4 Ağustos 2011 Perşembe

geçtiğimiz hafta , yine gezmedeydim .      pek alıştım.        işe başlayınca depresyona girmesem bari.
hani bir zavallı hamilem  vardı;   25 yıllık  dostum ayşe.       ne zamandır darılıyordu, bebek askere gidecek hala gitmedim diye.
gözümü kararttım,    aldım goncamı düştüm yollara.      (otobüsle ulusa gidecek kadar kararmadı gözüm ).
eski bir sitedeki ev ,    halim selim daire kapısından geçip,     salona girdiğimde , o boğaz manzarasıyla 10 numara oluverdi birden.




sakin bir park karşımda;  boğaz köprüsü     ve insanı davet eden marmaranın masmaviliği ,    odanın içinde sanki.
bizdeki   nasıl bir sevgi ki,  başka şehirlere gidip beğensek de,     istanbulumuz ,hele denizimiz olmazsa olmazımız.          uzaklardan gözucuyla görsek de    yeter .     sıkıntılar bir anda atılıverir arkalara.   hipnotize olmuşcasına,  gözler kilitlenir o deryaya.        sadece bakmak bile yeter bazen,  zihin detoksu için.

işte o manzaraya meftun oluverdim ,      hatta o trafiğe ve o kiralara rağmen ,  alt katı tutup taşınasım geldi. çarçabuk bir öğle yemeği yedik ,     sonra da çayla beraber,     meşhur kavala kurabiyesiyle tanıştım ilk kez.
zavallım,    kırkından sonra bebek büyütmenin tüm zorlukları yanında ,      nimetlerinden yararlanmaya çalışıyordu.        ama  sanki saçı beyazlamış olanlara  pek yakışmıyor gibi .      her şey vaktinde güzel.




üç saat su gibi geçti,    tam kendimi manzaradan kopardım,    kendime geldim ki,   aşağıya indiğimde ne göreyim ?      hain ayşe çekmiş altına gıcır bmw yi,        tekrar mayıştım,    yapıştım kaldırıma.
yok bu  gezme iyi geldi bana.
ufkum açıldı ,       artık doğum günümde ne isteyeceğimi biliyorum :))

not; işte ramazan öncesi postlarından biri daha,anladığınız üzere.                

7 yorum:

Emine dedi ki...

"bizde ki nasıl bir sevgi ki, başka şehirlere gidip beğensek de, İstanbulumuz, hele denizimiz olmazsa olmazımız"
nasıl da hislerime tercüman olmuşunuz..tarifsiz bir duygu bu.. sevgiler.

Kronik Bunalim ... dedi ki...

henuz 26 dayim 30 dan once ogluma bi kardes yapip bu isi tamalama derdindeyim.. bu bunye sanmiyorum ki 30 dan sonra bi bebe sesine tahammulu kalsin .. biz turk hanimlari 40 degil 30 undan sonra bile kaldiramiyoruz bebeyi .. halbuki fransizlar en erken 35 de basliyorlar bebek dusunmeye .. ;)

neval dedi ki...

EMİNE;nasıl da bağımlılık yapıyor değil mi?

KRONİK BUNALIM; elin fransızı o yaştan sonra ancak bir tane yapar zaten.
seninki iyi fikir

Nilhan - Küçük Mucizem dedi ki...

35 olmadan ikinciyi doğurmalıyım artık.
arapçada bir söz vardır. "yakışana değil, eline geçene"

otuzundansonra dedi ki...

Canımcım belki araba bebek hediyesidir(heheh)İstanbul boğaz harika dimi?

neşe dedi ki...

ben 37 de üçüncüyü 41 imde 4.yü yaptım.İyi ki de olmuşlar hayatım monotonluktan kurtuldu Neval..

neval dedi ki...

NİLHAN; öylemi dersin ? hadi o zaman,arası açıldıkça daha zor geliyor,emin ol

OTUZUNDAN SONRA; bak bu hiç aklıma gelmemişti. araba için bile olsa,olmaz artık bebek felan ayol

NEŞE; bravo sana,iyisini yapmışsın ama gözüm yemedi hiç bir zaman.