nasıl bir şeydir acaba, gözün kapalı teslimiyet ? Yaradana olması gerekenden bahsetmiyorum tabii.
bir insana dönüp ardına bakmayacak şekilde inanmak ?
ilk gençlik çağlarında, çoğumuz ailemize güveniriz otomatik olarak. çünkü düştüğümüzde her kaldıran onlar olmamış mıdır? başımız sıkıştığında çabalayan, gene onlar değil midir?
hayata bakışımız da, olumludur o zamanlar. büyürken hayatın sillesini yedikçe,insanların oynaklığına şahit oldukça, güvensizliği de öğrenir, masum ruhlar. aldatıla aldatıla yanıltmayı da. bunun bir ileri adımı, bundan zevk almaktır; hoşgeldin şeytanın vekili.
en son güvendiğimde, çok ağladım. ama insan da, güvenmek istiyor bea.
lakin O'ndan başkasına güvenme, aldatır sözü uyarınca hep hep yanılmadık mı?
yine de ısrarla, güven özlemi neden ? tokat yiyecek yanağın kaldı mı sanki?
31 Ocak 2012 Salı
29 Ocak 2012 Pazar
ahh ne kadar da yoruldum bugün. bir günde iki mahalle bir de pazar gezerdim, bana mısın demezdi ayol. ya paslandım, ya da yaşlandım. hoşuna gideni seç artık, neval hatun..
sabah kahvaltısını burada aldık;
önce gözümüz , sonra midemiz doydu, akşama kadar gözümüz yemek görmesin dedik ,gezdik.
önce oğluma ders çalışma masası aldık. odasıyla kel alaka renkte, ama kendisinin beğendiği :(
ablası kendi masasını vermedi, makyaj masası olarak kullanıyor da. ahh bir de o derdimiz var ,nasıl vazgeçireceğim bilmiyorum. mis gibi cildini, makyajla haşat edenlere dudak bükerdim, ehh büyük söylemişim.
Amwayin makyaj ürünleri doğal, onlara yöneltebilirim, maalesef sponsoru da olurum bu arada,teşvik mahiyetinde olur diye ,bir şey söylemiyorum. sabırla makyajı bırakmasını ve tesettür şerefine nail olmasını bekliyorum.
yapı marketten sonra sıra geldi akbatı avm 'ye , oğlum merak ediyordu. epey büyük ve dolambaçlı; capacity ve marmara forumdaki mağazalar var genelde. oğluma biraz kıyafet aldık, arada kahve molası;


hiç sevmezken, sohbet bahanesiyle ,bu gidişle kahvekolik olacağım. tekrar ayakkabı bakma seansı ve hüzün yine. ama biliyorum; bir yerlerde bekliyor beni ,gönlümdeki ayakkabım.
bu mağazayı pek methettiler, fethettim hemen. sanki biraz küçük ve tıkıştı.eli boş çıkmadım;
bu tepsilere bayıldım.zara home da kısmen indirime girmişti, çerçeveleri pek beğenmedim,ikeadan aldığım daha güzel ve sade. sadece kutular çeşitliydi, ama albenili değildi. servis sehpası baktık ama, mobilyayı değiştirme niyeti olunca alamadık bişey. pöf pöf
velhasıl eve gelince yorgun ve baygındık. minik kızım tabii ki yemek hazırlamamış tembelim,akşam menümüz kıymalı yumurta oldu bu sefer.
şimdi mi ? erkekler ders masasını kuruyor, bayanlar dinlenmede:(
ahh pazar aile gezmelerini nasıl da özlemişim...
sabah kahvaltısını burada aldık;
önce gözümüz , sonra midemiz doydu, akşama kadar gözümüz yemek görmesin dedik ,gezdik.
önce oğluma ders çalışma masası aldık. odasıyla kel alaka renkte, ama kendisinin beğendiği :(
ablası kendi masasını vermedi, makyaj masası olarak kullanıyor da. ahh bir de o derdimiz var ,nasıl vazgeçireceğim bilmiyorum. mis gibi cildini, makyajla haşat edenlere dudak bükerdim, ehh büyük söylemişim.
Amwayin makyaj ürünleri doğal, onlara yöneltebilirim, maalesef sponsoru da olurum bu arada,teşvik mahiyetinde olur diye ,bir şey söylemiyorum. sabırla makyajı bırakmasını ve tesettür şerefine nail olmasını bekliyorum.
yapı marketten sonra sıra geldi akbatı avm 'ye , oğlum merak ediyordu. epey büyük ve dolambaçlı; capacity ve marmara forumdaki mağazalar var genelde. oğluma biraz kıyafet aldık, arada kahve molası;
hiç sevmezken, sohbet bahanesiyle ,bu gidişle kahvekolik olacağım. tekrar ayakkabı bakma seansı ve hüzün yine. ama biliyorum; bir yerlerde bekliyor beni ,gönlümdeki ayakkabım.
bu mağazayı pek methettiler, fethettim hemen. sanki biraz küçük ve tıkıştı.eli boş çıkmadım;
bu tepsilere bayıldım.zara home da kısmen indirime girmişti, çerçeveleri pek beğenmedim,ikeadan aldığım daha güzel ve sade. sadece kutular çeşitliydi, ama albenili değildi. servis sehpası baktık ama, mobilyayı değiştirme niyeti olunca alamadık bişey. pöf pöf
velhasıl eve gelince yorgun ve baygındık. minik kızım tabii ki yemek hazırlamamış tembelim,akşam menümüz kıymalı yumurta oldu bu sefer.
şimdi mi ? erkekler ders masasını kuruyor, bayanlar dinlenmede:(
ahh pazar aile gezmelerini nasıl da özlemişim...
16
yorumcu
Etiketler:
alışveriş,
biz,
gezmecik,
tatil
27 Ocak 2012 Cuma
bugünlerde biz;
tatilde bir yere gitmeye heveslenip yine, geç kalmış bir aileyiz. çünkü her tatili fırsat bilip bir yerlere tüyen aziz milletim, - uçmuş sömestre fiyatlarına rağmen- her yeri kapatmış, her odayı doldurmuş. o kadar ki, taş atımlık mesafedeki büyükada bile dolmuş. o yüzden siz siz olun, para yok, falan filan teraneleriyle başınızı ağlatan, yan komşunuza bile kanmayın anacım. hele böyle tatillerde, esrarengiz biçimde ortadan yok oluyorsa.
Bursaya gidelim dedik önce; hem yakın, hem de erkekimin eklem ağrılarına çözüm olur diye. hem bursayı da pek severim,meşhur köftecisine gideriz diye de hevesliydim.gidelim gitmeyelim kararını verene dek yer kalmamış.
aradığımız sakinlik olunca , afyona bile razı olur gibiydik ,orası da dolmasaydı.
hey Yarebbim ! hesabımıza yine beylikdüzü palas düştü desene. lakin nasıl da gezesim var .ne yapsak acep ? günlük turlarla mı telafi etsek, bu gezinti aşkını ?
yoksa uslu uslu oturup kitap mı okusam,rutin annelik vazifelerimin yanında ?
Bursaya gidelim dedik önce; hem yakın, hem de erkekimin eklem ağrılarına çözüm olur diye. hem bursayı da pek severim,meşhur köftecisine gideriz diye de hevesliydim.gidelim gitmeyelim kararını verene dek yer kalmamış.
aradığımız sakinlik olunca , afyona bile razı olur gibiydik ,orası da dolmasaydı.
hey Yarebbim ! hesabımıza yine beylikdüzü palas düştü desene. lakin nasıl da gezesim var .ne yapsak acep ? günlük turlarla mı telafi etsek, bu gezinti aşkını ?
yoksa uslu uslu oturup kitap mı okusam,rutin annelik vazifelerimin yanında ?
26 Ocak 2012 Perşembe
bir haftadır ,sıcak öfke rüzgarlarıyla coşup, soğuk gurur bulutlarıyla geziyorum, ergenim yüzünden. biliyordum da kızımdan zor olacağını ,lakin bu kadarını tahayyül etmiyordum. biz kızımda ufak sarsıntılarla atlatırken, şimdi minik depremler yaşıyoruz. şöyle ki;
ders çalışmak out oldu,yani ineklere mahsus. böyle olunca da üç tane zayıfa razı olur gibisiniz ,ama sadece gibi. memnuniyet asla olamaz.
yüzünü gören ihya oluyor; oda kuşu kendisi. hayır ötmüyor da, saatlerce boşluğa ya da telefonunun ekranına zum olmuş durumda.
odasına girip çıkmak için , nerdeyse vize alacak durumdasınız. çıkarken kapıyı kapatmayan, derhal bir homurtuyla ödüllendiriliyor.
sıkıysa hesap sor. cevapları pabuç kadar beyefendinin. çook ağlattı annesini bu yüzden, nerde pamuk oğlum diye, sayıklaya sayıklaya.
düzen takıntılı bünye isyanlarda haliyle.
dün ,hiç bir şey demeden evden gidiverince , ciyak anne oluverdim .
biri durdursun lütfen,ergenimin boğazına yapışmadan !
görsel
ders çalışmak out oldu,yani ineklere mahsus. böyle olunca da üç tane zayıfa razı olur gibisiniz ,ama sadece gibi. memnuniyet asla olamaz.
yüzünü gören ihya oluyor; oda kuşu kendisi. hayır ötmüyor da, saatlerce boşluğa ya da telefonunun ekranına zum olmuş durumda.
odasına girip çıkmak için , nerdeyse vize alacak durumdasınız. çıkarken kapıyı kapatmayan, derhal bir homurtuyla ödüllendiriliyor.
sıkıysa hesap sor. cevapları pabuç kadar beyefendinin. çook ağlattı annesini bu yüzden, nerde pamuk oğlum diye, sayıklaya sayıklaya.
düzen takıntılı bünye isyanlarda haliyle.
dün ,hiç bir şey demeden evden gidiverince , ciyak anne oluverdim .
biri durdursun lütfen,ergenimin boğazına yapışmadan !
görsel
15
yorumcu
Etiketler:
biz,
üzüntü
25 Ocak 2012 Çarşamba
tatil halleri . yine.
dün ,yine tatil günüydü ve biz miniklerimle ! kahvaltımızı aynı menüyle yaptık; krep,bilumum kahvaltılıklar, salata vs vs. goncamın yokluğu belliydi,sohbetle uzamadan, çabucak bitmesinden. sonra herkes işine dağıldı; ergen pc başına, kuru kızımla biz temizliğe . işin içine bir de açma telaşı girince, saat oldu mu dört ? lakin bu bile depreşmiş gezme damarlarımızı yatıştıramadı.
forum istanbul rotamızdaydı,dışarda gezilecek saatleri kaçırdığımızdan. erkekleri satürne gönderdik,biz kızkıza takıldık. eskimeye yüz tutan ayakkabıma alternetif baksam da, beğendiğim model az ,onların da kırk numarası kalmadığındandır ki,eli boş döndüm ve farkettim ki, alışverişten çok hoşlanan ve gördüğü her conconlu eşyaya kapılan bir kızım var.
avm nasıl da kalabalıktı, mağaza çeşitliği bakımından güzeldi, lakin vakit yetersizliğinden ve acıkan erkekleri zapt etmek her dakika zorlaştığından, body shop'u tam olarak fethedemedim. ortak noktada buluştuk ve karnımızı ikeada doyurduk.
bu sefer ikeadan eli dolu çıktım ,hayret ! resim çerçevesi , dvdler için kutular, yeni kesme tahtam, nihale ve meşhur peçeteleri . sanırsam yakın otursam sık sık gider,evi de ufak ufak değiştirirdim :)
yeni kitaplığımı sizinle paylaşmamıştım değil mi ?
bu da açık hali;
bu da banyo dolabımın deseni. yanar döner bişey;
banyonun küçüklüğünden, içimize sinen bir şey yaptıramadık. minik bir lavabolu dolap,bir de resimdeki dolap, okka. aman canım iş görüyor ya, yeter.
forum istanbul rotamızdaydı,dışarda gezilecek saatleri kaçırdığımızdan. erkekleri satürne gönderdik,biz kızkıza takıldık. eskimeye yüz tutan ayakkabıma alternetif baksam da, beğendiğim model az ,onların da kırk numarası kalmadığındandır ki,eli boş döndüm ve farkettim ki, alışverişten çok hoşlanan ve gördüğü her conconlu eşyaya kapılan bir kızım var.
avm nasıl da kalabalıktı, mağaza çeşitliği bakımından güzeldi, lakin vakit yetersizliğinden ve acıkan erkekleri zapt etmek her dakika zorlaştığından, body shop'u tam olarak fethedemedim. ortak noktada buluştuk ve karnımızı ikeada doyurduk.
bu sefer ikeadan eli dolu çıktım ,hayret ! resim çerçevesi , dvdler için kutular, yeni kesme tahtam, nihale ve meşhur peçeteleri . sanırsam yakın otursam sık sık gider,evi de ufak ufak değiştirirdim :)
yeni kitaplığımı sizinle paylaşmamıştım değil mi ?
bu da açık hali;
bu da banyo dolabımın deseni. yanar döner bişey;
banyonun küçüklüğünden, içimize sinen bir şey yaptıramadık. minik bir lavabolu dolap,bir de resimdeki dolap, okka. aman canım iş görüyor ya, yeter.
23 Ocak 2012 Pazartesi
hep ilgimi çekmiştir, kendimle ilgili ilk anılarım.
zihnimde, bölük pörçük anlar uçuşuyor düşündüğümde. yaşım muamma; yaşlı bir dedeye(aneyin babası) şeker tutuyorum, bişey diyorum gülüşüyorlar. hep anlatırlar bunu; hepsini almak istemiş de, çemkirmişim bıcırca, mübarek dedeme.
mübarek,çünkü; sabır timsali sakin biri olduğu, herkesce malum. tez canlı anneannemi idare edebildiğine göre. kendisi bizi çileden çıkarıyordu rahmetli. hepsinin toprağı nur olsun.
sonra, başka bir an yakalıyorum zihnimde; ilk oturduğumuz ev. bir avlu ve derme çatma merdivenle yaşadığımız ikinci kata çıkılan , annemle babamın köyden taşınıp geldikleri ilk ev. o zamanın varoş semti, şimdinin şehrin göbeği. üç yaşındaymışım,oradan suriçine taşındığımızda. oradaki anılarım net; sokaktaki arkadaşlarım, çeşmeden su taşımamız, tv 'nin evimize gelişi, ardından hoover çamaşır makinesinin, ilk ve son hırsızlığım (bu ayrı bir yazı götürür)
evimizi pek severdik, zannımca istanbulun yerlisi hariç, herkesler kiracıydı. ev sahibi satılığa çıkardığında komşular ısrar etmişler babama alsınlar diye. lakin babam, nedendir bilinmez,bakırköydeki evi almış,iyi ki de almış, o semtte büyüseydik, ufkumuz da oradakiler kadar olurdu, meslek lisesi okuyan,her pazar sahile mangala giden..
ustaydı babam; ustaların ağa olduğu zamanda . o zaman işini fabrikasyona çevirenler yürüdü gitti,diğerleri bir bir kapadı kepengini, elin yanında yevmiye bekler oldu maalesef. demiştim; beddualı bu ustalar.
suriçindeki evimiz,minik bir bahçede üç katlı; altı komşu hepsiyle de görüşürdük. süleyman amcanın lokantası cağaloğlu valikonağındaydı. bir ramazan topluca iftar yapmıştık, oradan bilirim.
karşı komşumuz mahmut amca, dolmuş şöförü; sert yüzlü pamuk mizaçlı. eşi nezahat teyze üveyanne lakin dünya iyisi (şimdikiler gibi cadı kırması değil ). o zamanlar kötü insan yoktu galiba.
işte o evde, en güzel ve sorumsuz zamanlarım geçti. bir odam bile yoktu, girişte ara kapıyla ayrılan, ayrı bölümde, iki divandan birinde yatardım. misafir gelince de, yer yatağında . evet o zamanlar, evler küçük lakin gönüller büyüktü. şimdilerdeyse 170 metrekare evlere, iki misafiri sığdıramaz olduk,o başka.
evler büyüdükçe, gönüller daraldı sanki.
altmış metrekare evden , 150 metrekareye geçince yeni eşyalarla beraber,bir odam oluverdi. parayla saadet olmuyor tabii, lakin hayatı kolaylaştırdığı da bir gerçek. zihni de sakinleştiriyor .
belirtmeden geçmeyeyim; eski sokağımız tam bir kozmopolitti. sokağın başı sünni, ortası ermeni,sonu kiliseydi. aney üstteki herkesle görüşürdü,mutat günlerde. ermeni ne demek bilmezdik bile, isim sanardık. kimse kimseye karışmaz, dudak bükmezdi. niye büksün ki,hepimizi Yaratan aynı değil mi?
o evde şöyle düşünürdüm; bu yaşantım hayal mi gerçek mi ? bir gün uyanıp kendimi genç kız olarak buluvereceğim gibi gelirdi. şimdi ne garip geliyor..
bizim ailenin huyu; birinin boşalttığı evi diğerinin tutması. bahsettiğim bu ev,küçük dayımdan miras. bizden sonra büyük dayım rahmetli oturdu, sonra da kızı. ilk evimiz keza öyle; bizden sonra teyzemler geçti. malımıza sahip çıkmak, göçmen kanımızda var sanırsam.
ne kadar sevdiysem kendimi bildiğim evi, nasıl uzun yazdım. hala da yazabilirim . lakin bahsettiğim banyo dolaplarının montajı için ustalar gelecek. kaçış yok;ustalar hayatın her anında maalesef.
insanların hoşlarına giden konularda yazarak, kilo verdiğini biliyormuydunuz?
yoksa bu da züğürt tesellisi mi?
zihnimde, bölük pörçük anlar uçuşuyor düşündüğümde. yaşım muamma; yaşlı bir dedeye(aneyin babası) şeker tutuyorum, bişey diyorum gülüşüyorlar. hep anlatırlar bunu; hepsini almak istemiş de, çemkirmişim bıcırca, mübarek dedeme.
mübarek,çünkü; sabır timsali sakin biri olduğu, herkesce malum. tez canlı anneannemi idare edebildiğine göre. kendisi bizi çileden çıkarıyordu rahmetli. hepsinin toprağı nur olsun.
sonra, başka bir an yakalıyorum zihnimde; ilk oturduğumuz ev. bir avlu ve derme çatma merdivenle yaşadığımız ikinci kata çıkılan , annemle babamın köyden taşınıp geldikleri ilk ev. o zamanın varoş semti, şimdinin şehrin göbeği. üç yaşındaymışım,oradan suriçine taşındığımızda. oradaki anılarım net; sokaktaki arkadaşlarım, çeşmeden su taşımamız, tv 'nin evimize gelişi, ardından hoover çamaşır makinesinin, ilk ve son hırsızlığım (bu ayrı bir yazı götürür)
evimizi pek severdik, zannımca istanbulun yerlisi hariç, herkesler kiracıydı. ev sahibi satılığa çıkardığında komşular ısrar etmişler babama alsınlar diye. lakin babam, nedendir bilinmez,bakırköydeki evi almış,iyi ki de almış, o semtte büyüseydik, ufkumuz da oradakiler kadar olurdu, meslek lisesi okuyan,her pazar sahile mangala giden..
ustaydı babam; ustaların ağa olduğu zamanda . o zaman işini fabrikasyona çevirenler yürüdü gitti,diğerleri bir bir kapadı kepengini, elin yanında yevmiye bekler oldu maalesef. demiştim; beddualı bu ustalar.
suriçindeki evimiz,minik bir bahçede üç katlı; altı komşu hepsiyle de görüşürdük. süleyman amcanın lokantası cağaloğlu valikonağındaydı. bir ramazan topluca iftar yapmıştık, oradan bilirim.
karşı komşumuz mahmut amca, dolmuş şöförü; sert yüzlü pamuk mizaçlı. eşi nezahat teyze üveyanne lakin dünya iyisi (şimdikiler gibi cadı kırması değil ). o zamanlar kötü insan yoktu galiba.
işte o evde, en güzel ve sorumsuz zamanlarım geçti. bir odam bile yoktu, girişte ara kapıyla ayrılan, ayrı bölümde, iki divandan birinde yatardım. misafir gelince de, yer yatağında . evet o zamanlar, evler küçük lakin gönüller büyüktü. şimdilerdeyse 170 metrekare evlere, iki misafiri sığdıramaz olduk,o başka.
evler büyüdükçe, gönüller daraldı sanki.
altmış metrekare evden , 150 metrekareye geçince yeni eşyalarla beraber,bir odam oluverdi. parayla saadet olmuyor tabii, lakin hayatı kolaylaştırdığı da bir gerçek. zihni de sakinleştiriyor .
belirtmeden geçmeyeyim; eski sokağımız tam bir kozmopolitti. sokağın başı sünni, ortası ermeni,sonu kiliseydi. aney üstteki herkesle görüşürdü,mutat günlerde. ermeni ne demek bilmezdik bile, isim sanardık. kimse kimseye karışmaz, dudak bükmezdi. niye büksün ki,hepimizi Yaratan aynı değil mi?
o evde şöyle düşünürdüm; bu yaşantım hayal mi gerçek mi ? bir gün uyanıp kendimi genç kız olarak buluvereceğim gibi gelirdi. şimdi ne garip geliyor..
bizim ailenin huyu; birinin boşalttığı evi diğerinin tutması. bahsettiğim bu ev,küçük dayımdan miras. bizden sonra büyük dayım rahmetli oturdu, sonra da kızı. ilk evimiz keza öyle; bizden sonra teyzemler geçti. malımıza sahip çıkmak, göçmen kanımızda var sanırsam.
ne kadar sevdiysem kendimi bildiğim evi, nasıl uzun yazdım. hala da yazabilirim . lakin bahsettiğim banyo dolaplarının montajı için ustalar gelecek. kaçış yok;ustalar hayatın her anında maalesef.
insanların hoşlarına giden konularda yazarak, kilo verdiğini biliyormuydunuz?
yoksa bu da züğürt tesellisi mi?
18 Ocak 2012 Çarşamba
hafta sonu nefis geçti ve nefaset devam ediyor.
malum cumartesileri yoğun çalışıyorum, goncamın aksine. akşam eve geldiğimdeyse tam bir kraliçe karşılaması bekliyor zatımı :)
yemek işi bir şekilde halledilmiş oluyor , azıcık oflayıp puflarsam da, ayak masaj aleti konuyor önüme. şımarmayım da ne yapayım ,sorarım size ?
bu cumartesi akşamı, işten almaya goncamın gelmesini ise, serpiştiren kara borçluyum.eve geldiğimizde yaptıkları ev tipi döner biraz kuruyup , sosu sonradan katılmış olsa da, hazır sofra gibisi var mı ?
pazar günü pek çabuk geçti. akşama doğru bu sefer erkekimi almaya ben gittim. minibüsle! sesimi duyduğunda sesinin aldığı ton, o soğuğu çekmeye değerdi.
sevmek güzel şey,sevilmek daha da güzel bea !
banyoyu değiştirmek istediğimden şurada bahsetmiştim. dekorasyon şirketi kocaman fatura çıkarınca alternatif olsun diye , yapı markete baktık biraz. baktık da ne değişti ? yine onlara verdik, biz böyleyiz anacım.
eşim yine küveti değiştirelim diye tuttursa da, şurada kocaman kocaman yazdığım gibi, aman usta girmesin deyip, geri püskürttüm kendisini.
pazartesiyse kuru kızımla öğlene dek uyumuşuz, ayıptır söylemesi. sallana sallana kahvaltı yapınca, yemek hazırlığı da aksadı tabii. öğleden sonra banyo siparişi vermeye gidince de , kıymalı yumurtaya talim ettik. yanında salata- ayran- tatlı dil, daha ne olsun demi ?
velhasıl haftaya güzel başladık bakalım...
malum cumartesileri yoğun çalışıyorum, goncamın aksine. akşam eve geldiğimdeyse tam bir kraliçe karşılaması bekliyor zatımı :)
yemek işi bir şekilde halledilmiş oluyor , azıcık oflayıp puflarsam da, ayak masaj aleti konuyor önüme. şımarmayım da ne yapayım ,sorarım size ?
bu cumartesi akşamı, işten almaya goncamın gelmesini ise, serpiştiren kara borçluyum.eve geldiğimizde yaptıkları ev tipi döner biraz kuruyup , sosu sonradan katılmış olsa da, hazır sofra gibisi var mı ?
pazar günü pek çabuk geçti. akşama doğru bu sefer erkekimi almaya ben gittim. minibüsle! sesimi duyduğunda sesinin aldığı ton, o soğuğu çekmeye değerdi.
sevmek güzel şey,sevilmek daha da güzel bea !
banyoyu değiştirmek istediğimden şurada bahsetmiştim. dekorasyon şirketi kocaman fatura çıkarınca alternatif olsun diye , yapı markete baktık biraz. baktık da ne değişti ? yine onlara verdik, biz böyleyiz anacım.
eşim yine küveti değiştirelim diye tuttursa da, şurada kocaman kocaman yazdığım gibi, aman usta girmesin deyip, geri püskürttüm kendisini.
pazartesiyse kuru kızımla öğlene dek uyumuşuz, ayıptır söylemesi. sallana sallana kahvaltı yapınca, yemek hazırlığı da aksadı tabii. öğleden sonra banyo siparişi vermeye gidince de , kıymalı yumurtaya talim ettik. yanında salata- ayran- tatlı dil, daha ne olsun demi ?
velhasıl haftaya güzel başladık bakalım...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








