8 Aralık 2010 Çarşamba

yiyelim, şişelim, yiyelim, şişelim

nekka kolay değilmi   ?    yersen homini gırtlak ,    kıpraşmadan  tombi yatak   ;   oluruz balon




akşam yemeğinden sonra;     hepimiz atıyoruz kendimizi koltuklara          dikiyoruz gözümüzü tv ye   yahut pc ye       ne çıkarsa bahtımıza           sohbet desen yok ,     dizi var çünkü . ev hanımları evde,      iş hanımları dışarda yoruluyorlar         lakin koltukta uzanırken dinlenemiyoruz ki   ;        beynimiz    reklamlar     flaşlar, radyasyon saldırısında            sonra da gelsin kronik hastalıklar  ;     tansiyon, migren  felan filan





yediklerimizden zaten hayır yok.            türk halkı olarak cıcığı çıkana kadar,     pişirdiğimiz için posa yiyoruz  hormon desen  o biçim ;      her türlüsü var hanım abla,     seç yeterki           ne alırsak meyveden alıyoruz
damak zevkimiz desen,         yağlı salçalı ve hamurlu ve şekerliden yana olunca ,      otuzbeşten sonra tombişçik oluveriyoruz,    biz de anlamadan          su bile içsem yarıyor yahu,     diye diye         tabii yersen baklavayı,  içersen suyu                ehhh su bile yarar o zaman        çünkü midenin sindirimine müdahale ediyorsun





hatırlayanlar vardır,    ya da duymuşlardır büyüklerden ;      önceden ama çok değil,      kitap okunurdu akşamları            mesela ;    amcamlarda tv yoktu           her akşam  amcamın oğlu okurmuş ev halkına battal gazi destanı   ya da eba müslimi           babamların evinde de okunurmuş kitap            sonra mütaalası yapılırmış              hiç tanımadığım babaannemin öyle bir öykü dağarcığı varmış ki,    hiç bitmezmiş anlatacakları              o zaman belki de insanlar,   daha fazla yüzyüze iletişim içinde olduklarından,    araları daha iyiymiş         namertlik ve bencillik      bu kadar dizboyu değilmiş ( bakarmısınız erkek gibi konuşuyorum  yakında da     erkek gibi küfredersem    şaşmayın hiç )


bizim evde  o da zorlamamla ,    haftada en fazla iki defa balık yenir       ergen boncuğumun okulu yemekli olduğundan   içim rahat biraz,        akşamları da bazen ızgaraya kaçsam da ,   sulu yemek yapmaya çalışırım   meyvaysa her akşam yenir     şükür




yemekten sonra      hepimizin evindeki gibi bey kumandayı alır eline kılıç gibi,     o haber benim bu açık oturum benim der,   savurur durur         teyyareyse pcye takılır biraz, sonra büker boynunu kitaba         kuru kızım gelince beraber okuruz         ergense arada çemkirse de babaya,   geniş aileyi aç diye    sen ödevini yaptınmı bakiiim diye   geri püskürtülür derhal         tvnin insanları aptallaştırdığına  yürekten inanan biri olarak,     evdeki bozulduğunda mutlu olurum           lakin diğer tvsever bireyler hemen yaptırırlar   düşkün değiliz diye inkar ederekten 




aslında çözüm basit sağlık için ;  az yemek,     tvnin karşısına yapışmadan     hemen hayat arkadaşıyla elele kısa bir yürüyüş           eve gelince de serbest zaman         yürüyüşte yirmi kat oksijen girdiğini düşünürsek vücuda      artık bozdur bozdur harca          hatta  eline bez alıp camları silesin bile gelirse  şaşma !

7 yorum:

*selinka** dedi ki...

maşallah nevalim sen caresini bulmuşun ,bizler aynı hayata devam sevgilerle canım...

karabidikim dedi ki...

Bebek başlığa ne kadar da uymuş.Bilgisayar ve televizyon bizi iyice monotonlaştırdı.

neval dedi ki...

SELİNKA;buldum da zor yerine getirmek bacım

KARABİDİKİM;evet ne kadar da sevimli lakin hayat onun için zor olmalı zayıflamazsa

Küçük Mucizem dedi ki...

Bizim evde doğru dürüst yemek pişmiyor maalesef. bu konuda çok muzdaribim. kızıma bişeyler yapim derken eşim bekleyemez daha yemek pişmeden geçer dolabın önüne artık allah ne verdiyse. ben akşamları yemek yememeyi tercih ediyorum. belki yanlış bir tutum ama sofraya oturduğum zaman da ölçü kaçıyor. hoş yesem de yemesem de ton balığı gibiyim zaten :)

neval dedi ki...

KÜÇÜK MUCİZEM;size hak veriyorum ,işiniz zor hakikaten.belki minik büyüyünce düzene girer akşam yemekleri ayrıca ton balığı demeyelim balık etli daha uygun
selamlar

papatya68 dedi ki...

hayırlı cumalar Nevalim
yüreğine sağlık senin yazılarını bir çırpıda ve zevkle okuyorum her zaman çünki genellikle kendimden de birşeyler oluyor içinde:)
evet dediğin gibi akşamları az yemek yiyoruz ama yürüyüş şansımız malesef yok burada:(
Tv. ye gelince eşimle biz bir oda da çocuklar diğer oda da herkes istediği yeri izler bizde biz genellikle belgesellere takılırız eşimle yada sohbet ederiz kendi aramızda:)
okumaya gelince bir türlü alıştıramadım ne yaptımsa olmadı:(
pc.ye eşim evdeyken bakmıyorum onunla ilgileniyorum daha ziyade kahve çay meyve çerez getir götür yani:))
bende balık etli bir hatunum hamdolsun Rabbime

neval dedi ki...

PAPATYA; sana da sevgili papatya . eh ne de olsa aynı kuşağın insanıyız ortak var birşeyler değilmi ?
okumak da içten gelirse oluyor belki de sen durağan olamayacak kadar aktif olduğun için sevmiyorsun okumayı(psikoloğunuz şıp diye buldu hemen )
o getir götür işleri de az buz değil hani ;egzersiz sayılır demi ?
yaşasın balık diyorum başka da bir şey demiyorum