28 Ekim 2011 Cuma

dün ,    tatil günümüzde goncamla free takılalım dedik.      yine yapacak bir sürü evrak, resmi işlemler,   vs vardı.     lakin goncam,    gel beyazıt yapalım deyince, temam dedim,    karar 1 gereğince.

şıkır- mıkır giyindik,   sanki düğüne gidiyoruz gibi.    halbuki     altı üstü beyazıta gidip ,dönüşte şurada aldığım çantanın tamiratı için,   marmara foruma geçeceğiz.

arabayı zeytinburnunda bırakıp,   tramwaya geçtik .    ama ne geçiş ?    boş yer bol,   konuyorum koltuktan koltuğa,   orası rahat değildir,    gel buraya oturalım canım , cicim.    bir neşe,    pür neşeliyiz.

amacımız,oğlumuz hani anadolu lisesini kazandı ya,   okul idaresi de ingilizce kitapları için,   kamyon yükü fatura çıkardı ya,     biz de uyanıklık yapalım,korsanını alalım dedik.     dedik çünkü ,   koleje giderken nerdeyse bir ev kirası kadar,    yabancı dil kitaplarına ,  her sene  ödeme yapmaktan bıkmıştık. kuru kızım kitap meselesini,    hep beyazıttan kendisi halletti,   oğlumsa,    nabrutumun da dert yandığı gibi,   peeek hazırcı.





yolda giderken,    ilk göz ağrımız  aksaray ziya'ya uğradık. lahmacunu hakikaten güzel,   tatlısı da pek nefisti :) depolarımızı doldurup, tam gaz kitapları aldık.      fikirde sultanahmet ve eminönüne gitmekti ama,  koşan saatle yarışırcasına marmara foruma gittik,    ama ne gidiş.       tramwayda asıla asıla .      beyazıtta  nostalji yapmak,     kırk yaşından sonra yapılmamalıymış,      kendi araban varken,     otopark derdiyle araba sağda solda bırakılmamalıymış,    hele yüksek topukla  yürüyelim de,   eritelim bari denmemeliymiş.

sabah çıkarken,     eflatunlu eşarbım,     yeni pardesüm ve pantolon eteğim ,    dolgu topuk  ayakkabılarımla pek bir şıktım.
dönüşteyse,    tutacaklara asılmaktan ağrıyan kollarım,      ter içinde kalmış sırtım ve ağrıyan ,topallayan ayacıklarımla,   nasıl da acınasıydım.

o ayakkabımın da ,  artık topuğu yok        duy beni dürr-i yekta

12 yorum:

Limon çiçekleri dedi ki...

Ayy:)Bayılıyorum senin şu doğallığına!Topuğuda artık yokmuş:)Ne güzel bir anlatım ve bitiriş:)Klavyene sağlık:)

NABRUT dedi ki...

dolgu topuk ayakkabının topuğu nasıl kırılır ki :)))
bende şıkır şıkır olma hevesine topuklu ile evden çıkıp perilan eve dönenlerdenim ne olacak bu halimiz:))
ben nasıl bir erkek çocuğu büyüteceğim acaba :))
(Allah kısmet ederse tabi)

neval dedi ki...

LİMON ÇİÇEKLERİ;doğallık mı desek,yoksa çenebazlık mı? bilemiyorum artık:)

NABRUT; işte o kadar becerikliyim maalesef.
oğlan çocuğu deyince tırs bence.ısır sev ama ,üzülmeye de hazır ol.

LEYLA'nın KAHVE DÜKKANI dedi ki...

ahaha çok eğlenceli bir yazı olmuş :) o ayak acılarını iyi bilirim ;) tatlı müthişşş,ne afiyetle yanmiştir o :(

Kahve Dükkanı'ndan sevgiler...

eviminnuru dedi ki...

çok güldüm okurken;ellerine sağlık
sevgiler

neval dedi ki...

LEYLA'NIN KAHVE DÜKKANI; teşekkürler,çok gezenler bilir demi?

EVİMİN NURU;teşekkürler,iltifat ediyorsun

neşe dedi ki...

Korsan kitap mı çıkçıkçık......
Yakıştıramadım sana nevalcik....
Ama kitaplar da çok pahalı hani bazen diyorum ki..... boşver.....

Şerife dedi ki...

ben senin yazdıklarını okumaya bayılıyorum hep yaz olur mu

nurşen.e dedi ki...

neval hanım
sanırım sizin bu içten anlatımınız- son zamanlarda- hadi bir bakayım sessiz teyyarede yeni bir yazı varmı diye heyecanla blogunuza baktıran .
blogunuzu bulduğumdan andan itibaren sizi çok sevdim ve de çokça eski yazılarınzı da okumaya başladım.sanki benim yan komşum Neval Ablam gibi oldunuz :)))))

neval dedi ki...

NEŞE;ahh neşe,bıktık ayol her yıl yüzlerce tl vermekten :(

ŞERİFE; tamam abla:))

NURŞEN;hoş geldin komşum:)
güzel sözlerin için teşekkürler,benimki sadece içten seslenişler..

Dürr-i Yekta dedi ki...

neval ablaaa tatlıya takıldım kaldım ben, en çok sevdiğim tatlı bu ya off off, yol yürünecekse eğer kesinlikle topuksuz düz rahat ayakkabı giyilmeli, ama dolgu topuk ayakkabının nasıl artık topuğu yok cidden merak ettim :D:D

neval dedi ki...

DÜRR-İ YEKTA; keşke fotosunu çekseydim ayakkabının,tatlının çekip canını isteteceğime:)

topuk kısmı koptu,yani ayakkabı babet gibi düz oldu