duş sonrası, kil maskesiyle kendimi şımartırken (yüzümü kireç badanası yapmakla, nasıl şımartıyorsam artık? ) yazasım geldi yine .
bazen o kadar birikiyor ki, artarda birkaç konuda yazabiliyorum . malum kadınların günlük kelime tüketimi ; 5000 . şaka gibi değilmi ? bir gün kaptırıp sayabilirim de. hepsini buraya yazınca, akşama oluyorum nazlı gelin. ağzından gramla laf çıkanından.
eyvah kargo geldi , bu suratla adamın yüreği ağzına gelmese bari ! ups !
o kadar korkmuş görünüyordu ki, eli titriyordu zavallının. evet; ups kargo iki gündür kapımı aşındırıyor müşteri memnuniyeti adına . adamların kırmızı halı sermedikleri kaldı
mart ayı house beatiful dergimin gelmediğini farkettim , abone hattını aradığımda, sahte imzayla başkasına bırakıldığı ortaya çıktı . turkuaz dergi nasıl başını ağrıttıysa ups nin , zavallılar özür dilediler, kapıya kadar gelip , iki gündür de habire dergi taşıyorlar, istemediğim halde. fena mı oldu ? tabiiki hayır ;
sofra' ya sevindim ,cosmo zımbırtısı olmasa da olurdu.
kitaplarımı internetten alırım bazen . bazı da, eğer yolum düşmüşse bakırköyde, tren yolu köprüsünün üstündeki kitapçılardan . orası daha hoşuma gidiyor; okuyup beğenmediğim kitabı, cüz'i bir fiyata takas edebiliyorum şurada da anlattığım gibi. hem kitaplığım dolup taşmıyor , hem de yeni çıkan çoğu kitabı okuyorum ;
tabii ilgi alanıma girenleri.
gonca galiba seviyor ;)
dirsek atmadığı zamanlarda tabii. hediyemi verdiği zaman,önce boynuna atladım sevinçten sonra da nalet şeytan ağzımdan şu kelimeleri yuvarladı ; satıcı kızların bileğini koklaya koklaya almadın umarım!
parfümü çok beğenmiş ; arada kullanırım dedi .
şaka mı yapıyor, ciddi mi ? anlayamadım :(
17 Mart 2011 Perşembe
hayatınızı nasıl alırdınız ?
ya da şöyle sorayım ;
öylesine yaşamak mı kaliteli yaşamak mı ? ya da kalite nedir ?
yemeyi içmeyi çevreden gördüğünle mi halletmek ? sahil çimenlerinde hafta sonu mangalı, kzının beslenme sepetine, pcden kalkamadığın için hazır kek koyup savmak, pazardan doldurup poşetleri gelmek ,lakin hep almaya aç olmak ( ahh bu konu çok uzar ) biti kanlanınca önce arabayı, sonra evdeki emektarı değiştirmek vs vs vs...
yoksa kendi değerlerini oluşturmak mı ? kadın doktor tercih etmek özelimizde, tenha bir güzellikte sakince köftelerimizi yelpazelemek , teybin kulak tırmalayıcı sesi olmadan , pcye yarın değişik ne yapsam diye oturmak, alışverişte işlevselliğe önem verip, ihtiyaçları en aza indirmek, işini görecek arabayı almak, hayat arkadaşına verdiği söze ömür boyu sadık olmak
bunun yanında hayatı uzun vadeli planlayıp ,ona göre yaşamak,çoğumuzun yaptığı gibi günü kurtarmak değil
10 yıllar sonra keşke şöyle yapsaydım demek hiç değil .
not: hani bir zamanlar masalımız vardı ; B.Y. den( blog yasağından ) önce ,işte onun devamı pazartesi gelecek.
merak edene duyurulur .
öylesine yaşamak mı kaliteli yaşamak mı ? ya da kalite nedir ?
yemeyi içmeyi çevreden gördüğünle mi halletmek ? sahil çimenlerinde hafta sonu mangalı, kzının beslenme sepetine, pcden kalkamadığın için hazır kek koyup savmak, pazardan doldurup poşetleri gelmek ,lakin hep almaya aç olmak ( ahh bu konu çok uzar ) biti kanlanınca önce arabayı, sonra evdeki emektarı değiştirmek vs vs vs...
yoksa kendi değerlerini oluşturmak mı ? kadın doktor tercih etmek özelimizde, tenha bir güzellikte sakince köftelerimizi yelpazelemek , teybin kulak tırmalayıcı sesi olmadan , pcye yarın değişik ne yapsam diye oturmak, alışverişte işlevselliğe önem verip, ihtiyaçları en aza indirmek, işini görecek arabayı almak, hayat arkadaşına verdiği söze ömür boyu sadık olmak
bunun yanında hayatı uzun vadeli planlayıp ,ona göre yaşamak,çoğumuzun yaptığı gibi günü kurtarmak değil
10 yıllar sonra keşke şöyle yapsaydım demek hiç değil .
not: hani bir zamanlar masalımız vardı ; B.Y. den( blog yasağından ) önce ,işte onun devamı pazartesi gelecek.
merak edene duyurulur .
11
yorumcu
Etiketler:
felsefe,
istekler
ey yabancı ; varmısın ? yokmusun ?
insan kardeşini aramaya korkarsa ; yine üzüntü bataklığına düşmemek adına ..
ya da aneyle konuşurken, onlardan hem bahsetmesini hem de bahsetmemesini isterse ..
hem özlerse ,hem de iliklerine kadar kızarsa ..
ahh o defteri kapatacak da , o damarlarındaki kan olmasa...
resim
ya da aneyle konuşurken, onlardan hem bahsetmesini hem de bahsetmemesini isterse ..
hem özlerse ,hem de iliklerine kadar kızarsa ..
ahh o defteri kapatacak da , o damarlarındaki kan olmasa...
resim
14
yorumcu
Etiketler:
tartışma
16 Mart 2011 Çarşamba
bir tatlı gezmecik
cuma sohbetimizin, kurulma aşamasındaki sofrası. mantı, kuru dolma, bulgur pilavı, yeşil salata, yoğurtlu havuç kavurması, laz püresi, haşhaşlı poğaça, çorba, makarna böreği hepimizin sevdiği lezzetlerden. tatlı olarak ; muhallebili kadayıf ( ki nefisti; z.teyzenin hakkını da yedim çok utanıyorum ama doğru ) ve iki çeşit sütlü tatlı.
resimdekinin ne olduğu konusunda bayağı meraklandık. biraz da siz uğraşın.
yine kalabalıktık ve yine yoğundu. hocanın umreye gidişiyle güle güle ziyareti planlandı, haftaya gidilecek evin yeri kararlaştırıldı, hatta ev sahibi bayan, evin krokisini hazırlayıp dağıttı herkese.
kadınların istediklerinde nasıl da organize olacaklarına ve haşa ! dünyayı yerinden oynatmaya meyilli olduklarına, bir kez daha şahit oldum .
hele bizim sitedekiler ! umreye veya hacca gidersiniz ; yolculamaya ve hoşgeldine gelirler. ev alırsınız ev hediyesiyle, cümbür cemaat kapınızda biterler. bebeğiniz olur keza öyle . organize işler bunlar .
leyloşun minik ve büyük , evindeydik bu hafta . minik; çünkü odaları salon da dahil, ufak ufak . büyük ; beş oda bir salon, üç tuvalet vs. dubleks ev yapacağım diye bayağı uğraşmış mimar . ortaya labirent gibi apartman sahanlığı, upuzun bir giriş holü , dik merdivenler çıkmış haliyle. en güzel yanı, tepedeki çevreye hakim manzara ; o da mutfaktan . dedikodu yapmıyorum tabii ki de. leyloş da hiç istemedi , kocasının zoruyla alındı o ev. anlamadığım; seçme şansı olan insanların, nasıl acayip planlı evleri beğenebildikleri.
mimarlık dersleri ; bir evin planına bakınca, gördüğümü anlamamı sağlıyor ve ev alırken o kadar plan inceledimki; ne beklediğimi biliyorum artık. mesela ev büyükse, büyük girişi akıllıca planlanmış portmantoyla değerlendirebilirsiniz. ama küçük evde büyük antre, sadece odaların küçülmesi demek. hatırlayacaksınız; eski evlerde evin girişi kocaman bir antreye açılır, odaların hepsine oradan geçilirdi. kullanışlı değildi, ama çoğunlukla uygulanan plandı. bir de tek tuvaleti evin girişinde,salonun karşısında olan evler vardı, hala da yapıyorlar.
hala planlarla yakından ilgiliyim. niyetim ; Mevlamın izni olursa, minnoşları evlendirdikten sonra oturabileceğimiz ufak bir ev almak. tercihen bahçeli, ama kesinlikle tek katlı. merdiven inip çıkmanın albenisini, hala çözebilmiş değilim, bacaklara verdiği yorgunluktan başka . iki oda ve salon yeter diye düşünüyorum , ama eşim 1+1 e razı. toplu ulaşıma yakın , bekarlar cumhuriyeti değil de , ailelerin yaşadığı site içersinde, derli toplu, tercihen kapalı havuzlu sitelerle ilgileniyorum çoklukla. amerikan mutfak düşüncesi de pek cazip değil, mutfakta çalışırken duvarı değil, dışarıyı görmeliyim.
bu kadar ev muhabbeti yeter, en sevdiğim konu da olsa. eve gelirken karnımız şiş, gönlümüz mutlu , manzaramız da buydu ;
resimdekinin ne olduğu konusunda bayağı meraklandık. biraz da siz uğraşın.
yine kalabalıktık ve yine yoğundu. hocanın umreye gidişiyle güle güle ziyareti planlandı, haftaya gidilecek evin yeri kararlaştırıldı, hatta ev sahibi bayan, evin krokisini hazırlayıp dağıttı herkese.
kadınların istediklerinde nasıl da organize olacaklarına ve haşa ! dünyayı yerinden oynatmaya meyilli olduklarına, bir kez daha şahit oldum .
hele bizim sitedekiler ! umreye veya hacca gidersiniz ; yolculamaya ve hoşgeldine gelirler. ev alırsınız ev hediyesiyle, cümbür cemaat kapınızda biterler. bebeğiniz olur keza öyle . organize işler bunlar .
leyloşun minik ve büyük , evindeydik bu hafta . minik; çünkü odaları salon da dahil, ufak ufak . büyük ; beş oda bir salon, üç tuvalet vs. dubleks ev yapacağım diye bayağı uğraşmış mimar . ortaya labirent gibi apartman sahanlığı, upuzun bir giriş holü , dik merdivenler çıkmış haliyle. en güzel yanı, tepedeki çevreye hakim manzara ; o da mutfaktan . dedikodu yapmıyorum tabii ki de. leyloş da hiç istemedi , kocasının zoruyla alındı o ev. anlamadığım; seçme şansı olan insanların, nasıl acayip planlı evleri beğenebildikleri.
mimarlık dersleri ; bir evin planına bakınca, gördüğümü anlamamı sağlıyor ve ev alırken o kadar plan inceledimki; ne beklediğimi biliyorum artık. mesela ev büyükse, büyük girişi akıllıca planlanmış portmantoyla değerlendirebilirsiniz. ama küçük evde büyük antre, sadece odaların küçülmesi demek. hatırlayacaksınız; eski evlerde evin girişi kocaman bir antreye açılır, odaların hepsine oradan geçilirdi. kullanışlı değildi, ama çoğunlukla uygulanan plandı. bir de tek tuvaleti evin girişinde,salonun karşısında olan evler vardı, hala da yapıyorlar.
hala planlarla yakından ilgiliyim. niyetim ; Mevlamın izni olursa, minnoşları evlendirdikten sonra oturabileceğimiz ufak bir ev almak. tercihen bahçeli, ama kesinlikle tek katlı. merdiven inip çıkmanın albenisini, hala çözebilmiş değilim, bacaklara verdiği yorgunluktan başka . iki oda ve salon yeter diye düşünüyorum , ama eşim 1+1 e razı. toplu ulaşıma yakın , bekarlar cumhuriyeti değil de , ailelerin yaşadığı site içersinde, derli toplu, tercihen kapalı havuzlu sitelerle ilgileniyorum çoklukla. amerikan mutfak düşüncesi de pek cazip değil, mutfakta çalışırken duvarı değil, dışarıyı görmeliyim.
bu kadar ev muhabbeti yeter, en sevdiğim konu da olsa. eve gelirken karnımız şiş, gönlümüz mutlu , manzaramız da buydu ;
.
18
yorumcu
Etiketler:
gezmecik,
istekler
15 Mart 2011 Salı
mazide kalan saadet
insan neden mutlu olduğunun bilincine onu kaybedince varıyor ? sağlıklı ailenle yaşarken tasasızca karnın doyuyorsa ,sırtın da üşümüyorsa ve arkanı kollamaktan bihabersen işte mutluluk o
ya da yaşama sevincini ne zaman kaybediyor ? bir şeyler yokolduğunda hayatından tabiiki en tatlı nimeti de yese, en güzel yerleri de gezse, dünyaları da alsa neden ağzında o buruk tad ?
çünkü insan mutsuzsa , onu ikinci bir ten gibi üstünde her yere taşıyor
her kayıp ; hayatımızda ufak ya da büyük çaplı şok etkisi yapıyor sevdiği kalemini ya da yüzüğünü kaybeden kafasına takıyor kayıp büyüdükçe sarsıntı artıyor onunla tanışmak hiç de hoş değil mesut yaşantımızda
istanbullular, 19 ağustosta milyarlık evlerinden korktular ve hiçbirşeyin kalıcı olmadığını anladılar sokakta yatarken, zengini fakiri aynı kilimin üstünde..
Mevlam kimseye yaşatmasın ; evlat acısı bambaşka onu yaşamayan bilmez o ayrı ..
ailenin direği gittiğinde ; annenin 10 yaş çöktüğünü , kardeşinin de elkızı ağızlı, akbabaya döndüğünü gördüğünde senin için hiçbirşey aynı olmuyor hayatta hiç kimseye güvenmiyorsun artık kanından olan inkar ettiyse ahdini ; herkesi potansiyel yalancı görmeye başlıyorsun ve ona göre tavır sonuç , sıfır insan ilişkisi
ailen ya da çok yakının tanışırsa ciddi bir hastalıkla ; senin için mutluluk sağlıkla eş anlamlı oluyor
o zaman başlıyorsun öncesi ve sonrası olmaya , kaybettiğin saadetleri sıralamaya lakin faydasız ! sadece neşteri, biraz daha çeviriyorsun vazgeç teyyare ! sen mutlu- mesut ailecek akrabalarıyla gezen, gülüşenlere imren dur ya da kimsesiz evsiz barksızlara , hastalıktan inleyenlere bak; teselli bul
seçim senin ...
ya da yaşama sevincini ne zaman kaybediyor ? bir şeyler yokolduğunda hayatından tabiiki en tatlı nimeti de yese, en güzel yerleri de gezse, dünyaları da alsa neden ağzında o buruk tad ?
çünkü insan mutsuzsa , onu ikinci bir ten gibi üstünde her yere taşıyor
her kayıp ; hayatımızda ufak ya da büyük çaplı şok etkisi yapıyor sevdiği kalemini ya da yüzüğünü kaybeden kafasına takıyor kayıp büyüdükçe sarsıntı artıyor onunla tanışmak hiç de hoş değil mesut yaşantımızda
istanbullular, 19 ağustosta milyarlık evlerinden korktular ve hiçbirşeyin kalıcı olmadığını anladılar sokakta yatarken, zengini fakiri aynı kilimin üstünde..
Mevlam kimseye yaşatmasın ; evlat acısı bambaşka onu yaşamayan bilmez o ayrı ..
ailenin direği gittiğinde ; annenin 10 yaş çöktüğünü , kardeşinin de elkızı ağızlı, akbabaya döndüğünü gördüğünde senin için hiçbirşey aynı olmuyor hayatta hiç kimseye güvenmiyorsun artık kanından olan inkar ettiyse ahdini ; herkesi potansiyel yalancı görmeye başlıyorsun ve ona göre tavır sonuç , sıfır insan ilişkisi
ailen ya da çok yakının tanışırsa ciddi bir hastalıkla ; senin için mutluluk sağlıkla eş anlamlı oluyor
o zaman başlıyorsun öncesi ve sonrası olmaya , kaybettiğin saadetleri sıralamaya lakin faydasız ! sadece neşteri, biraz daha çeviriyorsun vazgeç teyyare ! sen mutlu- mesut ailecek akrabalarıyla gezen, gülüşenlere imren dur ya da kimsesiz evsiz barksızlara , hastalıktan inleyenlere bak; teselli bul
seçim senin ...
14 Mart 2011 Pazartesi
şu günlerde neval;
başı kopmuş tavuklar gibi koşturup duruyor habire durmadan ,durmadan hadi şimdi iş kadını olduk çıktık sahi biz eskiden ne yapardık ev hanımları olarak ? pc başında geçirdiğimiz saatler daha doğmamışken ? dur biraz düşüneyim...
habire sil süpür yapardık, avarelikten ayy şurası tozlanmış , başlamışken bütün evi sileyim canım elime mi yapışır ? deterjanlardan soluduğumuz gazların ömrümüzü yemesini saymazsak evlerimiz bal-dök- yala idi, her daim
kek börek yapardık, hem yemelik hem misafirlik obezitenin yıldızı kolay parlamadı bu ülkede elele çalıştık, uzun yıllar
haftada bir gün muhakkak altın günümüz olurdu hani şu kur'an okuyarak meşru hale getirmeye çalıştığımız o gün tıka basa yer, ceplerimiz yeni tariflerle döner akşam yemeğinde- ayy çok tokum-larla nazlanırdık kocamıza bir ara bayağı azıtmıştım z. teyzeyle geze geze ; akşamları hep toktum lakin azarı da yemiştim, neticede
oturduğumuz muhitle doğru orantılı olarak, muhtelif elişleri yapardık ; örgü ,dantel vs küçük bir mahallede oturmak, 30 yaşında dantel öğrenmemi sağladı
şimdiyse varsa yoksa pc çalışan için de aynı, evde duran için de bir şeymi merak edildi ? google'a yaz gitsin. geçenlerde cep telefonunun ayarını bozdum, bir arattım ki; herkes aynı şeyi yapıp çare aramış hal böyleyken tek dostumuz bilgisayarlarmı olacak acaba ? zamanla kafamıza göre arkadaşlığı onlarda bulup, başkasına eşe dosta ihtiyaç kalmayacakmı ? baksanıza önceden eş dost ağırlanırken hafta sonları , artık filanca a.v.m. deki dönerci yasin ustanın konuğu oluyoruz
dur bakalım daha neler göreceğiz ? demiştim zaten
habire sil süpür yapardık, avarelikten ayy şurası tozlanmış , başlamışken bütün evi sileyim canım elime mi yapışır ? deterjanlardan soluduğumuz gazların ömrümüzü yemesini saymazsak evlerimiz bal-dök- yala idi, her daim
kek börek yapardık, hem yemelik hem misafirlik obezitenin yıldızı kolay parlamadı bu ülkede elele çalıştık, uzun yıllar
haftada bir gün muhakkak altın günümüz olurdu hani şu kur'an okuyarak meşru hale getirmeye çalıştığımız o gün tıka basa yer, ceplerimiz yeni tariflerle döner akşam yemeğinde- ayy çok tokum-larla nazlanırdık kocamıza bir ara bayağı azıtmıştım z. teyzeyle geze geze ; akşamları hep toktum lakin azarı da yemiştim, neticede
oturduğumuz muhitle doğru orantılı olarak, muhtelif elişleri yapardık ; örgü ,dantel vs küçük bir mahallede oturmak, 30 yaşında dantel öğrenmemi sağladı
şimdiyse varsa yoksa pc çalışan için de aynı, evde duran için de bir şeymi merak edildi ? google'a yaz gitsin. geçenlerde cep telefonunun ayarını bozdum, bir arattım ki; herkes aynı şeyi yapıp çare aramış hal böyleyken tek dostumuz bilgisayarlarmı olacak acaba ? zamanla kafamıza göre arkadaşlığı onlarda bulup, başkasına eşe dosta ihtiyaç kalmayacakmı ? baksanıza önceden eş dost ağırlanırken hafta sonları , artık filanca a.v.m. deki dönerci yasin ustanın konuğu oluyoruz
dur bakalım daha neler göreceğiz ? demiştim zaten
13 Mart 2011 Pazar
elit teyze
sormuştum ya hani elit ne diye ? şunlar şunlar geldi aklıma ;
gazetelere göre elitler; havuz başlarında ,ellerinde içkileriyle, gece kıyafetleriyle gülümseyen pozlar verip zihinlerinde, bir sonraki davet kıyafetini nerden alacağına dair kırk tilki dolananlar ehh işin ucunda binlerce dolar saçıp, pişti olmak da var ki , felaketlerin şahı.
fakir insanıma göre elit demek; kendinden durumu bir kaç kat iyi olan, ağzı iyi laf yapan demek ya da
sokaktaki insana göre elitler ; zenginler , rüyalarında görebilecekleri arabalara binenler,opera dinleyip tiyatroya gidebilen demek ( sürpriz! tiyatro için zenginlik şart değil, sigarayı bırak olsun bitsin )
neval'e göreyse elit demek ; belirli bir kulübe kabul edilmiş demek ya da bazılarının tabiriyle , beyaz türk olmak demek yani ;
batının tezgahından geçmiş olmak demek
soylu aile ( burada kriterler biraz farklı; , türk ya da gizli gayrımüslim olabilir )
eskimiş zenginlik ( gözümüze gözümüze sokulmadan sadece bilançoyla açığa çıkan)
kronikleşmiş sol ideoloji ( serveti kapitalizm esaslı olsa bile )
medeni olmak ( ahh bunu hiç açmayalım lütfen , sadece şunu söyleyeyim ; alkol almak olmazsa olmazı yoksa kulübe alınmazsın )
ahh hükümet ! yatacak yerin yok senin . sen misin ülkede, sağolası, canı çıkası diziler yüzünden içkiye başlama yaşı, onbire düştü, deyip çare arayan - asla yasaklamayıp- özendirmekten çıkarmaya çalışan ? neyseki gözü açık medyamız var da uyarıyor bizi , rejim elden gidiyora bağlayıveriyor
ee kolay değil hizmet ; her fırsatı değerlendireceksin oyacaksınki altını , koruyabilesin tahtını
hani şu; mazlumların kemikleriyle yaptığın, şehidimin kanıyla harcını kardığın..
.
gazetelere göre elitler; havuz başlarında ,ellerinde içkileriyle, gece kıyafetleriyle gülümseyen pozlar verip zihinlerinde, bir sonraki davet kıyafetini nerden alacağına dair kırk tilki dolananlar ehh işin ucunda binlerce dolar saçıp, pişti olmak da var ki , felaketlerin şahı.
fakir insanıma göre elit demek; kendinden durumu bir kaç kat iyi olan, ağzı iyi laf yapan demek ya da
sokaktaki insana göre elitler ; zenginler , rüyalarında görebilecekleri arabalara binenler,opera dinleyip tiyatroya gidebilen demek ( sürpriz! tiyatro için zenginlik şart değil, sigarayı bırak olsun bitsin )
neval'e göreyse elit demek ; belirli bir kulübe kabul edilmiş demek ya da bazılarının tabiriyle , beyaz türk olmak demek yani ;
batının tezgahından geçmiş olmak demek
soylu aile ( burada kriterler biraz farklı; , türk ya da gizli gayrımüslim olabilir )
eskimiş zenginlik ( gözümüze gözümüze sokulmadan sadece bilançoyla açığa çıkan)
kronikleşmiş sol ideoloji ( serveti kapitalizm esaslı olsa bile )
medeni olmak ( ahh bunu hiç açmayalım lütfen , sadece şunu söyleyeyim ; alkol almak olmazsa olmazı yoksa kulübe alınmazsın )
ahh hükümet ! yatacak yerin yok senin . sen misin ülkede, sağolası, canı çıkası diziler yüzünden içkiye başlama yaşı, onbire düştü, deyip çare arayan - asla yasaklamayıp- özendirmekten çıkarmaya çalışan ? neyseki gözü açık medyamız var da uyarıyor bizi , rejim elden gidiyora bağlayıveriyor
ee kolay değil hizmet ; her fırsatı değerlendireceksin oyacaksınki altını , koruyabilesin tahtını
hani şu; mazlumların kemikleriyle yaptığın, şehidimin kanıyla harcını kardığın..
.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













