nazlanmak ne kadar güzeldir .
birisinin gülen yüzün için , çaba göstermesi. düşünceli olduğunda , yardımcı olmaya uğraşması.
bulutları bazen şaklabanlıkla , bazen de nerdeyse püfleyerek, kovmaya çalışması.
ne zordur , naz çekmek :( mutluluğunun, birisinin gülen yüzüne bağlı olması.
güzel şeydir, nazlanacak sevdiceğin olması. naz hakkında akşama kadar konuşabilirim. hatta naz'ın kitabını bile yazabilirim :))
.
7 Ekim 2011 Cuma
6 Ekim 2011 Perşembe
anne bana yemek yap !
dün yolda gelirken farkettim; ne kadar fazla lokanta, cafe,pastane vs var. bunları çeşitlersek kaburgacı, kumpirci, fasulyeci diye, ila nihaye gidiyor.
ayol önceden, fasulyeyi iyi kötü biz pişirmiyor muyduk ? şimdiyse yemek için, taaa nerelere gitmek de nerden çıktı ?
çocukluğumda , bizim eve hazır yemek anca büyük temizliklerin olduğu akşam, annem yorgun olduğu zaman girerdi, senede üç defa felan. okul zamanı, kantinden bişey alıp, yediğimi hatırlamıyorum. çikolataya bayılırım, ama almak aklıma gelmezdi, alışmadığımdan. bizim evde her zaman, yemek olurdu, annem kahvaltı eder etmez, hemen akşam yemeğine başlardı. öğlen geldiğimde, bazen mırın kırın eder, sandviç yemeye uğraşırdım, nadiren izin verirdi.
şimdiyse, bakıyorum anneler rahat, kavanoz püreleri .... anneler uykuda, çocuklar kahvaltısız okulda. okuldan gelince, farklı mı sanki ? anneyi ara da, bul evde.
dün iş çıkışı ,z. teyzeyle, arkadaşa taziye ziyaretine gidip, döndüğümüzde saat altıydı. öğlen okulda yemek yememiş oğlum , aç bekliyordu evde. birşey yemediği için ona , evde olmadığım için, kendime daha fazla kızdım. iş saatlerimi kısıtlamamın sebebi O'ysa , o evdeyken nasıl dışarda olduğumdan. kendimden biliyorum; lise sonda koca kızken, öğlen eve geldiğimde, aneyi bulamazsam garip olurdum. evde olması bile yetiyordu.
geçenlerde , incirli caddesinden geçerken , açılmış pastane kafe sayısı sersemletti . çoğu da dolu.bu insanların hiç mi işi yok ? oturmuş herkes, biyerlerde çene çalıyor. kimse kimseyi beleş de oturtmuyor , bir kahvaltı tabağı 10 tl den başlıyor ki, evde bedava. sonra gelsin, çarşaf çarşaf, kredi kartı faturaları,biz de şaşalım.
hanımlar, ne oldu okul arkadaşlarımızı ,ya da dostlarımızı evde ağırlamaya ? hani türk insanı misafirperverdi ? turistlere seve seve gösterdiğimiz konukseverliği, eşimize dostumuza neden gösteremiyoruz ? evimizi temizleyip, süs püsleyip kapatıp atıyoruz kendimizi dışarıya.
pardon, altın günlerimiz vardı değil mi ? hani şu misafirlerimizi, para ya da altın karşılığı ağırladığımız.
onu unutmuşum..
ayol önceden, fasulyeyi iyi kötü biz pişirmiyor muyduk ? şimdiyse yemek için, taaa nerelere gitmek de nerden çıktı ?
çocukluğumda , bizim eve hazır yemek anca büyük temizliklerin olduğu akşam, annem yorgun olduğu zaman girerdi, senede üç defa felan. okul zamanı, kantinden bişey alıp, yediğimi hatırlamıyorum. çikolataya bayılırım, ama almak aklıma gelmezdi, alışmadığımdan. bizim evde her zaman, yemek olurdu, annem kahvaltı eder etmez, hemen akşam yemeğine başlardı. öğlen geldiğimde, bazen mırın kırın eder, sandviç yemeye uğraşırdım, nadiren izin verirdi.
şimdiyse, bakıyorum anneler rahat, kavanoz püreleri .... anneler uykuda, çocuklar kahvaltısız okulda. okuldan gelince, farklı mı sanki ? anneyi ara da, bul evde.
dün iş çıkışı ,z. teyzeyle, arkadaşa taziye ziyaretine gidip, döndüğümüzde saat altıydı. öğlen okulda yemek yememiş oğlum , aç bekliyordu evde. birşey yemediği için ona , evde olmadığım için, kendime daha fazla kızdım. iş saatlerimi kısıtlamamın sebebi O'ysa , o evdeyken nasıl dışarda olduğumdan. kendimden biliyorum; lise sonda koca kızken, öğlen eve geldiğimde, aneyi bulamazsam garip olurdum. evde olması bile yetiyordu.
geçenlerde , incirli caddesinden geçerken , açılmış pastane kafe sayısı sersemletti . çoğu da dolu.bu insanların hiç mi işi yok ? oturmuş herkes, biyerlerde çene çalıyor. kimse kimseyi beleş de oturtmuyor , bir kahvaltı tabağı 10 tl den başlıyor ki, evde bedava. sonra gelsin, çarşaf çarşaf, kredi kartı faturaları,biz de şaşalım.
hanımlar, ne oldu okul arkadaşlarımızı ,ya da dostlarımızı evde ağırlamaya ? hani türk insanı misafirperverdi ? turistlere seve seve gösterdiğimiz konukseverliği, eşimize dostumuza neden gösteremiyoruz ? evimizi temizleyip, süs püsleyip kapatıp atıyoruz kendimizi dışarıya.
pardon, altın günlerimiz vardı değil mi ? hani şu misafirlerimizi, para ya da altın karşılığı ağırladığımız.
onu unutmuşum..
17
yorumcu
Etiketler:
felsefe,
nostalji
5 Ekim 2011 Çarşamba
yaşlı adam ! nasıl da zor yürüyorsun, adım atmak işkencen sanki
çökmüş omuzların , gayesiz bir sürüklenmedesin. azıcık haberim var işinden; zor, seni aşıyor hatta. bilirim, günü tamamlama derdindesin.
dedim ya , duymuştum; zoraki adımlar , götürüyor seni kankalarınla okeye. gitmesen ne olur sanki ?
tatlı tatlı hoşbeş etsen z. teyzeyle, bak o senin hayat arkadaşın, sırdaşın
ah ! ama o elindeki de ne ? şu meşhur ciğer katili. tamam o zaman . kararlısın, kalan ömrünü kahve köşelerinde heba etmeye, sigara parasına bedenini işten eve- evden -kahveye sürümeye
hakediyorsun; devam o zaman , bu çileyi çekmeye.
görsel
çökmüş omuzların , gayesiz bir sürüklenmedesin. azıcık haberim var işinden; zor, seni aşıyor hatta. bilirim, günü tamamlama derdindesin.
dedim ya , duymuştum; zoraki adımlar , götürüyor seni kankalarınla okeye. gitmesen ne olur sanki ?
tatlı tatlı hoşbeş etsen z. teyzeyle, bak o senin hayat arkadaşın, sırdaşın
ah ! ama o elindeki de ne ? şu meşhur ciğer katili. tamam o zaman . kararlısın, kalan ömrünü kahve köşelerinde heba etmeye, sigara parasına bedenini işten eve- evden -kahveye sürümeye
hakediyorsun; devam o zaman , bu çileyi çekmeye.
görsel
4 Ekim 2011 Salı
evet, bu sıcak günde, bayram ziyaretimizi tamer abiye yaptıktan sonra, epeydir düşündüğümüz seyahat için önce felanca tur şirketine gittik.
bankoda iki genç, pür dikkat bilgisayara kilitlenmişler. bilmesen internet dama oynadıklarını, sanırsınki dünyaya düşecek meteorun, koordinatlarını değiştirmeye çalışıyorlar, o kadar ciddiler.
isteğimizi söyleyince ,internette gördüğümüz bilgilerin çıktısını tutuşturdular elimize . sonra döndüler hemen sevgili monitörlerine , baktık birbirimize öylece. e dedik, biz bunu gördük internette, ekleyecek bişey yokmu ?
yokmuş. siz hangisini tavsiye edersiniz ? dedim, tüyo alabilmek için, genelde işe yarar da.
içine kapalı bir çekirdek aileyiz , bizbizeyiz. çocukların, onları şımartacak dayıları olmadı hiç. teyzeleri zaten yok. hala ve amcaları da uzak . o yüzden belki de alışverişte, sıcaklık ararız. hani satıcılar ikna etsin isteriz. öyle ki satış elemanına gıcık olup, ford alacağımıza fiat almaya kadar, götürmüşüzdür işi.
burada da, hayalkırıklığına uğradık tabii. biz istiyoruz ki ; bakın bu tur güzel, şöyle şöyle yorumlar var ,gidenler şöyle memnun desinler, yol göstersinler. hadi biraz sıcaklık, işin bu , pazarla bize yok yok o taraklarda bezi, varsa yoksa dama . peki dedik, kalktık gittik
öbür tur şirketindekiler ise tam tersi, müşterilerle kanka olmuş. ali abi ya, yine mi hong kong ? boşver. hem bu kredi kartı çalışmıyor , diğerini versene. sıcaklık istedik ama, bunlar da pek hararetli çıktı ayol. onlar cıvıdıkça, daha dikleşmişim koltukta, eşimin tasviriyle ,kirpinin üstünde oturuyor gibiymişim. doğrudur.
kaçtık kaçıcaz da, ne bulsak acaba ? bir keresinde, restoranın birini , masaya oturunca beğenmemiştik de, menüye bakıp, olmayan ne varsa onu istemiştik, kalkmaya bahanemiz olsun diye . bu sefer de,ya biz umre için gelmiştik de, tüh yoktur sizde değil mi ? ya da, bhutan cibuti turu mu sorsak ? yok,vardır o körün gözü.
başka şey dileseymişim olurmuş , o turlar henüz açıklanmadı denmesiyle, can havliyle attık kendimizi.
kısmet başka zamana, başka şirkete kaldı artık. mümkünse oyun oynamayan görevlilerle :(
şirketler,, ciddiye alıp bu işi yapmak isteyenlere, pazarlama yeteneği olanlara, öyle bir haftalık felan değil,eni konu eğitim vermeli.
bankoda iki genç, pür dikkat bilgisayara kilitlenmişler. bilmesen internet dama oynadıklarını, sanırsınki dünyaya düşecek meteorun, koordinatlarını değiştirmeye çalışıyorlar, o kadar ciddiler.
isteğimizi söyleyince ,internette gördüğümüz bilgilerin çıktısını tutuşturdular elimize . sonra döndüler hemen sevgili monitörlerine , baktık birbirimize öylece. e dedik, biz bunu gördük internette, ekleyecek bişey yokmu ?
yokmuş. siz hangisini tavsiye edersiniz ? dedim, tüyo alabilmek için, genelde işe yarar da.
içine kapalı bir çekirdek aileyiz , bizbizeyiz. çocukların, onları şımartacak dayıları olmadı hiç. teyzeleri zaten yok. hala ve amcaları da uzak . o yüzden belki de alışverişte, sıcaklık ararız. hani satıcılar ikna etsin isteriz. öyle ki satış elemanına gıcık olup, ford alacağımıza fiat almaya kadar, götürmüşüzdür işi.
burada da, hayalkırıklığına uğradık tabii. biz istiyoruz ki ; bakın bu tur güzel, şöyle şöyle yorumlar var ,gidenler şöyle memnun desinler, yol göstersinler. hadi biraz sıcaklık, işin bu , pazarla bize yok yok o taraklarda bezi, varsa yoksa dama . peki dedik, kalktık gittik
öbür tur şirketindekiler ise tam tersi, müşterilerle kanka olmuş. ali abi ya, yine mi hong kong ? boşver. hem bu kredi kartı çalışmıyor , diğerini versene. sıcaklık istedik ama, bunlar da pek hararetli çıktı ayol. onlar cıvıdıkça, daha dikleşmişim koltukta, eşimin tasviriyle ,kirpinin üstünde oturuyor gibiymişim. doğrudur.
kaçtık kaçıcaz da, ne bulsak acaba ? bir keresinde, restoranın birini , masaya oturunca beğenmemiştik de, menüye bakıp, olmayan ne varsa onu istemiştik, kalkmaya bahanemiz olsun diye . bu sefer de,ya biz umre için gelmiştik de, tüh yoktur sizde değil mi ? ya da, bhutan cibuti turu mu sorsak ? yok,vardır o körün gözü.
başka şey dileseymişim olurmuş , o turlar henüz açıklanmadı denmesiyle, can havliyle attık kendimizi.
kısmet başka zamana, başka şirkete kaldı artık. mümkünse oyun oynamayan görevlilerle :(
şirketler,, ciddiye alıp bu işi yapmak isteyenlere, pazarlama yeteneği olanlara, öyle bir haftalık felan değil,eni konu eğitim vermeli.
12
yorumcu
Etiketler:
alışveriş,
nostalji
3 Ekim 2011 Pazartesi
sınav 1
akşam eşim, bayram planını buyurdu, pardon, duyurdu; ben çoruma gidiyorum, iki gün kalıp dönücem isteyen gelir diye. halbuki karadeniz gezisine çıkalım diyordum çocuklarla beraber.
şu erkekleri hiç anlamıyorum. hoş , anlayana kimsenin madalya taktığı yok ya . 20 yıllık evlilikten sonra bile, hem ortak kararlar diye başlık atarlar, hem de kendi başlarına böyle ahkam keserler.
tam da yumuşak başlılık kararı almışken ? ( gizliden blogu mu okuyor? diycem,konduramıyorum )
vakit sınav vakti ....neval şimdi ne yapsın ?
görsel
şu erkekleri hiç anlamıyorum. hoş , anlayana kimsenin madalya taktığı yok ya . 20 yıllık evlilikten sonra bile, hem ortak kararlar diye başlık atarlar, hem de kendi başlarına böyle ahkam keserler.
tam da yumuşak başlılık kararı almışken ? ( gizliden blogu mu okuyor? diycem,konduramıyorum )
vakit sınav vakti ....neval şimdi ne yapsın ?
görsel
19
yorumcu
Etiketler:
şikayet
2 Ekim 2011 Pazar
karar 1
bu kadar aksi olmaktan, sıkıldım artık...
bundan sonra ;
gece nöbetinden sonra burunda tüten, fısır fısır yumuşak bir döşek kadar dinlendirici,
(bu fısır fısırlık üzerinde biraz düşünmeliyim )
kan ter içinde evde koştursam da , belim kopsa da ağrıdan,
akşam gelen eşimi, kızılcık şerbeti içmiş gibi, keyifle karşılayan
ılık bir bahar yağmuru kadar serinletici,
kızgınlığın uç noktalarındayken bile , hay aksi şeytan yerine
hay sevimli iblis, diyecek kadar kibar
birisi olacağım
bundan sonra ;
gece nöbetinden sonra burunda tüten, fısır fısır yumuşak bir döşek kadar dinlendirici,
(bu fısır fısırlık üzerinde biraz düşünmeliyim )
kan ter içinde evde koştursam da , belim kopsa da ağrıdan,
akşam gelen eşimi, kızılcık şerbeti içmiş gibi, keyifle karşılayan
ılık bir bahar yağmuru kadar serinletici,
kızgınlığın uç noktalarındayken bile , hay aksi şeytan yerine
hay sevimli iblis, diyecek kadar kibar
birisi olacağım
13
yorumcu
Etiketler:
istekler
1 Ekim 2011 Cumartesi
ergenim el kızını severse ,
üstüne üstlük , seni seviyorum derse , bıcırık ağzıyla... ben de bunu duyarsam, ne olur ?
elimde poşetlerle, öyle kalakalırım tabii
pazara gitme yasağını delmiş, kendini bir nebze suçlu hisseden anne, kapıyı açıp elinde telefon, arka odaya pısan oğlunun peşine takılıp, gizlice dinler .
çünkü gözünün içine baktığım kıymetlim , kaç gündür dalgın dalgın gezer de , okul değiştirmekdendir diye, yüreğimi serin tutmaya çalışıyordum oysa . hatta goncamın, kız meselesi mi acaba ? diye dillendirdiği kuşkularını da, kocaman bir özgüvenle; yook canım , ne kızı ? okulu sevmedi diye, bertaraf etmeye çalışıyordum . aldın mı cevabını , teyyare ?
minnoşum diye sevdiğin , kuru oğlun elin kızına şakırken telefonda, öyle kaldın demi ? zaten gizlice dinleyenler, ne zaman mesut olacakları şeyler duyarlar ki ?
bozulursun öyle demi? hele hele bay dalgınbakıştan , balşekeroğlana dönüşürse akabinde boncuk.
zaman , kendine dürüstlük zamanı; kıskandım düpedüz. sevgisini sadece bize bahşeden oğlum, dışa açılma politikasına girmiş , enginlere yelken açmış hatta.
şaşırdım biraz da ; bana benzediğini düşünüyordum, sevgisini dile getirmekte tutuk olacağını sanırdım dolayısıyla. pek rahat bizimki.
rahatsız oldum; özel konuşmaya dahil olduğum için. iyiki de o şaşkınlıkla , müdahil olmadım, odaya dalıverip.
şimdi biraz toparlandım ve gençlik işte diye hoşgörebiliyorsam da , galiba aşk- meşk konularını çocuklarımla hiç bir zaman konuşamayacağım .
yok, yok fazla gelir bünyeye, kaldıramam bu kadar medeniyeti..
şimdi de , uçan ayaklarla çıktı dışarı . kaynanam da oğlunu , onbeş günde bir istanbula gönderirken bunları mı hissediyordu ?
affet beni kaynanacım....
görsel
elimde poşetlerle, öyle kalakalırım tabii
pazara gitme yasağını delmiş, kendini bir nebze suçlu hisseden anne, kapıyı açıp elinde telefon, arka odaya pısan oğlunun peşine takılıp, gizlice dinler .
çünkü gözünün içine baktığım kıymetlim , kaç gündür dalgın dalgın gezer de , okul değiştirmekdendir diye, yüreğimi serin tutmaya çalışıyordum oysa . hatta goncamın, kız meselesi mi acaba ? diye dillendirdiği kuşkularını da, kocaman bir özgüvenle; yook canım , ne kızı ? okulu sevmedi diye, bertaraf etmeye çalışıyordum . aldın mı cevabını , teyyare ?
minnoşum diye sevdiğin , kuru oğlun elin kızına şakırken telefonda, öyle kaldın demi ? zaten gizlice dinleyenler, ne zaman mesut olacakları şeyler duyarlar ki ?
bozulursun öyle demi? hele hele bay dalgınbakıştan , balşekeroğlana dönüşürse akabinde boncuk.
zaman , kendine dürüstlük zamanı; kıskandım düpedüz. sevgisini sadece bize bahşeden oğlum, dışa açılma politikasına girmiş , enginlere yelken açmış hatta.
şaşırdım biraz da ; bana benzediğini düşünüyordum, sevgisini dile getirmekte tutuk olacağını sanırdım dolayısıyla. pek rahat bizimki.
rahatsız oldum; özel konuşmaya dahil olduğum için. iyiki de o şaşkınlıkla , müdahil olmadım, odaya dalıverip.
şimdi biraz toparlandım ve gençlik işte diye hoşgörebiliyorsam da , galiba aşk- meşk konularını çocuklarımla hiç bir zaman konuşamayacağım .
yok, yok fazla gelir bünyeye, kaldıramam bu kadar medeniyeti..
şimdi de , uçan ayaklarla çıktı dışarı . kaynanam da oğlunu , onbeş günde bir istanbula gönderirken bunları mı hissediyordu ?
affet beni kaynanacım....
görsel
31
yorumcu
Etiketler:
aşk,
biz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












