23 Ocak 2013 Çarşamba

zaman gitme zamanı a dostlar


hep ertelenen, ama bir görüldüğünde yangını yüreklere düşen yerlere..


evet biz de erteleyenler arasındaydık şimdiye dek ,ta ki takatimiz kesilmeye başladı,  zihnimiz bize oyunlar etmeye başladı tamam artık dedik ,

ve gidiyoruz işte....

Küre TV - Küre TV Mekke


 darısı bizim gibilerin başına

10 Aralık 2012 Pazartesi

erenköyde kayboldum :(

tee ne zamandan beridir ,yok kesin söyleyeyim bilumum neşriyatta vay efendim ümraniye ve erenköydeki butikler fatih tesettür giyimi solladı gibisinden yazıları okuduğum günden beridir ki; oralara gitme hayalleri kurur dururdum. ee şimdi de tatil olduğundan ,gitmek lazım geldi gezme arayan bünyeme.yalnız şunları dikkate almamışım;
erenköye hiç gitmedim gitmeyi de bilmem
gitmek için kadıköy salı pazarının kurulduğu günü seçmemeliymişim,hatta pazara hiç uğramamalıymışım.altı üstü iki pırtı uğruna.
yön duygumun zayıf olduğu malum,caddede ilerlerken bir mağazaya girip bakınıp çıktığımnda geldiğim istikamete geri yürümüşlüğüm çoktur.
her tavsiye edilen yere atlamak sazanlığın başka çeşidiymiş maalesef,deneyerek öğrendim.
kırkından sonra gezme dönüşü yorgunluk değil düpedüz acı verici oluyormuş.
öğrendiğim şeylerden gezintimi  kabataslak anlattım sayılsa da ,az biraz ayrıntı vermeden edemeyeceğim;
her sabah erkenden uyansam da ,gezeceğim ya.  onbuçukta açtım gözümü.   sonrası pür telaş. malum metrobüs yapımı trafiği derken ,salı pazarına geldiğimde saat bire geliyordu;   yolda yoruldum diyebilirim
bu pazara üçüncü ve büyük ihtimalle son gelişim, hala bu kadar abartılmasını anlamış değilim. buradaki her şey beylik pazarında da var ayol.
bişey almadan dönüp durduğumdan mıdır yoksa sıcaktan mı beynim bulanıp başım dönenmezmi ? zaten gönlüm de geçmişti istikametimi çevirdim erenköye ,butiklere. butik derken hepi topu üç dört tane bulabildim.iyice başım dönmüş ola ki, her tarife göre yön değiştirdim,kafam oldu bir çorba.yarın bir gün yanılır da oturursam direksiyona seyreyle şenliği sen ;   küçükçekmece diye çıkıp kendini küçükyalıda bulmalar felan. yaparım mı yaparım,istidatlıyım kaybolmada :(

acaba dedim ,acıktım da ondan mı saflaştım ? sorup soruşturdum,oralarda bir mantı evi önerdiler.sıcaktan börtük vaziyette attım kendimi,
keşke atmasaymışım.

26 Kasım 2012 Pazartesi

Ayağımın tozuyla fuar kitaplarım ;
Çoğunlukla tarihi romans az biraz da paranormal . Bana kalan hafifletmiş cüzdan , kabarmış ekstre sızlayan  ayacıklar...


150 tane felan da ayraç :))

24 Kasım 2012 Cumartesi

Körkütük sarhoş saçmalaması ve geyiksever insanımın hayranlığı

Fazla söze ne hacet ? Bulmacanın cevabı işte ;

Behzat ç.

20 Kasım 2012 Salı

Bahaneler bahaneler


Emektar bilgisayarıma evlilik yıldönümümüzde veda ettim edeli, bloga iyice yolum düşmez oldu arkadaşlar. Her ne kadar kullanım açısından kolay olsa da, resim eklemek ve doğru yazabilmek açısından tam bir bela. Anneannemin ve goncamın deyimiyle ığımını bulamadım henüz.

Kucakta bebek misali ordan oraya taşımak tam bir Saadet olsa da program yüklemek imkansız nerdeyse. Masaüstüne resim atmayı yeni öğrendim  o kadar işte. Hele bir de yanlış yaz ve farketme  yandın. Bütün satırı sil bakalım, ya da başka yolu var da bulamadım henüz.



İş hayatım yeniden başladı , yeni havadislerden  bahsedecek olursam   . Baş belası uygulama sınavım vardı yine veremedim , kolundaki bileziği çıkarmayı unutmuşum nerden gördülerse ! Artı lafa tuttular dağıttıklarımı toplamadan çıktım gittim  . Kesin kaldım sonuçlara bakasım bile yok  pöf. ( pöf yazıyorum kelime doğrulama PAF diye hem de büyük harfle düzeltiyor çilemi düşünün artık. Arıyorum ve anıyorum seni sık sık sevgili emektarım.

İş yeri için yeni elemanlar ve ekipmanlar aldık yeniledim, servis takımlarını. Sunumlarımız farklı oldu ve hemen geri dönümler aldık şükür. Ay bunu nerden aldın? gibi. Kolay mı bütün yazı internette alışverişle geçirmek ? Artık almayacağım desem de alışverişin son türünü bugün yaptım. Gelince koyarım resimleri (umarım )

13 Kasım 2012 Salı

Nineler de vardı bir zamanlar...



Çocukluğumuzda ve yetişme çağlarımızda.
Aksaçlı ve vuruş burus nineler.    kulagi her daim ezanda,   kucağında torun hoplatan evin işini yapan gelinine yol gösteren, itilip kakılmadan baştacıı edilirmişler evde.
Bizim neslimiz onlara gösterilen saygıyı görerek öğrendi,  yaşlanan ana babasına hürmeti.

Ve bir kuraldı adeta ;yaslanınca başını örtüp namaza başlamak, hatta hacca gitmek, ne kadar süslü de olsa.  boyle yapanları görünce, annemin lafı çın çın kulağımda çınlardı;  gençlikte yapılan ibadetler florasan ışığı gibidir,   yaşlaninca yapilanlarsa mum ışığı .    mum felan ama, bir çaba varmış ortada yine de..

Hadi şimdinin ninelerine bakalım;   yüzü kabartma tozunu yemiş kek gibi kabartilmis.
Aksine, umudunun havası    pardon yağı çekilip alınmış.  degme tazenin giymeyeceği darlıkta elbiseye tıkışmış,  gözleri ümitsiz bakan teyzeler.

Her takılı kalan bakışta hayranlık arayan teyzeler !  silüet ne kadar genç  olsa da ,sisirdikce daha da derine kaçan o gozlerdeki yaşanmış yılları, kabullenememenin ızdırabını nasıl sileceksiniz ?

Ve biliyormusunuz ,sermaye akıttığınız o kozmetikler gunü kurtarmaya sadece.
ninem bes vakit seccadesinde geçirdiği huzur dolu anlarla sahipti o buruşuk ama kaymak gibi pürüzsüz cilde.

25 Eylül 2012 Salı

dedeler vardı eskiden.
oyunu bırakıp,koşup elini öpüp duasını aldığımız ,hiç tanımasak da.hiç de sıcakkanlı bir çocuk olamasak da.
başlarında istisnasız, hicazdan  gelme takkeler vardı, temiz bir gömlek iyi kötü bir ceket mutlakave bolcana kumaş pantolon,yani onların deyimiyle;  pantul. elini öperken misler gibi esans kokusu alırdık.


dedeler vardı eskiden.
istisnasız camiye giden,yüzüne baktığınızda O'nu hatırladığınız,boş konuşmaları ar sayan,karşılaştığınızda kendinizi toparladığınız. sözü kesilmeden dinlenen.

şimdi de var dedeler tabii; kot giyen göbek altından başlayan:(.çakma lakosla gezen,kelini perukla kapatıp saçını simsiyah boyayan gençlik özentisi.genç kızları kirli kıraathane camlarının ardından iki oyun arası pis pis süzen.
ya da markalı rüzgarlığı sırtına,afilli gözlüğü de gözüne taktı mı hele bir de varsa ayağında en gıcırından spor ayakkabı ,kendini delikanlı zanneden.
boş konuşanların şahı,ak saçlarını görmezcesine dünyaya kendini çelik halatlarla sarmalamış,kumanda müdürü amca.
karısını evde,arkadaşını manasız gevezeliklerle kahvede bunaltan.gençlik hevesi arabaya binen,lakin bir türlü yakışamayan.
hani şu iki tane çakıp ,gözlüğünü gözüne gömmek istediğimiz ...