4 Haziran 2011 Cumartesi

karmaşa

hiç kimsenin dokunamayacağı,ulaşamayacağı bir kabuğum olsa.
bir zar gibi çevrelese etrafımı  .  görsem ayan beyan,      ama hiç bir sarsan bakış değmese gözüme
hiç bir kem söz girmese kulağıma





o zarın içi rengarenk olsa,    hani kaleydeskop var ya ; onunla bakmış gibi,     neşe verse renkler.     dışarısını özlemem ki

hayat  kötü,     hiç bir sevinci sonuna kadar yaşamama,  izin vermiyorlar asla.   ben sizi sildim .  ama hala cümleleriniz tavırlarınız batıyor yüreğime ,acıtıyor.     yeni yeni kabuk tutmaya başlamıştı halbuki

ne zaman      öğreneceğim,   sizden gelene omuz silkmeyi  ?    tam da sizin yaptığınız  gibi.
çıkın hayatımdan artık.       rüzgarla gelen sözlerinizi  ,     dert yükü diyaloglarınızı ,     imalı sorularınızı,doymayan iştahınızı , kem  gözlerinizi de,   alın,    gidin

 ve     ne zaman artık,   rahat bırakacaksınız ?         ne zaman ?

3 Haziran 2011 Cuma

seni özledim babacık

yokluğun, altıncı yılında    hala ilk yıl gibi   belki daha fazla,   üzüyor .       hiç aklımda yokken görüveriyorum umreden getirdiğin seccadeyi ,   babam ! nerdesin ?  diyorum .     zaten tespihin her zaman elimde,  kıyamıyorum paylaşmaya,    goncamla bile

bıraktığın bağ,   yabani otla doldu baba.       kendinden başkasına laf söyletmediğin  hayat arkadaşın,    garip oldu,    çaresiz gibi,   kim ne derse inanan,       kendine hayrı olmayandan  medet uman.

uğraşıyorum sahip çıkmaya , ama yüküm ağır  ,     araya girince kırgınlıklar daha da zor be baba.





mal girince araya ,   kardeşlik lafta kaldı .     el kızı da girince,    hayal oldu.
babaocağını çok gördüler,    istemediler orada kızını , mal hırsıyla parlayan kızıl gözler .
oysa sen demiştin ki ;...     boşver ikimizin arasında kalsın bu da .    umarım bir gafilin elinde    ikisenede ,    çarçur olmaz gözbebeğin,   terin

bazen şımarttığın,     çokça söylendiğin ,sık sık ağlattığın     kızın şimdi anlıyor ve  özlüyor seni baba.

2 Haziran 2011 Perşembe




bu akşam mübarek regaib kandili.     herkesin   kandili mübarek olsun . Mevlam receb ayını layıkıyla geçirenlerden eylesin

      AMİN

ılıman manzaralar

akdenizde kışı yaşıyor gibiyim.    evde   havayla orantılı olarak ısındıkça ortam soğuyor,    klimayı en düşükte çalıştırıyormuşcasına
ilk golü kayın anney attı,    kapıdan girer girmez hem de .       elini öptükten bi saniye sonra,  görüşemedik bu aralar diye, rengini belli etti.        inanamayacaksınız belki ama,     bişey demedim.        ya şaşkınlıktan ya da güzel temennilerinizden.         iyi bişey yaptım fazla kurcalamayım bari.





sonra çekinik duruşlar başladı ..       gözüm ısırıyor biyerlerden ama,    derken  hatırladım;    kaynıma da dargınken böyle yapmıştı yazın.   adını koydum ya,    aldırmadım kendiyle başbaşa bıraktım.      ha bir de goncama soruverdim,   annen neden surat asıyor diye.      o da (tabiiki ve beklediğim gibi) sana öyle geliyor nakaratını tekrarladı .   umarım oğlum da aynı doğrultuda  düşünür.

işten gelince çok yorgun olduğumdan,    biraz dinlenip öyle yanlarına geçiyorum .    yemek yapma- yeme derken   saat onu buluyor ,erkenden yatıyorum            karşılıklı diyaloglarda sorun yok,     hatta  bir iki espri bile patlatmış olabilirim .
sonuç ;     geldiğinin ertesi günü,    ocağımın çakmağını bozdu ,ben de ona elbezi hediye ettim ve atlattık krizi
yenisini çıkarmazsak eğer ...

31 Mayıs 2011 Salı

geçtiğimiz  cuma günü   mutfak ağrım tutmuş durumdayken      ortam müsaitti,   işi astım.      goncam ve oğlum da evdeydi,      kahvaltıda pizza yapasım geldi.        tarifsiz felan mayalayıverdim,     hoop fırına;





cuma sohbetine ,  son moda krem şantili kurabiyeden yaptım.    tarif    hünerli bayanlardan.    sonra koştura koştura,      ilçemizin yeni sitelerinden birine gittik   z.teyzeyle;





bu soframızın kuruluş aşaması.      humus,  yoğurtlu kırmızı biber,    kabak kavurması yoğurtlu,   tavuk kıymalı patatesli börek,      mısır gevreğinden peri bacaları,    revani,    piyaz,   yeşil salata,    krem şantili kurabiye,un kurabiyesi,    yalancı tiramisu.
fotoda gözükmeyen çorba,   ızgara tavuk ve bulgur pilavı sonradan geldi.    peri bacalarının tarifini aldık;
50 gr tereyağ eritilir,     eritilmiş metro çikolata katılır,   üç kaşık bal,      300 gr corn flakes karıştırılır.
huninin ağzına veya tırtıl kurabiye kalıbına  doldurulur ve  huni şekli verilir.
bu da bugünkü tefsir dersimizde öğrendiğimiz dua;


29 Mayıs 2011 Pazar

evim evim

huzur bulduğum  yerim.
ayağımı uzatabildiğim ,   eşarbımı çıkarabildiğim  rahat alanım.      dışardaki çirkefe dur diyebildiğim






 ya sizin   eviniz ...  ?

28 Mayıs 2011 Cumartesi

başlasın faullü günler

kendi kendimi    ne kadar uyarsam da ,   rahat değil işte içim.      belki de   kendi halimde olmaya alıştığımdan, belki de yaşanabilecek bir olayın,   sarfedilecek iki çift sözün ,  endişesi geriyor bu kadar.   ne kadar telkin etsem de yanlış yaptığımı,    dünden beri diken üstündeyim

aslında bir zamanlar sevinirdim geldiğine.     çocuklarımla kemdimize dönük yaşadığımız günlerde,    herşey onların çevresinde dönerken,      özveri hayatımızın önemli bir parçasıyken.             şimdi minnoşlarımızın büyüyüp,     başlarının çaresine bakmaya başladığı dönemde,        biz daha ehli keyf olduk,      belki de ondan bu huzursuzluk




fena değildir de aramız, onun sert çıkışlarından birini yapıp ,  karşılığını aldığı nadir zamanlar haricinde.       annemle konuşabildiğimin fazlasını konuşuruz,       samimi olduğumu bilir hep.
zannederim eltimin gelmesiyle,    aramızda kıyas yapmaya başlayınca daha bir munis oldu kendileri.     20 yılda birbirimizi tanıdık, alıştık artık derken,      huylu huyundan vazgeçmez hasebiyle,    bazen depreşiyor galiba kuyruk acısı,    ve bir sarsıntı yaşıyoruz biz.  
son bayram ziyaretinde yaşananlar ipleri biraz daha gerdi . iletişimimiz koptu gibi; güya sağlamlaştırmaya geliyor,     baharda istanbulda gezme sevdası olduğundan, ciddi şekilde kuşkulansam da

evet;   kaynanam geliyor,       başlasın meconlar...