17 Ekim 2010 Pazar

koş ! belki yakalarsın hayatı ucundan da olsa

ne zaman sakin sakin oturup    hayatın yanımdan sakince akışını seyredeceğim  ?   merak ederim




 herhalde  yaşlı tin tin nine olup da, yürüyemeyecek hale gelince.         o da mecburen  .   ömrümüz varsa tabii.      neval kurar    kader güler

gene koşturmacalardayım .      kuru kızım geliyor         ona  ev yemeği hazırlıyorum. minik erkekim baskette düşmüş,    kaseyi zedelemiş            ağrı azalmazsa hatta,     büyük ihtimalle okuldan gelince koştura koştura doktora götüreceğim.           iki gün önce aman bu sene ayağını çatlatmadı şükür diye aklımdan geçmemişmiydi ?          söyledim ya   ;   şom ağızlıyım.




 
ev yemeği    bilemiyorum,    ne yapsam ?            aksi gibi,  sebzeleri çiftliğe sipariş verdim   ,   gelmediler daha     o yüzden barbunyadan  başka, şansım yok gibi .       zaten ne zaman sürpriz yapsa ona denk gelir  başka yemek bilmediğimi düşünecek,      bu evin kızı olmasa.              bloglarda gezinsem değişik bir şeyler için  biliyorum;   çıkamam tez vakitte ( bu da bizim oraların lafı oluyor )             farkındamısınız ?         sesli düşünüyorum    deminden beri.




yakında blogun adını,     telaşe memuru diye değiştirebilirim.       goncamla koşturuyoruz habire. sabah koş işe   saat ikiye kadar, vaktin nasıl geçtiğini bileme.        öğlen diğer işyerine git ,  o arada mal alımı yap   ya da banka vergi vs. ıvırı zıvırı derken,   saat üçbuçuk oluveriyor            artık havlu attım;      bu sene  eve geliyorum, biraz daha erken         çalış,  çalış eve gel          her iş senin       boğaz tokluğuna kölelik işte. kandırılıyormuyum ne ?

bazıları diyorki ; neden eve kadın tutmuyorsun ?             dünyada ne olacağı belli değil asla.      elim ayağım tutamazken lazım bana kadın .         şimdi iyi kötü idare ediyorum,   şükür aç kalmıyoruz        öyle çok alengirli yemekler yapamasam da, değişik değişik pişirmeye çalışıyorum.          tamam camlarım her daim ayna gibi değil.            ama zaten kışın yağmur, kar derken, temiz de kalmıyor          kadına vereceğimi kitaba vermek daha içime siniyor sanki,



aman  ,  sakın    beni camları leş gibi,      ne bulursa pişiren ,      işleri bırakıp sadece kitap okuyan biri sanmayın . tamam kitap kurduyum ama;    yemeğimi yapmadan, evimi toparlamadan,  hatta soframı hazırlamadan       dalamam deryalara  felan





                                                                                                                     resimler netten                                                                                                                               

4 yorum:

papatya68 dedi ki...

selam
Nevalciğim sesli düşüncelerini gülümseyerek okudum tüm samimiyetinle paylaşmış olman ne güzel:)
senin işin de zormuş be gülüm Allah yardımcın olsun bence haklısın gücün yeterken kadın falan alma zaten ne kadar para versen de senin evinin işini kimse senin yaptığın gibi yapamıyor:)
tecrübe konuştu:D:)))))
sevgiyle kal

neval dedi ki...

PAPATYA68; sağolasın canım aynı senin gibi düşünüyorum kadın konusunda .

Aysultan... dedi ki...

Canım pek telaşeli bir yazı olmuş ama okuması çok keyifliydi öpüyorum seni:)

neval dedi ki...

AYSULTAN;dedim ya telaşe memuruyum