alabildiğine tembel cumartesiden, herkese merhaba.
dünyanın bütün işi bekliyor, camlar feryatta, sil beni- sil beni diye. yarın yağmur yağacak diye, ikna ediyorum kendimi zar zor.
içimdeki ana, akşam yemeği yok diye hatırlatıyor. akşama çok var, zaten fasulyeyi de ısladım, düdüklüyle yarım saatte hazır olur diye söyleniyorum. uysalca çekiyor kendini geriye.
evi süpürme günüydü, hani bugün ? diyor , arada bir kendini gösteren, içimdeki temizlik cadısı . bugün tembellik edeyim, yarın yaparım diye ikna etmeye çalışıyorum, ama nafile ; bilirim rahat bırakmaz o.
peki , ne yapıyorum ? cevap basit ; tembellik. öğlene doğru uyanmak ve olabildiğince sağlıksız kahvaltıdan sonra, az biraz sörf ve sevgili kitabıma geri dönüş;
bu yazarın daha önce de umutsuz aşkın gözyaşları adlı kitabını okumuştum. isminin çağrıştırdıklarından farklı olarak aşk, gerçeklerle harmanlanarak veriliyordu. yazar bu kitabında da aynı yolu izliyor, mümkün aşkı veriyor okuyucusuna. essie gibi ayaklarım yere bassın istiyorum, aşıkken bile. melvin dayı gibi dayım olsun sahip çıksın, esas oğlan esas kızı üzmesin istiyorum . her iki kitabında da , sonuna bakma isteğimi zor zaptettim . konusu da burada
eğer kitabımı bitirebilirsem, akşamüzeri goncamı yürüyüşe davet etmek istiyorum , göbeğiyle beraber.
size güllerimden bahsetmişmiydim ? en umulmadık anda geliveren .
9 Nisan 2011 Cumartesi
8 Nisan 2011 Cuma
yok ki başlığa mecalim
kimse bu kadar can yakacağını söylememişti
hayattan aldığımız zoraki derslerde öğrenmiştik, kendimizi nasıl savunacağımızı . can sıkanları nasıl kulak arkası yapmayı, iki gezme arasında sıkıntıyı dağıtmayı
da
buna hazırlıklı değiliz hiçbirimiz
tam birinin ergenliği bitti, artık aklı başına geldi derken öbürününkini misli misli yaşamak zor geldi
ellerin arkadan bağlanmışken , yavrun tam kalbinden vuruyor seni , yeri orası çünkü
bilinçsizce; en acıtanı akıl ederek
bu ay neki ? ağlama zamanım mı ? burası oldu çıktı ağlama duvarı
memnun değilim hem de büyük harflerle.
resim
hayattan aldığımız zoraki derslerde öğrenmiştik, kendimizi nasıl savunacağımızı . can sıkanları nasıl kulak arkası yapmayı, iki gezme arasında sıkıntıyı dağıtmayı
da
buna hazırlıklı değiliz hiçbirimiz
tam birinin ergenliği bitti, artık aklı başına geldi derken öbürününkini misli misli yaşamak zor geldi
ellerin arkadan bağlanmışken , yavrun tam kalbinden vuruyor seni , yeri orası çünkü
bilinçsizce; en acıtanı akıl ederek
bu ay neki ? ağlama zamanım mı ? burası oldu çıktı ağlama duvarı
memnun değilim hem de büyük harflerle.
resim
13
yorumcu
Etiketler:
biz
6 Nisan 2011 Çarşamba
bugün farklı bir şeyden bahsedeceğim; insanlara güvenmekten. en belirgin özelliklerimden biridir insanlardan şüphe duymak . hep kötüsünü düşünerek, sağlam kazığa bağlamaya çalışırım eşeğimi. buradaki eşek ne ? diye sormayın,düşünmem lazım
hayatı yavaş yaşamak, insanları gözlememi sağlıyor ve bu da , yeni farkındalıklara yol açıyor. bu kadar çevresinde dolaştıktan sonra, geleyim meselenin özüne ; insanlara güvenmek güzel ve doyurucu bir his .
sanki kocaman bir kaşık fındık ezmesini, ağzına atarsın da, bitmesin diye ağır ağır dilinde çevire çevire dolaştırırsın ya , serotoninlerin tavan yapar , olursun nedensiz mutlu. işte öyle.
kuşkulu bir yapım var, fakat insanlara güvenmeyi tercih ediyorum bir süredir. bazı mayası bozuk olanlar müstesna , hayal kırıklığına uğradığım pek nadir. tamam, insanlar alışmış yalana, farkında olmadan savuruyor sağa sola , kendi çıkarını kolladığı kılıç misali . sonunda kamçı gibi kendi boynuna dolansa da yine de çoğu için, kaçış yolu.
yine de güvenimi hissettirdiğimde ve yalan söylediklerinde kaybedekleri şeyleri düşündüklerinde, bunu yapabilecek sağduyuda olanlar , doğruyu tercih ediyor. en basit misal (arapça ve farsça kökenli kelimeleri seviyorum ) ; pazara giderim, çeşit çeşit tezgahta, hangi ürünü tavsiye ettiğini sorarım satıcılara hemen yanıtlarlar doğrusunu . farketmez bu ; balıkçı olsun,ya da sebzeci, meyveci. insanlar fikirlerinin sorulmasını severler aslında ve dürüst olurlar. iş ki, herkes ahkam kesmeyi bıraksın . birileri değer versin onlara
birisine güvendiğimizde, yarı yolda bırakan pek nadir . o güveni boşa çıkarmamak için elinden geleni yapacaktır. manav onu kontrol etmeyen düzenli müşterisine, bulabildiği en güzel ürünlerini koyacak, satış görevlisi yardımına ihtiyaç duyulduğunda, paralayacaktır kendini, sızlayan ayaklarına inat . çünkü insanlar takdir edilmek ve ihtiyaç duyulmak ister
insana değer vermek güzel , onun bunu hissettiğinde aradaki saygı da güzel. kendini iyi hissedip bunu başkasında uygulaması da güzel. hani şu iyilik zinciri vardı ya meşhur ,güven zinciri de kurulsa insanlar arasında , yalan kalksa aradan, ne güzel olurdu değil mi ? şeytan ve çırakları nasıl da kahrolurdu ?
ve biz kendimizi nasıl da iyi hissederdik, olması gerekeni her yaptığımızda hissettiğimiz gibi .
insanoğlunun kendini iyi hissetmek adına, her haltı yediği günümüzde ne kadar basit, mutluluk ve huzur;
yapılması gerekeni yap,ödül gelecektir arkadan
.
hayatı yavaş yaşamak, insanları gözlememi sağlıyor ve bu da , yeni farkındalıklara yol açıyor. bu kadar çevresinde dolaştıktan sonra, geleyim meselenin özüne ; insanlara güvenmek güzel ve doyurucu bir his .
sanki kocaman bir kaşık fındık ezmesini, ağzına atarsın da, bitmesin diye ağır ağır dilinde çevire çevire dolaştırırsın ya , serotoninlerin tavan yapar , olursun nedensiz mutlu. işte öyle.
kuşkulu bir yapım var, fakat insanlara güvenmeyi tercih ediyorum bir süredir. bazı mayası bozuk olanlar müstesna , hayal kırıklığına uğradığım pek nadir. tamam, insanlar alışmış yalana, farkında olmadan savuruyor sağa sola , kendi çıkarını kolladığı kılıç misali . sonunda kamçı gibi kendi boynuna dolansa da yine de çoğu için, kaçış yolu.
yine de güvenimi hissettirdiğimde ve yalan söylediklerinde kaybedekleri şeyleri düşündüklerinde, bunu yapabilecek sağduyuda olanlar , doğruyu tercih ediyor. en basit misal (arapça ve farsça kökenli kelimeleri seviyorum ) ; pazara giderim, çeşit çeşit tezgahta, hangi ürünü tavsiye ettiğini sorarım satıcılara hemen yanıtlarlar doğrusunu . farketmez bu ; balıkçı olsun,ya da sebzeci, meyveci. insanlar fikirlerinin sorulmasını severler aslında ve dürüst olurlar. iş ki, herkes ahkam kesmeyi bıraksın . birileri değer versin onlara
birisine güvendiğimizde, yarı yolda bırakan pek nadir . o güveni boşa çıkarmamak için elinden geleni yapacaktır. manav onu kontrol etmeyen düzenli müşterisine, bulabildiği en güzel ürünlerini koyacak, satış görevlisi yardımına ihtiyaç duyulduğunda, paralayacaktır kendini, sızlayan ayaklarına inat . çünkü insanlar takdir edilmek ve ihtiyaç duyulmak ister
insana değer vermek güzel , onun bunu hissettiğinde aradaki saygı da güzel. kendini iyi hissedip bunu başkasında uygulaması da güzel. hani şu iyilik zinciri vardı ya meşhur ,güven zinciri de kurulsa insanlar arasında , yalan kalksa aradan, ne güzel olurdu değil mi ? şeytan ve çırakları nasıl da kahrolurdu ?
ve biz kendimizi nasıl da iyi hissederdik, olması gerekeni her yaptığımızda hissettiğimiz gibi .
insanoğlunun kendini iyi hissetmek adına, her haltı yediği günümüzde ne kadar basit, mutluluk ve huzur;
yapılması gerekeni yap,ödül gelecektir arkadan
.
13
yorumcu
Etiketler:
felsefe,
istekler
5 Nisan 2011 Salı
sağım, solum, imtihan ; sobeee
kendimi bildiğimiz yaşlardan beridir, imtihana tabi değilmiyiz ? kaşık tutmaya başlarız, önümüze mama koyarlar bakalım yiyecekmi ?
okula başlarız , sayamadım bir türlü ; habire sınav sınav
yok üniversite sınavı ya da yüksek lisans, adları değişir ve önemleri artar sadece; döngü devam eder
genç olursun ,nefsinle başlar imtihanın kazanırsan şu veya bunun, sevdasıyla yara almadan devam edersin yoluna . o zaman belki mevlam, başına tac edecek bir hayat arkadaşı ihsan eder bonus olarak, yok olmazsa ; çilene biraz daha yün sardın demektir.
fakirsen hayatla zenginsen şeytanla boğuşursun her daim.
ahh bir de kaderin sınavı vardır ; hani şu en çetin olan . kocan iyidir,kaynanan çektirir. o da olmazsa çocuğun olmaz, olursa da imtihan sebebin olur. ama illaki olur . şimdiye kadar hiç derdim yok diyeni gördü mü insanlık ?
demekki neymiş ? dünya rahat yeri değilmiş .
dünyada rahat olmak adına olursa bütün çabamız ; Rabbimizin ebedi mutluluk sözü verdiği, ahiret hayatımızı ihmal ederiz . ne kadar ironik aslında ; size çok güvendiğiniz birisi dese ki ; şunu yap sana şunu vereceğim , yaparız tabii, hevesle hem de. ama nedense elimize neyin geçeceğinden emin olamadığımız, bir savaşa girmek daha cazip geliyor ya da gösteriliyor ayrılmaz ikili tarafından ; şeytan ve nefis
ötelerin imtihanı ? ahh ona hiç çalışmadık işte ...
okula başlarız , sayamadım bir türlü ; habire sınav sınav
yok üniversite sınavı ya da yüksek lisans, adları değişir ve önemleri artar sadece; döngü devam eder
genç olursun ,nefsinle başlar imtihanın kazanırsan şu veya bunun, sevdasıyla yara almadan devam edersin yoluna . o zaman belki mevlam, başına tac edecek bir hayat arkadaşı ihsan eder bonus olarak, yok olmazsa ; çilene biraz daha yün sardın demektir.
fakirsen hayatla zenginsen şeytanla boğuşursun her daim.
ahh bir de kaderin sınavı vardır ; hani şu en çetin olan . kocan iyidir,kaynanan çektirir. o da olmazsa çocuğun olmaz, olursa da imtihan sebebin olur. ama illaki olur . şimdiye kadar hiç derdim yok diyeni gördü mü insanlık ?
demekki neymiş ? dünya rahat yeri değilmiş .
dünyada rahat olmak adına olursa bütün çabamız ; Rabbimizin ebedi mutluluk sözü verdiği, ahiret hayatımızı ihmal ederiz . ne kadar ironik aslında ; size çok güvendiğiniz birisi dese ki ; şunu yap sana şunu vereceğim , yaparız tabii, hevesle hem de. ama nedense elimize neyin geçeceğinden emin olamadığımız, bir savaşa girmek daha cazip geliyor ya da gösteriliyor ayrılmaz ikili tarafından ; şeytan ve nefis
ötelerin imtihanı ? ahh ona hiç çalışmadık işte ...
4 Nisan 2011 Pazartesi
yetmiyor uzun emellere kısa hayatlar
başlık film adı gibi olsa da , içeriği bir o kadar gerçek.
hani diyoruz ya, unutkanız diye . neden olmasın ki ? aklımızda varsa hep, şunu yapayım bunu bulayım. yahut nasıl alayım tilkileri dolanıyorsa kafada , ocağın altını kısmayı da unuturuz , anahtarı da kapıda
hep en başı sağlık deriz, ama kaybedince dank ! eder kafamıza. şükür mü ? o da ne ? aklıma gelirse ederim bir ara. hatta yaşlılıkta işim ne ? bol bol ibadet .
torun torba bakmazsam tabii ( bak o bile şarta bağlı )
endişe içinde kıvranır dururuz, oğlumun sınavı, kızımın toefl 'ı , işler nasıl olacak derdi.
hoppala ! anamız mı düşünürdü sınavımızı ? dua ederdi ısmarlayınca ama , seccadeden kalkana kadar onun işi mi sanki ?
kendi endişe bulutlarımız yetmez ; sorunlarımızı ,sıkıntılarımızı çocuklarımızın yanında da dile getirir ,sonra da düşünürüz kara kara , bu gençler niye karamsar ve tembel diye ? baştan kırarız kanatlarını ; hayat yükünden bahsederiz . atadan yadigar, öğrenilmiş çaresizliği de hesaba katmalı. gavuristan'a kaçmak isteyene de şaşmamalı. orada tuvalet temizlemek bile efdal , o başka tabii.
annem babam yanımızda her şeyi konuşmazlardı , ama duyduğum bir kaç sıkıntılı cümle endişeye gark olmama yeterdi zaten .
bir de uzun uzun kredilere gireriz ; çocuklarımıza borç miras bırakacağımızı bile bile.
yaşlılıkta çalışamayacağımızı , Mevlam göstermesin belki de hastalıklarla boğuşacağımızı bilerekten.
halbuki tek emelimiz insanca yaşamak olsa; bize buyurulduğu gibi Yaradandan, yürüsek dosdoğru yolumuzda, şeytana uymadan ; verilecektir gönlümüzdekiler bize.
belki de, arada alacağız şefkat tokatları, sevinerek
.
hani diyoruz ya, unutkanız diye . neden olmasın ki ? aklımızda varsa hep, şunu yapayım bunu bulayım. yahut nasıl alayım tilkileri dolanıyorsa kafada , ocağın altını kısmayı da unuturuz , anahtarı da kapıda
hep en başı sağlık deriz, ama kaybedince dank ! eder kafamıza. şükür mü ? o da ne ? aklıma gelirse ederim bir ara. hatta yaşlılıkta işim ne ? bol bol ibadet .
torun torba bakmazsam tabii ( bak o bile şarta bağlı )
endişe içinde kıvranır dururuz, oğlumun sınavı, kızımın toefl 'ı , işler nasıl olacak derdi.
hoppala ! anamız mı düşünürdü sınavımızı ? dua ederdi ısmarlayınca ama , seccadeden kalkana kadar onun işi mi sanki ?
kendi endişe bulutlarımız yetmez ; sorunlarımızı ,sıkıntılarımızı çocuklarımızın yanında da dile getirir ,sonra da düşünürüz kara kara , bu gençler niye karamsar ve tembel diye ? baştan kırarız kanatlarını ; hayat yükünden bahsederiz . atadan yadigar, öğrenilmiş çaresizliği de hesaba katmalı. gavuristan'a kaçmak isteyene de şaşmamalı. orada tuvalet temizlemek bile efdal , o başka tabii.
annem babam yanımızda her şeyi konuşmazlardı , ama duyduğum bir kaç sıkıntılı cümle endişeye gark olmama yeterdi zaten .
bir de uzun uzun kredilere gireriz ; çocuklarımıza borç miras bırakacağımızı bile bile.
yaşlılıkta çalışamayacağımızı , Mevlam göstermesin belki de hastalıklarla boğuşacağımızı bilerekten.
halbuki tek emelimiz insanca yaşamak olsa; bize buyurulduğu gibi Yaradandan, yürüsek dosdoğru yolumuzda, şeytana uymadan ; verilecektir gönlümüzdekiler bize.
belki de, arada alacağız şefkat tokatları, sevinerek
.
13
yorumcu
Etiketler:
felsefe,
istekler
2 Nisan 2011 Cumartesi
hamarat cumartesi
bugün kargo günümdü. neler neler geldi . önce aylık dergim ,sonra kitap siparişim okuokudan ;
sabah süpürgem için tamirci geldi . meğer havalı havalı çektiğim, kurumuş çiçek yaprakları tıkamış,adam temizledikçe utandım .
ankara böcüğüme kahvaltı için mahlepli poğaça yaptım;
hızımı alamadım ;
fırınımın bir tarafı daha hızlı pişiriyor
sorunlu pimapenlerimize tamirci avladım . malum ustalar ufak işe gelmezler , karşı apartmanda montaj yaptıklarını görünce , kamyonetlerindeki telefon numarasını ele geçirmeye uğraştım (dürbünüm olmayışına hayıflandım epey) sonra iş başa düştü , sıcacık evden ve sevgili eşofmanlarımdan, ayrı kalmak pahasına aşağı inmek zorunda kaldım . bu sefer de grandtuvalet, usta beklemek zorunda kaldım . çünkü kapıdan girdiği anda önce pardesü, sonra eşarbını atan biri olarak, bu da eziyet. zaten malumunuz ustalara gıcığım .
bu da en son gelen organik mamalar ;
peynir mantı ve sebzelerim (kesekağıtlarındakiler) ; ıspanak ,biber,kabak, kapya biber .
yarın da kısmetse alman pastası yapmak istiyorum.pek hamaratım ayol bugünlerde.
diyet yaptığım için olmasın ?
sabah süpürgem için tamirci geldi . meğer havalı havalı çektiğim, kurumuş çiçek yaprakları tıkamış,adam temizledikçe utandım .
ankara böcüğüme kahvaltı için mahlepli poğaça yaptım;
hızımı alamadım ;
fırınımın bir tarafı daha hızlı pişiriyor
sorunlu pimapenlerimize tamirci avladım . malum ustalar ufak işe gelmezler , karşı apartmanda montaj yaptıklarını görünce , kamyonetlerindeki telefon numarasını ele geçirmeye uğraştım (dürbünüm olmayışına hayıflandım epey) sonra iş başa düştü , sıcacık evden ve sevgili eşofmanlarımdan, ayrı kalmak pahasına aşağı inmek zorunda kaldım . bu sefer de grandtuvalet, usta beklemek zorunda kaldım . çünkü kapıdan girdiği anda önce pardesü, sonra eşarbını atan biri olarak, bu da eziyet. zaten malumunuz ustalara gıcığım .
bu da en son gelen organik mamalar ;
peynir mantı ve sebzelerim (kesekağıtlarındakiler) ; ıspanak ,biber,kabak, kapya biber .
yarın da kısmetse alman pastası yapmak istiyorum.pek hamaratım ayol bugünlerde.
diyet yaptığım için olmasın ?
11
yorumcu
Etiketler:
alışveriş,
kitap,
organik,
tatil
1 Nisan 2011 Cuma
itinayla ağlanır
bir zamanlar, bir kızcağız tanımıştım; pek de ilgilenmediğim . ikide bir ağlardı.
bir gün baktım,yine ağlamada . hayrola hatice dedim bugün ne oldu ? cevabı ; bir kaç gündür ağlamamıştım da, ondan ağlıyorum .
çok gülmüştüm. tabii yaş ;20 sevdiklerini kaybetmek ne bilmeyen , babasının ve aşkısının bir tanesi şımarıklar kraliçesi neval
20 yıl sonraysa , babasını kaybetmiş,oğlu hassas noktası , kızı gurbette, kardeşleri hasım olmuş neval; ağlamayı öğrendi
bir gün baktım,yine ağlamada . hayrola hatice dedim bugün ne oldu ? cevabı ; bir kaç gündür ağlamamıştım da, ondan ağlıyorum .
çok gülmüştüm. tabii yaş ;20 sevdiklerini kaybetmek ne bilmeyen , babasının ve aşkısının bir tanesi şımarıklar kraliçesi neval
20 yıl sonraysa , babasını kaybetmiş,oğlu hassas noktası , kızı gurbette, kardeşleri hasım olmuş neval; ağlamayı öğrendi
11
yorumcu
Etiketler:
biz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












