9 Ekim 2010 Cumartesi

düz fön please, ama saçımı yakmadan !

önceleri kuaföre gitmeyi pek severdim             serde genç kızlık var tabii,      aynalarla yakın dostuz       gidip saçını kestirip,     bir de fönle  suretin değişiveriyor haliyle         bayılırdım bu değişime,    ama şansıma herzaman    istediğim gibi olmazdı  ; bir kaç kere    kuaför kazımın beceriksizliğine uğramıştık   seboşla        adama uçlarından al diye gidiyorsun,        3 numara yapıp gönderiyor            zavallım,  nişanına birkaç gün kala aynı akıbete uğramıştı ,    ağla ağla gözleri çıktı          ben böyle erkek çocuğu gibi ne yapacağım   nişanda diye ?            gerçi o haliyle bile nişanlısından çok saçı vardı        ama olsun  yine de    saç seçenekleri bayağı daralmıştı.




ilk saç baş yaptırmaya ,    ortaokulu bitirirken    jaleyle gaza gelip      sokağımızdaki    kendini kuaför sanan adama gitmekle başladım        adam bizi neye benzettiyse  (muhtemelen madamlara)   annelerimiz  bizi nasıl nasıl paylayıp   geri gönderdi    düzeltsin diye            uslu uslu düz fönümüzü çekinip   gitmiştik balomuza  (ama ne yaptıysa   iğrenç yara çıkmıştı bir ara)              ikimiz de kendimizden kısa çocuklarla   dans etmek zorunda kalmış,   gerçekten hoşlandığımız çocukların başkasını dansa kaldırmasını seyretmiştik     içimiz yanaraktan

ahh     yarı çocuk     yarı genç kızlığın büyülü dünyası   ;    ne kadar arıyorum    sendeki ipe sapa gelmez helecanları     ani yükselen hisleri       kankalarınla sabahlara dek süren fısıldaşmaları,  bir de kız kıza danslar vardı ya               ne ezikmişiz yarebbim



kadınlığın zor ,    sorun dolu,     dünyasına adım attıktan sonra     daha da arar oldum o masumiyeti       kapandıktan sonra,       aniden kuaför seçeneklerimin hızla    daraldığını farkettim         yıl 1904 ... bayan kuaförler     hep erkek yada    erkek çalıştırıyorlar           tee zeytinburnunun nerelerinde    basık   penceresiz odada    40 derece sıcakta    perma yaptırıp,     saçlarımı mahvettikten sonra     vazgeçtim gitmekten       ve kendim kesmeyi öğrendim
tabii ki röfleyle tanışana    ve beyazları kamufle ettiğini görene kadar         şu an vazgeçilmezim    ve röfle adı altında insanların     saçlarına    yaptırdıkları şeylerden     ödüm koptuğu için    (  nemelazım şebeleğe benzetirler felan)    kankam ayselin kuaföründen başkasına yaptıramıyorum               hem uygun fiyata hem de özene bezene yapıyor kadın       tek eksisi bursada olması         olsun varsın, yazın bursa    bizim tatil rotamızda         hem güzelleşiyoruz     hem de kaynatıyoruz kazanları     beraberce



kuaförlerde önceden en tiksindiğim şey ;   fırçaların temizlenmemiş haliyle        herkese kullanılmasıydı       zaten başkasının saçına dokunamazken , onlarla dolu bir şeyin,    saçınızda gezdiğini düşündüğünüzde      kuaför pek hoş bir deneyim olmuyordu        şimdi bakıyorum da,    bu hususlara düzgün yerlerde dikkat ediliyor

yine de senede bir kere,   yeterde artar bile     ne ben mıncıklıyım saç baş           ne de başkası kurcalasın kafamı abi





                                                                                                         fotolar netten alıntıdır

7 yorum:

ANNEM DİKTİ BEN GİYDİM dedi ki...

ayy ben kuaföre gitmeye bayılırım...gidiyim orda saatlerce oturıyım,saçlarımla sabahtan akşama uğraşsınlar :)
ben de çok şükür hep mutlu çıktım oralardan :)
ama yine de bi kuaför tutturamadım...
bu ne çelişkidir dimi :)

Taze kahve dedi ki...

Ya ben de kendimi bildim bileli örtülü bi bayan olduğum için pek içli dışlı olamadım bu sektörle.Ama bunun ezikliğini sadece beleşe getirilebilecek kuaför randevularının söz konusu olduğu akrabaların düğün zamanlarında yaşadım :)) Bi de hijyen konusu beni de hep düşündürmüştür :)

iki dirhem bi çekirdek dedi ki...

bursada nerde arkadaşınız?

neval dedi ki...

A.D.B.G.; hoşgeldin
onlar saçlarınla uğraşırken uykun da geliyordur kesin . zaten iyi kuaför bulan isim versin yahu

TAZE KAHVE;hani şu neredeyse herkese aynı modelin yapıldığı randevular değilmi ? çoğu yerde hijyen sıfır zaten

PINAR;çekirgede oturuyor canım

karabidikim dedi ki...

Vallaha bu hijyen konusunu bende düşünüyorum.Onun için özellikle manikür ve pedikürümü kendim yapıyorum.Arada kuföre gidiyorum mecburen.Ama genelde fönümüde kendim çekiyorum.Zaten benim fönüm yıkayana kadar dayanır onlarınki ertesi gün bozuluyor.Birde kuaförde fön çekilince saç çabuk yağlanıyor sebebi ise herkeze kullanılan taraklarlar tabiki.

Lila ve Mor dedi ki...

izmir'de yaşayan biri olarak seçeneklerimin daha sınırlı olduğunu tahmin edersiniz. ben de kuaför işimi memlekete saklıyorum dolayısıyla saklarımı yılda 1 kez kestirebiliyorum :) iyi dllekleriniz ve yorumunuz için teşekkürler :)
yine beklerim
sevgiler

neval dedi ki...

KARABİDİKİM;en iyisini yapıyorsunuz.fön çektirmeyeli yıllar oldu

LİLA VE MOR;izmirde hiç yok galiba.yazık
birşey değil.hoşgeldiniz