12 Aralık 2010 Pazar

ben giderim o gider, peşimde tin tin eder ?

 satış görevlisi tabiiki .       eski adıyla tezgahtar        biz memnunduk böyle demekten aslında  . neden değiştiyse adı ?

peşinde güya çaktırmadan ,   gezen biriyle alışveriş yapmaktan     memnun olan varmı acaba ?

 


tamam      hırsız insanlar var        çalmak için girerler dükkanlara        .nişanlıyken, bir yıl zincir mağazalardan birinde sekreterlik yapmıştım         sık sık hırsız yakalanıyordu               alarm pullarını düğme sanan yarım akıllı bayanlar .         o kadar ağlayıp yalvarırdılarki ; çoğunu salıverirlerdi       iyi bir gözünü korkutarak tabii.    üç kuruşluk etek için ne hale sokarlardı     kimbilir             o kadar yalvaran birisinin kendine güveni de sıfıra iner herhalde.

tamam           patronları     müşteriyi takip edeceksin diyor ama ; eski zamanda takılı kalmışlar onlar    güvenlik kamerasının icad edildiğini    bilmiyorlar henüz.            ayol köşebaşı bakkallarında bile var         alın artık da müşterinizi hırsız tutmayın.

pekala        yardımcı olmak için geziyorsunuz peşimde          lakin yalnız takılmaktan hoşlanıyorum belki de. iyice ölçüp,   biçerim          nasıl durur üstümde diye hayallenirim bazen   giymeden       arasıra goncamı arar fikir de sorarım        kendi    mutlu mesut alışveriş dünyamda    senin işin ne ?        yardım istersem sesleniveririm ötedekine.         omuz mesafemde durma     please.

eminimki  ;   çoğu insan da    vitrinde görüp vurulduğu kazağı almak için seğirttiğinde,   peşine düşen hafiyeden kaçmak için        öbür kapıdan çıkmaya yetiştiremiyordur              öyle yapıyorum  ;    almak niyetiyle girdiğim şey     ne kadar cazip olursa olsun      çul çaput oluveriyor gözümde            müşterisini böyle rahatsız eden mağazadan    alışveriş yapmayı yediremiyorum kendime        .kuyruk    belliki gönülsüz ,   patron mağduru      o yüzden çemkiremiyorum da



ama lütfen ya ,     büyük mağazalardan örnek alın        .onlar gezmiyor kimsenin peşinde .   soru sormak için siz arıyorsunuz birilerini.        o zaman da aldıkları eğitim gereği,   size yardımcı olmak için paralıyorlar kendilerini.

küçük esnaf ;      siz de oturun   masanızın  başında,  boş kasaya bakıp kara kara düşünün !      artık nasıl satış yapılır diye,  birileri seminerler veriyor   bir yerlerde         ,gitmiyorsan da kendine yedirip     al kitabını oku mübarek

müşteri memnuniyeti diye de     bir kavram var aklında bulunsun .      insan kendini mutlu hissettiği yere geliyor bir daha         tezgahtarlarla saklambaç oynadığı yere değil  !   büyüyün artık !

karlar düşer düşer

nihayet beklenen kar yağdı  derken yağamadı  rüzgardan       sabah zilin sesiyle değil de , canımın istediğince uyandığımda azıcık tutmuştu bile, bizim ellerde             sıcacık evden burnumu çıkarmayıp,     seyhancığımın hasretle beklediği  fincandan        sıcak çikolatamı içerken,       serpiştiren tanecikleri seyretmek ne kadar  zevkli        free takılmak, zamanla yarışmadan     kahvaltımı etmek ,   camdan bakarak




özgürce,    rabbimin inayetiyle    birbirine değmeden inen zerrelere bakıp  bakıp diledim     muştulu haberleri bir zamanlar ihtiyacım olduğunda geliveren,   sürprizlerden diledim          birbiri   ardına gelip,       kapımı tıklatmasını  istedim       öyle işte...       bir sürü sevinç diledim rabbimden  ,    ama  şaşkınlar  gibi göğe bakarak değil,     her yerde olduğunu hissederek  diledim

11 Aralık 2010 Cumartesi

baygın hanım


bugün yine rutin cumaydı;    koştura koştura eve gel ,   kostüm değiş- paklan       zeytun bacıyı kap,  sohbete kavuş .     sonra da sorarlar tabii   ;   yanakların neden al al olmuş   ?  diye .      tefsir ve hadis dersleri gördük  sonra da buyurduk    halil ibrahim sofrasına ;

patlıcan oturtma ve çorba ,  makarna böreği ,    elde açma börek,   mercimekli sigara böreği ,  mercimekli köfte ,   iki çeşit yeşil salata,    yoğurtlu havuç,   elmalı tart ,elmalı kek ,   sevgili nesrinden tarifini  aldığım italyan usulü sütlaç,   kadayıf tatlısı

neden aygın  baygın olduğumu anladınızmı ?

10 Aralık 2010 Cuma

nenee nenee

annemin bize gelip kaldığı nadir zamanlarda;     apartman görevlisi  - eski isimle kapıcı-   ali abi  öğlen servisinde    anneme böyle seslenir              10 yıl önce de öyle diyordu ,şimdi de       o zaman abes karşılayan annem,      şimdi yetmiş yaşında olduğu için      kabullendi neneliği





yanında büyükleri olanlar bilir ;   zordur onları ve evi idare etmek             bir evi yönetmek ,   nerdeyse ülke yönetmek gibi            anne ya da babanız geldiğindeyse;     konuk başbakan ağırlamış gibi oluyorsunuz        hele evde iki ergeniniz varsa ;    terör örgütüyle karşı karşıyasınız demektir              misafiri evdeki dengeyi bozmadan rahat ettirmek  için,      akrobasi yapmanız bile gerekebilir  

bizim şansımız ,    goncamın  aileme karşı    inanılmaz toleranslı oluşu           her daim bizde kalmalarından yana ama    annem evinde daha rahat ettiğini öne sürüp,    şimdilik özgür kızı oynuyor            yine de adım gibi biliyorumki ;     ömrümüz olursa tabii,    böyle gelinleri olduğu müddetçe         annem bizim evin daimi ferdi olacak ;        anneannem gibi

anneannem;    toprağı bol olsun         yaşlılığını ibadet ve kuranıyla geçirmesine rağmen,  azıcık huysuz tezcanlı bir ihtiyardı              yani zordu onu kırmamak            sabır taşı annem zoru başararak,    duasını aldı onun   mevlam bize de     nasip eder inş.

insanın hayat arkadaşı gittikten sonra,    bu kadarmı ürkek olur ?           korkuyorum ;     babamın emaneti annemi      yanlış bir sözle kırmaktan              lakin elkızı çekinmiyor ;    köşesinde diken üstünde oturan iki günlük misafire çemkirmeye ?

 



oturduğu evi,     altındaki arabayı alan kişiye      bir cep harçlığını çok görüyor      teyyare      içgüveysi olmayan, hanımköylü kardeşini    sildi zaten hayatından       anasının hatırına susuyor .     haksızlık karşısında hiç susmamış kişi için,   ne büyük imtihan yarebbim .       aklıma geldikçe yüreğim daralıyor , dişlerimi sıkıyorum gayriihtiyari.            ekranda gördükçe      kardeşlerin    birbiriyle neşeli sofralarda     biraraya gelmelerini  içim sızlıyor .     biz ne yaptık ona da kanımızdan olanı  el gibi etti bize ? diye düşünüyorum





hey gidi dünya  !    ne kadar garipsin !   nenecik başını eğip kabullense de,  Allaha havale ediyorum onları

9 Aralık 2010 Perşembe

kandıramazsın beni

akşamları  yemekleri ekmeksiz yerken ,    yemekten sonra    dolaptan iki çatal tiramisu aşırıyorsam

bütün haftayı şekersiz geçirip ,        pazar günü   elmalı kurabiyelerle kendimi kaybediyorsam





çikolata isteğime gem vurup , nefsimi körelteyim bari  diyerek pazardan   6 tombul hurma alıp çocuk gibi yiye yiye geliyorsam

güne kepek ekmeğiyle başlayıp,      çiğ köfte dürümle bitiriyorsam

kimi kandırıyorum acaba ?

8 Aralık 2010 Çarşamba

yiyelim, şişelim, yiyelim, şişelim

nekka kolay değilmi   ?    yersen homini gırtlak ,    kıpraşmadan  tombi yatak   ;   oluruz balon




akşam yemeğinden sonra;     hepimiz atıyoruz kendimizi koltuklara          dikiyoruz gözümüzü tv ye   yahut pc ye       ne çıkarsa bahtımıza           sohbet desen yok ,     dizi var çünkü . ev hanımları evde,      iş hanımları dışarda yoruluyorlar         lakin koltukta uzanırken dinlenemiyoruz ki   ;        beynimiz    reklamlar     flaşlar, radyasyon saldırısında            sonra da gelsin kronik hastalıklar  ;     tansiyon, migren  felan filan





yediklerimizden zaten hayır yok.            türk halkı olarak cıcığı çıkana kadar,     pişirdiğimiz için posa yiyoruz  hormon desen  o biçim ;      her türlüsü var hanım abla,     seç yeterki           ne alırsak meyveden alıyoruz
damak zevkimiz desen,         yağlı salçalı ve hamurlu ve şekerliden yana olunca ,      otuzbeşten sonra tombişçik oluveriyoruz,    biz de anlamadan          su bile içsem yarıyor yahu,     diye diye         tabii yersen baklavayı,  içersen suyu                ehhh su bile yarar o zaman        çünkü midenin sindirimine müdahale ediyorsun





hatırlayanlar vardır,    ya da duymuşlardır büyüklerden ;      önceden ama çok değil,      kitap okunurdu akşamları            mesela ;    amcamlarda tv yoktu           her akşam  amcamın oğlu okurmuş ev halkına battal gazi destanı   ya da eba müslimi           babamların evinde de okunurmuş kitap            sonra mütaalası yapılırmış              hiç tanımadığım babaannemin öyle bir öykü dağarcığı varmış ki,    hiç bitmezmiş anlatacakları              o zaman belki de insanlar,   daha fazla yüzyüze iletişim içinde olduklarından,    araları daha iyiymiş         namertlik ve bencillik      bu kadar dizboyu değilmiş ( bakarmısınız erkek gibi konuşuyorum  yakında da     erkek gibi küfredersem    şaşmayın hiç )


bizim evde  o da zorlamamla ,    haftada en fazla iki defa balık yenir       ergen boncuğumun okulu yemekli olduğundan   içim rahat biraz,        akşamları da bazen ızgaraya kaçsam da ,   sulu yemek yapmaya çalışırım   meyvaysa her akşam yenir     şükür




yemekten sonra      hepimizin evindeki gibi bey kumandayı alır eline kılıç gibi,     o haber benim bu açık oturum benim der,   savurur durur         teyyareyse pcye takılır biraz, sonra büker boynunu kitaba         kuru kızım gelince beraber okuruz         ergense arada çemkirse de babaya,   geniş aileyi aç diye    sen ödevini yaptınmı bakiiim diye   geri püskürtülür derhal         tvnin insanları aptallaştırdığına  yürekten inanan biri olarak,     evdeki bozulduğunda mutlu olurum           lakin diğer tvsever bireyler hemen yaptırırlar   düşkün değiliz diye inkar ederekten 




aslında çözüm basit sağlık için ;  az yemek,     tvnin karşısına yapışmadan     hemen hayat arkadaşıyla elele kısa bir yürüyüş           eve gelince de serbest zaman         yürüyüşte yirmi kat oksijen girdiğini düşünürsek vücuda      artık bozdur bozdur harca          hatta  eline bez alıp camları silesin bile gelirse  şaşma !

7 Aralık 2010 Salı

ey insanlık ölme sen !


biliyorum     bazen    zor sınavlardan geçiyorsun           hele son zamanlarda herşey sana karşı adeta   sık sık  seni parayla takas ediyorlar   kişisel kaygılarsa  seni yarı yolda bırakıyor    sık sık

yoldaşların , yardımcıların nerde senin ?





vicdan...   çoğu sinede bastırılmış , sus pus oturuyor
kanaat...  vitrinlerin  neon ışıltısından kamaşmış gözlere,  aç nefisle bulanmış beyinlere ulaşamıyor  ekseri   sorumluluk duygusu ise...       menfaatle kolkola girmiş,      az önce şu köşeden kayboldu




ahh   yorgun  kalp...    atıyorsun hala   mecalsizce     kim duyacak  sesini ?    kim  yol gösterecek sana ?


not :  cevabı merak eden arkadaşlara ;

formül basit aslında         KUR'AN  =  İMAN  =  HAYA = VİCDAN  =  İNSANLIK

notlar tamam        uygulamada sınıfta kalıyoruz