alışveriş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alışveriş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Şubat 2014 Çarşamba

Neden ?


Neden Türkiye  bu kadar üzerinde oyun kurulmaya müsait bir ülke ?
Bu kadar mezhebin ,milletin birarada birbirine girmeden yaşadığı başka ülke var mı bilmiyorum.

 Ya da milletimiz en ufak tahriğe açık ? Dün gülümsediği ya da en azından görmezden geldiğine bugün düşmanca bakıyor

Neden  kendimizi hep savunmak , alttan almak durumundayız ? Yanlış yapmıyoruz , bu düşmanlık niye ?
Tamam vurana elsiz , kızana dilsiz  ama bu da nefis bea !


Neden toplumda herkes birbirine inceden inceye laf sokmak derdinde ? Ig de biri kıyafet paylaşır hemen güzel ama biraz şöyle değil mi böyle değil mi ? Lafları.  bi sen biliyordun zaten.  Bazen bu kısım zevatın,  sırf tartışma çıkarma uğruna laf attığını düşünüyorum .önce sen o hotozunu çöz demezler mi adama ?

Neden bitmiyor şu ergenlik bi senede felan ? Biliyorum saçma oldu.

Neden yaktırdığım benin yeri iltihap toplayıp duruyor ?  Cevap cildiye polikliniğinde.

Neden pembeye hala ve hala  bayılıyorum ? Alay konusu oluyorum kızıma.

Neden ikeada gezmek bu kadar yorucu ? Ve ordan sadecepeçete alıp çıkıyorum acaba ? Alışveriş pek cezbetmiyor artık.

Nedn insanlara tahammül edemiyorum artık ? Her şey suni olduğu kadar hislerin de anlık ve yapay olmasından mı acaba ? Sevinç ,üzüntü , coşku  veya mihnet hepsi mi ?











21 Ağustos 2013 Çarşamba

İkea meconları


İkea ya gittik goncamla. Piknik sepeti oluşturmaya karar verdiğimdendir ki , umreye giderken uçakta verilen tepsi ve kahve fincanlarını atmadım, eşimin çöpçü diye takılmasına rağmen.
Sonra ikeadan rengarenk kaplar aldım ucuz ucuz 3 ya da 4 lira felan.


Sonra cumartesi pazarında bir amca satıyordu sepeti 10 liraya aldım.
Örtüyü kızım kapadokyadan almıştı, o da piknik örtüsü oldu ;


Aslında kapaklı sepetlerden istiyordum ama örtüyü üzerine kapatırsam gerek kalmayacak. Bu sepetlerden bir de ilaç sepeti yapmalıyım. Maalesef ilaçlarımız arttı bir sepet olmuştur sanırsam.
Elmalı kumaştan bişeyler dikilmiş arta kalandan sepetin içine örtü diktim acemice
İkeaya gidince forum istanbul vacib oluyor demi?


Bunlar da pembiş ciciler. Defteri kızıma gösterme gafletinde bulundum.


Kahve içmeden olmaz tabii;


Ergenimin doğumgününü kutladık bu arada
17 oldu ,bit ergenlik bittt

13 Ağustos 2013 Salı

Neler yapmışım acaba ?



Şu uzuun bayram telaşesinde ? Yani tatilinde.

Bayramdan önce malum gügünün abisiyle takıştık , iki günümü yedi onun moral bozukluğu. Neyse ki  içine atanlardan dğilim birşekilde dağıtıyorum mevzuyu. Pc sağolsun .

Arefe günleri etrafı toprlamak biraz da dışardaki işlerle geçti. Bayramın ilk günü.   köy    yolculuğu; malum aney orada. Köyde abimlerle buluşma. Yarım kilo lokumla elini kolunu sallaya sallaya gelen abiye gıcık olma ve hemen kendini eve atma. Erkek kardeşle görüşememe.

Bayramın ikinci günü bizim evde herkes kendi programına uydu; minnoşlarım arkadaşlarıyla biz de goncamla gezdik     eh biraz yıldönümümüzdü :)

İstanbulun yolları boştu hakkaten 20 dk. Mecidiyeköy ;


İstikamet oba restoran ;


Uzun uzun dalıp gittik boğaza öyle ki karıncalar bastı az sonraki postta.


Ordan istinyepark'a gitmedn olmaz tabii . Bunlar da tatlı son ;




13 Temmuz 2013 Cumartesi

Yine yeniden eskiler gelsin hatıra


Marketten alışverişi severmisiniz ? Hiç sevmiyorum son zamanlarda.

Tamam hızlı dünyamızda kolaylık sağlıyor, herşeyi birarada görmek ve almak. Zararı ?

En başta kesemize tabii. İhtiyacımız olanı alırken , fuzuli olana da gönlümüzün kayması tehlikesi hep var , cüzdanımızda kredi kartları olduğu sürece.

Ya küçük esnafı bitirmesine ne demeli ? Manav , bakkal, kasap , kasetçi , balıkçı , kırtasiyeci hatta yumurtacı ve yufkacılarımız vardı bizim; babalarımızın iş dönüşü alışverişinde havadan sudan sohbet ettiği.

Çocukluğumuzda bisküviyi teneke kutudan alıp gramla tartarak  verirdi bakkal amca . Tamam şimdiki paketlerdeki gibi kıtır kıtır etmezdi ısırınca. Çoklukla gevşemiş olurdu , ama biz de bunu dert ezmedik ki  o zamanlar.her şeyi dert etmek şimdilerde moda oldu, rahatlık batıyor ya.


Kasetçilere giderdik istediğimiz müzikleri istediğimiz sırada dinleyebilmek için. Müzik arşivleri parmağımızın ucunda artık ama arkadaşlarla müzik dinlemek hayal oldu , facede paylaşmak dururken.

Manav amcadan mevsimi neyse onu alırdık, şimdiyse ilaç bombası lakin parlak domatesleri biberleri elceğimizle seçip her mevsim yiyebiliyoruz. Ne saadet ne saadet ! Bir de onkoloji bölümünde yığılmalar olmasa ..

Balıkçı bize tazesini verirdi balığın. Marketlerin balık reyonlarının önünden geçemiyorum kokudan oysa.

Yumurtacıdan kırık yumurta alırdı aney , kek börek yapmak için yarı fiyatına. Şimdiyse , dolu poşetleri taşımaya uraşırken kırıyoruz.

Tabiiki de bir kısım esnaf var hala. İnsanlar evlerinde misafir ağırlamaktan kaçındıkça ihya olacak kahveciler , kafeciler..

Esnaf sohbetleriniyse unutun gitsin . Kasa kuyruğunda sizinle gözgöze gelmemeye çalışan insanlara  ve bize  ayaklı kredi kartı muamelesi yapan kasiyere mahkumuz artık

25 Mart 2013 Pazartesi

bursaya gidek mi?


dedik ve gittik .
söylemişimdir kesin; pek severim bursayı.her gittiğimde de ayselde kalırımz.  o da bizi bir gezdirir sağolsun, feleğimiz şaşar,başımız döner. 

bu sefer goncamla ikimiz sessizce kaçtık ,çocukları birbirine bırakıp.ikinci bahara doğru gidiyoruz sanki ?
feribottan inince  asırlık  çınarın altında harika kahvaltı;


kafamızı dinlemek için oylat kaplıcalarına gittik,iyi de oldu iliğimiz kemiğimiz ısındı ayol. gidenler bilir aslanın kafasından gümbür gümbür akan suyun yaptığı masajı !


otel sakin mi sakindi ,iki gün kafa dinledik .hele odun ateşinde pişen çayı içerken,  yeşillikler arasında zihin detoksu yapmak .   hiç bir şey düşünmeden ve konuşmadan sadece yeşili seyretmenin insana verdiği dayanılmaz hafiflik güzeldi.     istanbulda ter dökerken otelde soba yaktık ,


dönüş gününde avm maceramız oldu ve evet yine bol bol aradık. 
bursaya gidilir e iskender yenmezmi? hem de menbaından yedik 
dönüş yolunda kahve molası;


dönüşteki zayiata bakarsak;
yanlış yapılmış internet alışverişi,iki gece arkadaş ağırlama...

1 Mart 2013 Cuma

Gece yarısı haberleri

                                             

Ay buraya yazmayı nasıl özledim anlatamam. Ne kadar çok havadis birikti bilseniz. Malum umre ziyaretimiz oldu gittik pek kısa geldi doyamadık kalbimizi orada bıraktık geldik. Bir ay oldu şimdidn pek çok özledik. Gitme planları kurar olduk

Gitmeden önce eşimin istemedn kurduğu komployla düştüm ve omzumdaki kası yırttım. Ne beceri ne beceri .... Ve başladı doktor gezmeler sonrasında fizik tedavi seansları  şimdi daha iyi olsam da en az altı ayda geçebileceğini öğrendik hüsranla o da kollarsak  sağ el +telaşe memuru : ümitsiz vaka

Gelen gidenimiz fala oldu şükür sol elle  mutfaklara hapsolsam da misafir ağırlamak oraları anlatırken tekrar yaşamak her şeye değer.

Oğlumun doktor randevusu geldi bizde de başladı stres ; sonuçlara dair. Giderken babaannesine bırakmıştık iğnelerini aksattığından şüphelensek de yalana itmemek için üstelemiyoruz ama içim içimi yiyor.

Zorunlu tatil günlerimde tam bir gece kuşu oldum geç yatıp geç kalkan , kısacık kış günlerinde işini bitirmeye çalışan. Bol bol alışveriş seanslarım oldu , bir sürü etek blüz aldım  bir de hiç yanımdan ayırmadığım kaşmir bir şal. Bugün eşime alışveriş yaptık ona bişeyler almaya bayılsam da bazen çocuk gibi mızmızlık edip tepemi attırıyor doğrusu. Neymiş? Alışverişe çıktığında bişey görüp bunu alayım deyip almalıymış  fiyatı nasıl bedeni var mı diye düşünmek de bendenize  kalıyor herhalde
Aslında alışverişini yaparım da sonra olmayınca üstüne değiştirmek felan iki iş oluyor doğrusu ama böyle de onu denemem bu ne böyle diyen bebe avutuyoruz doğrusu


Bu akşam canım nasıl hamsi çekti alışverişten sonra balıkçıda aldım soluğu garson hamsi tatsız tuzsuz önermem diyivermez mi ? Çaresiz b ve c şıkkında karar kılsak da teşekkür edip kalkmak en iyisiymiş ,öğrendik.

Bir yaş daha aldım istemeden de olsa , goncam harika bir saat aldı bayıla bayıla takıyorum .   resmini koyaydım iyiydi , lakin pek hazetmediğim bloggerda aynısını kocam hediye etti diye görünce ürperip vazgeçtim doğruya doğru şimdi

Yarın akşam sinema gecemiz , bir film seçeceğim az sonra ama kelebeğin rüyası olmayacak , teşekkürler seyhancık . Kurukızım da stajda o da gelecek akşam değmeyin keyfime yani
 



8 Temmuz 2012 Pazar

ne kadar sıkıldıysam da ne yoğun günler geçiriyorum diye başlayan yazılar yazmaktan ve okumaktan , yine de  ah ne yoğun geçiyor günler bilseniz.(zaten bu yazının amacı da bildirmek değil mi?)

kendime kafa tatili verdiğimden bahsetmişimdir muhakkak,   herkese söylüyorum çünkü. bir hafta resmen yattım;  zorunlu pişir kotar temizle hariç hiç bir şeye kalkışmasam da tepemde duruyor demoklesin kılıcı gibi yaz temizliği.    demokles kim diye sorma sayın okur google'a sor o bilir.
niyetim yaz temizliğini günlere yaymak ve yorulmadan yapmak olsa da kendimi bildiğimdendir ki; ilk üç gün kendimi paralayıp, son üç gün de şişireceğimden eminim.    ama güzel olan odurki;  tatilde yorgunluğumu stresimi ,  kafa karışıklığımı, şemsiyenin gölgesinde bırakır gelirim


kızım aniden gelmeye karar verdi geçen hafta sonu   ve günlkerimiz onu yörüngesinde geçti biraz da . cumartesi ona bişeyler hazırladım.     bugünse otobüs saatine dek arkadaşlarıyla takıldı.biz de goncamla istanbul fuar merkezindeki türkçe olimpiyatlarına gelen dünya çocuklarını görmeye gittik.nasıl kalabalıktı nasıl.çoğu stantlara sokulamadık bile. afrika asya avrupa diye ayrılmış bölgelerden afrikada izdiham vardı kendimizi daha havadar olan avrupa kıtasına attık hemen. orasının tutukluğu'nun yanında asya bölgesi görsel şölendi yahu.


avrupa seyahati isteyen bünye,  rengarenk japon fenerlerine,  türkmen halılarına hint kınalarına, hatta herkesin kafasına geçirip, poz verdiği tiftik başlıklara tav oluverdi. minik şirin babaya 20 tl verdim, hala ona yanıyorum. bir de gıcır pardesüme döktüğüm çikolata sosuna .yok ters oldu; üzerine çikolata sosu döktüğüm gıcır pardesüme.

minik kızımı yolcu ettikten sonra, bikoşu tepe home'a geçtik. pek severim ordaki conconlu şeyleri.tam koltuk bakıyorduk ki ergenimin heyheyleri tuttu, çıkardı bizi ordan .bu çocuk ne zaman eski munis haline dönecek ? bilen ? duyan ? tahmin eden ?
oradan torium ve aymerkeze geçtik,  goncamla istediğimiz ayakkabıya kavuşamasak da ,erkekime kıyafet alışverişi yaptık.  ona bişeyler almayı seviyorum :)

kısa günün karı ; kızımın eve getirdiği ilk günden beri göz koyduğum çanta kolumda artık (paralanana dek takarım biline ! )     hep o aldıklarıma minik gözlerini, kocaman açarak   benimm diye ünlemiyecek ya .


eve geldiğimizde açlıktan ,yorgunluktan başımız döneniyordu ve hemen iş bölümü; salata malzemelerini yıkayıp hazırladım,erkekim de sandviç hazırladı ,inanın öğlen yediğimiz dürüm kepazeliğinden katkat güzeldi.

yarın temizliğe başlayacaktım ki,plan yapılıverdi. hep tv'den seyredip duygulandığımız türkçe olimpiyatlarına biletimiz var !    öncesinde kısa bir alışveriş molası belki :/

not: tatilden yeni dönmüş bünye ,ses vermek adına  önceden yazdığı yazıyı yayınlayıverdi işte :(

7 Nisan 2012 Cumartesi

hadi koltuk alalım

dedik ve maskoya gittik bugün,erkekimle .amacımız 20 yıllık koltuk takımımızı azat etmekti çektiği çileden.
işte şunlara şunlara baktık;


bu tür takımlar 7000 tl


bu deri  ciciler 11000 tl
hala şoktayım.sahalardan nekka uzak kalmışım,eski koltuğumu daha bir beğenir oldum .bu takımı alacağıma;
a) hacca giderim
b)ufak bir düldülle ayağımı yerden keserim
c)eski takımımı beş kez felan kaplatır kaplatır otururum misler gibi

ama koltuklar pek rahattı bea

29 Ocak 2012 Pazar

ahh     ne kadar da yoruldum bugün.    bir günde iki mahalle bir de pazar gezerdim,  bana mısın demezdi ayol. ya paslandım,  ya da yaşlandım. hoşuna gideni seç artık,  neval hatun..
sabah kahvaltısını burada aldık;



önce gözümüz , sonra midemiz doydu,  akşama kadar gözümüz yemek görmesin dedik ,gezdik.
önce oğluma ders çalışma masası aldık.   odasıyla kel alaka renkte,  ama kendisinin beğendiği :(
ablası  kendi masasını vermedi,   makyaj masası olarak kullanıyor da.    ahh bir de o derdimiz var ,nasıl vazgeçireceğim bilmiyorum.     mis gibi cildini,  makyajla haşat edenlere dudak bükerdim,   ehh büyük söylemişim.
Amwayin makyaj ürünleri doğal,   onlara yöneltebilirim,   maalesef sponsoru da olurum bu arada,teşvik mahiyetinde olur  diye ,bir şey söylemiyorum.    sabırla makyajı bırakmasını ve tesettür şerefine nail olmasını bekliyorum.

yapı marketten sonra sıra geldi akbatı avm 'ye , oğlum merak ediyordu.     epey büyük ve dolambaçlı; capacity ve marmara forumdaki mağazalar var genelde.    oğluma biraz kıyafet aldık, arada kahve molası;




hiç sevmezken,   sohbet bahanesiyle ,bu gidişle kahvekolik olacağım.     tekrar ayakkabı bakma seansı ve hüzün yine.   ama biliyorum;  bir yerlerde bekliyor beni ,gönlümdeki ayakkabım.

bu mağazayı pek methettiler,  fethettim hemen. sanki biraz küçük ve tıkıştı.eli boş çıkmadım;




bu tepsilere bayıldım.zara home da kısmen indirime girmişti,  çerçeveleri pek beğenmedim,ikeadan aldığım daha güzel ve sade.   sadece kutular çeşitliydi,  ama albenili değildi.    servis sehpası baktık ama, mobilyayı değiştirme niyeti olunca alamadık bişey.  pöf pöf

velhasıl eve gelince yorgun ve baygındık.    minik kızım tabii  ki yemek hazırlamamış tembelim,akşam menümüz kıymalı yumurta oldu bu sefer.

şimdi mi ? erkekler ders masasını kuruyor,  bayanlar dinlenmede:(
ahh     pazar aile gezmelerini nasıl da özlemişim...

25 Ocak 2012 Çarşamba

tatil halleri . yine.

dün ,yine tatil günüydü ve biz miniklerimle !  kahvaltımızı aynı menüyle yaptık; krep,bilumum kahvaltılıklar,  salata vs vs.       goncamın yokluğu belliydi,sohbetle uzamadan, çabucak bitmesinden.    sonra herkes işine dağıldı; ergen pc başına,   kuru kızımla biz temizliğe .    işin içine bir de açma telaşı girince,  saat oldu mu dört ? lakin bu  bile depreşmiş gezme damarlarımızı yatıştıramadı.



forum istanbul rotamızdaydı,dışarda gezilecek saatleri kaçırdığımızdan.    erkekleri satürne gönderdik,biz kızkıza takıldık.     eskimeye yüz tutan ayakkabıma alternetif baksam da,   beğendiğim model az ,onların da kırk numarası kalmadığındandır ki,eli boş döndüm  ve farkettim ki,  alışverişten çok hoşlanan ve gördüğü her conconlu eşyaya kapılan bir kızım var.

avm nasıl da kalabalıktı,    mağaza çeşitliği bakımından güzeldi,    lakin vakit yetersizliğinden ve acıkan erkekleri zapt etmek   her dakika zorlaştığından,     body shop'u tam olarak fethedemedim. ortak noktada buluştuk ve karnımızı ikeada doyurduk.
bu sefer ikeadan eli dolu çıktım ,hayret !     resim çerçevesi , dvdler için kutular,  yeni kesme tahtam, nihale ve meşhur peçeteleri .     sanırsam yakın otursam sık sık gider,evi de ufak ufak değiştirirdim :)

yeni kitaplığımı sizinle paylaşmamıştım değil mi ?




bu da açık hali;




bu da banyo dolabımın deseni.    yanar döner bişey;




banyonun küçüklüğünden,   içimize sinen bir şey yaptıramadık.    minik bir lavabolu dolap,bir de resimdeki dolap,    okka.     aman canım iş görüyor ya,  yeter.

18 Ocak 2012 Çarşamba

hafta sonu nefis geçti   ve   nefaset devam ediyor.
malum cumartesileri yoğun çalışıyorum,  goncamın aksine.     akşam eve geldiğimdeyse tam bir kraliçe karşılaması bekliyor zatımı :)

yemek işi bir şekilde halledilmiş oluyor ,    azıcık oflayıp puflarsam da,   ayak masaj aleti konuyor önüme. şımarmayım da ne yapayım ,sorarım size ?




bu cumartesi akşamı,   işten almaya goncamın gelmesini ise,   serpiştiren kara borçluyum.eve geldiğimizde  yaptıkları ev tipi döner biraz kuruyup ,  sosu sonradan katılmış olsa da,  hazır sofra gibisi var mı ?
pazar günü pek çabuk geçti.    akşama doğru bu sefer erkekimi almaya ben gittim.    minibüsle!    sesimi duyduğunda sesinin aldığı ton,    o soğuğu çekmeye değerdi.
sevmek güzel şey,sevilmek daha da güzel bea !


banyoyu değiştirmek istediğimden şurada bahsetmiştim.      dekorasyon şirketi     kocaman fatura çıkarınca alternatif olsun diye ,   yapı markete  baktık biraz. baktık da ne değişti ?    yine onlara verdik, biz böyleyiz anacım.
eşim yine   küveti değiştirelim diye tuttursa da, şurada kocaman kocaman yazdığım gibi,  aman usta girmesin deyip, geri püskürttüm kendisini.

pazartesiyse kuru kızımla öğlene dek uyumuşuz, ayıptır söylemesi.  sallana sallana kahvaltı yapınca, yemek hazırlığı da aksadı tabii.     öğleden sonra banyo siparişi vermeye gidince de ,   kıymalı yumurtaya talim ettik.   yanında salata- ayran- tatlı dil,   daha ne olsun demi ?

velhasıl haftaya güzel başladık bakalım...

23 Aralık 2011 Cuma

bozuk moral kahvaltısı ;
minnoş yok :(     ergenim suratsız,  goncam  ekşi,   teyyare huysuz.




evi değiştirmekten vazgeçtik şimdilik.    gayet ferah, iki cepheli ,merkezi yerde,    yakınlarda şirin bir avm' miz bile var.    alışveriş için migrosa gitmeye de gerek yok artık.     yakında metrobüs de biterse,teyyareyi tutabilene aşkolsun.     kadıköy mü desem ,bakırköy mü ya da levent ?    bilmem artık. tek eksisi eski bina oluşu.     bu özelliklerde yeni evlerin fiyatıysa,  uçmuş gitmiş.    gözüm yemiyor o kadar fark için çalışmayı. gezelim- görelim- yiyelim biraz da,  demi?   ömrümüz olursa, yaşlılığımızda oturmak için iki oda bir salonlara bakabilirim.     belki.

yeni ev planlarını,  rafa kaldırdığımızdandır ki,bir zamandır istediğim, ayyuka çıkmış kitaplarımı,  artı ıvır zıvırı  (kullanılmayan  radyatör,ayak masajı aleti -ya bir oyumuz eksikti-,yorgan hurçları) koyabileceğim bir dolap için,  sipariş vermeye gittik.  ahşabın deseninde kararsızım ;





soldaki,sarı ışıkta sağdaki beyaz ışıkta çekilmiş.soldaki  olursa parkelere uyacak.   ikincisini de erkekim beğendi,zevkine güveniyorum. banyo dolaplarını da değiştirme gündemde ,benim gibi kararsızlar için  dert sadece.

ordan çıktığımızda, eşime aldığım çantayı iade etmek için poloya gittik;





incecik  krem bir triko;





hep almayı istediğim kalın çizgili spor gömlek   ve pantolonla değişim yaptık.ona bişey almayı seviyorum :)

22 Aralık 2011 Perşembe

yakamı bırakmayan nezleden bunaldığım şu günlerin,   nasıl geçtiğini anlayamadım bir türlü.  hele bugün... iş çıkışı ,   goncama doğum günü hediyesi için  avm ye gittim ( mecburen ! ) işte hediyem ;




belediye başkanı oradaydı ,dileklerimizi ilettik kendisine :)
oradayken mecburi alışverişe devam ettim .       eve geldiğimde ergenim aç bilaç bekliyordu,   karnını doyurduğumdaysa        oldu sanki kedi; mırıl mırıl..
herkesin vardı,özendim ;



yanındaki de fuardan toplayıp eritemediğim kitap kulem. okuyamıyorum arkadaş. nazar mı değdi ne ?

bunlar da yeni tupperlarım;




öndeki minnoş kızıma anahtarlık. bu da, kokoş annesinin;




ama kocaman çantada şıp diye buluyorum :)

 üzümlü kekten biscotti denemem;




sonuç :   ehhh

28 Ekim 2011 Cuma

dün ,    tatil günümüzde goncamla free takılalım dedik.      yine yapacak bir sürü evrak, resmi işlemler,   vs vardı.     lakin goncam,    gel beyazıt yapalım deyince, temam dedim,    karar 1 gereğince.

şıkır- mıkır giyindik,   sanki düğüne gidiyoruz gibi.    halbuki     altı üstü beyazıta gidip ,dönüşte şurada aldığım çantanın tamiratı için,   marmara foruma geçeceğiz.

arabayı zeytinburnunda bırakıp,   tramwaya geçtik .    ama ne geçiş ?    boş yer bol,   konuyorum koltuktan koltuğa,   orası rahat değildir,    gel buraya oturalım canım , cicim.    bir neşe,    pür neşeliyiz.

amacımız,oğlumuz hani anadolu lisesini kazandı ya,   okul idaresi de ingilizce kitapları için,   kamyon yükü fatura çıkardı ya,     biz de uyanıklık yapalım,korsanını alalım dedik.     dedik çünkü ,   koleje giderken nerdeyse bir ev kirası kadar,    yabancı dil kitaplarına ,  her sene  ödeme yapmaktan bıkmıştık. kuru kızım kitap meselesini,    hep beyazıttan kendisi halletti,   oğlumsa,    nabrutumun da dert yandığı gibi,   peeek hazırcı.





yolda giderken,    ilk göz ağrımız  aksaray ziya'ya uğradık. lahmacunu hakikaten güzel,   tatlısı da pek nefisti :) depolarımızı doldurup, tam gaz kitapları aldık.      fikirde sultanahmet ve eminönüne gitmekti ama,  koşan saatle yarışırcasına marmara foruma gittik,    ama ne gidiş.       tramwayda asıla asıla .      beyazıtta  nostalji yapmak,     kırk yaşından sonra yapılmamalıymış,      kendi araban varken,     otopark derdiyle araba sağda solda bırakılmamalıymış,    hele yüksek topukla  yürüyelim de,   eritelim bari denmemeliymiş.

sabah çıkarken,     eflatunlu eşarbım,     yeni pardesüm ve pantolon eteğim ,    dolgu topuk  ayakkabılarımla pek bir şıktım.
dönüşteyse,    tutacaklara asılmaktan ağrıyan kollarım,      ter içinde kalmış sırtım ve ağrıyan ,topallayan ayacıklarımla,   nasıl da acınasıydım.

o ayakkabımın da ,  artık topuğu yok        duy beni dürr-i yekta

19 Ekim 2011 Çarşamba

hadi pazara gidelim

sonra da eli boş dönelim :(
bazen,      illa şuraya gideyim ,   şunu bunu alayım deyip,     hırs yaptığımda hiç bir   şey bulamam . fi tarihinde ulus pazarından,    bir nihaleyle döndüğümü hatırlarım.    bir de bu pazar .





geçen sene ,   kadıköy salı pazarına gitmiş,yumuşacık ev pijamaları almıştım ,  severek giydiğim.yaz kış giyince eskimeye yüz tutunca,    aman yeri boş kalmasın deyip,   düştüm yollara .    pazar büyüük ,lakin farkettim ki hiç bişeye ihtiyacım yok.

genç kızlar istila etmiş adeta; badiciler,ayakkabıcılar,çantacıları.        tam curcunaydı,zor yürüyorduk.zavallı çocuklar,    kimi sabırla kimi de ciyak ciyak,     bekliyor annesini.    nasıl da ağlayan çocuk sesi batıyor kaçıveriyordum yanlarından.    sesine bile tahammül yok,    kaldıki bakmak..    her şey zamanında canım.




geçen günkü  alışverişim,    nasıl zevkli ve verimliyse,  bugünkü de aksine o kadar yorucu ve boşuna geçti. neyse çıkışa doğru üstteki cicileri buldum.her bir parça 1 tl. sepet süsleyebilirim diye düşündüm.

pijamalarımı gösteremediğim için,sorry.

15 Ekim 2011 Cumartesi

dün şeytan nasıl dürtüyor,     hadi kalk şuraya şuraya git,    şu bu eksik diye. üşenmedim.
gittim capacitye .bardak ihtiyacım vardı ;




paşabahçede nefis espresso  fincanları var ,     almak için değil de ,   seyretmek için.görmeyeli ne kadar uçmuş fiyatları  bardakların yahu.     tane hesabı satılıyor .
essedeki indirimi kaçıramazdım;





öğlen yemeğini pizza hutta yalnız yedim,zevkli olmadı.     inat ettim şu dondurmalı pastayı istedim ;





bu manzarada da yemeye çalıştım .    bitter sevseydim,  bitirebilirdim belki.
oradan ilk göz ağrımız carreoussel'e geçtim;




hey gidi hey ! kızımı az bindirmemiştim atlıkarıncaya.       orası nispeten daha sakin ve orta yaş grubunu ağırlıyor sanki.     bu günleri de gördüm,   mudodan eliboş çıktım.
akşam geldiğimde kargom gelmişti;




çay ve bisküvi kutularım .       anahtarlıklarım;





bu da akşama kadar gezen kadının yemeği;