15 Nisan 2011 Cuma

edi büdü günü

bizim başbaşa günümüzdür kendisi .     oğlumun haftada bir gün okulunda etüde kalması,   bizim için soluklanma oluyor,     onun için de tabii





no iğne,  no yemek,   no eve vakitli gelmek.      kısacası ;   bağımsız takılıyoruz o gün,     aklımıza estiğini yapıyoruz.     şükürler olsun ki ;    hayattaki amacı,    ailesini mutlu etmek olan bir hayat arkadaşım var
şiir sevmeyen eşine  şiirler yazan
onun yüzünü güldürmek için,   neler yapan

stresle başladı,   güzel devam etti. sonra ,   üzüntü ve telaş    kısacası,  hezimet .
saat dört gibi işten çıktık .   gülüş cümbüş mal alımı için,   bir görüşmeye gittik .    muhataplarımız her işe besmeleyle başlayan insanlar .      yüzüne bakmamaya çalışan tavırları,   iticilikten uzaktı .    Allah korkusuyla böyle davranılmak ne hoş.     yardımseverlikleri de ümit vericiydi,    şu soğuk iş dünyasında.





iki kaçak sevgili havasıyla, ama bütün zamanların bizim olduğunun bilinciyle,   ziya ya gittik.    lakin sevemedik pek;
iskender feci fiyatlıydı,    et lezzetli de olsa değmezdi   yine de.
garsonlar kibardı,    fakat tavırlar başka konuşuyordu ,    bakışları  başka
hapishanede volta atan havasıyla ,  salonu arşınlayan bayan garson,    uymuyordun ortama kusura bakma
tek güzel olan ,  salonun perdeleriydi,    onun da   menşeini öğrenemedim zaten

ordan çıkıp diğer tarafa    uğramak istedik ,    arabadan inerken eşimin çantasının, kayıp olduğunu fark ettik endişelenmedik pek,    ziyaya telefon eder,   gider alırız diye önemsemedik
asıl telaş,    çantanın orda olmadığını söylemeleriyle başladı.   ne yapacağımı,    hangi kartı iptal edeceğimi şaşırdım.    kafası kopmuş tavuklara benziyordum muhtemelen,     o koşturmacada .

zavallı goncam,   beni yatıştırmaya çalışmaktan artan kısacık zamanda,  arabayı iyice aradı ve yaramaz çantayı,    şerrimden bir köşeye sıkışmış buluverdi
sonrası sinir harbinden çıkış,kendini salıvermiş beden ve sevinçle karışık ağlama isteği...

14 Nisan 2011 Perşembe

yalan dünya kime kalacaksın ?

bana değil      o halde bu çalışma niye    ?     hiç birşeyi unutmamak adına,    zihnine yaptığın sakın unutma tenbihleri ya ?
koşturarak ayaklarına yaptığın işkenceye ne demeli ?     topukludan vazgeçmeliyim bu arada ,     giysem de giymesem de 41 im yani ;    bişey değiştirmiyor.       her ne kadar kendimi  daha  genç hissetsem de.





sonra sevgi ;     sen nasıl birşeysinki ; insan senin uğruna rezil oluyor da,   derdinde değil   ?   ya da kalplerde vezir ediyorsun sevileni ,     alemin  çirkini de olsa .       hatta gözü dönmüşleri uçurumdan atlatan ,ya da felan gelsin atlarım diye,    çığırtan da sensin .

olmasan daha mı iyi olur hayat;     etlisiz, sütlüsüz ,  yeknesak ?
kıskançlık yok,    yan baktın yok,    kalbinin ince ince  oyulması yok.       ama yüreğinin tatlı telaşlı çırpıntıları da yok.





olsun,   olsun sevgimiz ;     hayatımızın nefaseti ,biberi .       ama yanında kullanma kılavuzu da olsun ,bozup göndermeyelim.
 heyhat   !   yok ki onun yetkili tamircisi


13 Nisan 2011 Çarşamba

muhabbet

şu karmakarışık hayatın,   en güzel zevklerinden biridir; sevdiğine aşkla bakmak

hayat arkadaşının gözlerinde,   kendi yansımanda  kaybetmek   benliğini

sen-ben in yitip gitmesi,    biz olmak o bir anlık bakışta




öyle bir bakışki, yakan ;     en sevgiye alışkın ruhu bile utandıran,     başını öne eğdiren

belki de,   cennet hazlarından bir zerre olduğundan,    yakar ,yakar    çaresiz gözbebeğini


ahh...    ne kutlu bir nimet ki ,   şükründen aciz olunan ve  maalesef  herkese nasip olmayan

insanları peşinden koşarken alçaltan , süründüren




yarın  edi- büdü günümüz ...   ayrıntılar çok sonra                             resim

annem

tanıdığım her anı telaşlı olan annem





evlendiğimde her hafta,   evimin bir eksiğiyle kapımda biten     .hatta bir keresinde halıyı bile paket edip getirmişti.    hem de otobüsle
her gittiğimizde,     istisnasız bir şeyler yedirmeye uğraşan
dönüşlerde,      hep arkamızdan el sallayan
derdimize en az bizim kadar yanan ve çare olmaya çalışan





eve geldikleri andan itibaren o gün ne yaptıklarını,okulda ne yediklerini vs vs ıvır zıvırı öğrenmek için  çocuklarının peşinde gezen,en ufak dertlerinde ,acılarında dünyası kararan  neval
anneme benzemek istemiyorum diye yola çıkanlar !
üzgünüm naçar benziyorsunuz eninde ya da sonunda .
ve farkettiğinizde,    bunun o kadar da kötü olmadığına zaten ikna olmuş bulunuyorsunuz.

12 Nisan 2011 Salı

bu mudur ?

 diye soruyor bu aralar atiye





diyorum ki , evet budur ;






sürmene pidesiyle         mis gibi  tereyağı eritilmiş
çocuklar olmadan      zamanla yarışmadan
zamanla yarışmadan

11 Nisan 2011 Pazartesi

kahin olmak zor değil artık

geleceği görür gibiyim ( haşa! ) .   yani tahmin eder gibiyim diyelim ;






hastane yollarında   insanları gözlerken, şekilleniyor gözümde gelecek .          her yerde koşturan insanlar bişeylere doğru .        son nefesini vermeden halletmeye çalışıyor kendince işlerini  .

bakıyorum;      gençler sanki daha mı yavaş yaşıyor hayatı.    kafelerde,      restoranlarda uzun uzun takılanlar, inceden eleyip alışveriş yapanlar  onlar ,      sanki önümüzde uzun bir hayat var dercesine.





otuzundan sonra adımlar hızlanıyor.      amaç biçimleniyor zihinlerde   ve pupa yelken açılıyor .  hele izdivaç yoksa ;   tekneye motor lazım hemen.        mükemmelliyetçilik de zannımca bu yaşlarda oluyor;     birşeyi yaparsam tam yaparım kılıfı ,    hazır zaten.

kırktan sonra hayat,    koşar adıma dönüveriyor ,az zaman kaldı dercesine.      her şeyi hızlı yapıyor insan.    o yaşa kadar gözükmeyen misafirler,    başlıyor ara ara yoklamaya ; başağrısı,yüksek tansiyon ,olmazsa olmazımız kadın hastalıklarımız,   yara sivilce miyom ıvır zıvır..





ahh    ölüm ulakları   başımızın tacı ; aksaçlarımızı unutmayalım ;   hanii      her gördüğümüzde koparırsak kurtulacağımızı düşündüğümüz      ( yoksa böyle düşünen  bir ben miyim koca türkiyede ?)

işte bunlar belki de ,   ayaklarımıza kanat takıp bizi uçuran .      şikayet yok,    bunlar iyi halimiz .daha da kötüsüne hazır olalım ömrümüz varsa ;





50 den 60 dan sonrası  hayatın ;   o doktor- bu eczacı- şu aktar arasında mekik dokumak ,    kimyasal ile doğal ot arasında kalmak,   bir onun bir bunun tadına bakmak   bilinçsizce.      hele varsa derdin onun hakkında mastır yapmış dr. kadar bilgili olmak
sağlam olacak kadar şanslıysan  ,kaderin yine belli ; bir daha anne   olmak ,

torununa tabii .     kahiniz dediysek,     sihirbazız demedik canım.

10 Nisan 2011 Pazar

haftasonu kızıma istediklerini yaptım ,  ankarada yesin diye minnoşum.

en küçük evladınız 15 yaşındaysa    ve bebek hastasıysanız;    20 yaşında kızı minnoşum diye seversiniz,15 yaşındaki oğlanı ,   sakalı bata bata zorla öpmeye çalışırsınız,    böceğimm nidaları koyvererekten.

o yüzden,    yeni anneler !     bebelerinize bakmaktan ve endişelenmekten vazgeçip ,derhal sevin onları   bizim yerimize de .   bi zahmet artık !




ahh seviyorum sağlıksız beslenmeyi;





o yüzden belki de dünyanın adı;   üç günlük fani.






 profiterol zannedilse de aslında çikolatalı alman pastası.    tarif    buradan