14 Haziran 2011 Salı

hey sen ! yüzme bilmeyen ;

buyur bu tarafa gel !     ıslık çalamayanlardan sağa dön,    sakız patlatamayanlardan az ilerle.    yufka açma özürlülerden sol yap,          araba kullanamayanlar taksi durağının yanındayız cümbür cemaaat.
biz de senin gibiyiz amma ;    kendi aramızda da sudan korkanlar-canı tatlılar ve tırsıklar diye üçe ayrılırız




ahh   bizler bu mevsimde ne acınasıyız bir bilsen.       hele bir de tatil adı altında,     deniz kenarına gitmeye meyledersek,   vay vay halimize.
mayo,   haşema vs.     bilumum deniz kıyafetiyle,    şezlong güzeli olmaya adayız.  ailece yapılacak deniz sporları,     ıslatmacalara    uzaktan bakmakla yetinir,     sıcaktan yanarsak suya atlıyım da ,   serinleyim bir iki döneyim,    gelip güneşte kuruyum gibi,    niyetlerimiz asla olmaz ,olamaz.     
çocuk havuzuna girmeye  de,    havamız müsade etmediğinden  ,       şezlong gölgesinde en son çıkan kitapları okur,     çocuklarımızı        can havliyle yağlar,  komşularla sohbetin belini kırarız.

ara ara meylederiz öğrenmeye ,tabii.  eğer gözümüzü karartırsak ,   inanırsak öğrenirken boğulmayacağımıza, başarırız da .  ama illa sebat gerek ,    işin ucunda    kös kös şezlonga dönmek de var .

hayat da böyle değilmi   ?      ya    yerinde sayacaksın, sana verilenle kendi çapında debelenip .
ya da, gözünü ileri dikip    adım adım ilerleyeceksin ,     seni oyalayan ,     gözünü korkutanlara takılmadan

13 Haziran 2011 Pazartesi

nihayet

gittiler.      son iki seferdir ne kadar zor geliyor onları ağırlamak.  çok talep edici olmamalarına rağmen .   evdeki özgürlüğü en fazla kısıtlanan olarak,    en zorlanan benim.





aslında fazla sıkıntıya girmemeye uğraşıyorum.      bunun onlara asık yüz olarak dönmemesi için .    insan işten yorgun argın geldiğinde,      güleryüz göstermesi gereken misafirleri olduğunu her zaman hatırlayamıyor
ahh buldum bunuyorum ,      ama insan ağır derler ya,       taşıma kapasitem normalin altında galiba.    ya da insanları olduğu gibi kabul edememek .     biraz ondan,   biraz bundan herhalde.

kaynanasından neler neler çekmiş olanlar bana kızacaktır.  dağına göre kar derler ya;     bu kadar kar yetti arttı     ayol
bu hafta yoğunum yine,     aynı geçen hafta olduğum gibi.    4 gün sınavım var ,sonra part time işe gideceğim ve yaz tatili hazırlığına girişeceğim.      gözüm keserse temizliği sıkıştıracağım,      yoksa dönüşte artık.      bir de tatilde okuyacağım kitapları ayarlayıp,     sipariş vermek var
kuru kızım istedi yaptım pastayı   ve   jumbo poğaçaları ;





ve olmazsa olmazımız ;





ergenimin  mezuniyet töreninden bahsetmiştim .    miniklerin mehter gösterisi  ne hoştu ;


11 Haziran 2011 Cumartesi

minik minik dualar

Allahım;
uzun ömür değil,  hayırlı uzun ömür ver (kör nefis işte)
rızkımızı helalinden ver,tatlı tatlı yemeyi de nasip et ( dedim ya nefis kör )

az verip el açtırma ,çok verip şımartma
son nefesimize kadar da senden başkasına muhtaç etme





sevdiklerimizle beraber firdevs cennetine girmeyi nasip et
duanın özü; bizi sev Rabbim


işte bunlar da hıdrellez dileklerim ;
yeni evim ;
kendi arabam,
çocuklarımın  hayatta başarılı olması
eşyalarımı değiştirmek

10 Haziran 2011 Cuma

dün lise kankalarım geldiler nihayet ;     hani şu 16 yıl sonra felan,    tekrar arayıp bulduğumuz .   buruktu buluşmamız      işte bu yüzden .
doyasıya sohbet ,     güzel tadlarla buluşunca ,    güzel gündü;



sabah işe gitmedim ,    pazara felan çıkıp anca tamamladım soframı .      diyet olunca salatalar girdi  sahneye, işte yeşil salatam    nar ekşili ,sirkeli;





salatalık ve havuç rendesi, 1 kaşık mayonez ilaveli,   sarımsaklı yoğurtla birleşince...  ta taaam ;





nefis olmuş, en çok kim yedi dersiniz ?     ne yapayım diyetteyim , yani her daim aç.     galeta unlu poğaça ne kadar gevrekti .    tarifi buradan ;





bu kurabiyeyi tanıyorsunuz ,(sakın sıcakken pudra şekeri dökmeyin benim gibi)   tarifi sevgiden;





arkadaşlar gecikince   ve fırında unutulunca, evrim geçiren   mantarlarım;






yine de yendi,  afiyetle.
bu da ,   yalancı tiramisunun ardından gelen meyvemiz;





o el kadar mideye nasıl sığdırdık hepsini  bilemiycem
sonuç;    saadetin kompresörüne binip gitmesini, burnunu çeke çeke izleyen,   tırsık şoför...

8 Haziran 2011 Çarşamba

asayiş berkemal

mantılar da kurumada .   akşam yaptık kaynanamla beraber . dün iş çıkışı cerrahpaşaya gittik,  oradan da eyüp sultana.      malum misafirimiz var ya.   hafta içi olmasına rağmen ,   yine kalabalık anacım.





kuşları meşhur fıskiyenin karşı tarafına almışlar,     meydan tertemiz artık.   o meydanda ,hayatımın en kötü dondurmasını yedim;    antepfıstıklı (rengi sarıydı yeşil felan değil asla) ve çikolata (nefret ettirecek kadar alakasız,  içinde kakao namına hiçbişey olmayan).      tamam diyetteyim ablalar  ,zaten tek toptu (iyiki)




eyüp semtinin havası bir başka,   bütün türbeler de  restore ediliyor şu sıralar.
akşam koşturarak eve geldik,      kalan yemeklerimiz vardı,    onları bitirdik.     yok artık öyle dışarda yemek ısmarlamalar,       kapattık o defteri biz.
akşama oğlumun mezuniyetine davetliyiz,   kuru kızım da geliyor .     tam bir aile saadeti içinde şımarırım artık

bugün de, işyerinde çalışırken aklıma düştü mantı.       kaynanam için mantı açmak çocuk oyuncağı,   ahaliyi toplar bükeriz dedim.       lakin işi olunca ahalinin,    bükücüler iki kişiydi.  dört saat sürdü ,canımız da çıktı. yemesi ise nefisti tabii

işte böyleyiz ;     biraz o bana uymuyor,     biraz ben ona bulaşmıyorum.      sonuç bu.
eeee    sabır eken ne biçermiş ?      mantı ,     yanıç ve umuyorum ki suböreği

7 Haziran 2011 Salı

yine doktora giden yolculuk ;





ve endişeler...





zavallı kaplumbağanın bir bacağı yok artık
kaldım iki arada bir derede ;






sonuç ,şekere yatkınlık ve diyet listesi. başlasın eziyet;





sağdaki mi ? soldaki mi ? diye.   sağdaki ,   tabiiki
bu da teselli ödülüm kendime;


6 Haziran 2011 Pazartesi

hayır diyemeyenlerdenmisiniz?

işiniz zor,     dünyanın yükü omuzlarınızda.      hatta arkada kuyruk olmuşlar  bir maruzatı olanlar,   nerden mi biliyorum  ?    biri de bizim evde;   goncam
o yüzden sayabilirim     hemen özelliklerini,   gözüm kapalıyken bile;       herkesin derdine çare olmaya çalışan,   mümkün mertebe hayır dememeye uğraşan,     yapıcı aynı zamanda mantıklı düşünen.
merhametlidirler de.       kelimenin tam manasıyla iyidirler,       hatta iyilikleri yüzlerinden okunur.




arkadaşı yolda kalır, koşar yanına,      borç isterler avucundakini verir tereddürsüz,   kendi gibi zanneder çünkü; güvenilir.    bir olay olur hemen iyi tarafından bakar ,    arar iyi tarafını doğrusu.

kendisinden  istenince ne kadar vericiyse de,    ihtiyacı varken yardıma, o kadar çekingendir.      hayır cevabı alacağı kesinse,   hiç meyletmez bile.

peki bütün bu hasletler,    ikili ilişkilerde nasıl dönüyor kendisine ?
maalesef azami üzüntü,   asgari mutluluk.
peki mutluluğun miktarı neyle  ters  orantılı ?       benim çemkirmelerimle tabii ki