satış görevlisi tabiiki . eski adıyla tezgahtar biz memnunduk böyle demekten aslında . neden değiştiyse adı ?
peşinde güya çaktırmadan , gezen biriyle alışveriş yapmaktan memnun olan varmı acaba ?
tamam hırsız insanlar var çalmak için girerler dükkanlara .nişanlıyken, bir yıl zincir mağazalardan birinde sekreterlik yapmıştım sık sık hırsız yakalanıyordu alarm pullarını düğme sanan yarım akıllı bayanlar . o kadar ağlayıp yalvarırdılarki ; çoğunu salıverirlerdi iyi bir gözünü korkutarak tabii. üç kuruşluk etek için ne hale sokarlardı kimbilir o kadar yalvaran birisinin kendine güveni de sıfıra iner herhalde.
tamam patronları müşteriyi takip edeceksin diyor ama ; eski zamanda takılı kalmışlar onlar güvenlik kamerasının icad edildiğini bilmiyorlar henüz. ayol köşebaşı bakkallarında bile var alın artık da müşterinizi hırsız tutmayın.
pekala yardımcı olmak için geziyorsunuz peşimde lakin yalnız takılmaktan hoşlanıyorum belki de. iyice ölçüp, biçerim nasıl durur üstümde diye hayallenirim bazen giymeden arasıra goncamı arar fikir de sorarım kendi mutlu mesut alışveriş dünyamda senin işin ne ? yardım istersem sesleniveririm ötedekine. omuz mesafemde durma please.
eminimki ; çoğu insan da vitrinde görüp vurulduğu kazağı almak için seğirttiğinde, peşine düşen hafiyeden kaçmak için öbür kapıdan çıkmaya yetiştiremiyordur öyle yapıyorum ; almak niyetiyle girdiğim şey ne kadar cazip olursa olsun çul çaput oluveriyor gözümde müşterisini böyle rahatsız eden mağazadan alışveriş yapmayı yediremiyorum kendime .kuyruk belliki gönülsüz , patron mağduru o yüzden çemkiremiyorum da
ama lütfen ya , büyük mağazalardan örnek alın .onlar gezmiyor kimsenin peşinde . soru sormak için siz arıyorsunuz birilerini. o zaman da aldıkları eğitim gereği, size yardımcı olmak için paralıyorlar kendilerini.
küçük esnaf ; siz de oturun masanızın başında, boş kasaya bakıp kara kara düşünün ! artık nasıl satış yapılır diye, birileri seminerler veriyor bir yerlerde ,gitmiyorsan da kendine yedirip al kitabını oku mübarek
müşteri memnuniyeti diye de bir kavram var aklında bulunsun . insan kendini mutlu hissettiği yere geliyor bir daha tezgahtarlarla saklambaç oynadığı yere değil ! büyüyün artık !
12 Aralık 2010 Pazar
karlar düşer düşer
nihayet beklenen kar yağdı derken yağamadı rüzgardan sabah zilin sesiyle değil de , canımın istediğince uyandığımda azıcık tutmuştu bile, bizim ellerde sıcacık evden burnumu çıkarmayıp, seyhancığımın hasretle beklediği fincandan sıcak çikolatamı içerken, serpiştiren tanecikleri seyretmek ne kadar zevkli free takılmak, zamanla yarışmadan kahvaltımı etmek , camdan bakarak
özgürce, rabbimin inayetiyle birbirine değmeden inen zerrelere bakıp bakıp diledim muştulu haberleri bir zamanlar ihtiyacım olduğunda geliveren, sürprizlerden diledim birbiri ardına gelip, kapımı tıklatmasını istedim öyle işte... bir sürü sevinç diledim rabbimden , ama şaşkınlar gibi göğe bakarak değil, her yerde olduğunu hissederek diledim
özgürce, rabbimin inayetiyle birbirine değmeden inen zerrelere bakıp bakıp diledim muştulu haberleri bir zamanlar ihtiyacım olduğunda geliveren, sürprizlerden diledim birbiri ardına gelip, kapımı tıklatmasını istedim öyle işte... bir sürü sevinç diledim rabbimden , ama şaşkınlar gibi göğe bakarak değil, her yerde olduğunu hissederek diledim
11 Aralık 2010 Cumartesi
baygın hanım
bugün yine rutin cumaydı; koştura koştura eve gel , kostüm değiş- paklan zeytun bacıyı kap, sohbete kavuş . sonra da sorarlar tabii ; yanakların neden al al olmuş ? diye . tefsir ve hadis dersleri gördük sonra da buyurduk halil ibrahim sofrasına ;
patlıcan oturtma ve çorba , makarna böreği , elde açma börek, mercimekli sigara böreği , mercimekli köfte , iki çeşit yeşil salata, yoğurtlu havuç, elmalı tart ,elmalı kek , sevgili nesrinden tarifini aldığım italyan usulü sütlaç, kadayıf tatlısı
neden aygın baygın olduğumu anladınızmı ?
10 Aralık 2010 Cuma
nenee nenee
annemin bize gelip kaldığı nadir zamanlarda; apartman görevlisi - eski isimle kapıcı- ali abi öğlen servisinde anneme böyle seslenir 10 yıl önce de öyle diyordu ,şimdi de o zaman abes karşılayan annem, şimdi yetmiş yaşında olduğu için kabullendi neneliği
yanında büyükleri olanlar bilir ; zordur onları ve evi idare etmek bir evi yönetmek , nerdeyse ülke yönetmek gibi anne ya da babanız geldiğindeyse; konuk başbakan ağırlamış gibi oluyorsunuz hele evde iki ergeniniz varsa ; terör örgütüyle karşı karşıyasınız demektir misafiri evdeki dengeyi bozmadan rahat ettirmek için, akrobasi yapmanız bile gerekebilir
bizim şansımız , goncamın aileme karşı inanılmaz toleranslı oluşu her daim bizde kalmalarından yana ama annem evinde daha rahat ettiğini öne sürüp, şimdilik özgür kızı oynuyor yine de adım gibi biliyorumki ; ömrümüz olursa tabii, böyle gelinleri olduğu müddetçe annem bizim evin daimi ferdi olacak ; anneannem gibi
anneannem; toprağı bol olsun yaşlılığını ibadet ve kuranıyla geçirmesine rağmen, azıcık huysuz tezcanlı bir ihtiyardı yani zordu onu kırmamak sabır taşı annem zoru başararak, duasını aldı onun mevlam bize de nasip eder inş.
insanın hayat arkadaşı gittikten sonra, bu kadarmı ürkek olur ? korkuyorum ; babamın emaneti annemi yanlış bir sözle kırmaktan lakin elkızı çekinmiyor ; köşesinde diken üstünde oturan iki günlük misafire çemkirmeye ?
oturduğu evi, altındaki arabayı alan kişiye bir cep harçlığını çok görüyor teyyare içgüveysi olmayan, hanımköylü kardeşini sildi zaten hayatından anasının hatırına susuyor . haksızlık karşısında hiç susmamış kişi için, ne büyük imtihan yarebbim . aklıma geldikçe yüreğim daralıyor , dişlerimi sıkıyorum gayriihtiyari. ekranda gördükçe kardeşlerin birbiriyle neşeli sofralarda biraraya gelmelerini içim sızlıyor . biz ne yaptık ona da kanımızdan olanı el gibi etti bize ? diye düşünüyorum
hey gidi dünya ! ne kadar garipsin ! nenecik başını eğip kabullense de, Allaha havale ediyorum onları
yanında büyükleri olanlar bilir ; zordur onları ve evi idare etmek bir evi yönetmek , nerdeyse ülke yönetmek gibi anne ya da babanız geldiğindeyse; konuk başbakan ağırlamış gibi oluyorsunuz hele evde iki ergeniniz varsa ; terör örgütüyle karşı karşıyasınız demektir misafiri evdeki dengeyi bozmadan rahat ettirmek için, akrobasi yapmanız bile gerekebilir
bizim şansımız , goncamın aileme karşı inanılmaz toleranslı oluşu her daim bizde kalmalarından yana ama annem evinde daha rahat ettiğini öne sürüp, şimdilik özgür kızı oynuyor yine de adım gibi biliyorumki ; ömrümüz olursa tabii, böyle gelinleri olduğu müddetçe annem bizim evin daimi ferdi olacak ; anneannem gibi
anneannem; toprağı bol olsun yaşlılığını ibadet ve kuranıyla geçirmesine rağmen, azıcık huysuz tezcanlı bir ihtiyardı yani zordu onu kırmamak sabır taşı annem zoru başararak, duasını aldı onun mevlam bize de nasip eder inş.
insanın hayat arkadaşı gittikten sonra, bu kadarmı ürkek olur ? korkuyorum ; babamın emaneti annemi yanlış bir sözle kırmaktan lakin elkızı çekinmiyor ; köşesinde diken üstünde oturan iki günlük misafire çemkirmeye ?
oturduğu evi, altındaki arabayı alan kişiye bir cep harçlığını çok görüyor teyyare içgüveysi olmayan, hanımköylü kardeşini sildi zaten hayatından anasının hatırına susuyor . haksızlık karşısında hiç susmamış kişi için, ne büyük imtihan yarebbim . aklıma geldikçe yüreğim daralıyor , dişlerimi sıkıyorum gayriihtiyari. ekranda gördükçe kardeşlerin birbiriyle neşeli sofralarda biraraya gelmelerini içim sızlıyor . biz ne yaptık ona da kanımızdan olanı el gibi etti bize ? diye düşünüyorum
hey gidi dünya ! ne kadar garipsin ! nenecik başını eğip kabullense de, Allaha havale ediyorum onları
9 Aralık 2010 Perşembe
kandıramazsın beni
akşamları yemekleri ekmeksiz yerken , yemekten sonra dolaptan iki çatal tiramisu aşırıyorsam
bütün haftayı şekersiz geçirip , pazar günü elmalı kurabiyelerle kendimi kaybediyorsam
çikolata isteğime gem vurup , nefsimi körelteyim bari diyerek pazardan 6 tombul hurma alıp çocuk gibi yiye yiye geliyorsam
güne kepek ekmeğiyle başlayıp, çiğ köfte dürümle bitiriyorsam
kimi kandırıyorum acaba ?
bütün haftayı şekersiz geçirip , pazar günü elmalı kurabiyelerle kendimi kaybediyorsam
çikolata isteğime gem vurup , nefsimi körelteyim bari diyerek pazardan 6 tombul hurma alıp çocuk gibi yiye yiye geliyorsam
güne kepek ekmeğiyle başlayıp, çiğ köfte dürümle bitiriyorsam
kimi kandırıyorum acaba ?
8 Aralık 2010 Çarşamba
yiyelim, şişelim, yiyelim, şişelim
nekka kolay değilmi ? yersen homini gırtlak , kıpraşmadan tombi yatak ; oluruz balon
akşam yemeğinden sonra; hepimiz atıyoruz kendimizi koltuklara dikiyoruz gözümüzü tv ye yahut pc ye ne çıkarsa bahtımıza sohbet desen yok , dizi var çünkü . ev hanımları evde, iş hanımları dışarda yoruluyorlar lakin koltukta uzanırken dinlenemiyoruz ki ; beynimiz reklamlar flaşlar, radyasyon saldırısında sonra da gelsin kronik hastalıklar ; tansiyon, migren felan filan
yediklerimizden zaten hayır yok. türk halkı olarak cıcığı çıkana kadar, pişirdiğimiz için posa yiyoruz hormon desen o biçim ; her türlüsü var hanım abla, seç yeterki ne alırsak meyveden alıyoruz
damak zevkimiz desen, yağlı salçalı ve hamurlu ve şekerliden yana olunca , otuzbeşten sonra tombişçik oluveriyoruz, biz de anlamadan su bile içsem yarıyor yahu, diye diye tabii yersen baklavayı, içersen suyu ehhh su bile yarar o zaman çünkü midenin sindirimine müdahale ediyorsun
hatırlayanlar vardır, ya da duymuşlardır büyüklerden ; önceden ama çok değil, kitap okunurdu akşamları mesela ; amcamlarda tv yoktu her akşam amcamın oğlu okurmuş ev halkına battal gazi destanı ya da eba müslimi babamların evinde de okunurmuş kitap sonra mütaalası yapılırmış hiç tanımadığım babaannemin öyle bir öykü dağarcığı varmış ki, hiç bitmezmiş anlatacakları o zaman belki de insanlar, daha fazla yüzyüze iletişim içinde olduklarından, araları daha iyiymiş namertlik ve bencillik bu kadar dizboyu değilmiş ( bakarmısınız erkek gibi konuşuyorum yakında da erkek gibi küfredersem şaşmayın hiç )
bizim evde o da zorlamamla , haftada en fazla iki defa balık yenir ergen boncuğumun okulu yemekli olduğundan içim rahat biraz, akşamları da bazen ızgaraya kaçsam da , sulu yemek yapmaya çalışırım meyvaysa her akşam yenir şükür
yemekten sonra hepimizin evindeki gibi bey kumandayı alır eline kılıç gibi, o haber benim bu açık oturum benim der, savurur durur teyyareyse pcye takılır biraz, sonra büker boynunu kitaba kuru kızım gelince beraber okuruz ergense arada çemkirse de babaya, geniş aileyi aç diye sen ödevini yaptınmı bakiiim diye geri püskürtülür derhal tvnin insanları aptallaştırdığına yürekten inanan biri olarak, evdeki bozulduğunda mutlu olurum lakin diğer tvsever bireyler hemen yaptırırlar düşkün değiliz diye inkar ederekten
aslında çözüm basit sağlık için ; az yemek, tvnin karşısına yapışmadan hemen hayat arkadaşıyla elele kısa bir yürüyüş eve gelince de serbest zaman yürüyüşte yirmi kat oksijen girdiğini düşünürsek vücuda artık bozdur bozdur harca hatta eline bez alıp camları silesin bile gelirse şaşma !
akşam yemeğinden sonra; hepimiz atıyoruz kendimizi koltuklara dikiyoruz gözümüzü tv ye yahut pc ye ne çıkarsa bahtımıza sohbet desen yok , dizi var çünkü . ev hanımları evde, iş hanımları dışarda yoruluyorlar lakin koltukta uzanırken dinlenemiyoruz ki ; beynimiz reklamlar flaşlar, radyasyon saldırısında sonra da gelsin kronik hastalıklar ; tansiyon, migren felan filan
yediklerimizden zaten hayır yok. türk halkı olarak cıcığı çıkana kadar, pişirdiğimiz için posa yiyoruz hormon desen o biçim ; her türlüsü var hanım abla, seç yeterki ne alırsak meyveden alıyoruz
damak zevkimiz desen, yağlı salçalı ve hamurlu ve şekerliden yana olunca , otuzbeşten sonra tombişçik oluveriyoruz, biz de anlamadan su bile içsem yarıyor yahu, diye diye tabii yersen baklavayı, içersen suyu ehhh su bile yarar o zaman çünkü midenin sindirimine müdahale ediyorsun
hatırlayanlar vardır, ya da duymuşlardır büyüklerden ; önceden ama çok değil, kitap okunurdu akşamları mesela ; amcamlarda tv yoktu her akşam amcamın oğlu okurmuş ev halkına battal gazi destanı ya da eba müslimi babamların evinde de okunurmuş kitap sonra mütaalası yapılırmış hiç tanımadığım babaannemin öyle bir öykü dağarcığı varmış ki, hiç bitmezmiş anlatacakları o zaman belki de insanlar, daha fazla yüzyüze iletişim içinde olduklarından, araları daha iyiymiş namertlik ve bencillik bu kadar dizboyu değilmiş ( bakarmısınız erkek gibi konuşuyorum yakında da erkek gibi küfredersem şaşmayın hiç )
bizim evde o da zorlamamla , haftada en fazla iki defa balık yenir ergen boncuğumun okulu yemekli olduğundan içim rahat biraz, akşamları da bazen ızgaraya kaçsam da , sulu yemek yapmaya çalışırım meyvaysa her akşam yenir şükür
yemekten sonra hepimizin evindeki gibi bey kumandayı alır eline kılıç gibi, o haber benim bu açık oturum benim der, savurur durur teyyareyse pcye takılır biraz, sonra büker boynunu kitaba kuru kızım gelince beraber okuruz ergense arada çemkirse de babaya, geniş aileyi aç diye sen ödevini yaptınmı bakiiim diye geri püskürtülür derhal tvnin insanları aptallaştırdığına yürekten inanan biri olarak, evdeki bozulduğunda mutlu olurum lakin diğer tvsever bireyler hemen yaptırırlar düşkün değiliz diye inkar ederekten
aslında çözüm basit sağlık için ; az yemek, tvnin karşısına yapışmadan hemen hayat arkadaşıyla elele kısa bir yürüyüş eve gelince de serbest zaman yürüyüşte yirmi kat oksijen girdiğini düşünürsek vücuda artık bozdur bozdur harca hatta eline bez alıp camları silesin bile gelirse şaşma !
7 Aralık 2010 Salı
ey insanlık ölme sen !
biliyorum bazen zor sınavlardan geçiyorsun hele son zamanlarda herşey sana karşı adeta sık sık seni parayla takas ediyorlar kişisel kaygılarsa seni yarı yolda bırakıyor sık sık
yoldaşların , yardımcıların nerde senin ?
vicdan... çoğu sinede bastırılmış , sus pus oturuyor
kanaat... vitrinlerin neon ışıltısından kamaşmış gözlere, aç nefisle bulanmış beyinlere ulaşamıyor ekseri sorumluluk duygusu ise... menfaatle kolkola girmiş, az önce şu köşeden kayboldu
ahh yorgun kalp... atıyorsun hala mecalsizce kim duyacak sesini ? kim yol gösterecek sana ?
not : cevabı merak eden arkadaşlara ;
formül basit aslında KUR'AN = İMAN = HAYA = VİCDAN = İNSANLIK
notlar tamam uygulamada sınıfta kalıyoruz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















