geçenlerde, bloglarda kış hazırlıklarına bakarken, gözüme çarpan fasulye turşusu, aldı götürdü biyerlere hemen. ilk yediğim an, aklıma geldi; yıl bilmem kaç, galiba lisedeydim, köye gitmiştik. anneannem sağ ve eski toprak evinde, kendi başına yaşıyor, bu da demektir ki 25 yıl öncesi felan. akşam saatlerindeyiz, sofrada yemek yiyoruz, teyzem de gelmiş. anneannem kuru fasulye yapmış, teyzem de fasulye ve havuç turşusu getirmiş. bazen akşam yediğimi unuturken, bu kadar eskiyi hatırlamak ne garip. beyinde ve dimağda, iz bırakanları hatırlıyoruz galiba, ne kadar geçse de.
o turşunun tadı hala aklımda. yanısıra teyzem, köyde şaibeli ölü bulunan, değirmencinin kızından bahsediyor, mütevazi ve müteedeyyin köyümüz ilk ve son defa, böyle faili meçhule sahne oluyor. olayın ayrıntılarını ,sonuna dek açılmış kulaklarla ( ve muhtemelen gözlerle) dinliyorum.
o yıllarda cinayet, sadece evimize sokmadığımız gazetelerin, ikinci sayfasında kalmaya mahkum bir olgu, kaldı ki köyde olsun, dehşete düşmüştük hepimiz. kışın ortasında, kim kim niye köye gitmişiz, o ayrı muamma. zihnimde , o sofrada yenenler ve konuşulanlar, bir fotoğraf gibi duruyor sadece.
sonraları ,gene gittik köye, anneannemin yeni ama biçimsiz evi yapıldığında . belki teyzem, gene gönderdi seviyoruz diye turşudan. hatta muhtemelen annem de, yapmaya başladı ama onlar iz bırakmadı,yanında heyecan ve dehşet olmayınca.
o zaman ne mutluymuşum farkında olmadan. ölümle yüzyüze gelmemişim. bütün yakınlarım sağ; dayım, enişteler, halam,anneannem, babam...
işte o zamanlar, eniştelerin kanka değil, enişte gibi ağırlığı olduğu zamanlardı. teyzelerimin naif olduğu ölçüde , sert duruşlu, biraz ilgisiz ama babacan, teyzelerimin bizi şımarttığı oranda da çekinilesi, ne tuhaftırki; onların kırılgan ve temiz güzellikleri kadar ,çirkin. evet hepsi de çirkinceydiler,nur içinde yatsınlar. kısaca söylemek gerekirse, en şanslıları annemmiş.
şimdinin enişteleri bayık genelde . bırak yeğeni baldızı , hanımı bile ilk tökezde şutlamaya hazır mazaAllah. hiç güvenmeyin kızlar.
16 Eylül 2011 Cuma
15 Eylül 2011 Perşembe
bir abim olsun
isterdim . şu başkalarında gördüğüm abilerden. kardeşine takılan ama sevgiyle,rahatsız etmek adına değil.arayan bazen, yılda bir kez değil. hatır soran ,hesap değil.
kollayan; kendini babanın vekili sayarak, karşına geçmeden.
derdine dost gibi yaklaşan, nerde kalsın dert çıkarmak. ?
varlığına sevinen, kıskanmak şöyle dursun.
hak yemeyen, hakkı da yenmeyen. etme- bulma dünyası hesabı.
karısını seven, ama vıdısını takmayan.
kız sana iftara geliyorum, diyecek
abi gibi,abi olsun.
ne garip, abim var benim.
görsel
kollayan; kendini babanın vekili sayarak, karşına geçmeden.
derdine dost gibi yaklaşan, nerde kalsın dert çıkarmak. ?
varlığına sevinen, kıskanmak şöyle dursun.
hak yemeyen, hakkı da yenmeyen. etme- bulma dünyası hesabı.
karısını seven, ama vıdısını takmayan.
kız sana iftara geliyorum, diyecek
abi gibi,abi olsun.
ne garip, abim var benim.
görsel
14 Eylül 2011 Çarşamba
temenni
güzel şeyler olsun hayatımızda bazen de .
duman gibi çöken isli tabakayı söküp atan. üçer beşer gelen ,can yakan sürprizlere merhem olsun,üflesin.
gülsün çehreler,kaşlar düzelsin ve gülüşler yayılsın yüzlere , hoşa giden sürprizler gibi aniden .
neler mi mesela ?
açlıktan ölmesin kimse. yardımlar şartları iyileştirmek için yapılsın, mezardan bebek kurtarmak için değil. birileri silah satmak için , bir yerlerdeki gençleri birbirine düşürmesin.
yine o birileri ,ülkelerin sınırlarıyla oynamasın , satranç hamleleriyle.
kimse kimseye çamur atmasın , egosunu yükseltmek hararetiyle.
hele ki hepimiz aynalı evlerde otururken.
bunlar sayabildiklerim. sayamadıklarımı da, siz ekleyiverin artık.
görsel
duman gibi çöken isli tabakayı söküp atan. üçer beşer gelen ,can yakan sürprizlere merhem olsun,üflesin.
gülsün çehreler,kaşlar düzelsin ve gülüşler yayılsın yüzlere , hoşa giden sürprizler gibi aniden .
neler mi mesela ?
açlıktan ölmesin kimse. yardımlar şartları iyileştirmek için yapılsın, mezardan bebek kurtarmak için değil. birileri silah satmak için , bir yerlerdeki gençleri birbirine düşürmesin.
yine o birileri ,ülkelerin sınırlarıyla oynamasın , satranç hamleleriyle.
kimse kimseye çamur atmasın , egosunu yükseltmek hararetiyle.
hele ki hepimiz aynalı evlerde otururken.
bunlar sayabildiklerim. sayamadıklarımı da, siz ekleyiverin artık.
görsel
13 Eylül 2011 Salı
mimdirik
nabrutum demiş ki; bir günlüğüne erkek olsan ama beynin ve ruhun aynı kalsa ne yapardın ?
pöf ... saçmalık işte. uymazdı ki ruhum , erkek ruhunun şablonuna.
uçarı beynim, o çoook üper süper ötesi, mantıklı erkek kafasına yerleşmezdi ki bir türlü :(
ayrıca ,
ne kadar da mutluyum , kadın olmaktan
her olaya duygusal yaklaşmaktan
bazen avaz avaz ağlama isteği duymaktan
bir saat sonra kahkahayla gülsem de
o yüzden, almayayım lütfen, bir günlüğüne bile, erkek bedenini ...
pöf ... saçmalık işte. uymazdı ki ruhum , erkek ruhunun şablonuna.
uçarı beynim, o çoook üper süper ötesi, mantıklı erkek kafasına yerleşmezdi ki bir türlü :(
ayrıca ,
ne kadar da mutluyum , kadın olmaktan
her olaya duygusal yaklaşmaktan
bazen avaz avaz ağlama isteği duymaktan
bir saat sonra kahkahayla gülsem de
o yüzden, almayayım lütfen, bir günlüğüne bile, erkek bedenini ...
dünya bu kadar büyük ise ve ben onun yanında o kadar küçükken, nasıl sıkabiliyor beni.
her güneşin doğuşu, ömürden bir gün azaltırken sensiz geçen günler ne olacak ? gözlerinde ararken teselliyi , gözlerine bakamamak ne olacak ?
sensiz geçen güne mi, akan göz yaşlarına mı, senin hüzünlü haline mi, neye değecek bütün bunlar ? sensiz güneş aydınlatmıyorken günümü, nasıl bulacağım söylermisin kaybetttiğim yolumu ?
kelimeler boğazımda düğümlenirken nasıl anlatacağim derdimi ? seninle hayatım mana buluyorken, kalpler nasıl dayanacak bu boşluğa ? cennet bahçesinden bir bahçe iken hanem, şimdi niye hüzünle dolup kaplasın her odayı kapkaranlık matem?
sen kalbimde değil, bütün hücrelerimde dolaşırken, hatta tamamen kimyam olmuşken, sen ben diye bir şey nasıl olabiliyor ? şeytan mı kabahatli yoksa derdi anlatamayan sözler mi ? itimat mı yok, yoksa dert mi hoşumuza gidiyor ?
sevğilinin bakışı ile beslenen kalbimiz ne kadar gıdasızlığa dayanacak ?
her güneşin doğuşu, ömürden bir gün azaltırken sensiz geçen günler ne olacak ? gözlerinde ararken teselliyi , gözlerine bakamamak ne olacak ?
sensiz geçen güne mi, akan göz yaşlarına mı, senin hüzünlü haline mi, neye değecek bütün bunlar ? sensiz güneş aydınlatmıyorken günümü, nasıl bulacağım söylermisin kaybetttiğim yolumu ?
kelimeler boğazımda düğümlenirken nasıl anlatacağim derdimi ? seninle hayatım mana buluyorken, kalpler nasıl dayanacak bu boşluğa ? cennet bahçesinden bir bahçe iken hanem, şimdi niye hüzünle dolup kaplasın her odayı kapkaranlık matem?
sen kalbimde değil, bütün hücrelerimde dolaşırken, hatta tamamen kimyam olmuşken, sen ben diye bir şey nasıl olabiliyor ? şeytan mı kabahatli yoksa derdi anlatamayan sözler mi ? itimat mı yok, yoksa dert mi hoşumuza gidiyor ?
sevğilinin bakışı ile beslenen kalbimiz ne kadar gıdasızlığa dayanacak ?
12 Eylül 2011 Pazartesi
hayallenmeler
ramazanda, sahurda karşılıklı haplarımızı içerken, bir baktım, ninelerimiz gibi sayıyoruz; şu midem için, şu bacağım, şu da kolestrol için ... diye. eşim 6 tane içerken, onunla yarışa girmişim adeta, dört hapla.
şaka maka derken , kırkı geçince yaşlılık psikolojisine giriyor insan , ondan mı acaba, çıkıyor bütün hastalıklar ? kaptırmasak zihnimizi ona, yaklaşamazmı illetler bize ?
nedeni ne olursa olsun , yenilerini sıraya dizmemek lazım. bunun için de ;
stressiz hayat , kaliteli beslenme ve önceden teşhis, yani check up, acil eylem planımıza girdi bile.
alt başlık açarsak;
stressiz hayat; kafaya hiç bir düşünce takmamak ( bu piyasada mı ?)
kaliteli beslenme = bilinçli beslenme ,organik olmalı aynı zamanda. çiftliğe devam o zaman. varsın file ,iki katına dolsun, ilaca vermekten iyidir.
check up, zincirdeki zayıf halka. çünkü toprağı bol olsun, tijene son yaptırdığı check uptan, sadece altı ay sonra piyango vurmuştu. hiç yaptırmadım amacheck up ama, jinekoloji muayenesinin dahil olduğunu biliyorum paketlere.
geçen sevginin sayfasında, görüp aklıma takmıştım. yanayazmış nerdeyse. Yarebbim bu nasıl bir tat? hemen deneyin,haşhaş ve tahinle aranız iyiyse;


eşim son zamanlarda , ayvalık tarafında bir yer alıp, yazları orada geçirmekten söz eder olduysa da, son çorum ziyaretinden sonra , rotayı oraya çevirdi. el atmazsam eğer, bu gidişle , ya iki ay orada kalacağız yazın, ya da biz, birbirimize hasret olacağız ,bir ay felan.
aşağıda bıyık, yukarda sakal.
gönlün asıl istediğiyse, toprağımda minik bir yer , ev yapacak kadar. lakin, kardeşlerim babamın vasiyetini yok saydı vermedi baba toprağından .
görelim Mevlam neyler...
şaka maka derken , kırkı geçince yaşlılık psikolojisine giriyor insan , ondan mı acaba, çıkıyor bütün hastalıklar ? kaptırmasak zihnimizi ona, yaklaşamazmı illetler bize ?
nedeni ne olursa olsun , yenilerini sıraya dizmemek lazım. bunun için de ;
stressiz hayat , kaliteli beslenme ve önceden teşhis, yani check up, acil eylem planımıza girdi bile.
alt başlık açarsak;
stressiz hayat; kafaya hiç bir düşünce takmamak ( bu piyasada mı ?)
kaliteli beslenme = bilinçli beslenme ,organik olmalı aynı zamanda. çiftliğe devam o zaman. varsın file ,iki katına dolsun, ilaca vermekten iyidir.
check up, zincirdeki zayıf halka. çünkü toprağı bol olsun, tijene son yaptırdığı check uptan, sadece altı ay sonra piyango vurmuştu. hiç yaptırmadım amacheck up ama, jinekoloji muayenesinin dahil olduğunu biliyorum paketlere.
geçen sevginin sayfasında, görüp aklıma takmıştım. yanayazmış nerdeyse. Yarebbim bu nasıl bir tat? hemen deneyin,haşhaş ve tahinle aranız iyiyse;
eşim son zamanlarda , ayvalık tarafında bir yer alıp, yazları orada geçirmekten söz eder olduysa da, son çorum ziyaretinden sonra , rotayı oraya çevirdi. el atmazsam eğer, bu gidişle , ya iki ay orada kalacağız yazın, ya da biz, birbirimize hasret olacağız ,bir ay felan.
aşağıda bıyık, yukarda sakal.
gönlün asıl istediğiyse, toprağımda minik bir yer , ev yapacak kadar. lakin, kardeşlerim babamın vasiyetini yok saydı vermedi baba toprağından .
görelim Mevlam neyler...
15
yorumcu
Etiketler:
biz,
hastalık,
üzüntü
10 Eylül 2011 Cumartesi
çırpınma; neye dair ?
evlatlarımız için , hayatımız boyunca yaptığımız her şeyin, amaca yönelik söylenen her sözün, topluca adı bu olmalı.
bunalım takılırsam da, kendini paralama da diyebilirim, ya da adama. hepsi ne için ?
yüzlerinde biraz ilgi ifadesi , ya da mutluluk gülücükleri için, belki beş dakika ömürlü.
zaten her çabamız onlar için değil mi? yaşamadığımızı onlara yaşatmak için ? sıkıntı çektiysek,aman çekmesin onlar , aç kaldıysak onlar her daim tok olsun, hesapları yapmıyormuyuz ? ya kıymet bilmemizin nedeni, çekilen o sıkıntılarsa ? olmasaydı o çileler , biz de şu eleştirdiğimiz yavrular gibi olurmuyduk ki ? acıkmadan yiyen, açlığı bilir mi ki ?
yaparız ederiz , bir bakmışız ki, duman misali uçmuş, gitmiş bacadan, kanaat . sonra da suçlarız tatminsiz ve nankör diye. halbuki onlar bize, boş bir tuval gibi bahşedilmedi mi ?
sığınırım Rabbime ; ona giden yolu resmedecek iken ,o tuvali manasız çiziktirmelerle heba etmekten.
bunalım takılırsam da, kendini paralama da diyebilirim, ya da adama. hepsi ne için ?
yüzlerinde biraz ilgi ifadesi , ya da mutluluk gülücükleri için, belki beş dakika ömürlü.
zaten her çabamız onlar için değil mi? yaşamadığımızı onlara yaşatmak için ? sıkıntı çektiysek,aman çekmesin onlar , aç kaldıysak onlar her daim tok olsun, hesapları yapmıyormuyuz ? ya kıymet bilmemizin nedeni, çekilen o sıkıntılarsa ? olmasaydı o çileler , biz de şu eleştirdiğimiz yavrular gibi olurmuyduk ki ? acıkmadan yiyen, açlığı bilir mi ki ?
yaparız ederiz , bir bakmışız ki, duman misali uçmuş, gitmiş bacadan, kanaat . sonra da suçlarız tatminsiz ve nankör diye. halbuki onlar bize, boş bir tuval gibi bahşedilmedi mi ?
sığınırım Rabbime ; ona giden yolu resmedecek iken ,o tuvali manasız çiziktirmelerle heba etmekten.
10
yorumcu
Etiketler:
felsefe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






