bağımsız takılıyoruz o gün, aklımıza estiğini yapıyoruz. şükürler olsun ki ; hayattaki amacı, ailesini mutlu etmek olan bir hayat arkadaşım var
şiir sevmeyen eşine şiirler yazan
onun yüzünü güldürmek için, neler yapan
stresle başladı, güzel devam etti. sonra , üzüntü ve telaş kısacası, hezimet .
saat dört gibi işten çıktık . gülüş cümbüş mal alımı için, bir görüşmeye gittik . muhataplarımız her işe besmeleyle başlayan insanlar . yüzüne bakmamaya çalışan tavırları, iticilikten uzaktı . Allah korkusuyla böyle davranılmak ne hoş. yardımseverlikleri de ümit vericiydi, şu soğuk iş dünyasında.
iki kaçak sevgili havasıyla, ama bütün zamanların bizim olduğunun bilinciyle, ziya ya gittik. lakin sevemedik pek;
iskender feci fiyatlıydı, et lezzetli de olsa değmezdi yine de.
garsonlar kibardı, fakat tavırlar başka konuşuyordu , bakışları başka
hapishanede volta atan havasıyla , salonu arşınlayan bayan garson, uymuyordun ortama kusura bakma
tek güzel olan , salonun perdeleriydi, onun da menşeini öğrenemedim zaten
ordan çıkıp diğer tarafa uğramak istedik , arabadan inerken eşimin çantasının, kayıp olduğunu fark ettik endişelenmedik pek, ziyaya telefon eder, gider alırız diye önemsemedik
asıl telaş, çantanın orda olmadığını söylemeleriyle başladı. ne yapacağımı, hangi kartı iptal edeceğimi şaşırdım. kafası kopmuş tavuklara benziyordum muhtemelen, o koşturmacada .
zavallı goncam, beni yatıştırmaya çalışmaktan artan kısacık zamanda, arabayı iyice aradı ve yaramaz çantayı, şerrimden bir köşeye sıkışmış buluverdi
sonrası sinir harbinden çıkış,kendini salıvermiş beden ve sevinçle karışık ağlama isteği...
no iğne, no yemek, no eve vakitli gelmek. kısacası ; bağımsız takılıyoruz o gün, aklımıza estiğini yapıyoruz. şükürler olsun ki ; hayattaki amacı, ailesini mutlu etmek olan bir hayat arkadaşım var
şiir sevmeyen eşine şiirler yazan
onun yüzünü güldürmek için, neler yapan
stresle başladı, güzel devam etti. sonra , üzüntü ve telaş kısacası, hezimet .
saat dört gibi işten çıktık . gülüş cümbüş mal alımı için, bir görüşmeye gittik . muhataplarımız her işe besmeleyle başlayan insanlar . yüzüne bakmamaya çalışan tavırları, iticilikten uzaktı . Allah korkusuyla böyle davranılmak ne hoş. yardımseverlikleri de ümit vericiydi, şu soğuk iş dünyasında.
iki kaçak sevgili havasıyla, ama bütün zamanların bizim olduğunun bilinciyle, ziya ya gittik. lakin sevemedik pek;
iskender feci fiyatlıydı, et lezzetli de olsa değmezdi yine de.
garsonlar kibardı, fakat tavırlar başka konuşuyordu , bakışları başka
hapishanede volta atan havasıyla , salonu arşınlayan bayan garson, uymuyordun ortama kusura bakma
tek güzel olan , salonun perdeleriydi, onun da menşeini öğrenemedim zaten
ordan çıkıp diğer tarafa uğramak istedik , arabadan inerken eşimin çantasının, kayıp olduğunu fark ettik endişelenmedik pek, ziyaya telefon eder, gider alırız diye önemsemedik
asıl telaş, çantanın orda olmadığını söylemeleriyle başladı. ne yapacağımı, hangi kartı iptal edeceğimi şaşırdım. kafası kopmuş tavuklara benziyordum muhtemelen, o koşturmacada .
zavallı goncam, beni yatıştırmaya çalışmaktan artan kısacık zamanda, arabayı iyice aradı ve yaramaz çantayı, şerrimden bir köşeye sıkışmış buluverdi
sonrası sinir harbinden çıkış,kendini salıvermiş beden ve sevinçle karışık ağlama isteği...
12
yorumcu
Etiketler:
biz,
gezmecik,
iş
14 Nisan 2011 Perşembe
yalan dünya kime kalacaksın ?
bana değil o halde bu çalışma niye ? hiç birşeyi unutmamak adına, zihnine yaptığın sakın unutma tenbihleri ya ?
koşturarak ayaklarına yaptığın işkenceye ne demeli ? topukludan vazgeçmeliyim bu arada , giysem de giymesem de 41 im yani ; bişey değiştirmiyor. her ne kadar kendimi daha genç hissetsem de.
sonra sevgi ; sen nasıl birşeysinki ; insan senin uğruna rezil oluyor da, derdinde değil ? ya da kalplerde vezir ediyorsun sevileni , alemin çirkini de olsa . hatta gözü dönmüşleri uçurumdan atlatan ,ya da felan gelsin atlarım diye, çığırtan da sensin .
olmasan daha mı iyi olur hayat; etlisiz, sütlüsüz , yeknesak ?
kıskançlık yok, yan baktın yok, kalbinin ince ince oyulması yok. ama yüreğinin tatlı telaşlı çırpıntıları da yok.
olsun, olsun sevgimiz ; hayatımızın nefaseti ,biberi . ama yanında kullanma kılavuzu da olsun ,bozup göndermeyelim.
heyhat ! yok ki onun yetkili tamircisi
koşturarak ayaklarına yaptığın işkenceye ne demeli ? topukludan vazgeçmeliyim bu arada , giysem de giymesem de 41 im yani ; bişey değiştirmiyor. her ne kadar kendimi daha genç hissetsem de.
sonra sevgi ; sen nasıl birşeysinki ; insan senin uğruna rezil oluyor da, derdinde değil ? ya da kalplerde vezir ediyorsun sevileni , alemin çirkini de olsa . hatta gözü dönmüşleri uçurumdan atlatan ,ya da felan gelsin atlarım diye, çığırtan da sensin .
olmasan daha mı iyi olur hayat; etlisiz, sütlüsüz , yeknesak ?
kıskançlık yok, yan baktın yok, kalbinin ince ince oyulması yok. ama yüreğinin tatlı telaşlı çırpıntıları da yok.
olsun, olsun sevgimiz ; hayatımızın nefaseti ,biberi . ama yanında kullanma kılavuzu da olsun ,bozup göndermeyelim.
heyhat ! yok ki onun yetkili tamircisi
12
yorumcu
Etiketler:
aşk,
felsefe,
istekler,
iş
11 Mart 2011 Cuma
ve şiddet mağduruyum
yoksa başlasammı, dizideki kadın gibi teraneye ? mağdurum da mağdurum diye.
goncam tarafından ,gizli şiddet görüyorum. gizli şiddet de neymiş ? diyenlere açıklamam ; hani şakacıktan ya da yanlışlıkla yapıyormuş gibi, can yakmak. şırrak, ay pardon ! elim çarptı gibi
aslında hiç ummazdım erkekimden; 20 yılı devirdiğimiz şu günlerde. lakin dün elinin tersiyle dudağıma bir patlattı osmanlı tokadını , dudağım şişeyazdı . 20 dk. ağrımasıyla atlattım vartayı. ama dediğine göre bana öyle enerji vermişki ; yeni pil takılmış bebekler gibi, fır fır dönmüşüm ortalıkta bütün öğleden sonra. yorum yok.
bugün de elindeki şişeyle, alnımın çatısına çat diye geçirince ,beynim cozuttu. ağzımdan çıkan renkli cümlelerle teşekkür edivermişim, hatırlamıyorum bile.
sorun ; bazen iş trafiğinin yoğun oluşu ve birbirimizin yoluna çıkmamız. hele bir de bendeki telaşe memureliği işbaşındaysa, kendimi sakatlamam an meselesi. ehh goncamla aynı metrekarede çarpıştığımızda, olan zayıf olana oluyor .
napalım, yıllar yıllar önce bir kere de o namazdayken, yanlışlıkla elimin tersi şaak diye, çarpmıştı suratına da, ben kendimi atmış yerlere gülerken, o namazı bozma tehlikesi atlatmıştı ,ödeştik sayılır
belki, biraz
yalnız eli çok ağırmış he. an itibarıyla alnım şiş ve yıldızları görmüş bulunmaktayım . yarın da bir yolunu bulup dirsek atacağını söylüyor
eyvah !
goncam tarafından ,gizli şiddet görüyorum. gizli şiddet de neymiş ? diyenlere açıklamam ; hani şakacıktan ya da yanlışlıkla yapıyormuş gibi, can yakmak. şırrak, ay pardon ! elim çarptı gibi
aslında hiç ummazdım erkekimden; 20 yılı devirdiğimiz şu günlerde. lakin dün elinin tersiyle dudağıma bir patlattı osmanlı tokadını , dudağım şişeyazdı . 20 dk. ağrımasıyla atlattım vartayı. ama dediğine göre bana öyle enerji vermişki ; yeni pil takılmış bebekler gibi, fır fır dönmüşüm ortalıkta bütün öğleden sonra. yorum yok.
bugün de elindeki şişeyle, alnımın çatısına çat diye geçirince ,beynim cozuttu. ağzımdan çıkan renkli cümlelerle teşekkür edivermişim, hatırlamıyorum bile.
sorun ; bazen iş trafiğinin yoğun oluşu ve birbirimizin yoluna çıkmamız. hele bir de bendeki telaşe memureliği işbaşındaysa, kendimi sakatlamam an meselesi. ehh goncamla aynı metrekarede çarpıştığımızda, olan zayıf olana oluyor .
napalım, yıllar yıllar önce bir kere de o namazdayken, yanlışlıkla elimin tersi şaak diye, çarpmıştı suratına da, ben kendimi atmış yerlere gülerken, o namazı bozma tehlikesi atlatmıştı ,ödeştik sayılır
belki, biraz
yalnız eli çok ağırmış he. an itibarıyla alnım şiş ve yıldızları görmüş bulunmaktayım . yarın da bir yolunu bulup dirsek atacağını söylüyor
eyvah !
16
yorumcu
Etiketler:
biz,
iş
10 Mart 2011 Perşembe
bitmeyen bitmeyen işler ,uzun uzun emeller
mevlam bu havalarda kimseyi dışarlarda garip bırakmasın. yağsammı- yağmasammı kar'ını seyrederken sıcak evimin penceresinden , yarınki iş takvimimi düşünüyordum. iş derken ev işi tabii, öbürü nispeten kolay inanın.
hele ne yemek yapacağına karar verince, amiyane tabiriyle adını koyunca insan, kendini kaf dağının ardına ulaşmışcasına mutlu sanıyor.
neymiş programım ; öğleden sonra işten gelirken, hava muhalefetine takılmazsam , pazara uğranacak, çingene -dilenci çetesine bulaşmadan, pazar turlanacak ( balık alsammı ? özledimmi ? ıhh pas ) haftasonu kestane püreli pasta niyetim var; kestaneci ziyaret edilecek. yeşillik, belki biraz mantar ,ıspanak çiftlikten geldi , biraz da kuruyla felan bu haftayı çıkarırım aradan. tabiiki sera yasak.
z. teyzeye uğrarım belki. şansım varsa, malatyanın tadına doyulmaz lezzetlerinden birine rastlarım.
eve gelince, emektar eşofmanlara dönüş ritüelinin ardından, geri giden ayaklarla mutfağa giriş. ve günün menüsünü uygulama; büyük ihtimalle mantı, o da çiflikten .
ergenimin odasına giriş ve yarım saatte çıkış, o da söylene söylene. yarım saatte topladığım odayı on dakikada dağıtma kapasitesi olan başka çocuk var mı acaba ? vardır büyük ihtimalle. genlerinde var çünkü erkeklerin.
nihayet bloguma dönüş ve kumanda panelini turlayış. ahh bir de w.press çıktı başımıza, iki katı zaman demek bu. orada da blog listem var ,bir de orayı gez bakalım, kimisi oraya kimisi buraya yazıyor kitapyurdunda , yeni çıkan kitapları incelemesem olmaz tabii, zavallı gözlerim ve derecesi artmış gözlüklerim.
akşam saati = yemek saati, nasıl arıyorum böceğimin yemek seremonisindeki kıpırdanmalarını.
annem haklıymış; şimdiki kızların rahatını etmek, kelebeğin ömrü kadar ancak. evlenene dek okuyorlar garipler çünkü.
nihayet nihayet sevgili koltuğuma dönüş (yoksa çöküş mü demeliyim ?) bir günü daha bitirdim derken, sakın sevinme neval, yarın işgünü. hani sürüne sürüne kalkıp başladıklarından .
perşembeyi düşünmek bile istemiyorum ; cuma sohbetine, alengirli bişeyler yapma sevdasından vazgeçmediğim sürece
neyse bırak şımarıklığı (söylemiştim,şımarığım zaten ) hasta olup yapamamak da var işin ucunda, kıpırdan biraz, tembellik başka bahara kalsın.
hele ne yemek yapacağına karar verince, amiyane tabiriyle adını koyunca insan, kendini kaf dağının ardına ulaşmışcasına mutlu sanıyor.
neymiş programım ; öğleden sonra işten gelirken, hava muhalefetine takılmazsam , pazara uğranacak, çingene -dilenci çetesine bulaşmadan, pazar turlanacak ( balık alsammı ? özledimmi ? ıhh pas ) haftasonu kestane püreli pasta niyetim var; kestaneci ziyaret edilecek. yeşillik, belki biraz mantar ,ıspanak çiftlikten geldi , biraz da kuruyla felan bu haftayı çıkarırım aradan. tabiiki sera yasak.
z. teyzeye uğrarım belki. şansım varsa, malatyanın tadına doyulmaz lezzetlerinden birine rastlarım.
eve gelince, emektar eşofmanlara dönüş ritüelinin ardından, geri giden ayaklarla mutfağa giriş. ve günün menüsünü uygulama; büyük ihtimalle mantı, o da çiflikten .
ergenimin odasına giriş ve yarım saatte çıkış, o da söylene söylene. yarım saatte topladığım odayı on dakikada dağıtma kapasitesi olan başka çocuk var mı acaba ? vardır büyük ihtimalle. genlerinde var çünkü erkeklerin.
nihayet bloguma dönüş ve kumanda panelini turlayış. ahh bir de w.press çıktı başımıza, iki katı zaman demek bu. orada da blog listem var ,bir de orayı gez bakalım, kimisi oraya kimisi buraya yazıyor kitapyurdunda , yeni çıkan kitapları incelemesem olmaz tabii, zavallı gözlerim ve derecesi artmış gözlüklerim.
akşam saati = yemek saati, nasıl arıyorum böceğimin yemek seremonisindeki kıpırdanmalarını.
annem haklıymış; şimdiki kızların rahatını etmek, kelebeğin ömrü kadar ancak. evlenene dek okuyorlar garipler çünkü.
nihayet nihayet sevgili koltuğuma dönüş (yoksa çöküş mü demeliyim ?) bir günü daha bitirdim derken, sakın sevinme neval, yarın işgünü. hani sürüne sürüne kalkıp başladıklarından .
perşembeyi düşünmek bile istemiyorum ; cuma sohbetine, alengirli bişeyler yapma sevdasından vazgeçmediğim sürece
neyse bırak şımarıklığı (söylemiştim,şımarığım zaten ) hasta olup yapamamak da var işin ucunda, kıpırdan biraz, tembellik başka bahara kalsın.
12
yorumcu
Etiketler:
istekler,
iş,
organik
9 Mart 2011 Çarşamba
telaşe memuresi
telaşlı annenin telaşlı kızıyım annemin hayatı bildim bileli, telaş içinde geçmiştir. her gün, her an işi vardı. boş bulunduğu anlarda, ibadet ederdi extradan. yorulurdum onun koşturmasından. taa o zamanlar dedim kendime; evlenince sakin geçireceğim hayatı, hiç bir şey için acele etmek yok.
neval kurar, kader güler tabii. hemen bebe gelince, sıkıysa yavaş yaşa bakalım. hızlı çekim film gibi oluyor hayat ; tam biraz pause tuşuna basınca, hoşgeldin ikinci bebek . hadi o da büyüdü derken koşturma hala sürüyor
bazen bir yere yetişmeye çalışırken, dondurmacıda oturanları görür, gıptayla bakarım. hayatı askıya almış ne güzel sohbet ediyorlar diye.
merak da ederim, bolca.
acaba saatlerce kafede pinekleyenler ne bulurlar konuşacak ? ya da amaç vakit geçirmekmidir ?
.
neval kurar, kader güler tabii. hemen bebe gelince, sıkıysa yavaş yaşa bakalım. hızlı çekim film gibi oluyor hayat ; tam biraz pause tuşuna basınca, hoşgeldin ikinci bebek . hadi o da büyüdü derken koşturma hala sürüyor
bazen bir yere yetişmeye çalışırken, dondurmacıda oturanları görür, gıptayla bakarım. hayatı askıya almış ne güzel sohbet ediyorlar diye.
merak da ederim, bolca.
acaba saatlerce kafede pinekleyenler ne bulurlar konuşacak ? ya da amaç vakit geçirmekmidir ?
.
12
yorumcu
Etiketler:
biz,
iş,
nostalji
29 Aralık 2010 Çarşamba
kırkından sonrası için, teyyare revolution zamanı dedi ve yeni kararlar aldı hadi bakalım ;
az hüzün bol neşe
ergenime daha az müdahale
sorunlar tepeye değil kulak arkasına
saçlar gidecek, röfle hayallerde ancak
direksiyon dersi ; kocamdan değil tabii bayandan
sağa sola çarpsam da, içimi ve canımı yakmayacak bir araba
free çalışacağım yeni bir iş
tatlıya ve dürüme stop , tahıla ve meyvaya geç
daha az pc daha fazla muhabbet
ille de seyahat illaki seyahat lazım
ah neval ah asıl sana saydıklarını uygulayacak azim lazım
21 Aralık 2010 Salı
yorgun fakat mutlu
iş çıkışı dükkan için malzeme almak üzere istoça gittik pek bir severim eminönüne alternatif, her şeyi ama herşeyi bulabileceğiniz , kocaman bir çarşı saatimiz bozulmuştu epeydir bakıyorduk ;
balkonumuza bir dokunuş ;
deposite alışveriş merkezinde namaz molası . şu meşhur mağaza mol e uğradım gerçekten ucuz üç tişört 10 tl ;
simli mumlarım; yeri göğü batırdı pullu pullu olduk ailecek
ahh bu da yaşgünü hediyem işte ; rengi mor aslında eşim bu rengi seviyor
bugünlerde bir edeb ya hu ! nidaları geçiyor bloglarda birileri birilerinin canını sıkıyor kim yapar ki ? diye düşünmüşümdür hep kim durduk yerde sataşırki ? yan baktın, çamura battın diye elaleme sonra tanımadığım, ilk gördüğüm bloglardan birini okurken, küfürle irkildim
kendini mahallenin kabadayısı sanan bayan; döşüyordu satırları dedimki ; hani merak ediyordun ya ? böyle insanlar işte rahatça küfür etmek için blog açan insanlar
ayıp yahu! yazana da, tepki göstermeyen izleyiciye de ayıp kimse sizin defolu beyninizi bozuk ağzını çekmek zorunda değil
balkonumuza bir dokunuş ;
deposite alışveriş merkezinde namaz molası . şu meşhur mağaza mol e uğradım gerçekten ucuz üç tişört 10 tl ;
simli mumlarım; yeri göğü batırdı pullu pullu olduk ailecek
ahh bu da yaşgünü hediyem işte ; rengi mor aslında eşim bu rengi seviyor
bugünlerde bir edeb ya hu ! nidaları geçiyor bloglarda birileri birilerinin canını sıkıyor kim yapar ki ? diye düşünmüşümdür hep kim durduk yerde sataşırki ? yan baktın, çamura battın diye elaleme sonra tanımadığım, ilk gördüğüm bloglardan birini okurken, küfürle irkildim
kendini mahallenin kabadayısı sanan bayan; döşüyordu satırları dedimki ; hani merak ediyordun ya ? böyle insanlar işte rahatça küfür etmek için blog açan insanlar
ayıp yahu! yazana da, tepki göstermeyen izleyiciye de ayıp kimse sizin defolu beyninizi bozuk ağzını çekmek zorunda değil
2 Kasım 2010 Salı
romantik hatun
kutsal hatun olur da romantik olmazmı hiç ?
bakmayın sivri dille yazdığıma , lafımı sakınmadığıma ya da çoğunlukla karamsar takıldığıma aslında her söylenene hatta insanlara inanmaya meyilliyim kolaydır beni kandırmak ; bir şey söylerler inanırım bu kadar basit ailem artık şaka yapmıyor kolay kolay çünkü gerçek sanıyorum hemen aşırı seviniyorum yada üzülüyorum yılda bir şaka yaparım hiç beklemedikleri için ilk anda anlamaz kimse ; sonra gelsin tezahüratlar annem senelik şakasını yaptı diye biraz ukalaca olacak ama ; tenezzül etmem yalana söyleyeni de yakalarsam yüzüne bakmam böyle cinsim işte
bir yakınımın beklenmedik hareketi, anında dünyamı karartır goncamın dediği gibi, ifrat ve tefrit insanıyım aşırı uçlar arasında gider gelirim habire ne kadar yorucu bir şey bu , biliyormusunuz ?
safmıyım ne ? ya da inanmak mı istiyorum insanlara ? kötü insanların olacağını düşünmek bile istemezken ertesi gün gazetelerindeki vahşet izleri hayret ve nefret arasında gidip gelme -me/mize sebep oluyor
niye inanmayalım ki insan olmaya ? mutlu olmak için her bir sebebimiz varken ? en başta sağlık sonra gelsin huzur afiyet iç huzur eminim bu listeyi daha da uzatabilirsiniz
yine de dünya zor insanlar anlaşılmaz vazgeçtim artık zaten uğraşmaktan çalışanlar da bilir iş hayatı desen çetrefil yumağı ; herkes rızkını kazanırken neleri ve kimleri kaybettiğini umursamıyor bile . bazen midem o kadar kalkıyorki insan kılığındaki şeytanlardan ,oyunlardan kaçış yolu arıyorum
bu yollardan biri blogum ; o benim bebeğim diğeri de kitap dünyam o dünyada acı gerçekler olmasın istiyorum bütün hikayeler güzel bitsin orda ; esas oğlanla kız kavuşsunlar muhakkak vahşet olmasın hiç hastalık uğramasın insanlar umduğum ve inandığım gibi olsun tek dertleri aşkları meşkleri olsun istiyorum
sözün özünü diyciyem; romantik hatunum vesselam
bakmayın sivri dille yazdığıma , lafımı sakınmadığıma ya da çoğunlukla karamsar takıldığıma aslında her söylenene hatta insanlara inanmaya meyilliyim kolaydır beni kandırmak ; bir şey söylerler inanırım bu kadar basit ailem artık şaka yapmıyor kolay kolay çünkü gerçek sanıyorum hemen aşırı seviniyorum yada üzülüyorum yılda bir şaka yaparım hiç beklemedikleri için ilk anda anlamaz kimse ; sonra gelsin tezahüratlar annem senelik şakasını yaptı diye biraz ukalaca olacak ama ; tenezzül etmem yalana söyleyeni de yakalarsam yüzüne bakmam böyle cinsim işte
bir yakınımın beklenmedik hareketi, anında dünyamı karartır goncamın dediği gibi, ifrat ve tefrit insanıyım aşırı uçlar arasında gider gelirim habire ne kadar yorucu bir şey bu , biliyormusunuz ?
safmıyım ne ? ya da inanmak mı istiyorum insanlara ? kötü insanların olacağını düşünmek bile istemezken ertesi gün gazetelerindeki vahşet izleri hayret ve nefret arasında gidip gelme -me/mize sebep oluyor
niye inanmayalım ki insan olmaya ? mutlu olmak için her bir sebebimiz varken ? en başta sağlık sonra gelsin huzur afiyet iç huzur eminim bu listeyi daha da uzatabilirsiniz
yine de dünya zor insanlar anlaşılmaz vazgeçtim artık zaten uğraşmaktan çalışanlar da bilir iş hayatı desen çetrefil yumağı ; herkes rızkını kazanırken neleri ve kimleri kaybettiğini umursamıyor bile . bazen midem o kadar kalkıyorki insan kılığındaki şeytanlardan ,oyunlardan kaçış yolu arıyorum
bu yollardan biri blogum ; o benim bebeğim diğeri de kitap dünyam o dünyada acı gerçekler olmasın istiyorum bütün hikayeler güzel bitsin orda ; esas oğlanla kız kavuşsunlar muhakkak vahşet olmasın hiç hastalık uğramasın insanlar umduğum ve inandığım gibi olsun tek dertleri aşkları meşkleri olsun istiyorum
sözün özünü diyciyem; romantik hatunum vesselam
21 Ekim 2010 Perşembe
diş tıkırtısı
bugün goncamla diş günümüzdeydik .
o dişlerini yaptırırken sızlayan dişimi göstereyim dedim . teyyare tavşan yürekli ; blogda öter ama dişçinin gölgesinden korkar . uyuşmayan dişime dolgu macerası bu hallere getirdi de , en sonunda o dişi anesteziyle hallettiler 3 senedir de rahattım
lakin tatlı sevince, kürkçü dükkanı da korkulan yer oluyor tabiiki de. adamcağız eski komşumuz ben gidince strese giriyor gelme de diyemiyor en sonunda röntgene bakıp dediki, sen en iyisi biraz daha dur bütün dişlerini birden anesteziyle yaptır tamam dedim ondan mı korkucam yahu neyse biraz cesaret depolayım gidicem bir ara beş yıl sonra felan
çıkışta gene kırıktabak macerası ; uğramadan duramıyorum yaprak sarması ve mercimekli köftesi hala nefis kuru dolmayı bekliyoruz dört gözle
dönüşte her zamanki e 5 trafiği bezdirdi arabadan inip metrobüse binesim geldi de goncamdan utandım
bugün de dişçinin omu bumu ağrıyor diyip tök tök vurduğu dişlerim ağrıyor uf ya
iş hayatı yorucu insanlar gıcık fakat gençler bambaşka.
toplu halde onları gördüğüm zaman hemen aklıma o çağlardaki tek derdimizin, dersler ve karşı cinsin beğenisi olduğu zaman geliyor o zamanlar ne kadar yaşam sevgisiyle doluyduk küçücük bir olay bizi ne hayallare nerelere hiçbirşeyde sınır yoktu bize herşeyi yapabilir, hiçbir şeyi de takmazdık arkadaşlıklar ölümüne nefretlerse anlıktı kısaca çarçur ettiğimiz miras gençliğimiz
böyle konuşmak ne belirtisiydi ?
o dişlerini yaptırırken sızlayan dişimi göstereyim dedim . teyyare tavşan yürekli ; blogda öter ama dişçinin gölgesinden korkar . uyuşmayan dişime dolgu macerası bu hallere getirdi de , en sonunda o dişi anesteziyle hallettiler 3 senedir de rahattım
lakin tatlı sevince, kürkçü dükkanı da korkulan yer oluyor tabiiki de. adamcağız eski komşumuz ben gidince strese giriyor gelme de diyemiyor en sonunda röntgene bakıp dediki, sen en iyisi biraz daha dur bütün dişlerini birden anesteziyle yaptır tamam dedim ondan mı korkucam yahu neyse biraz cesaret depolayım gidicem bir ara beş yıl sonra felan
çıkışta gene kırıktabak macerası ; uğramadan duramıyorum yaprak sarması ve mercimekli köftesi hala nefis kuru dolmayı bekliyoruz dört gözle
dönüşte her zamanki e 5 trafiği bezdirdi arabadan inip metrobüse binesim geldi de goncamdan utandım
bugün de dişçinin omu bumu ağrıyor diyip tök tök vurduğu dişlerim ağrıyor uf ya
iş hayatı yorucu insanlar gıcık fakat gençler bambaşka.
toplu halde onları gördüğüm zaman hemen aklıma o çağlardaki tek derdimizin, dersler ve karşı cinsin beğenisi olduğu zaman geliyor o zamanlar ne kadar yaşam sevgisiyle doluyduk küçücük bir olay bizi ne hayallare nerelere hiçbirşeyde sınır yoktu bize herşeyi yapabilir, hiçbir şeyi de takmazdık arkadaşlıklar ölümüne nefretlerse anlıktı kısaca çarçur ettiğimiz miras gençliğimiz
böyle konuşmak ne belirtisiydi ?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


































