3 Ekim 2010 Pazar

zaman kıyamet zamanı


bir    zamanlar tabii bu kadar ukala değildi gençler  ;    küt pat    cevap yetiştirmezlerdi   kendinden büyüklere ;     ağızlarındaki    - kendini ezdirme sakızını-    çiğneye çiğneye        toplu taşıma araçlarına genel bir kibarlık hakimdi  ;    kimse sohbetini herkese duyurmaya çalışmaz        ayaktakiler hep genç olurdu   yer verdikleri için        annemle yazın gezmeye giderken, hiç oturduğumu hatırlamıyorum         kimsenin  dürtmesine gerek olmadan    kalkıverirdik            hem de      doğru bir şey yapmanın verdiği   o gururla



ya şimdi  ?  soruyorum kokona hanımlar ve teyzeler  ;       az daha otur diyenleri kıramayıp    dönüş saatinizi   iş çıkışına rastlatıp      bir de   size yer vermeyenlerin başında    güya ortaya çemkirmek niye ?       torununla ya da oğlunla giderken  bir yerlere     onu uyarıyormusun ki    yer vermesi için bebeli kadına   başkasından bekliyorsun ?         yoksa o işten geldiği için      çoook yorgun  mu ?


ehh        bizim yer verdiğimiz zamanlarda da         herkes işten gelirken yorgun olurdu       ne komik değil mi ?  çağımız    her şeyi kolaylaştırdı da     şu yorgunluğun çaresini      bulamadı bir türlü.        sebebi pc başında  geçirdiğimiz fuzuli zamanlar      veya      habire mesaj tıklayarak  aldığımız extra radyasyon  olabilir mi acaba ?


ayrıca ; annelerimizin gezme kriteri belliydi ;       akşam yemeği hazır olacak ,      kaçta gidersen git   eşin gelmeden evdesin             onu kapıda karşılamak saygıdandı ,      bırak karşılamayı        şimdiki hanımlar sabah ayaklarını bir zahmet   yorgandan dışarı çıkarıp     sallayarak uğurluyorlar         kıyamet zamanı  olmalı





sen vermezsen   sırma saçlı kıvırcık keline özlediği değeri, sevgiyi    veren bulunur elbet  ;    onu benden başka kim beğenir deme sakın  !        şu lafı da al,   kulağına küpe et ;      her malın vardır bir alıcısı


yaşlanan ana babanı    bakmamak için         çalışan   rolüne talipsen,          bıkmadan usanmadan huzurevi araştırıyorsan           dedeni,   ninenin coçukluğundaki yerini unutarak     gözlerindeki kırgınlığı      görmezden geliyorsan    çakma cavallini her daim takarak          çocuğunun sana aynısını yapacağını biliyorsun değil mi ?



her şey ne kadar birbirine bağlı .          şikayet ettiğimiz hususlara    biz sebep oluyoruz     kısır döngü işliyor habire 
biz    çocuğumuza acır,   yer vermeyi öğretmezsek       bize de kimse vermiyor      öğretmezsek toplum içinde davranışı ,    başkasınınki de öğretmemiş diye     kızmaya hakkımız yok        gezmelerimizi denk getirirsek iş çıkışına  ;    ayakta kaldık diye    cırlamaya hakkımız yok         eşimizi duayla uğurlamazsak kapıdan ;    akşam niye geç geldin     ya da            bu para nereye gidiyor diye şaşırmaya hakkımız yok  ana babamızı atarsak başımızdan  çocuklarımızdan farklı davranış beklemeye hakkımız yok
  


ne demiş birileri ;        al gülüm ver gülüm     ya da     ne kadar ekmek okadar köfte     hangisini seçersen artık





                                                                                                                                   resimler alıntıdır

6 yorum:

zeliha (umutsepeti) dedi ki...

Çok doğru tespitler..Ne kadar da bencilleştik artık,20 yıl öncesiyle şimdi arasında dağlaar kadar fark var..İnsan çevreye göre şekilleniyor sanırım..Galiba yaklaştı kıyamet..Bu devran böyle çok devam etmez..

yenigelinceyizi dedi ki...

öok güzel anlatmışsın yine maşallah.bi evin bereketi soruldumu erkeğinden önce kalkıp ona kahvaltısını haırladınmı demeli arkasından el sallayarak ayetel kürsileri okudunmu demeli.sonra namaz geliyor namaz kılmayan evde bereket olur mu hiç.
şöyle sabah namazına kalkacaksın üşüyerek yeleğini giyeceksin geçtinmi suyun başına ne uyku kalır ne mahmurluk olmuşsun zinde.
sonra kırıntılar var bide sofradan kalkarken toplamadığın kırıntılar.
kim bilir daha neler var ama düzelir miyiz bilmem ama parasızlıktan yakınırız

susamcorekotu dedi ki...

:))))))))))))
selam ve sevgiler

neval dedi ki...

ZELİHA; keşke daha faklı olsa her şey iyiye gitse ama böyle yazılmış kararlaştırılmış böyle olacak demekki

ASİYE;bravo bacım bu yaşta bu bilinç fatihlerin anneleri de bu biliçteydi zaten

SUSAMÇÖREKOTU;SANA DA SELAMLAR

Aysultan... dedi ki...

sen yazarsında doğru tebsit yapmazmısın hiç tebrik ederim canım,ne veriyorsak onu alıyoruz herkes kendinden başlamalı düzeltmeye yaşlısından bebesine kim olursa olsun önce empati :)

neval dedi ki...

AYSULTAN;insanın yanılmak için çok şeyden vazgeçebileceği durumlardan biri işte